Çepni gizli dili ya da Çepni dilcesi, Çepnilerin yabancıların yanında anlaşılmamak için kendi aralarında kullandıkları gizli dildir. Konuşurları dile dilce, erniş dili, sırrî söz ve bilmece dili adlarını da verir.
Ayrı bir dil değildir. Ahmet Caferoğlu bu tür dilleri, aynı dilin gramer kurallarına bağlı kalan ve yalnızca anlaşma aracı olan "içtimaî diller" ya da "ihtiyaç dilleri" arasında sayar. Ayırt edici yanı söz varlığındadır.
Sevinçli'nin aktardığına göre konuya ilk değinen çalışma, İsmail Hakkı Akbay'ın 1935'te yayımladığı Çepniler Balıkesir'de adlı kitaptır. Akbay "Çepnilerin ayrıca lisanları vardır" diyerek sözcükleri örneklemiş, Abdülbaki Gölpınarlı 1936'da Ülkü dergisinde kitabı tanıtırken yazarı "galiba muharrir, şive, lehçe ve dili ayırdedemiyor" sözleriyle eleştirmiştir.
Dili dilbilim açısından ilk inceleyen Caferoğlu'dur. 1954'te Türkiyat Mecmuasında yayımladığı "Pallacı, Tahtacı ve Çepni Dillerine Dâir" başlıklı yazısında 58 kelime derlemiş, malzemeyi Turgutlu'nun Sarıbey köyünden Yakub Taş ile Soma'nın Ularca köyünden Cuma Yetim'den almıştır. Caferoğlu'na göre bu kelimeler, dilin kısmen Abdal dilinden yararlandığını gösterir. Aynı yazıda dört örnek cümleye de yer verilmiştir.
Turgut Akpınar Türk Kültür Tarihinden Esintiler adlı kitabında dile yer vermiş, Zeki Kaymaz 2003 tarihli Türkiye'deki Gizli Diller Üzerine Bir Araştırma adlı kitabında dile ayrı bir bölüm ayırmıştır. Efdal Sevinçli ilk derlemesini 1978'de Turgutlu'nun güneyindeki Çepnidere, Çepnibektaş, Sarıçalı ve Hamzababa köylerinde yaparak 87 sözcüğü 1979'da Dönemeç dergisinde yayımlamış, aynı köyde 2007-2008'de yinelediği çalışmasını 2009'da yayımlamıştır.
Kaymaz'a göre gizli dil üç bölgede kaydedilmiştir: Manisa'nın Turgutlu ilçesinde Çepnidere, Sarıçalı, Bektaş mahallesi ve Sarıbey ile Soma'nın Ularca, Karaçam, Arpaseki ve Taştepe köyleri, Balıkesir'in Çepni köyleri, İzmir'in Bergama ilçesinde Pınarköy, Narlıca, Tepeköy ve Yalnızev. Bu bölgelerin ağızları arasında farklar bulunmasına karşın gizli dilleri büyük ölçüde ortaktır. Yazıcı "tavuk", hersit "ekmek", faris "at" ve tunataz "kadın" üçünde de aynı anlamdadır.
Kaymaz, Karadeniz bölgesi Çepnilerinin gizli bir dil kullandığına ilişkin kayıt bulunmadığını belirtir. Ali Çelik'in Trabzon-Şalpazarı Çepni Kültürü adlı çalışmasında da bu yönde bilgi yoktur. Kaymaz bunu inanç farkına bağlar: Karadeniz Çepnileri Sünnî'dir, gizli dilin kaydedildiği köyler Alevi Çepni köyleridir.
Gizli dil, Çepnilerin yaşadığı yörelerin Türkçe ağızlarından ayrı bir konudur. Trabzon yöresinde konuşulan Çepni ağzı, Bernt Brendemoen'in sınıflandırmasında Trabzon ağzının dört alt ağzından biridir ve Şalpazarı ile Beşikdüzü ağızlarında bu ağzın özellikleri baskındır. Ağız bütün bir konuşma dilini kapsar, gizli dil ise ağzın üstünde işleyen ve sınırlı bir söz varlığına dayanan bir şifredir. İkisinin karıştırılması eski bir sorundur, Gölpınarlı'nın 1936'daki eleştirisi de bu ayrımla ilgilidir.
Sevinçli, dilin doğuşunda iki etken sayar. Çepniler yerleşik düzene geç geçtikleri için geçimlerini toprakla sağlayamamış, Alevi inanışları nedeniyle de kapalı bir toplum yapısı içinde yaşamıştır. Kaynak kişilerin verdiği gerekçe de budur: geçimlerini karşılamak ve inanışları nedeniyle korunmak. Akpınar da dilin doğuşunu Çepnilerin dinî inançlarına ve çevrelerinden gördükleri düşmanlığa bağlar.
Sevinçli, dinsel törenleri karşılayan sözcüklerin dilde yer almasını bu doğuşa bağlar. Örülü ayîn-i cemi, çülepen dedeyi karşılar.
Dilin kesin sözcük sayısı belirlenememiştir. Caferoğlu'nun 1954'teki sözlüğünde [Çep.] işaretli 58 madde, Sevinçli'nin 2009'da Caferoğlu, Akbay, Kaymaz, Akpınar ve kendi derlemelerini birleştirerek yayımladığı sözlükte 186 madde başı vardır. Sözcükler çoğunlukla yiyecekleri, araç gereçleri ve belirli gereksinimleri karşılar.
Söz varlığının bir bölümünün Anadolu ağızlarında karşılığı vardır. Bir bölümü Arapça ve Farsça kökenlidir: cedi (keçi) < Ar. cedy, feras (at) < Ar. feres, moy (su) < Ar. mâ', sitgin (bıçak) < Ar. sikkîn, narlık (ateş, güneş) < Far. nâr, hoşdur (deve) < Far. üştür. Sevinçli, Muğla yöresinin gizli dili olan Palleci diliyle karşılaştırma yapmış, mutaf ve yalım sözcüklerinin iki dilde de bulunduğunu ancak anlamlarının örtüşmediğini saptamıştır.
| Sözcük | Anlamı |
|---|---|
| boz, manış | Yabancı, Çepni olmayan |
| ceğe, cıva | Ev, çadır |
| çülepen | Dede, şeyh |
| erniş | Çepni |
| gevik | Ağız (gevikleş-: konuşmak) |
| halan- | Gelmek, girmek |
| hersit | Ekmek |
| mezle- | Yemek yemek |
| örülü | Ayîn-i cem |
| tunataz | Kadın |
| Çepni gizli dili | Türkçe karşılığı | Derleyen |
|---|---|---|
| Erniş halandı bozun yanında. | Çepni geliyor yabancının yanında. | Caferoğlu |
| Manışı paylıhlayacağım sen novarla. | Yabancıyı çalacağım sen gözetle. | Caferoğlu |
| Ferazı eyerle halanalım. | Atı eğerle gidelim. | Caferoğlu |
| Silik manışla halanıyo, fazla gevikleşmen. | Jandarma bir yabancıyla geliyor, fazla konuşmayın. | Sevinçli |
| Hökeli sitginleyip mezleyelim. | Sığırı kesip yiyelim. | Sevinçli |
| Yalazı tunataza verdim. | Tabancayı karıma verdim. | Sevinçli |
| Ali, bu gece örülü var, çülepen gelmiş. | Ali, bu gece ayîn-i cem var, dede gelmiş. | Sevinçli |
| Nar erdi. | Güneş battı, akşam oldu. | Sevinçli |
Sevinçli, 1978'deki derlemesini otuz yıl sonra yinelediğinde dilin işlevini büyük ölçüde yitirdiğini saptamıştır. Kaynak kişiler sözcüklerin çoğunu artık kullanmadıklarını söylemiş, kaynak kişilerden Ali Onuk oğlunun erniş sözcüğünün anlamını bilmediğini aktarmıştır.
Sevinçli'ye göre inanışlarını gizleme gereği duymayan Çepniler dilden hızla uzaklaşmaktadır. Bununla birlikte elli yaşın üzerindeki kuşağın dinsel törenlerini Sünnilerin yanında birbirine duyurmak için dili hâlâ kullandığını yazar.