Absisyon (Latince abscindere, "kesip ayırmak"), bitkilerde yaprak, çiçek, meyve veya diğer organların ana bitkiden kontrollü olarak ayrılması sürecidir. Bu olay, bitkinin gelişim döngüsünün doğal bir parçasıdır ve özellikle yaprak dökümü, çiçeklerin solması ve meyvelerin olgunlaşması gibi süreçlerde görülür. Absisyon, rastgele gerçekleşen bir kopma olayı değil; hücresel, moleküler ve hormonal mekanizmalar tarafından düzenlenen kontrollü bir gelişim sürecidir.
Ağaçların tamamı yaşam döngülerinin belirli dönemlerinde yaprak değişimi gerçekleştirir. Ancak yaprak dökümünün zamanı ve şekli bitki türlerine göre farklılık gösterir. Yaprak döken birçok ağaç türü, özellikle sonbahar döneminde yapraklarının büyük bölümünü kaybederken; çam, köknar, servi ve ladin gibi bazı iğne yapraklı türlerde yaprak yenilenmesi yıl boyunca devam eder.
Yaprak dökümü, yaprak sapının gövdeye bağlandığı bölgede bulunan absisyon bölgesinin gelişmesiyle başlar. Bu bölgede yer alan hücreler farklılaşır ve hücre duvarlarında meydana gelen değişiklikler sonucunda yaprak ana bitkiden ayrılır. Hücreler arasındaki bağlantıların zayıflaması, yaprağın belirli bir noktadan kontrollü şekilde kopmasını sağlar.
Absisyon sürecinin başlaması ve ilerlemesi, bitki hormonları ile hücreler arası sinyal mekanizmalarıyla denetlenir:
Bitkilerde organ ayrılması sırasında absisyon bölgesinin iki farklı hücre grubundan oluştuğu belirlenmiştir. Bunlardan biri bitki üzerinde kalan kalıntı hücreleri (REC'ler), diğeri ise ayrılan organda bulunan ayrılma hücreleri (SEC'ler) olarak tanımlanmıştır.
Ayrılma hücreleri, hücre duvarlarında özel bir lignin birikimi gerçekleştirir. Lignin, bitki hücre duvarlarına mekanik dayanıklılık sağlayan karmaşık bir polimerdir. Araştırmalar, SEC'lerde oluşan bal peteği benzeri lignin yapısının, hücre duvarı parçalanmasını belirli bir bölgede sınırlandıran mekanik bir destek görevi gördüğünü göstermiştir. Bu yapı, organ ayrılmasının kontrollü şekilde gerçekleşmesini sağlar.
Yaprak veya çiçek ayrıldıktan sonra bitki yüzeyinde oluşan açık bölgenin korunması gerekir. Absisyon sonrasında kalıntı hücreleri, yeni oluşan yüzeyi çevresel etkenlere karşı korumak için özel savunma mekanizmaları geliştirir.
Bu süreçte hücreler, patojen girişini azaltan ve yüzey bütünlüğünü sağlayan kütin ile süberin içeren koruyucu bir tabaka oluşturur. Böylece bitki, organ kaybından sonra oluşan bölgeyi enfeksiyonlara ve aşırı su kaybına karşı koruyabilir.
Yaprak dökümü, bitkilerin olumsuz çevre koşullarına uyum sağlamasında önemli bir rol oynar. Soğuk veya kurak dönemlerde yapraklarını kaybeden bitkiler, terleme yoluyla gerçekleşen su kaybını azaltır ve enerji tüketimini sınırlar. Bu nedenle absisyon, bitkilerin hayatta kalmasını destekleyen önemli bir adaptasyon mekanizmasıdır. Ayrıca enfekte olmuş veya hasar görmüş dokuların hızla uzaklaştırılması, patojenlerin sağlıklı dokulara yayılmasını engelleyen bir savunma stratejisidir.
Absisyon mekanizmasının anlaşılması, tarımsal üretimde yaprak, çiçek ve meyve döküm zamanlarının kontrol edilmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Bu mekanizmanın genetik veya kimyasal yöntemlerle düzenlenmesi; meyve dökümünün önlenmesi, mekanik hasadın kolaylaştırılması ve ürün veriminin artırılması alanlarında kullanılır.
Modern araştırmalar, absisyonun yalnızca hücre duvarlarının parçalanmasından ibaret olmadığını; farklı hücre tiplerinin koordineli çalışmasıyla gerçekleşen karmaşık bir süreç olduğunu göstermiştir. Özellikle lignin destek yapısının, IDA/HAE sinyal yollarının ve ayrılma sonrası oluşan koruyucu yüzeyin keşfi, bitkilerin organ kaybını nasıl son derece hassas biçimde yönettiğine ışık tutmuştur.