
Acil durum, hemen müdahale ya da reaksiyon gerektiren, beklenmeyen ve ciddi olay ya da durum. Tıpta yaygın olarak kullanılan bu terim, Türkçe afet yazınına 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden sonra, Dünya Bankası'nın önerisi ile girmiştir. Türkçeye, İngilizce "emergency" sözcüğünün karşılığı olarak giren ve hemen müdahale gerektiren tüm durum ve haller karşılığı olarak kullanılan emercensi sözcüğü de özellikle kimi askeri kaynaklarda kullanılmaktadır.
Yaralanma, kalp krizi, mahsur kalma, yangın, ev ve iş kazaları ya da trafik kazaları gibi birçok durum, olayın ciddiyetine göre acil durum sayılabilir ve polis, itfaiye, sağlık ekibi gibi acil durum servislerinin müdahalesini gerektirebilir.
Türkiye'de emniyet müdürlükleri, jandarma, belediyelere bağlı itfaiye teşkilatları, Sağlık Bakanlığı gibi kurumlarca kullanılan değişik acil durum telefon numaraları bulunmaktadır. Acil durum numaralarının tamamı, gerek sabit, gerek cep telefonları ve gerekse telefon kulübelerinden "ücretsiz" olarak aranabilir. Bunun yanı sıra acil durum servisleri arandığında operatör otomatik olarak arayan kişinin yerini belirler. Cep telefonları kapsama alanı dışında olduğu (çekmediği) durumlarda dahi, eğer telefonu kapsayan başka bir operatör varsa acil servis numaralarını aramak mümkündür.
Bir olayın acil durum sayılabilmesi için aşağıdaki kriterlerden birine veya daha fazlasına uyması gerekir:
Çoğu acil durum servisi insan sağlığını, hayatını ve mülkiyetini koruma konusunda hemfikir olsa da, çevresel etkiler bazı kurumlar tarafından yeterince önemli görülmemektedir. Bu durum hayvan refahı gibi alanları da kapsar; bazı acil durum kuruluşları bu unsuru, kişiye ait hayvanların tehdit altında olduğu durumlarda "mülkiyet" tanımı üzerinden değerlendirir (ancak bu yaban hayvanlarını kapsamaz). Bu durum, bazı kurumların yaban hayvanlarını veya çevreyi tehlikeye atan olaylarda "acil durum" müdahalesi başlatmadığı, bazılarının ise (deniz yaşamını tehdit eden denizdeki petrol sızıntıları gibi) bu tür olaylara müdahale ettiği anlamına gelir. İlgili kurumların tutumu, muhtemelen bölge hükûmetinin hakim görüşünü yansıtmaktadır.
Pek çok acil durum, dahil olan kişilerin hayatı için doğrudan bir tehlike oluşturur. Bu durum; kalp krizi, inme, ani kalp durması ve travma gibi tıbbi acil durumların tamamını kapsayan ve tek bir kişiyi etkileyen olaylardan; hortum, kasırga, sel, deprem, heyelan gibi doğal afetler ile koronavirüs, kolera, Ebola ve sıtma gibi hastalık salgınları gibi çok sayıda insanı etkileyen olaylara kadar çeşitlilik gösterebilir.
Çoğu kurum, insan hayatından daha önemli hiçbir şeyin olmadığı yönündeki genel düşünce ekolünü takip ederek bunları en yüksek öncelikli acil durum olarak kabul eder.
Bazı acil durumlar mutlaka yaşamı hemen tehdit etmeyebilir ancak bir kişinin veya kişilerin sağlığı ve refahı üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir (yine de bir sağlık acil durumu sonradan yaşamı tehdit eden bir boyuta ulaşabilir).
Bir sağlık acil durumunun nedenleri genellikle tıbbi acil durumlar ve doğal afetler de dahil olmak üzere yaşamı tehdit eden acil durumların nedenleriyle benzerdir ancak burada kategorize edilebilecek olay yelpazesi, yaşam için tehlike oluşturanlardan çok daha geniştir (örneğin, genellikle ölüme neden olmayan ancak kişinin düzgün bir şekilde iyileşmesi için acil müdahale gerektiren kırık uzuvlar gibi). Kalp durması gibi pek çok yaşamsal acil durum, aynı zamanda birer sağlık acil durumudur.
Bazı acil durumlar yaşamı, sağlığı veya mülkiyeti hemen tehlikeye atmaz ancak doğal çevreyi ve içinde yaşayan canlıları etkiler. Tüm kurumlar bunu gerçek bir acil durum olarak kabul etmese de, bu durumun hayvanlar ve arazinin uzun vadeli durumu üzerinde geniş kapsamlı etkileri olabilir. Orman yangınları ve denizdeki petrol sızıntıları buna örnek olarak gösterilebilir.