Aleksey Navalni | |
|---|---|
Aleksey Navalni, 2011 | |
| Doğum | 4 Haziran 1976 Butın, Rusya SFSC, SSCB |
| Ölüm | 16 Şubat 2024 (47 yaşında) Yamalo-Nenets Bölgesi Cezaevi, Rusya |
| Ölüm sebebi | Olası zehirlenme |
| Eğitim | Rusya Halkların Dostluğu Üniversitesi Rusya Federasyonu Hükümeti'ne bağlı Finans Üniversitesi |
| Uğraş | Avukat, aktivist, siyasetçi |
| Tanınma nedeni | Siyasi Aktivist |
| Boy | 187,5 cm (6 ft 2 in) |
| Siyasi parti | Geleceğin Rusyası (2013-2021)
Bağımsız (2007-2013) Yabloko (2000-2007) |
| Hareket | Rusya Ulusal Özgürlük Hareketi (2007-2011) Navalni'nin Karargahları (2017-2021) |
| İmza | |
Aleksey Anatolyeviç Navalni (Rusça: Алексе́й Анато́льевич Нава́льный; 4 Haziran 1976 - 16 Şubat 2024), Rus avukat, aktivist ve siyasetçi. 2009 yılından itibaren Rusya'da ve Rus ve uluslararası medyada yolsuzluk ve Devlet Başkanı Vladimir Putin karşıtı bir aktivist olarak ünlenmiştir. Navalni, The Wall Street Journal tarafından "Vladimir Putin'in en çok korktuğu adam" olarak tanımlanmıştır. Putin doğrudan Navalni'den ismiyle bahsetmekten kaçınmaktadır. Navalni, Rusya Muhalefet Koordinasyon Konseyi üyesi, İlerleme Partisi'nin lideri ve Yolsuzlukla Mücadele Vakfı'nın (FBK) kurucusudur. 2020'de Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi.
Navalni hayattayken dört milyonun üzerinde YouTube abonesi ve iki milyonun üzerinde Twitter takipçisi bulunmaktaydı. Bu kanallar aracılığıyla Rusya'daki yolsuzlukla ilgili materyaller yayınlamış ve siyasi gösteriler düzenlemiştir. 2011 radyo röportajında Rusya'nın iktidardaki partisi Birleşik Rusya'ya "dolandırıcı ve hırsız partisi" lakabını takmış ve bu lakap hızlıca halk nezdinde popüler olmuştur.
Navalni, Rus yetkililer tarafından birçok kez tutuklanmıştır. Biri Temmuz 2013 ve diğeri Aralık 2014'te olmak üzere iki davada zimmete para geçirmekten iki ertelenmiş hapis cezası almıştır. Her iki davanın da geniş çapta siyasi amaçlı olduğu ve gelecekteki seçimlerde aday olmasını engellemesi için açıldığı düşünülüyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarına göre, davalar Navalni'ın adil yargılanma hakkını ihlal etmiştir. Rusya merkezli Memorial İnsan Hakları Merkezi 2013 yılında Navalni'yi siyasi bir mahkûm olarak tanımlamıştır. Navalni, AİHM'de Rus yetkililer aleyhine toplam 225.000 € tutarında 6 şikayette bulunmuştur.
20 Ağustos 2020'de Navalni hastaneye kaldırıldı ve Tomsk'tan Moskova'ya bir uçuş sırasında Noviçok zehirlenmesinin ardından ciddi ama stabil bir durumda bırakıldı. Tıbbi tahliye uçuşuyla Berlin'e nakledildi ve 22 Eylül'de taburcu edildi. AB ve Birleşik Krallık, altı üst düzey Rus yetkiliye ve bir devlet kimya merkezine Navalni'ın zehirlenmesinden ötürü yaptırımlar uyguladı.
17 Ocak 2021'de Rusya'ya döndü ve ülkeye vardığında gözaltına alındı. Tutuklanması ve Putin'i yolsuzlukla suçlayan yazlık saray belgeselinin yayınlanmasının ardından ülke çapında kitlesel protestolar düzenlendi. 2 Şubat'ta ertelenen cezası hapis cezasıyla değiştirildi. Navalni, ilk mahkûmiyetinin bir sonucu olarak 2028 sonrasına kadar herhangi bir devlet başkanlığı seçimine katılmaktan men edilmiştir.
Mart 2022'de Navalni yeni bir duruşmada zimmete para geçirme ve mahkemeye itaatsizlikten suçlu bulunduktan sonra dokuz yıl daha hapis cezasına çarptırıldı; karara yaptığı itiraz reddedildi ve Haziran ayında, yüksek güvenlikli bir hapishaneye nakledildi. Ağustos 2023'te Navalni, aşırılıkçılık suçlamalarıyla ek 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Navalni, cezasının ya kendisinin ya da ülkedeki siyasi rejimin ömrü kadar uzun olduğu yorumunu yaptı. Aralık 2023'te Navalni neredeyse üç hafta boyunca hapishanede kayboldu ve ardından Yamalo-Nenets Özerk Okrugu'ndaki yeni bir hapishanede olduğu ortaya çıktı.
16 Şubat 2024'te Federal Cezaevi Servisi, Navalny'nin Batı Sibirya'daki Yamalo-Nenets hapishanesinde o sabah yürüyüş yaptıktan ve kendini iyi hissetmedikten sonra öldüğü duyuruldu. Ölümü hem Rusya'da hem de diğer çeşitli ülkelerde protestolara yol açtı. Pek çok Batılı hükûmet ve uluslararası kuruluş, onun ölümüyle bağlantılı olarak Rus yetkililere yönelik suçlamalarda bulundu. Yekaterinburg saatiyle 14:17'de öldüğü bildirildi. Hapishane açıklamasında şunlar belirtildi: "Gerekli tüm canlandırma önlemleri uygulandı ancak olumlu sonuçlar vermedi... Sağlık görevlileri mahkûmun öldüğünü doğruladı." Navalny'nin sözcüsü Kira Yarmysh, ertesi gün onun öldüğünü doğruladı. Naaşının ailesine teslim edilmesini talep etti. Ölümünden önce Navalny, hapishanedeki kötü muamele nedeniyle yetersiz beslenme ve diğer rahatsızlıklardan şikayetçi olduktan sonra bir hastanede tedavi altına alınmıştı. Cenazesi 24 Şubat 2024'te annesine teslim edildi. 27 Şubat 2024'te, Navalny'nin avukatı Vasily Dubkov, Rus yetkililerin Navalny'nin hukuk ekibine ve Yolsuzlukla Mücadele Vakfı'na yönelik devam eden baskılarının bir parçası olarak "kamu düzenini ihlal ettiği" gerekçesiyle Moskova'da kısa bir süre gözaltına alındı.
Navalni 4 temmuz 1976'da Sovyetler Birliği'nin Moskova Oblastının Odintsovsky bölgesinde doğdu. Annesi 1954 Zelenograd doğumlu Rus Lyudmila Ivanovna Navalnaya, babası da 1947 Zalissia doğumlu Anatoly Ivanovich Navalny'dir. Bundan ötürü Navalni kendisi yarı Ukraynalı yarı Rus olarak tanımlamıştır. Medya tarafından kendisine daha çok hangi kimliğinin ağır bastığı sorulduğunda ise bu sorunun "Anneni mi yoksa babanı mı daha fazla seviyorsun" sorusuna benzediğini belirtmiştir.
Navalni çocukluğunun önemli bir kısmını Moskova'ya 100 kilometre uzaklıktaki Obninsk, Kaluga Oblastında geçirmekle beraber yazları 8 yaşına kadar babasının ailesiyle Zalissia'da geçirmiştir. Baba tarafıyla geçirdiği bu dönem Ukraynacayı öğrenmesine yardımcı olmuştur. Ailesi 1994'ten beri bir sepet dokuma fabrikası işletmektedir.
Navalni Kalininets ortaokulundan 1993'de mezun oldu. 1998 senesinde Rusya Halkların Dostluğu Üniversitesi'nden hukuk diplomasını aldı. Ardından Rusya Federasyonu Hükûmeti'ne bağlı Finans Üniversitesi'nde menkul kıymetler konusunda eğitim aldı. 2010 senesinde Garri Kasparov, Yevgeniya Albats ve Sergey Gurlev'in önerisiyle Yale Üniversitesi'ne burslu olarak gitti.
1998'den itibaren Navalni çeşitli Rus şirketleri için avukat olarak çalıştı. 2009 senesinde ise Kirov oblastında kayıtlı bir avukat oldu. 2010'da Moskova'ya taşınmasından ötürü Kirov oblastındaki kaydı düştü ve Moskova oblastı barosuna kaydoldu. 2013'de Kirovles davasından ötürü avukat kaydı düşmüştür.
2000 senesinde Duma seçimleri için geçerli olan seçim barajının yükseltilmesi üzerine Navalni Rus Birleşik Demokrat Partisine (Yabloko) katıldı. Navalni'ye göre göre geçirilen bu kanun Yabloko ve Sağ Güçler Birliği'nin aleyhine geçirilmiş olsa da kendi ifadesiyle "iki hareketin de büyük hayranı" değildi. 2001 senesinde parti üyesi olarak kaydoldu. Aralık 2003'de olacak seçimler için Moskova'da çalışmalar yaptı. Nisan 2004'de Navalni Yabloko'nun Moskova kolunun başına geçti ve 2007'ye kadar bu görevi üstlendi. Ayrıca 2004 yılında, partinin Moskova şubesinin başkan yardımcısı oldu. 2006'dan 2007'ye kadar ise partinin Federal Konseyi üyesiydi. 2005 Ağustos'ta Navalni Merkez İdari Okrugu Sosyal konseyine seçildi. Kasım ayında genç siyasetçilerin yürütme süreçlerine katılmasını teşvik eden çeşitli çalışmalara katıldı. Aynı zamanda "DA!" adı verilen bir gençlik hareketinin kuruculuğunu yaptı. Bu hareket Yabloko ve diğer siyasi partilerden bağımsızdı. Bu hareket içerisinde Navalni çeşitli projeler ortaya koydu. Bu projelerden biri olan siyasi münazaralar medya nezdinden oldukça popüler olmuştur. Navalni Rus devletine ait olan TV Center kanalı aracılığıyla bu münazaraları yayınlatıp oldukça yüksek reytinglere ulaşsa da, bu programlar sebep belirtmeden iptal edilmiştir. Navalni'ye göre bunun sebebi otorite sahiplerinin belirli insanların televizyona çıkmasını istememesinden kaynaklıydı.
2006'nın sonlarına doğru Navalni Moskova belediyesinden milliyetçi yürüme eylemine izin vermesini istemekle beraber Yabloko'nun "tüm etnik, ırksal veya zenofobik" eylemlere karşı olduğunu ve polisin "tüm faşistlere Nazilere ve zenofobik gösterilere" müdahil olması gerektiğini belirtmiştir.
Aralık 2007'de Yabloko Rus Duma seçimlerinde sadece %1.6 oy alarak seçimleri kaybetmiştir. Bunun üzerine parti bürosunda yapılan bir görüşmede seçimlerdeki başarısızlıkları sebep olarak göstererek partiyi reforme etmek ve yönetimi değiştirmek gerektiğini savunmuştur. Yaptığı bu konuşmada partinin üst kademesindekilerin yaklaşık %70'inin istifasını talep etmiştir. Seçim sonuçlarına ilişkin "Yabloko bu seçimleri tamamen kaybetmiştir... Bu mevzu sadece oyları saymaktan ibaret değil. Seçimler adaletsiz ve hileliydi lakin bundan sonraki seçimler daha da az adil olacak. Çünkü seçimler sadece Grigory Yavlinsky'nin televizyonda yayınlanmasından ibaret olmamalı. Herkes katılım sağlayabilmeli. Bu Kasparov ve Ryzhkov'un da aynı yayına katılabilme hakkının olması gerektiği anlamına geliyor. Ben Yabloko'nun bir tarikata dönüşmesinden ötürü başarısız olduğunu iddia ediyorum. Herkesten demokrat olmasını istiyoruz ama kendimiz demokrat olamıyoruz... Sonuçlar kötüleştikçe var olan liderliğin gücü artıyor" ifadelerini kullanmıştı. Bu ifadeler ve milliyetçi eylemlere izin verilmesi talebi yüzünden Yabloko'dan ihraç edilmiştir. Rus muhalefet lideri Ilya Yashin'e göre Navalni'nin ihraç edilmesinin asıl sebebi parti lideri Grigory Yavlinski'ye karşı çıkmasıdır.
2011'de gerçekleşen parlamento seçimlerinin tartışmalı olması üzerinde yaklaşık 6.000 kişi seçimleri protesto etmek üzere Moskova'da toplanmış ve Navalni'ye göre bunlardan 300'e yakını tutuklanmıştır. Navalni'nin kendisi de 5 Aralıkta tutuklanmış, ardından da devlet görevlisine karşı çıkma suçlamasından 15 gün ceza almıştır. Echo of Moscow adındaki radyo istasyonunun baş editörü Alexei Venediktov bu tutuklamayı siyasi bir hata olarak tanımlayıp Navalni'yi bir şey yapmadan lider haline getirdiğini öne sürmüştür. Tutuklanmasından sonra Navalni bloğunu İngilizce dilinde de yazmaya başlamıştı. Navalni tutukluluk süresinde Ilya Yashin ve Sergei Udaltsov gibi başka siyasi aktivistlerle aynı yerde bulunmuştur. 20 Aralık 2011'de salınmasının üzerine Navalni Ruslara Putin'e karşı 2012 seçimlerinde birlik olma çağrısında bulundu.
Salınmasının ardından Navalni seçimlere girmeme kararını Rusya'da adil seçimler olmamasından kaynaklandığını lakin adil ve özgür bir ortam olması durumunda aday olacağını belirtti. 24 Aralık 2011'de 50.000 kişinin olduğu bir protestoya liderlik etti. Yaptığı konuşmada "Burada Kremlin'i devirecek kadar insan görüyorum!" dedi.
Mart 2012'de Putin'in seçilmesinin ardından 14 ila 20 bin insandan oluşan bir Putin karşıtı gösterinin organize edilmesinde katkılarda bulundu. Gösterinin ardından Navalni polisler tarafından gözaltına alındı ve birkaç saat sonra salındı. Putin'in başkanlık makamına geçmesinden sonra Navalni, Putin karşıtı bir gösteri yapmaktan ötürü tutuklandı ve 15 günlük hapis cezası aldı. Uluslararası Af Örgütü Navalni'yi düşünce mahkûmu olarak tanımıştır. Temmuz ayında Moskova savcıları Navalni'nin evine, ofisine ve akrabalarından birinin evine 12 saatlik bir arama yapmıştır. Bunun ardından Navalni'nin kişisel mailleri hükûmet destekçisi blogçular tarafından paylaşılmıştır.
Haziran 2012'de Navalni'nin arkadaşlarının yeni bir parti kuracağı açıklansa da Navalni bu partiye şimdilik dahil olmayacağını belirtti. Temmuz ayında "Halkın İttifakı" adı altında parti için başvuruda bulunuldu. Parti kendini merkeziyetçi olarak açıklasa da partinin o dönemki liderlerinden biri ve Navalni'nin müttefiklerinden biri olan Vladimir Ashurkov bu tanımın sebebinin daha geniş bir kümeye hitap edebilmek olduğunu belirtti. Navalni siyasi parti fikrinin geçmişte kaldığını ve bu harekete katılmasının partinin işleyişini zorlaştıracağını belirtti. Yine de bu partinin kurulmasına onay verdi ve işleyişi üzerine parti liderleriyle konuştu. Parti liderleri de aynı zamanda Navalni'yi bu parti yapısında görmek istediklerini belirttiler. Aralık 2012'de partiye açıktan desteğini ilan etse de hakkındaki davalardan ötürü partiye katılamayacağını belirtti.
Nisan 2013'de Halkın İttifakı resmi kayıt için başvuruda bulunsa da devlet tarafından parti kaydı reddedildi. 5 Temmuz 2013'de çeşitli haber kaynaklarına göre dokümanları tam olmasına rağmen tekrar parti kaydı reddedildi. Yerel seçimlerin ardından Navalni partiye katılacağını ve bir ihtimal liderlik edeceğini ilan etti. 17 Kasım 2013'de partinin lideri seçildi. 8 Ocak 2014'de parti kaydedilebilmek için bir kere daha başvuruda bulundu. 20 Ocakta iki partinin aynı adı taşıyamaması gerekçesiyle partinin kaydı askıya alında. 8 Şubat 2014'de Navalni'nin partisi ismini "İlerleme Partisi" olarak değiştirdi ve parti resmi olarak sisteme girildi.
1 Şubat 2015'de yapılan parti toplantısında Navalni tüm Rusya'da çalışacaklarını şu sözlerle ilan etti: "Diğer muhalefet partilerinin çalışmadığı yerlerde çalışmaya hazırız. Kırım'da bile çalışabiliriz". 28 Nisan 2015'de yeterince bölgesel kol kuramamaları gerekçesiyle iptal edilse de alınan bu karar AİHM'e götürüldü.
Navalni 3 Haziran'da belediye başkanlığı için adaylığını açıkladı. Resmi olarak aday olmak için ya yetmiş bin Moskovalının imzasına ya da kayıtlı bir parti tarafından önerilip 110 farklı bölgeden toplamda 110 belediye meclis üyesinin imzasına ihtiyacı vardı. Navalny RPR-PARNAS desteği ile aday olma kararı aldı. 17 Temmuzda Navalny Moskova belediye seçimleri için altı adaydan biri olarak kaydedildi. 18 Temmuzda ise 2012'den beri sürmekte olan yolsuzluk davasından ötürü beş senelik hapis cezası aldı. Bunun üzerine seçimlerden çekildi ve boykot çağrısında bulundu. Savcılık bunun üzerine kararın öncesinde verilen şartları göz önüne alındığında kefalet karşılığında hapisten salınmasını ve yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti. Savcılığın ifadesine göre Navalni bir belediye başkan adayıydı ve dolayısıyla bu yasaklar seçimin adil olmasına engel teşkil ederdi. Hapisten salınmasının ardından seçimde aday olmaya devam edeceğini ilan etti. Washington Post alınan bu kararın seçimin daha meşru gözükmesi için yapıldığını iddia etmiştir.
Navalni'nin seçim süresince topladığı bağışlar toplamda 103.4 milyon ruble olmakla beraber bunun 97.3 milyonu Rusya'da daha önce görülmemiş bir şekilde bireysel seçmenler tarafından bağışlanmıştır. Bu başarının sebebi olarak seçim kampanyasının 20.000 gönüllü tarafından aktif bir şekilde yürütülmesi çeşitli medya ajansları tarafından öne sürülmüştür. The New Yorker gazetesi Navalni'nin hapisten salınmasından seçim kampanyasının sonuna kadarki tüm süreci "mucize" olarak tanımlamıştır.
Seçim öncesinde yapılan anketlerin çoğu Navalni'nin rakibi Sobyanin'in seçimleri %58 ile %64 arasında bir oyla kazanacağını, Navalni'nin %15 ila %20 arasında kalacağı ve toplam katılımın yüzde 45-52 arasında olacağını tahmin etmiştir. Kesinleşen sonuçlar ise Navalni'nin oyların yüzde 27sini aldığını ortaya koymuştur ki bu 2011 senesinde en büyük ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci partilerin adaylarından daha yüksek bir orana tekabül etmektedir. Navalni eğitim seviyesinin daha yüksek olduğu yerlerde daha yüksek oy almıştır. Kazanan Sobyanin oyların %51'îni alırken genel katılım yüzde 32'de kalmıştır.

Belediye seçimlerinin ardından Navalni'ye RPR-PARNAS'ın dördüncü eş başkanı olması için bir teklifte bulunuldu. 14 Kasım 2014'de RPR-PARNAS daha Avrupa eğilimli bir koalisyon için vaktin geldiğini belirtti, Navalni'nin partisinin bu koalisyonun olası üyelerinden biri olacağı bekleniyordu lakin hakkında devam eden davalardan ötürü bu fikre sıcak bakmadığını belirtti.
27 Şubat 2015'de partinin kurulmasına istinaden ilk açıklamayı yapan isimlerden biri olan Boris Nemtsov öldürüldü. Navalni bu cinayet öncesinde olası bir ittifaka katılmaya soğuk baksa da cinayetin ardından sürece katılma kararı aldı. Yapılan ittifak antlaşmasında RPR-PARNAS çatı parti olarak koalisyondaki aktörlerin adaylıkları için alan sağlayacaktı.
5 Temmuz 2015'de Kasyanov RPR-PARNAS'ın lideri olarak seçildi ve partinin ismi PARNAS olarak değiştirildi. Koalisyon dört bölgede kayıt olabilmek için gerekli imzaları dört bölgede topladığını iddia etse de aynı zamanda bir bölgede kötü niyetli aktörlerin imzalara ve kişisel verilere müdahil olduğunu ifade ederek o bölgede kayıt girişiminde bulunmaktan çekilmiştir. Diğer bölgelerde sunulan imzalar ise bölgesel seçim komisyonları tarafından reddedilmiştir. Bunun üzerine Rusya Merkez Seçim Komisyonu'na şikayette bulunulmuş ve koalisyonun başvurulan üç bölgenin birinde seçime girmesine izin verilmiştir.
Navalni kendine olan desteğin artmasıyla beraber 16 Aralık 2016'da başkan adayı olduğunu açıkladı; lakin 8 Şubat 2017'de 2013'de aldığı iptal edilen beş senelik cezasına tekrar çaptırıldı. Bu ceza geçerli olduğu sürece Navalni'nin başkan adayı olmasına engel olacaktı. Bunun üzerine Navalni' AİHM kuralları çerçevesinde bu cezanın iptali için başvuruda bulunacağını ve yargı kararlarından bağımsız olarak seçim kampanyasını devam ettireceğini açıkladı. Freedom House ve The Economist'e göre Navalni 2018 seçimlerine giderken Vladimir Putin'e karşı en iddialı adaydı. Navalni mart ayında Rusya'nın çeşitli şehirlerinde yolsuzluk karşıtı gösteriler düzenledi. 95'i Rusya'da dördü de yurtdışında bulunan toplam 99 şehirde gösteriler yapıldı.

Navalni 27 Nisan 2017'de Yolsuzlukla Mücadele Vakfı'nın önünde kimliği belirsiz kişiler tarafından zelyonka adı verilen kimyasal ile saldırıya uğradı. Bu saldırının sonucunda sağ gözünde yüzde seksen oranında görme kaybına uğradı. Navalni Kremlin'i bu saldırının ardında olmakla suçladı.
Yasadışı protestolar organize etmekten dolayı tutuklandı ve 30 günlük hapis cezasında çarptırıldı lakin hapiste 25 gün geçirdikten sonra 27 Temmuz 2017'de hapisten çıktı.
Eylül 2017'de İnsan Hakları İzleme Örgütü Rus polisini Navalni'nin seçim kampanyasına müdahil olmakla suçladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Avrupa ve Orta Asya direktörü olan Hugh Williamson "Navalny'nin kampanyasına yönelik taciz ve yıldırma örüntüsü inkâr edilemez" ifadesini kullandı. 21 Eylülde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Rus yetkilileri Navalni'nin yolsuzluk davası hakkında konuşmaya çağırdı ve Navalni'nin seçimlere girebilmesinin yolunun açılması için çağrıda bulundu.

Navalni 2 Ekim 2017'de yetkililere karşı protesto çağrısında bulunduğu için yirmi gün hapis cezasına çarptırıldı.
Aralık 2017'de Rusya Merkez Seçim Komisyonu yolsuzluk iddialarından ötürü Navalni'nin başkanlık yarışına katılmasını yasakladı. Avrupa birliği bu durumun seçimlerin güvenilirliğine dair şüphe uyandırdığını ifade etti. Alınan kararın üzere Navalni "milyonlarca Rus'un temsiliyetinin engellenmesini" sebep olarak göstererek seçimleri boykot etme çağrısında bulundu. 3 Ocakta alınan karara itiraz etse de Rusya Anayasa Mahkemesi itirazını reddetti.
Navalni 28 Ocak 2018'de boykot çağrısında bulunmak maksadıyla yapılan protestolara liderlik etti, aynı gün tutuklandı ve yargılanmak üzere salındı. OVD-Info'ya göre bu protestolarla ilişkili toplamda 257 kişi tutuklandı. Navalni polise itaatsizlik ile suçlandı ve 15 Mayısta 30 gün hapis cezasına çarptırıldı. Salınmasının ardından yasadışı gösteriler yapma sebebiyle tekrar tutuklandı ve yirmi gün hapis cezasına çarptırıldı.
2019 Moskova Şehir Meclisi seçimlerinde Navalni seçimlere girmesine izin verilmeyen adayları destekledi ve bu adayların aday olabilmesi için protestolar düzenledi. Temmuz 2019'da Navalni önce 10, sonrasında da 30 gün olmak üzere toplam 40 gün tutuklandı. 28 Temmuzda gözü ve cildinin aldığı hasar yüzünden hastaneye kaldırıldı. Bunun ne kadar hükûmet yanlısı kaynaklar tarafından alerjiden ötürü kaynaklandığı iddia edilse de çeşitli uzmanlar kimyasal saldırıya uğradığını iddia etmiştir. Yapılan itirazlara rağmen 29 Temmuz 2019'da tekrar hapse götürüldü. Alınan kararı protesto eden Navalni destekçileri ve gazeteciler polis tarafından saldırıya uğradı ve tutuklandılar. Buna cevaben Navalni yeni bir stratejik oy verme süreci başlattığını açıkladı.
Navalni 1 Temmuz 2020'de gerçekleşecek olan anayasa referandumuna karşı çıktı ve yapılan teklifi "darbe" ve "anayasa ihlali olarak tanımladı. Aynı zamanda yapılan değişikliklerin Vladimir Putin'in ömür boyu başkan olmasına yol açacağını belirtti. Anayasa referandumunun %78.56 ile geçmesi üzerine sonuçların çarpıtıldığını ve halkın isteklerini yansıtmadığını belirtti. Anayasa değişikliklerinin sonucu olarak Vladimir Putin'in 2036'ya kadar aday olmasının yolu açıldı ve ailenin sadece bir kadın ve bir erkek arasında olabileceği tanımı anayasaya girdi.
2008'de Navalni beş büyük Rus benzin ve gaz şirketinin işleyişini halka açık hale getirmek maksadıyla 3000.000 ruble değerinde hisse senedi satın aldı. 2010'da Transneft'in dört milyar dolar değerinde yolsuzluk yaptığını yayınladı. Aralık ayında RosPil adı verilen küçük seviye yolsuzlukları ortaya çıkarma maksatlı bir proje açıkladı. Bu projenin amacı tüm dokümanların internet ortamına yüklenmesi gerektiğini belirten kanunu kullanarak yolsuzlukları görünür kılmaktı.
Mayıs 2011'de Navalni RosYama adı verilen bir proje ile yollardaki çukurların şikayet edilmesini ve devletin bu şikayetlere verdiği cevabı değerlendirmesini sağlayan bir uygulama çıkardı. Ağustos ayında ise Macar ve Rus hükûmetleri arasındaki bir emlak anlaşmasını ortaya çıkarttı. Sunulan belgelere göre Macaristan eski bir elçilik binasını Viktor Vekselberg adı verilen birine 21 milyon dolar karşılığında satmış, sonrasında da bahsedilen şahıs aynı mülkü Rusya'ya 116 milyon dolar karşılığında devretmişti. Mülkün gerçek değerinin 52 milyon dolar olduğu ortaya çıkarılması satış sürecindeki düzensizlikler bir yolsuzluk olduğunu gösteriyordu. Konuyla alakalı üç Macar yetkili şubat 2011'de tutuklandı.
Navalni Yolsuzlukla Mücadele Vakfı'nın kurucularından biridir.

Şubat 2012'de Navalni Rus Federal Hükûmeti'nin Ramazan Kadirov'un Çeçenistan İçişleri bakanlığına aktardığı paranın hukuka aykırı bir şekilde kullanıldığını ifade etti.
2017'de Dmitri Medvedev'in yolsuzluk yaptığına dair çeşitli iddialarda bulundu. Yetkililer suç kaydından ötürü Navalni'nin iddialarını görmezden gelse de Rusya'nın çeşitli yerlerinde insanlar protestolarda bulundu. Moskova polisine göre 500 insan tutuklandı lakin insan hakları örgütü OVD-INFO'ya göre Navalni dahil olmak üzere sadece Moskova'da 1030 insan tutuklandı. 27 Martta yasadışı protesto yapmak suçundan 20.000 ruble para cezasına ve göz altına alınmaya direnme suçundan 15 gün hapis cezasına çaprıtıldı.
Rusya'ya dönmesi üzerine Rus yetkililer tarafından tutuklanmasından iki gün sonra 19 Ocak 2021'de Vladimir Putin'i yolsuzluk yaparak Gelendzhik'de kendine bir yazlık malikane inşa etmekle suçladı. Navalni'ye göre malikanenin kapsadığı arazi Monako'nun 39 katıydı ve inşaatı 100 milyar ruble civarında tutmuştu. Yaptığı videoda bu malikanenin inşası için gereken yolsuzluk ağını anlatan Navalni aynı zamanda Putin'in metreslerinin de bu malikaneyi kullandığını belirtti. Bahsedilen video bir günden kısa sürede 20 milyon görüntülenmeye ulaştı ve bir haftada 92 milyon izlendi. Kremlin videodaki iddiaları reddetti.
30 Temmuz 2012'de Navalni'ye yolsuzluk yapması iddiasıyla dava açıldı. İddialara göre 2009 senesinde vali Nikita Belykh'in danışmanı olarak çalışırken Kirov Oblastında devlete ait Kirovles şirketinden kereste çalmıştı. Bu konuyla alakalı açılan önceki davalar kanıt yetersizliğinden kapanmış ve Navalni'ye sadece Moskova'dan ayrılmama uyarısı verilmişti.
Navalni hakkında yapılan iddiaları temelsiz olmakla itham etti ve yetkililerin Rusya ve uluslararası topluluğun tutumunu test etmeye çalıştığını söyledi. Bu dava süreci seçim sürecine denk gelse de Navalni iktidara muhalefet etmeye devam etti.
17 Nisan 2013'de Kirovles davası sonuçlandı ve Navalni yolsuzluk suçundan beş sene hapis cezası aldı. Kararın açıklanmasının ardından iddia makamı hükmün geçerli olabilmesi için üst mahkemeye gitmesi gerektiğini söyleyerek kendi istediği hapis cezasını geciktirme talebinde bulundu. 16 Ekim 2013'de bu karar askıya alındı fakat karar üst mahkeme tarafından tekrar yargılanmaya alındı ve tekrar beş sene ceza verildi. AİHM yargı sürecinin taraflı yürütüldüğünü belirtti ve Rus hükûmetini 56,000 euro tazminat cezasına çarptırdı.
Yves Rocher'in Vostok kolu, Navalni ve kardeşini dolandırıcılık ve para aklama suçuyla itham etti. Bu dava sürecinden kaynaklı olarak Navalni 28 Şubat 2014'de ev hapsi cezasına çarptırıldı; ailesi, avukatları ve dedektifler dışında insanlarla görüşmesine yasak getirildi. Bu yasak aynı zamanda Navalni'nin interneti kullanmasını da yasaklıyordu. Navalni bu yasağa rağmen sosyal medya paylaşımlarına devam etti. 13 Martta LiveJournal üzerinden yayınladığı blog hakkında suç iddiaları bulunması sebebiyle yasaklandı.
Navalni hakkındaki iddiaları reddetse de 3.5 sene askıya alınmış hapis cezasına çarptırıldı. AİHM yargı sürecini adaletsiz bulduğundan ötürü Rusya'ya 76 bin euro tazminat cezası verdi ve kararın iptal edilmesi talebinde bulundu.
20 Ağustos 2020'de Navalni Tomsk'tan Moskova'ya giderken rahatsızlandı ve uçağın acil iniş yapmasıyla hastaneye kaldırıldı. Uçuş sırasında sağlık durumunun hızlı bir şekilde kötüleştiği ve video kayıtlarında aniden bağırmaya başladığı kaydedildi. Daha sonra yaptığı açıklamalarda Navalni acı çektiğinden değil, öldüğünü bildiğinden ötürü bağırdığını ifade etmiştir. Navalni'nin sözcüsü Kira Yarmysh, Navalni'nin o gün çay dışında bir şey tüketmediğini ve çayına katılan bir toksin aracılığıyla zehirlendiğini iddia etmiştir. Kaldırıldığı hastanedeki çalışanlar ilk ifadelerinde Navalni'nin zehirlendiğini iddiasını doğrulasa da sonrasında konu hakkında açıklama yapmayı reddetmişlerdir.
Navalni'nin durumundan ötürü Berlin'de bulunan Charité hastanesinde tedavi görebilmesi için Almanya'dan uçak kaldırıldı. Tomsk'taki doktorlar Navalni'nin yolculuk etmesini sağlık durumundan ötürü ilk başta reddetseler de sonrasında Berlin'e geçmesine izin verdiler. 24 Ağustosta Almanya'daki doktorlar Navalni'nin Noviçok ile zehirlendiğini doğruladı. 23 Eylülde Navalni durumunun iyileşmesi ile taburcu edildi. 6 Ekimde OPCW Navalni'nin kan ve idrar örneklerinde Noviçok bulunduğuna dair kanıtları doğruladı.
14 Aralıkta The Insider, Bellingcat, CNN ve Der Spiegel'in yaptığı ortak araştırma Rusya Federal Güvenlik Servisi'nin bu suikast girişiminde bulunduğunu iddia etti. Yapılan araştırma Federal Güvenlik Servisi'ne bağlı kimyasal silahlar konusunda uzmanlaşan bir grubun telekom ve yolculuk verilerini takip ederek Navalni'yi 3 senedir takip ettiklerini ortaya koydu. Bunun üzerine Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri üst düzey Rus yetkililere yaptırımlarda bulundu.
İyileşmesinin ardından17 Ocak 2021'de Navalni Almanya'dan Rusya'ya giden DP936 PNR numaralı Podeba havayolları uçuşuna bindi. Moskova Vnukovo havalimanına inmesi planlanan uçak Sheremetyevo Uluslararası havalimanına yönlendirildi. Pasaport kontrolü sırasında Navalni gözaltına alındı. Devlet yetkilileri bunun Navalni mahkemeye çıkana dek süreceğini belirtti.
2 Şubat 2021'de Navalni'nin 3.5 senelik askıya alınmış hapis kararı ev hapsinde geçirdiği süre düşülerek 2.5 senelik bir ceza olarak uygulanmaya karar verildi. Kararın açıklanmasından sonra Rusya'nın çeşitli yerlerinde protestolar gerçekleşti ve Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa ve çeşitli Avrupa Birliği ülkeleri bu kararı kınadı. AİHM 16 Şubat 2021'de Navalni'nin hayati tehdidi bulunmasından ötürü acilen salınması gerektiğine dair karar aldı. Konuyla alakalı Moskova mahkemesi AİHM kararını ve Navalni'nin temyiz başvurusunu reddetti.

Navalni 28 Şubat 2021'de Pokrov'da bulunan bir hapishaneye götürüldü. Mart ayında Navalni yetkililerin uyumasını bilinçli olarak engelleyerek işkence bulunduğuna dair şikayette bulundu. Navalni'nin avukatı Navalni'nin omurgasında ve bacaklarında his kaybı oluştuğunu belirtse de hapishane yetkilileri sağlığının yerinde olduğunu belirtti. 31 Mart 2021'de Navalni yeterli sağlık hizmeti alana kadar açlık grevinde bulunacağını açıkladı. 6 Nisan 2021'de içinde Navalni'nin kişisel doktorunun da bulunduğu altı kişi Navalni ile görüşmek için geldikleri hapishanede tutuklandı. Uluslararası Af Örgütü genel sekreteri Agnès Callamard Putin'in Navalni'yi hapiste öldürmeyi amaçladığını belirtti.
17 Nisan 2021'de Navalni'nin acil sağlık hizmeti alması gerekmesiyle Navalni'nin kişisel doktoru dahil olmak üzere dört doktor hapishaneye başvuruda bulundu. Navalni'nin doktorlarının iddiası elde ettikleri verilere göre Navalni'nin ciddi bir böbrek rahatsızlığı geçirdiği ve acilen müdahil olunması gerektiğiydi. 19 Nisan 2021'de Navalni Vitamin tedavisi görmek üzere hastaneye kaldırıldı. Bunun üzerine Navalni taleplerinin kısmen karşılanması sebebiyle açlık grevini bıraktığını açıkladı.
Hapiste kaldığı süre boyunca sürekli hücre hapsi dahil olmak üzere sert cezalara maruz bırakılmıştır.
Navalny'nin ekibi, 22 Aralık 2021'de Ukrayna ile savaşı başlatan Ruslar, özellikle de Aleksandr Boroday hakkında bir araştırma yayınladı ve sıradan Ruslara Ukrayna'ya karşı savaşmamaları çağrısında bulundu.

16 Şubat 2024'de hapishane yetkilileri Navalni'nin sabah yaptığı yürüyüşten sonra iyi hissetmediğini ve hücresine geçmesinden sonra öldüğünü açıkladı. Naaşı ilk başta ailesine verilmese de 24 Şubat 2024'de annesine verildi. Ölümünün ardından Navalni'nin avukatları ve Yolsuzlukla Mücadele Vakfı'nın çeşitli yetkilileri tutuklandı.
| Bir Rus'un biyografisi ile ilgili bu madde taslak seviyesindedir. Madde içeriğini genişleterek Vikipedi'ye katkı sağlayabilirsiniz. |