Bipolar bozukluk

Bipolar bozukluk veya İki uçlu duygudurum bozukluğu belli bir düzeni olmayan ve sürekli tekrar eden depresif veyahut manik seyirler de ilerleyen ve bu dönemler dahilinde kişinin tamamıyla sağlıklı bir duygudurum (Ötimik) vaziyetine de girebildiği, kronik olarak tekrarlayan bir duygudurum bozukluğudur. Yaşanan bu iki dönemin ortak özelliği, kişilerin duygudurumunda olağan seyrinden farklı özellikte ve süreklilik arz eden bir yaşantısı olmasıdır. Bu farklılıklar depresif dönemde yaşanan hüzünlü, özgüveni düşük ruh halindeki artış (disfori) ve bununla birlikte manik dönem olarak nitelendirilen neşedeki artıştır (öfori).

Belirtileri

"Melankoli maniye evrilirken" resim altı yazısı barındıran, 1858 tarihli bir taşbasma. Geçmişte, bipolar bozukluk hastaları akıl hastanelerine sevk olunabilmekteydi.

Mani, bipolar bozukluğun tanımlayıcı özelliklerinden biridir ve farklı şiddet düzeylerinde gerçekleşebilir. Hipomani olarak adlandırılan orta düzey şiddetteki mani içinde bulunan bireyler zinde ve kolaylıkla heyecanlanabilmekte (uyarılgan) olup; genellikle yüksek seviyeli bir üretkenlik içerisindedirler. Hipomani ilerlemesi halinde, hasta bireyler birden değişiveren (Ing. erratic) ve fevri davranışlar gösterebilir. Bu hasta bireyler, geleceğe dair sıklıkla kötü kararlar alabilmektedir gerçekçi olmayan geleceğe dair düşünceler geliştirmekten ötürü ve daha az uyumaktadırlar. Mani bireyler, ekstrem durumlarda, psikoza uzanacak boyutta halüsinasyonlar görebilir, var olmayan sesler duymaya başlayabilir veya evrene-çevresine dair kuruntulu ya da çarpık inanışlar geliştirebilir. Bir mani dönemi (Ing. episode) ardından genellikle bir depresif dönem tecrübe edilir. Mani ya da hipomani döneminden depresif döneme ve tam tersi, geçişten sorumlu biyolojik mekanizmalar, günümüzde bütünüyle keşfedilememiştir.

Mani dönemi

Mani, hayatın akışına aykırı bir anormallik gösterecek şekilde en az bir hafta süresince 'yükselen' duygudurumu tecrübe edilmesi olarak tanımlanabilir. Bu duygudurumu, öforiden (yerinde duramama, zindelik hissiyatı, mutluluktan uçma vb.) deliryuma (bilincin ve algının kaybolması hali, hezeyan vb.) uzanan bir yelpaze içindedir.

Hipomani veya mani tecrübe eden bir bireyin, sıralanan şu davranışların en az üçünü göstermesi beklenir: konuşma baskısı (kesintisiz ve hızlı konuşmak), kısa dikkat süresi, 'racing thoughts', hedefler belirleme eyleminde artış, ajitasyon; hiperseksüalite veya aşırı maddi harcama yapmak gibi tepisel (impulsif), yüksek riskli davranışlar geliştirme.

Bir bireyin mani dönemi tecrübe ediyor olup olmadığına dair kesin kanaat, bu davranışların ancak, hasta bireyin sosyal veya iş hayatini sekteye uğratması halinde getirilmektedir. Bu dönem rahatsizligina müdahil olunmadığı takdirde, bir mani dönemi genellikle üç ila altı ay süresince devam eder.

Hipomani veya mani bireylerde uyku ihtiyacının azalması, muhakemenin zayıflaması, çok hızlı ve abartılı konuşulmaya başlanması gözlemlenebilir. Mani bireylerde, bir "kendi kendini tedavi etme yöntemi" maksatlı, yıllarca sürdürülmüş bir madde bağımlılığı geçmişine rastlanabilir. Bu dönemde, birey kendisinin durdurulamaz olduğunu hissedebilir; "seçilmiş bir kişi" ve bir "özel görev"le yükümlü olduğunu düşünmeye başlayabilir ya da büyüklenmeci-delüzyonal fikirlere sahip hale gelebilir. Bu duygudurumu hali, saldırgan davranışlara dönüşebilir ve kimi zaman bireyin bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatılı tedavi görmeye mecbur bırakılmasına yol açabilir. Mani belirtilerinin şiddet düzeyi, Young Mani Derecelendirme Ölçeği gibi ölçeklerle ölçülendirilmeye çalışılabilir; fakat, bu tip ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik düzeyi günümüzde araştırma konusudur.[1] 16 Mayıs 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Bir mani ya da depresif dönem başlangıcı habercisi çoğunlukla uyku bozukluklarıdır 28 Mart 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. Mani döneminden üç hafta öncesine kadar duygudurum değişimleri, psikomotor ajitasyon ve beslenme düzeninde değişme ve anksiyetede artış gerçekleşebilir.

Hipomani dönemi

Hipomani, bir seviye düşük şiddette mani olarak tarif edilebilir. Hipomani, maninin tüm semptomlarını en az dört gün tecrübe edilmesi olarak kavramsallaştırılmıştır. Lakin, bu tecrübeler, sosyal veya iş hayatında bireyin kabiliyetlerini önemli ölçüde olumsuzlaştırmaz; delüzyon ya da varsanı (halüsinasyon) psikozlarını barındırmaz ve bireyin, ruh-sinir hastalıkları hastanesinde müşahede altında bulundurulmasini gerektirmez. Aksine, hipomani dönemlerinde bireyin genel faal halleri güçlenebilir; bu durum, kimi araştırmacılar tarafından bir savunma mekanizmasi olarak değerlendirilmiştir. Hipomani dönemleri nadiren maniye evilir. Hipomani tecrübe eden kimi bireylerde yaratıcılık artışı rapor edilmişken ; kimilerinde asabiyet artışı veya muhakame zayıflaması gözlemlenmiştir.

Hipomani, kimi bireylerde olumlu hisler yaratabilmektedir; fakat, bu dönemi tecrübe etmiş birçok bireyin rapor edilmiş beyanına göre, tecrübe beklentisinin oluşturduğu stres çokca sancılı bulunmuştur. Hipomani dönemindeki bipolar bozukluk hastaları, kendilerine ait eylemlerin, kendi etrafında olan bireyler üzerindeki etkilerini fark edememek veya bu etkileri unutmak eğiliminde istemdışı bulunabilir. Hasta bireyin aile üyeleri ya da arkadaşları, bireyin duygudurumu çalkantılarını gözlemleyebilmesine karşın, genellikle, birey bu çalkantılı sürecin farkında olmaz. 'Hipomanik bir eylem', depresif bir dönem ile takip edilmediğinde veya duygudurum çalkantılarının kontrol-disi, aniden değişebilen olmadığı hallerde, genellikle birey ve çevresi icin sorun yaratıcı olarak görülmez. dönem semptomları, genellikle birkaç hafta ila ay arası kadar surer.

Depresif dönem

Bipolar bozukluğun depresif dönem semptomları şunlardır: üzüntü, öfke ve alınganlık duygularının direşken olması, zevk alınan aktivitelere ilgisizleşme/kayıtsızlaşma, aşırı ya da yersiz suçluluk hissi, umutsuzluk, çokca ya da çok az uyumak, istah ve/veya kiloda değişimler, bitkinlik, zihinsel odaklanmada zorlanma, kendinden nefret etme veyahut değersizlik hissiyatı, ölümü sıkça düşünmek ve intihar fikrine kapılmak/planını yapmak. Ağır vakalarda, birey psikoz semptomları gösterebilir. Bu ağır vaka, 'psikoz özellikleri gösteren ağır bipolar bozukluk' olarak da adlandırılmaktadır. Bu semptomlar, delüzyon ve halüsinasyondur. Bir depresif dönem, en az iki hafta sürmektedir; müdahil olunmadığı takdirde intihar ile neticelenebilir.

Rahatsızlığın ortaya çıkış yaşı azaldıkça, rahatsızlık dönemlerinin ilk birkaçının depresif dönem olma ihtimali artmaktadır. Bipolar bozukluk teşhisinde en az bir dönem mani ya da hipomani tecrübesi rapor edilmesine gerek duyulduğu icin, birçok bireye istemeyerek majör depresif bozukluk tanısı konmakta ve birey, reçete edilen antidepresanlar ile hatalı şekilde tedavi edilmeye çalışılmaktadır.

'Melancholy' isimli W. Bagg tarafından, Hugh Welch Diamond cekilmis bir fotoğrafin cizilmis resmi.

Karışık afektif dönem

Bipolar bozuklukta, 'karışık afektif dönem', mani ve depresif dönem semptomlarının aynı anda gerçekleşmesi halidir. Karışık dönem, depresif duygudurumuna, duygu çalkantılarının ve içtepisel kontrolün azalmasının eşlik etmesinden ötürü intihar riskinin nispeten yüksek olduğu bir dönemdir. Bu dönemde, karışık olmayan mani veya depresif dönemlere gore anksiyete bozukluğu eşzamanli hastalık olarak daha sık belirir. Madde ve/veya alkol bağımlılığı da bu dönemdeki eğilimlere eşlik edebilir.

Alakalı unsur ve durumlar

Bipolar bozukluğa, teşhis kıstasları olarak değerlendirilmeyen klinik haller eşlik edebilir. Örneğin yetişkin hastalarda, genellikle, kognitif (bilişsel, algısal) süreç ve kabiliyetlerde değişimler gözlemlenebilir. Bunlar arasında dikkat ila zihinsel yürütücü işlevlerde ve hafızada zayıflama sayılabilir. Kimi bilimsel araştırmalar, bipolar bozukluk ile yaratıcılık arasında dikkate değer bir doğru orantı olduğunu rapor etmiştir. Bipolar bozukluk hastaları, iliskilerini surdurmekte zorluk yasayabilirler. Bipolar bozukluk teşhisi konulmuş bireylerin çocukluk döneminde rapor edilmiş öncül ve alakalı rahatsızlıklar olabilir: bunlar arasında duygudurum anomalileri, majör depresif bozukluk dönemleri ve dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu sayılabilir.

Eșlik eden unsur ve durumlar

Bipolar bozukluk teşhisi, hastalık ile eș zamanlı gerçekleşebilir kimi diğer psikiyatrik haller sebebiyle kolay olmayabilir; bu haller arasında: obsesif kompulsif bozukluk, madde bağımlılığı, yeme bozuklukları, dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, premenstrüel sendrom ve panik bozukluk belirtilebilir. Semptom ve dönemlerin uzun soluklu ve dikkatli analizi, mümkün ise bireyin aile fertleri ve arkadaş çevresi ile de iletişim halinde olunarak, eşlik eden diğer rahatsızlıkların var olduğu bipolar bozukluk vakalarında, uygun bir tedavi planı oluşturulması için çok önemlidir.

Mani teşhisi konulan bir kadını gösteren 1892 tarihli bir taşbasma.

Nedenleri

Bipolar bozukluğa yol açan mekanizmalar kesin olarak bilinmemektedir ve bireyden bireye farklılık gösterebilir. Hastalığın oluşma riskini %60-80 bandında genetik etmenlerin oluşturduğu düşünülmektedir. Bipolar spektrumunda kalıtsallık oranı 0.71 olarak tahmin edilmektedir. I. tip bipolar bozukluğa ait konkordans oranları, modern araştırmalarda, tek yumurta ikizleri icin mütemadiyen %40 oraninda tespit ediliyorken, bu oran çift yumurta ikizleri için %5 civarında bulunagelmektedir. I. ila II. tip bipolar bozukluk ve siklotimik bozukluk kombinasyonu tecrübe eden çift ve tek yumurta ikizlerinde de, bir önceki çalışma sonucuna benzer olarak, ilgili oran sırasıyla %42 ve %11 olarak not edilmiştir. Unipolar bozukluğa ait kondordans oranlarını araştıran bir diğer bilimsel çalışmada, bu oran tek yumurta ikizleri icin %67 rapor edilmişken; çift yumurta ikizleri icin %19 olarak öne sürülmüştür. Yukarıdaki araştırmaların tümünde, çift yumurta ikizlerine ait konkordans oranlarının nispeten düşük olması, hastalık oluşumu üzerinde aile ve çevre etkisinin kısıtlı olduğu çıkarımını önermektedir; fakat, bu tip araştırmaların doğası itibarıyla dar kapsamlı örneklemlemelere dayanıyor olması, bu önermenin kesin ispatını zorlaştırmaktadır.

Genetik

Kimi davranışsal genetik araştırması, pek çok kromozom bölgesinin ve aday genin, her biri hafif veya orta etkili olmak üzere, bipolar bozukluk yatkınlığı ile etkileşimde bulunduğunu önermiştir. Bir araştırmada, bipolar bozukluk riskinin, bipolar bozukluk tecrübe etmiş bireylerin birinci dereceden yakınlarında, toplum ortalamasına nispeten yaklaşık on kat yüksek olduğu bildirilmiştir. Ayrıca, aynı çalışmada, majör depresif bozukluk riskinin de aynı gruplar için üç kat yüksek olduğu belirtilmiştir.

Maniye dair ilk genetik bağlantı sonucunun 1969 senesinde keşfedilmesine karșın, günümüze kadarki araştırma sonuçları birbirini değillemektedir. Bu yazının yazıldığı ana değinki en kapsamlı ve en son genom çapında ilişkilendirme çalışması herhangi tek bir lokusun bipolar bozukluktan sorumlu olduğuna dair bir sonuca ulașamamıştır.

BDNF, dopamin reseptörü D4, d-aminoasit oksidaz ve TPH1'nin polimorfizmleri, sıkça bipolar bozukluk ile ilintilendirilmiş ve ilk zamanlarda geçmiş-verilerin analizi ile ispat edildiğine kanaat getirilmiş; fakat, ilgili testlerdeki birtakım doğrulamaların üzerine, bu grup gen ve bipolar bozukluğun ilintili oluşuna dair kesin yargı geri çekilmiştir. Buna karşın, yeni bir çalışmada, TPH1'deki iki farklı polimorfizmin, bipolar bozukluk ile ilintili olduğu gözlemi rapor edilmiştir.

Çevresel

Çevresel etmenler bipolar bozukluk oluşumu ve sürecinde önemlidir ve bireyin psikososyal özelikleri bireyin genetik nizamı ile etkileşebilir. Yakın zamanda vuku bulan hadiseler ve bireyler arası ilişkiler de, bipolar bozukluk dönemlerinin oluşumu ve tekrar edişinde, unipolar bozuklukta olduğu gibi bir ihtimalle etkili olabilir.

Nörolojik

Nispeten daha az etkili olsa da, bipolar bozukluk ya da benzeri rahatsızlıklar, devamda aktarılan nörolojik durum veya yaralanmalar sonucu ortaya çıkabilir: inme, travmatik beyin yaralanması, HIV enfeksiyonu, multipl skleroz, porfiria ve ender olarak temporal lob epilepsisi.

Tedavisi

Tedavi edilmediği durumda ağır bir seyir izleyebilen bir psikiyatrik rahatsızlıktır.

Bipolar Bozukluk bazı kişilerde mevsimsel bir dalgalanma gösterir. Sonbahar ve kış, depresif durumun, ilkbahar aylarıysa manik atakların gözlendiği aylardır. Daha nadir olarak tam tersi de gözlenebilir.

Duygudurumların yoğunluğu ve süresi kişiden kişiye büyük ölçüde değişir.

Bipolar bozukluk üç ilaç sınıfıyla tedavi edilir; ruh hali stabilizatörleri, antipsikotikler ve antidepresanlar. Çoğunlukla tedavi duygu durum dengeleyicisi ilaçlar ve psikoterapiden oluşur. İlaçlar birincil tedaviyken, hastanın geçmiş devrelerin yarattığı kişisel ve sosyal zararları anlaması ve kabul etmesine yardımcı olmada ve gelecekte yaşayabilecekleriyle daha iyi başa çıkabilmesinde psikoterapi önemli bir rol oynar. Yineleyen hastalık dönemleri (mani, depresyon, hipomani gibi) nedeniyle duygudurum dengeleyici ilaçların doktor kontrolünde uzun yıllar alınması gerekebilir.

Bipolar bozukluk genellikle ilaç ile tedavi edilmektedir. Psikiyatristler ve pratisyen hekimler genel olarak bipolar bozukluk semptomlarını azalmak için etkin ilaç tedavisini tercih ederler. Doktorunuz ile sürekli iletişimde kalmak, doktorunuzun söylediklerini harfiyen uygulamanız hastalığın tedavisinde önemli bir yere sahiptir. Bipolar bozukluk rahatsızlığı boyunca toplum hayatına uyum sağlamak, insanlardan uzak durmamak oldukça önemlidir. Hastalığın tedavisi ilaç kullanımı ile yapılıyor olsa da psikolojik rahatsızlıklarda moralin yeri unutulmamalı, bipolar bozukluğu bulunan kişinin morali yüksek tutulmalıdır.

Tedavi sonrası

İlaçla tedavi, hastalığın kontrol altına alınması içindir. Kişi, bir psikiyatrist doktor ve psikolog yardımıyla, depresyon eğilimlerine karşı bir savunma geliştirmelidir. Yine de manik ataklar önlense bile, kişide genel bir durgunluk gözlenebilir. Kişi, bu eğilime karşı da hazırlıklı olmalı, yoğun depresif süreçlerde gerektiğinde müdahale edilmelidir.

Dış bağlantılar

Ayrıca bakınız


Uses material from the Wikipedia article Bipolar bozukluk, released under the CC BY-SA 3.0 license.