Parazit bitki, besin gereksinimlerinin bir kısmını ya da tamamını başka bir canlı bitkiden karşılayan bitkilerdir. Tohumlu bitkilerin (angiospermler) yaklaşık %1'ini oluştururlar ve neredeyse her biyomda bulunurlar. Tüm parazit bitkiler, haustoryum adı verilen özel bir organ geliştirir. Bu yapı, konak bitkinin dokularına girerek onun iletim sistemine - ksilem, floem ya da her ikisine birden - bağlanır. Örneğin Striga veya Rhinanthus gibi türler yalnızca ksileme bağlanır ve bu nedenle “ksilem parazitleri” ya da “su ve mineral emici parazitler” olarak bilinir. Buna karşılık Cuscuta (küsküt) ve Orobanche cinsinin bazı üyeleri hem ksileme hem floeme bağlanarak konağın hem su-mineral hem de karbon ve şeker gibi organik bileşenlerini emebilir. Bu sayede parazit bitkiler, konaklarından su, azot, karbon ve/veya şeker gibi çeşitli kaynakları çekip kullanabilirler.
Emeç denilen uzantıları ile üzerinde yaşadığı bitkinin odun borularından sadece su ve inorganik tuzları alır ve bunları kullanarak kendisi fotosentez yapar. Yani yaşamının devamlılığı için sadece bitkiye ihtiyacı yoktur, kendi donanımını da kullanmak zorundadır. Bu özelliğinden dolayı yarı parazit olarak isimlendirilirler. Ökse otu örnek olarak verilebilir.
Kloroplastları bulunmadığı için üzerinde yaşadığı canlının soymuk borularından organik besin, su ve mineral ihtiyaçlarını da ksilemden(odun borusu) sağlar. Bu işlemi emmeçlerini borulara uzatarak gerçekleştirir. Bütün ihtiyaçlarını kendisi dışındaki bitkiden sağladığından yaşamını devam ettirebilmek için bu bitkilere muhtaçtır. Bu nedenle tam parazit olarak adlandırılırlar.Cinsaçı bu tip parazitlere örnektir.