Eyyûbîler

Eyyûbîler
الأيوبيون
el-Eyyûbiyyûn
1171-1260/1341
Selahaddin Eyyubi'nin 1193'teki ölümü sırasında Eyyûbî Sultanlığı'nın siyasi alt bölümlerini ve şehirlerini gösteren harita. Özellikle Yemen ve Batı Arabistan'daki sınırlar yaklaşık olarak verilmiştir.
Selahaddin Eyyubi'nin 1193'teki ölümü sırasında Eyyûbî Sultanlığı'nın siyasi alt bölümlerini ve şehirlerini gösteren harita. Özellikle Yemen ve Batı Arabistan'daki sınırlar yaklaşık olarak verilmiştir.
TürEgemen devlet
(1171-1260)
BaşkentKahire
(1171-1174; 1218-1250)
Şam
(1174-1218)
Halep
(1250-1260)
Hama
(1341 yılına kadar)
Yaygın dil(ler)
  • Arapça (çoğunluk, yönetim, bilim, şiir ve para dili)
  • Kürtçe (iktidardaki ailenin ana dili)
  • Farsça (bazı sultanlar tarafından konuşulur)
  • Türkçe
Resmî din
Sünni İslam
HükûmetAbbâsî Hâlifeliği altında Sultanlık (prenslik konfederasyonu)
Sultan 
• 1174-1193
Selahaddin Eyyubi (ilk)
• 1193-1198
Aziz Osman
• 1198–1200
Mansur
• 1200-1218
I. Âdil
• 1218-1238
Kâmil
• 1238-1240
II. Âdil
• 1240-1249
Sâlih Necmeddin
• 1249-1250
Muazzam Turanşah
• 1250-1254
Eşref Musa (son)
Tarihçe 
• Kuruluşu
1171
• Dağılışı
1260/1341
Yüzölçümü
y. 11902.000.000 km2
y. 12001.700.000 km2
Nüfus
• 12. yüzyıl
7.200.000
Para birimiDinar, dirhem
Öncüller
Ardıllar
Fâtımîler
Zengîler
Kudüs Krallığı
Gürcistan Krallığı
Ahlatşahlar Beyliği
Artuklu Beyliği
Memlûk Devleti
Resûlîler
Hasankeyf Emirliği
Hoy Hanlığı
Şirvan beyliği
Kilis Emirliği
Suveydi Emirliği

Eyyûbîler, Eyyûbîler Devleti veya Eyyûbî Sultanlığı (Arapça: الأيّوبيّون, Eyyûbîyûn; Kürtçe: ئەیووبییەکان, Dewleta Eyûbiyan), Zengî Devleti'nin komutanı ve daha sonradan Fâtımî Devleti'nin veziri olan Selahaddin Eyyubi'nin 1171 yılında kurduğu Eyyûbî Hanedanı'nın Mısır ve Suriye'de egemen olduğu Sünni Müslüman bir devlettir.

Onomastik ve kültürel kimlik

Nüfusunun çoğunu Kürtler ve Arapların oluşturduğu Eyyûbîler Devleti, topraklarını Hicaz'a ek olarak, Levant bölgesinin çoğunu kapsayacak şekilde, Mısır sınırlarının ötesine hızla genişletti. Yemen, Kuzey Nübye, Trablusgarp, Sirenayka, Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Irak'a hükmetti. İslam dünyasının iki önemli kutsal şehri olan Mekke ve Medine'yi de elinde bulunduran devlet, "iki kutsal caminin hizmetkârı" ünvanına sahip oldu ve bu ünvan, bizzat devletin kurucusu Selahaddin Eyyubi tarafından da kullanıldı.

Kudüs'ün, Haçlıların 1099 yılında şehri ele geçirmelerinden 88 yıl sonra Selahaddin komutasındaki Eyyûbîler tarafından geri alınmasından dolayı Selahaddin, bugün başta saltanat sürmüş olduğu birçok ülkede ulusal bir kahraman olarak anılmaktadır. Günümüzde, saltanatının birer parçası olmuş olan Mısır, Suriye, Filistin, Ürdün, Yemen ve doğum yeri olan Irak, devletin ulusal arması olan hanedan kartalını kendi armalarında bulundurmaktadırlar.

Adlandırma

Orta Çağ İslam coğrafyasındaki farklı tarih yazımlarında devlete dair çeşitli isimlendirmeler kullanılmıştır. Ailenin kökenine atfen bazı dönemsel Arap kroniklerinde ve yerel yazmalarda "Kürtlerin devleti" (Arapça: دولة الأکراد, romanize: Dawlat al-Akrād) tabirini kullanır. Nitekim devletin uluslararası diplomasisinde, kitabelerinde ve bastırılan sikkelerinde etnik bir isimlendirme yerine, siyasi meşruiyeti vurgulayan "el-Devletü's-Salâhiyye" (Selahaddin'in Devleti) veya doğrudan "el-Devletü'l-Eyyûbiyye" tabirleri merkeze alınmıştır. Eyyûbî hükümdarları, egemenlik alameti olarak Arap geleneğine ait "emir" veya yerel unvanlar yerine, kökeni Arapça olan ve Gazneliler'e Abbasi halifesi tarafından verilen sonra İslam devletlerince yaygınlaşan bağımsız askerî gücün sembolü olan "sultan" (es-Sultanü'n-Nâsır) unvanını resmi devlet kimliği ve adlandırması olarak benimsemişlerdir.

Hanedanın etnik ve devlet yapısı

Devletin kurucusu olan Selahaddin Eyyubi, Tikrit'te doğmuştur. Eyyubi hanedanının etnik kökeni, modern tarihçiler arasında kesin bir uzlaşıya varılamamış, son derece karmaşık bir tartışma konusudur. Orta Çağ İslam dünyasında aidiyetler kan bağından ziyade "Ümmet" (dini bağ) ve siyasi sadakat üzerinden tanımlandığı için, hanedanın kökenine dair güncel literatürdeki iddialar üç ana eksende toplanmaktadır:

1. Arap kökeni iddiası: Eyyubi ailesinin mensup olduğu Revvâdîler aşiretinin, aslında 758 yılında Abbâsîler tarafından sınır güvenliği için Basra'dan alınarak Azerbaycan'a yerleştirilen Yemenli Arap "Ezd" kabilesine (Revvad bin Müsenna el–Ezdî) dayandığı savunulur. İbn Haldun gibi tarihçiler, ailenin kökenini bu Arap kabilesine dayandırır ve zamanla yerel halkla karıştıklarını ifade eder.

2. Kürt kökeni iddiası: Selahaddin'in babası Necmeddin Eyyûb'un, bir Kürt hanedanlığı olan Şeddâdîler'in hüküm sürdüğü Divin bölgesinde doğması bu tezin temelidir. Orta Çağ biyografi yazarı İbn Hallikân, Eyyubi ailesini Kürt kökenli Revvâdîler aşiretine bağlar ve babası Şâdi'nin (veya Şâzi) etrafında ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Ecdenakan köyünden geldiğini belirtir.

3. Türk kökeni iddiası: Ailenin biyolojik kökeni (Arap veya yerel Kafkas kavmi) ne olursa olsun, Divin ve Azerbaycan havalisi 11. yüzyıldan itibaren yoğun bir Türkmen iskanına sahne olmuştur. Ailenin Büyük Selçuklu Devleti hiyerarşisinde üst düzey askeri bir unvan olan "Şahne" (komutan/askeri vali) olarak görev yapması ve hanedan üyelerine Tuğtekin gibi tamamen Türkçe isimler vermesi, ailenin Türkleştiği veya en başından beri Türk olup, askeri aristokrasisine de mensup olduğu şeklinde değerlendirilmektedir.

Etnik belirsizliğin nedeni ve modern milliyetçilik etkisi

Akademik tarihçilikte Eyyubilerin kökeninin kesin olarak ispatlanamamasının temel nedeni, 12. yüzyılda bugünkü anlamda bir "ulus-devlet" veya "etnik milliyetçilik" algısının bulunmamasıdır. Hanedanların kimliği kan bağıyla değil; ordularının dili, idari teşkilatları ve kurumsal aidiyetleriyle ölçülmekteydi. Modern dönemde Selahaddin Eyyubi'nin etnik kökeni üzerinden yürütülen şiddetli tartışmaların, tarihsel bir gerçekliği aydınlatmaktan ziyade; 19. ve 20. yüzyılda Ortadoğu'da inşa edilen modern Arap, Kürt ve Türk milliyetçiliklerinin kendilerine tarihsel bir meşruiyet ve "kurucu kahraman" bulma çabasından kaynaklandığı kabul edilmektedir.

Eyyûbîlerde siyasi meşruiyet ve liyakat esası

Eyyûbî devlet yapısında taht veraseti, sadece hanedan kanına dayalı klasik bir monarşiden ziyade, askeri liyakat ve güçlü emirlerin onayıyla şekillenen "prinsipatus" (birinci prens) modeline dayanmaktaydı. Devletin kurucusu Selahaddin Eyyûbi'den itibaren, bir hükümdarın meşruiyeti sadece soyuna değil, İslam dünyasını Haçlılara karşı koruma yeteneğine ve ordunun (memlük emirlerinin) sadakatine bağlıydı. Askeri Şura ve Emirlerin Rolü Eyyûbîlerde sultanın ölümünden sonra yerine geçecek kişi belirlenirken, ordunun bel kemiğini oluşturan ve çoğunluğu Türklerden oluşan üst düzey emirlerin kararı belirleyici olmuştur. Örneğin, Selahaddin'in ölümünden sonra oğulları arasındaki taht kavgalarında liyakat ve askerî güç ön plana çıkmış, nihayetinde devletin başına hanedanın en yetenekli askeri lideri olarak görülen kardeşi I. Adil geçmiştir. Bu durum, katı bir veraset sisteminden ziyade, devletin bekasını koruyacak "en ehil" liderin seçilmesi geleneğini göstermektedir. Memlûk Sistemine Geçiş Eyyûbî yönetim anlayışındaki bu liyakat temelli askeri bürokrasi, devletin etnik kimliğinden ziyade askeri profesyonelliğini öne çıkarmıştır. Özellikle Salih Eyyûb döneminde ordunun tamamen profesyonel Türk Memlûklerden kurulması, hükümdarın meşruiyetini bu askeri sınıfın rızasına bağlamıştır. Bu siyasi kültür, 1250 yılında hanedan devamlılığı gözetilmeksizin, liyakat ve güç sahibi Türk komutanların (Aybek, Baybars vb.) yönetimi doğrudan devralmasıyla sonuçlanmış ve Memlûk Sultanlığı'na zemin hazırlamıştır.

İdari yapı, askerî devamlılık ve memlûk geçişi

Eyyûbî Devleti'nin kurumsal kimliği ve idari yapısı, etnik tartışmaların ötesinde doğrudan doğruya Büyük Selçuklu ve Zengi devlet aklının Ortadoğu'daki yansımasıdır. Selahaddin Eyyubi'nin Mısır ve Suriye'de kurduğu sistem, yeni bir idari model yaratmaktan ziyade, Selçukluların "İkta" (toprak dirlik) sistemi ile askeri "Atabeylik" kurumlarının başarılı bir şekilde sürdürülmesine dayanmaktadır. Bu kurumsal devamlılık, devletin en büyük askeri başarılarında da kendini gösterir. Haçlılara karşı kazanılan Hıttin Muharebesi ve Kudüs'ün fethi gibi kritik askerî harekâtlarda, ordunun sevk ve idaresi ağırlıklı olarak Selahaddin'in etrafında kenetlenmiş olan Muzaffereddin Gökböri gibi Türk emirlerin (komutanların) elindeydi. Askeri hiyerarşinin ve savaş taktiklerinin (Turan taktiği, atlı okçuluk) bozkır geleneğine dayanması, Eyyûbî askeri oligarşisinin kültürel aidiyetini yansıtmaktadır. Devletin Türk-İslam askeri ve siyasi karakterine sahip olduğunun tarihsel süreçteki en büyük ispatı ise hanedanın çöküş sürecinde yaşanmıştır. 13. yüzyılın ortalarında Eyyûbî hanedanı zayıfladığında, devlet dışarıdan bir işgalle yıkılmamış; devletin ve ordunun asıl sahibi konumundaki Kıpçak ve Oğuz kökenli Memlûk (Kölemen) emirleri (Aybek, Baybars, Kutuz) yönetime doğrudan el koyarak idareyi devralmıştır. Modern tarihçilikte Eyyûbîlerden Memlûklere geçiş süreci, bir devletin yıkılıp başka bir milletin devlet kurması olarak değil; aynı Türk-İslam askeri elitinin (askerî oligarşinin) kendi içindeki bir hanedan değişikliği olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla Eyyûbî Sultanlığı, bölgede Selçuklular ile başlayan ve Memlûkler ile zirveye ulaşan kesintisiz Türk hakimiyetinin çok önemli bir geçiş halkasıdır.

Saray kültürü, dil ve ideolojik miras

Eyyûbî Devleti'nin saray kültürü ve dil yapısı, klasik Orta Çağ Türk-İslam devletlerindeki "Kılıç Ehli" (Erbâb-ı Seyf) ve "Kalem Ehli" (Erbâb-ı Kalem) ayrımının tipik bir yansımasıdır. Devletin resmi bürokrasisinde, diplomasi yazışmalarında, bilim, din ve edebiyat alanlarında dönemin "lingua franca"sı (ortak iletişim dili) olan Arapça kullanılmıştır. Bu nedenle devletin arşivi ve edebi eserleri büyük oranda Arapçadır. Ancak bu bürokratik dil tercihi, devletin yönetici zümresinin kültürel kimliğini tek başına tanımlamaz. Devletin asıl güç merkezi olan askeri oligarşi, emirler (komutanlar) ve yönetici hanedan üyeleri arasındaki günlük iletişim ve komuta dili ağırlıklı olarak Türkçe (özellikle Kıpçak ve Oğuz lehçeleri) olmuştur. Saraydaki bu çift dilli yapı (bürokraside Arapça, orduda ve saray elitinde Türkçe), Eyyûbîlerin kendilerinden önceki Selçuklu ve çağdaşları olan Memlûk saraylarıyla birebir aynı sosyolojik özellikleri taşıdığını göstermektedir. İdeolojik olarak ise Eyyûbîler, kendilerini yeni ve bağımsız bir etnik oluşum olarak değil; Nureddin Mahmud Zengi'nin başlattığı, Haçlılara ve Şii Fâtımî idaresine karşı yürütülen "Sünni İslam'ı koruma ve birleştirme" misyonunun doğrudan vârisi olarak konumlandırmışlardır. Selahaddin Eyyubi'nin Mısır'da Şii Fatımi hilafetini yıkarak Sünniliği yeniden tesis etmesi ve bölgede sayısız Sünni medrese inşa etmesi, Selçuklu veziri Nizamülmülk'ün başlattığı Sünni eğitim (Nizamiye) politikasının Eyyubiler eliyle Suriye ve Mısır'a taşınması olarak değerlendirilir.

Siyasi tarih

Selahaddin Eyyubi'nin Mısır’ı fethi ve Bâtınîlerin etrafa yayılması

Fâtımîler'in son halifesi olan El-Âdıd li-Dinillâh'ın 1171 tarihinde vefatı üzerine Şâfiî olan Selahaddin Eyyübi Mısır'a yerleşti. Bunun üzerine 278 sene süren Mısır Şiiliğinin tarihe karışması neticesinde Mısır Şia Batınilik mensupları da çeşitli ülkelere dağılmak zorunda kaldılar. Böylece, Sultan Selahaddin Eyyubi'nin baskısından bunalan Batınilik dâîleri bu yeni bağımsızlığına kavuşan bölgelere göç ettiler.

1157 yılında Büyük Selçuklular'ın sonu olarak kabul edilen Sultan Sencer'in evlât bırakmadan ölmesi üzerine Selçuklu valileri Horasan, Irak-ı Acem, Kirman, Halep, Şam ve Anadolu Selçuklu Sultanlığı şubeleri oluşturdukları gibi Benî Artıklar, Elgarzîler, Musul ve Halep Atabeylikleri isimleri altında bağımsızlıklarını ilân ettiler.

Selahaddin Eyyubi ve Haçlılar

1171'de Fatımilere son veren Selahaddin Eyyûbî, Mısır'da hutbeyi yeniden Abbasi halifesi adına okutmuş ve Mısır'da Sünnîliği yeniden başlatmıştır. 1174'te kendi adına hutbe okutarak devletin başına geçti. İlk iş olarak Zengiler'i kendi topraklarına bağladı. Suriye, Filistin, Hicaz, Ürdün, Yemen, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni egemenliği altına aldı. 1177 yılında Montgisard Muharebesi'nde Kudüs Kralı IV. Baudouin'e yenildi.

Selahaddin Eyyubi, Haçlılarla uzun süren mücadeleler yaptı. 1187 yılında Kudüs Kralı Lüzinyanlı Guy'ın ordusu ile yaptığı Hıttin Muharebesi'nde Haçlı ordusunu yenerek ve Kudüs'ü alarak tekrar İslamiyet'e kazandırdı. Fetihten sonra katliam beklentisi içinde olan gayrimüslimlere gösterdiği engin hoşgörü ve benzeri insanî özellikler ile büyük takdir kazandı. İslam dünyasında bir efsane hâline geldi. 1188 yılında Selahaddin, Antakya Prensliği'ne (Haçlı Kontluğu) karşı sefere çıktı. Bu bölgede birçok kaleyi ele geçirdi.

Kudüs'ün Müslümanların eline geçmesinin ardından, 1189 yılı başlarında Üçüncü Haçlı Seferi, Papa tarafından başlatıldı. Bu sefere, daha önce Hittin Savaşı'na katılan Haçlılardan başka İngiliz, Fransız, Alman ve Sicilya içinde olduğu devletlerin oluşturduğu donanmaları ve kara kuvvetleri Haçlılara katıldılar. Selahaddin bütün Müslümanlardan yardım istedi, fakat çok azı bu yardıma cevap verdi. Artık her iki tarafın askerleri de savaşın bitmesini istiyorlardı. Bunun üzerine anlaşmaya karar verildi. 2 Eylül 1192 tarihinden geçerli olmak üzere üç yıl sekiz ay karada ve denizde geçerli olacak bir anlaşma imzalandı.

Bu anlaşma ile Yafa ile Sur arasındaki dar sahil şeridi Haçlılar'ın elinde kalıyor, diğer fethedilen yerler Müslümanların oluyordu. Bu zaman zarfında Orta Doğu'daki Haçlı varlığının belini kırmış, onu asla eski gücüne kavuşamayacağı hale getirmişti.

Sultan Selahaddin, 4 Mart 1193 günü Şam'da öldü. Ölümü üzerine dört oğlu kendi aralarında mücadeleye başladı. Selahaddin Eyyubi, bütün bu işlerin dışında Haşhaşiler ve Batınilik meselesi ile de uğraştı.

Selahaddin Eyyubi'nin kurduğu devlet, babasının adından dolayı Eyyûbîler Devleti olarâk anıldı. Eyyûbîler Devleti'nin sınırları kısa sürede Mısır, Suriye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Arabistan'ın güneyine kadar genişledi.

Selahaddin'den sonraki Eyyubî sultanlar

Moğol istilası öncesinde devletin sınırları.

Selâhaddin Eyyubî yaşamakta iken 17 oğlundan en büyüğü Efdal'i Şam'da Suriye Eyyubî Sultanı olarak tayin etti ve Eyyubî büyük sultanı olmak için veliaht olarak seçti. Diğer oğullarına emirlikler verdi. 3-4 Mart 1193'te Sultan Selâhaddin olduğu zaman Eyyubî yüksek bürokrasisi 1186'da Selahaddin'in yaptığı görev paylaştırmasını onun mirası olarak kabul ettiler. Böylece büyük oğul olan Afdal Suriye Sultanı oldu ve Eyyubî Sultanlığı göreviyle yetkileri de verildi. İkinci oğlu Aziz Osman Mısır Sultanı ve üçüncü oğlu Zahir Gazi Halep Emiri oldu.

Afdal gayet yumuşak huylu bir kişi olduğu için yönetici emirler ve halk tarafından sevilmekte idi. Fakat tecrübesiz idi ve zayıf ve yumuşak karakterli olduğu için kendi isteklerini kabul ettirmekte güçlük çekmekte ve erkanının, özellikle Veziri olan Ziyaeddin İbnü'l-Esir'in büyük etkisi altında kalmaktaydı. Bunun için Şam'da bulunan ve ona darılan emir ve idareciler onun yanından ayrılıp diğer sultanlara, özellikle Kahir Mısır'daki Melik Azîz'e ve Halep'deki Melik Zâhir Gazi'ye bağlandılar. Mısır sultanı Azîz Şam'ı eline geçirip büyük sultan olmak amacıyla 1194'te ordusu ile Şam'a yürüdü ve şehri kuşattı. Afdal amcası olan Elcezire Emiri, Âdil'e başvurup Aziz'e karşı yardım istedi. Âdil Afdal'i Aziz'in saldırmasından kurtardı. Aziz 1195'te yeni bir saldırıya geçerek Şam'ı kuşattı ve amcası Adil yine Afdal'i kurtardı. 1196'da Aziz üçüncü bir saldırıya geçmeden Elcezire emirliğini bırakıp Mısır'a yerleşmiş Âdil ile anlaştı ve Adil Aziz ile birlikte Şam'ı kuşatıp eline geçirdiler. Melik Aziz Osman Mısır sultanı ve büyük Eyyubî hükümdarı olarak kabul edildi. Afdal Suriye tahtından indirilip küçük bir valilik olan Sarhad valiliğine gönderildi. Adil Suriye Sultanı oldu.

Eyyubiler ve Haçlı Seferleri

Ancak Eyyubiler Hanedanı sultanları Üçüncü Haçlı Seferi ve daha sonra orta-doğuya yapılan Haçlı Seferleri ile uğraşmak zorunda kaldılar. Özellikle Mısır'a Dimyat'a yönelik Beşinci Haçlı Seferi, Eyyubiler Sultanı Kamil bin Adil'in bir anlaşma ile Kudüs'u Haçlılara terk ettiği Altıncı Haçlı Seferi ve yine Mısır'a yönelik ve Dimyat'ın Haçlılara ellerine geçmesine neden olan Fransa Kralı IX. Louis Yedinci Haçlı Seferi Eyyubiler devleti ve sultanlarını çok uğraştırdı.

Eyyubiler hanedan mensupları arasındaki mücadele Mısır'da isyân çıkmasına neden oldu. Abbâsî hâlifesinin yardım amaçlı gönderdiği Memlûk askerleri yönetimi ele geçirdi. Bundan sonra İslâm Dünyası'nda Kölemenler egemen olmaya başladı.

Özellikle Yedinci Haçlı Seferi Eyyubiler Sultanı olan Salih Eyyub'un beklemediği bir şekilde gelişti. Suriye'de Haçlıları beklerken ve oğlu ve vârisi olan Muazzam Turanşah'i Mısır'dan uzaklaştırıp Elcezire valisi olarak Hasankeyf'e göndermişken beklenmedik şekilde Mısır'a yönelen ve Dimyat kalesini ellerine geçiren Haçlılara karşı direnmesi ancak kendinin köle olarak satın alıp eğitilip yetiştirilmelerini sağladığı Memluklu kölemenler ordusunun gayreti ve yetenekleri ile mümkün oldu. Zaten veremden hasta olan Sultan Salih Eyyub sedye ile getirildiği Mansuriye'de daha da hastalandı ve bacağında çıkan apse nedeniyle ameliyat olmasından sonra oldu. Varisi olan Muazzam Turanşah'a Mısır'a El Cezire'den gelmesi için haber yollandı ve o da alelacele yola çıktı.

Mısır ordusunun komutanları bu ölümü sakladılar ve Salih Eyyub'un dul karısı Şecer-üd-Dürr devlet idaresini efektif olarak eline aldı. Mısır ordusu Memluklu komutanlarının gayet büyük yetenekleri dolayısıyla Haçlı ordusu Mansura Muharebesi'nde büyük bir yenilgiye uğratıldı. Bir oyun ile Mansure içine girmelerini sağlayıp sonra onları kuşatılmaya alındı. Bu sırada Muazzam Turanşah Mısır'a yetişip Sultanlık ve Mansura'yı kuşatan Mısır ordusu komutasını üzerine almıştı. Haçlılara karşı yapılan Fariskur Muharebesi'nde Haçlılar ordusu büyük bir yenilgiye uğradı ve imha edilip ordu olmaktan çıktı. Kral IX. Louis esir alındı ve ancak gayet büyük bir meblağ altın fidye vermek suretiyle esirlikten kurtuldu. Dimyat'ı geri vererek Haçlı ordusunun kalıntıları başında Mısır'ı terk etti.

Memlukluler tarafından Eyyubiler Devleti'nin yıkılması

Muazzam Turanşah üvey annesi olan Şecer-üd-Dürr ve güçlü Memluk emirleri ile ters düştü. Memluklu askeri komutan emirler ona bir suikast uygulayarak onu öldürüp Mısır Eyyubiler hanedanının hükümdarlığına son verdiler.

Mısır'ın ve ordusunun yönetimi Salih Eyyub'un kurmuş olduğu "Bahri Memluklular" emirleri eline geçmişti. Önce Salih Eyyub'in karısı Şecer-üd-Dürr Sultan ilan edilmiş ve Mısır idarecileri ona biat etmiştir. Fakat Suriye Eyyubiler'inin ve Bağdad Abbasiler halifesinin ona biat etmemeleri yeni bir tutum uygulamalarına yol açtı. (1250)'da Şecer-üd-Dürr tahttan feragat etti ama ona en yakın Bahr-i Memluk komutanlarından Aybeg sultan olarak tahta geçirildi ve Şecer-üd-Dürr onunla evlendi. Eyyubi Suriye Sultanı Nasır Yusuf devam etti ve bu sultan ordusuyla Mısır'a hücum etti. Aybeg bir ara Eyyubiler Suriye Sultanı Nasır Yusuf'un tehdidini önlemek için ile ortak sultan olarak Mısır Sultanı tahtına 1250-1254 arasında 16 yaşında bir çocuk olan Eyyubi hanedanından Eşref Musa'yi geçirdiğini ilan etti ise de bu çocuk hükümdar bir kukla olmaktan ileri geçmedi. Eyyubiler Suriye Sultanı ordusu Mısır'da Memlûklerle yapılan iki büyük muharebeden sonra Mısır'dan püskürtüldü. Bu tehdit ortadan kalkınca Eşref Musa tahttan indirilip Eyyubi hanedanının Mısır idaresi sona erdi ve Mısır'ın idaresi Memlük Devleti'ne geçti.

Eyyubi hanedanının diğer kolları diğer bölgelerde hükümdarlık etmeye devam etti. Eyyubi Nasır Yusuf önce 1236-1260 döneminde Hama emiri; sonra (1250-1260) döneminde Eyyubi Suriye Sultanı oldu. Eyyubi hanedanının kollarından olan Eşref Musa bin Mansur İbrahim 1260-1263 döneminde Humus Emiri; Kamil Muhammed 1247-1260 döneminde Meyafarikîn Emiri olarak hüküm sürmüşlerdir. Bu Eyyubi sultanlık ve emirlikleri Moğolların Suriye ve Filistin'e hücumları ile ortadan kaldırıldı.

Hükümdarlar

  1. Selahaddin Eyyûbî (1169 -1193)
  2. Aziz Osman bin Selahaddin (1193 - 1198)
  3. Mansur bin Aziz (1198 - 1200)
  4. I. Adil (1200 - 1218)
  5. Kamil bin Adil (1218 -1238)
  6. II. Adil (1238 - 1240)
  7. Salih Eyyub (1240 - 1249)
  8. Muazzam Turanşah (1249 - 1250)
  9. Eşref Musa (1250 - 1254)

Soyağacı

Mısır Eyyûbî sultanları soyağacı:

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Şadi bin Mervan
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Necimeddin
Eyyub
 
Esadeddin
Şirkuh
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Selahaddin Eyyûbî
1.(1169-1193)
 
 
 
 
 
I. Adil
4.(1200-1218)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Aziz Osman bin Selahaddin
2.(1193-1198)
 
 
 
 
 
Kamil bin Adil
5.(1218-1238)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Mansur bin Aziz
3.(1198-1200)
 
Mesud
-
 
II. Adil
6.(1238-1240)
 
Salih Eyyub
7.(1240-1249)
 
Şecer-üd-Dürr
(cariye)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Muazzam Turanşah
8.(1249-1250)
 
Mısır Memlûk
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Ayrıca bakınız

Notlar

  1. ↑ Selahaddin Eyyûbî'nin etnik kökeni üzerindeki tartışmalar için Selahaddin Eyyûbî#Soyu ve ailesi bölümüne bakınız.

Kaynakça

  1. 1 2 3 Humphreys, R. S. (1987). "Ayyubids". Encyclopaedia Iranica, Vol. III, Fasc. 2. ss. 164-167. 3 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Aralık 2021.
  2. ↑ France, John (1998), The Crusades and Their Sources: Essays Presented to Bernard Hamilton, Ashgate, ss. 122-123, ISBN 978-0-86078-624-5
  3. ↑ Öpengin, Ergin (2021). "The History of Turkish and the Development of Literary". Bozarslan, Hamit; Gunes, Cengiz; Yadirgi, Veli (Ed.). The Cambridge History of the Turks. Cambridge University Press. s. 612.
  4. ↑ France, John (1998), The Crusades and Their Sources: Essays Presented to Bernard Hamilton, Ashgate, s. 84, ISBN 978-0-86078-624-5
  5. ↑ Magill, Frank Northen (1998), Dictionary of World Biography: The Middle Ages, 2, Routledge, s. 809, ISBN 978-1-57958-041-4
  6. 1 2 Şeşen, Ramazan (2012) ,Eyyübiler (1169-1260), İstanbul:İsam Yayınları, ISBN 9786055586850
  7. ↑ "Savaşın Efsaneleri | Selahaddin Eyyubi | TRT Belgesel". (süre 4:42). YouTube. 2019. 14 Aralık 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Haziran 2022.
  8. 1 2 "Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi | Savaşın Efsaneleri | TRT Belgesel". Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi | Savaşın Efsaneleri | TRT Belgesel. 20 Ekim 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Kasım 2022.
  9. ↑ El-Hazrecî, Ebû’l-Fevâris Abdülaziz Muhammed bin İbrahim, Târihü’l-Devleti’l-Ekrâd, Süleymaniye Kütüphanesi, Hekimoğlu Bölümü, No: 695, Yazım Yılı: 1257. [1]
  10. ↑ Cahen, Claude, "Une chronique syrienne du VIe/XIIe siècle: Le Ta'rih al-dawla al-akradiyya", Journal Asiatique, Cilt 228, Paris, 1936.
  11. ↑ ames, Boris, Arab and Kurdish Historiography in the Mamluk Period: The Case of Ta'rikh al-Dawla al-Akradiyya, University of Melbourne, 2007 (Doktora Tezi).
  12. ↑ İbn Şeddâd (1228–1285) – El-A’lâkü’l-Hatîre fî Zikri Ümerâi’ş-Şâm ve’l-Cezîre
  13. ↑ Şeşen, Ramazan (2012). Eyyübiler (1169-1260), İstanbul: İSAM Yayınları, s. 34.
  14. ↑ Osmanlica.com. Kitâbü'l-Yem... - Kitap Detayı | Kütüphane.osmanlica.com. 6 Ekim 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Ekim 2026.
  15. ↑ Lewis, Bernard (1991). The Political Language of Islam, University of Chicago Press, s. 52-53.
  16. ↑ Humphreys, R. Stephen (1977). From Saladin to the Mongols: The Ayyubids of Damascus, 1193-1260, State University of New York Press, s. 29.
  17. ↑ İbn Haldun, Mukaddime, 2/622, Milli Eğitim Bakanlığı, 1996.
  18. ↑ TDV İslâm Ansiklopedisi, cilt: 35, sayfa: 36.
  19. ↑ Minorsky, V. (1953). Studies in Caucasian History, Cambridge University Press, s. 124.
  20. ↑ Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, 1981, s. 182-184.
  21. ↑ Turan, Osman (1969). Selçuklular Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, s. 234-236.
  22. ↑ Lewis, Bernard (1991). The Political Language of Islam, University of Chicago Press, s. 52.
  23. ↑ Özoğlu, Hakan (2004), Kurdish Notables and the Ottoman State: Evolving Identities, Competing Loyalties, and Shifting Boundaries, SUNY Press, s. 46.
  24. ↑ Hannes Möhring, Saladin: The Sultan and His Age, Johns Hopkins University Press, 2008, s. 78-82.
  25. ↑ R. Stephen Humphreys, From Saladin to the Mongols: The Ayyubids of Damascus, 1193-1260, SUNY Press, 1977, s. 125-130.
  26. ↑ David Ayalon, The Mamluk Military Society, Variorum Reprints, 1979, s. 44-50.
  27. ↑ Kafesoğlu, İbrahim (1992). Selçuklu Tarihi, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, s. 89-91.
  28. ↑ Şeşen, Ramazan (2012). Eyyübiler (1169-1260), İstanbul: İSAM Yayınları. ISBN 9786055586850.
  29. ↑ Bosworth, C.E. (1996), The New Islamic Dynasties, New York: Columbia University Press, s.73
  30. ↑ Humphreys, R. Stephen (1977). From Saladin to the Mongols, State University of New York Press.
  31. ↑ Humphreys, R. Stephen (1977). From Saladin to the Mongols, State University of New York Press.
  32. ↑ France, John (1998). The Crusades and Their Sources, Ashgate, s. 122-123.
  33. ↑ Ergin Öpengin vd., The Cambridge History of the Turks, Cambridge University Press, 2021, s. 612.
  34. ↑ Şeşen, Ramazan (2012). Eyyübiler (1169-1260), İstanbul: İSAM Yayınları.
  35. ↑ Bosworth, C.E. (1996), The New Islamic Dynasties, Columbia University Press, s.73.
  36. ↑ "ÂDID-LİDÎNİLLÂH". TDV İslâm Ansiklopedisi. 23 Eylül 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Ekim 2025.
  37. ↑ "SENCER". TDV İslâm Ansiklopedisi. 9 Haziran 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Ekim 2025. Sencer 14 veya 24 Rebîülevvel 552 (26 Nisan veya 6 Mayıs 1157) tarihinde vefat etti

Konuyla ilgili yayınlar