| Erich von Falkenhayn | |
|---|---|
| Falkenhayn, y. 1913 | |
| Prusya Savaş Bakanı | |
| Görev süresi 7 Haziran 1913 - 21 Ocak 1915 | |
| Hükümdar | II. Wilhelm |
| Başbakan | Theobald von Bethmann Hollweg |
| Yerine geldiği | Josias von Heeringen |
| Yerine gelen | Adolf Wild von Hohenborn |
| Alman Genelkurmay Başkanı | |
| Görev süresi 14 Eylül 1914 - 29 Ağustos 1916 | |
| Hükümdar | II. Wilhelm |
| Şansölye | Theobald von Bethmann Hollweg |
| Yerine geldiği | Helmuth von Moltke (genç) |
| Yerine gelen | Paul von Hindenburg |
| Kişisel bilgiler | |
| Doğum | 11 Eylül 1861 Burg Belchau, Prusya Krallığı, Alman Konfederasyonu (şimdiki Polonya) |
| Ölüm | 8 Nisan 1922 (60 yaşında) Potsdam, Prusya, Weimar Cumhuriyeti |
| Evlilik(ler) | Ida Selkmann |
| İlişkiler | Eugen von Falkenhayn (kardeşi) Fedor von Bock (yeğeni) Henning von Tresckow (damadı) |
| Çocuk(lar) | 2 |
| Mesleği | Asker |
| Ödülleri | |
| Askerî hizmeti | |
| Bağlılığı | |
| Hizmet yılları | 1880–1919 |
| Rütbesi | |
| Birimi | |
| Komutası | Alman Genelkurmay Başkanlığı 9. Ordu Yıldırım Ordular Grubu 10. Ordu |
| Çatışma/savaşları | Boxer Ayaklanması I. Dünya Savaşı |
Erich Georg Sebastian Anton von Falkenhayn (11 Eylül 1861 – 8 Nisan 1922), Alman İmparatorluğu’na mensup bir piyade generali (General der Infanterie) ve Osmanlı İmparatorluğu'nda müşir rütbesiyle görev yapmış bir askerdir. I. Dünya Savaşı sırasında Prusya Harbiye Nazırı ve Alman Genelkurmay Başkanı olarak önemli görevlerde bulunmuştur. Falkenhayn, General (Genç) Helmuth von Moltke'nin I. Marne Muharebesi’nde başarısızlığa uğramasının ardından Eylül 1914’te Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilmiş; ancak Verdun Muharebesi’ndeki taarruz stratejisinin başarısız olması, aynı dönemde Somme Muharebesi’nin başlaması, Brusilov Taarruzu’nun etkisi ve Romanya’nın savaşa girişi nedeniyle 29 Ağustos 1916 tarihinde bu görevinden alınmıştır. 1917 yılı gelmeden savaşı kazanmayı amaçlayan stratejisi çökmüş ve Alman Ordusu savunma pozisyonuna mahkûm hale gelmiştir.
Falkenhayn, görevden alınmasının ardından Romanya Cephesi ve Suriye-Filistin Cephesi gibi önemli cephe komutanlıklarına atanmıştır. Falkenhayn, savaşın kazanılmasının belirleyici bir muharebe ile değil, ancak taraflar arasında uzlaşı yoluyla bir barışla mümkün olabileceğine inanmaktaydı. Bu görüşü, özellikle mutlak zafer isteyen askerî ve siyasî çevrelerce "kararlılık eksikliği" olarak yorumlanmış ve kendi liderlik anlayışı bu bağlamda zayıf bulunmuştur. Şansölye Theobald von Bethmann Hollweg ile olan sorunlu ilişkisi de, kendi askerî planlarının hükümet katında destek bulmasını engellemiştir.
Falkenhayn, o dönem Alman İmparatorluğu'na bağlı Grudziądz (günümüzde Polonya'nın Białochowo köyü) yakınlarındaki Burg Belchau adlı yerleşimde dünyaya geldi. Babası 1814–1896 yılları arasında yaşamış olan Fedor von Falkenhayn, annesi ise 1826–1888 yılları arasında yaşamış olan Franziska von Falkenhayn'dı (evlilik öncesi soyadı: von Rosenberg). Ailesinin soyu 1504 yılına kadar izlenebilmektedir. Kardeşlerinden Arthur (1857–1929), Veliaht Prens Wilhelm'in eğitmeni olarak görev yapmış; bir diğer kardeşi Eugen (1853–1934) ise Prusya ordusunda süvari generali (General der Kavallerie) rütbesine kadar yükselmiştir. Ailenin tek kız çocuğu olan Olga von Falkenhayn ise Fedor von Bock adlı mareşalin annesi olmuştur.
Falkenhayn, 11 yaşında Harbiye mektebine girerek askeri eğitimine başlamış ve 1880 yılında Alman Ordusu'na teğmen rütbesiyle katılmıştır. İlk yıllarında piyade ve kurmay subay olarak çeşitli birliklerde görev yapmış; 1889'da üsteğmen, 1893'te ise yüzbaşı (Hauptmann) olmuştur. Bu tarihten sonra Alman Genelkurmayı'nın topoğrafya dairesine geçmiştir. 1896–1903 yılları arasında izinli olarak Çin'de görev yapmış, burada Çing Hanedanı'na askerî danışman olarak hizmet etmiş ve bazı liman kentlerinin modernleştirilmesine katkıda bulunmuştur. 1899 yılı Mart ayında Kiautschou Körfezi Kiralık Toprağı’nda Deniz Piyade Taburu (Seebataillon)’nda görev almış, aynı yıl orduya binbaşı rütbesiyle dönmüştür. Boxer Ayaklanması sırasında General Alfred von Waldersee’nin kurmay subayı olarak Çin’in kuzeydoğusunda ve Kore İmparatorluğu’nda çeşitli askerî görevlerde bulunmuştur.
Asya’daki bu hizmetleri, İmparator II. Wilhelm’in dikkatini çekmiş ve Falkenhayn, Veliaht Prens Wilhelm’in askerî eğitiminden sorumlu subaylardan biri olmuştur. Asya’daki görevlerinin ardından Brunswick, Metz ve Magdeburg’da tabur komutanlığına atanmıştır. 10 Nisan 1906 tarihinde Alman Genelkurmayı’nda daire başkanı, 1907’de XVI. Kolordu’nun kurmay başkanı, 1908’de ise albay (Oberst) olmuştur. 27 Ocak 1911’de 4. Muhafız Alayı’na komutan olarak atanmış, 22 Nisan 1912’de tümgeneral (Generalmajor) rütbesine yükselmiştir. 1913’te IV. Kolordu kurmay başkanı olmuş, ardından Genelkurmay’ın ikmal dairesi başkanlığına getirilmiştir. Ancak bu görevi sırasında Genelkurmay içinde etkin bir rol oynayamamıştır.
8 Temmuz 1913 tarihinde, atıl olduğu düşünülen Josias von Heeringen’in yerine Prusya Harbiye Nazırı olarak atanmıştır. Bu görevi sırasında Zabern Olayı ve Temmuz Krizi gibi önemli hadiselerde hükûmet içi toplantılarda yer almıştır. 5 Temmuz 1914’te, Almanya’nın Avusturya-Macaristan’a savaşta destek vereceğini bildirdiği kritik toplantıya katılmıştır. Falkenhayn, başlangıçta büyük çaplı bir Avrupa savaşının çıkmasını beklememekteydi. Ancak kısa sürede savaşa sıcak bakmaya başlamış ve II. Wilhelm’i savaş ilanı yönünde ikna eden isimler arasında yer almıştır. Anılarında, Kayzer’in savaşa karşı tereddüt gösterdiğini ve bu nedenle durumu artık kontrol edemediğini itiraf ettiğini belirtmiştir. Falkenhayn ise bu dönemde orduya güvenerek erken seferberlik çağrısı yapmış ve “bu uğurda yok olsak bile, buna değerdi” şeklindeki sözleriyle kararlılığını ortaya koymuştur.
Falkenhayn, 14 Eylül 1914 tarihinde, sağlık sorunları ve ruhsal dengesizliği nedeniyle görevden alınan (Genç) Helmuth von Moltke'in yerine, Oberste Heeresleitung'un (Yüksek Ordu Komutanlığı) başına, yani Alman Genelkurmay Başkanlığı görevine atanmıştır. Bu görevi üstlendiğinde 53 yaşındaydı ve bu makama gelen en genç subaylardan biri olmuştur.
Falkenhayn, bu görevi üstlenmesinin ardından beş ay daha Prusya Harbiye Bakanı olarak da görevine devam etmiştir. Yeni harbiye bakanı olarak Adolf Wild von Hohenborn'u önermiş; bu öneri II. Wilhelm tarafından kabul edilerek Hohenborn'un ataması gerçekleştirilmiştir. Yeni görevinde Yüksek Karargâh'ı, Batı Cephesi'ndeki Alman ordularının sağ kanadına yakın olan Mézières kentine taşımış ve güneydeki birliklere siper kazılması emrini vermiştir. Bu emir, siper savaşının fiilen başlamasının habercisidir. İmparator II. Wilhelm’in savaş için genel bir strateji belirlemekte başarısız kalması üzerine, Falkenhayn’ın sorumluluk alanı genişlemiştir. Diplomatik müdahalelerin savaşın akışına yön vermesine karşı olan Falkenhayn, askerî kararların siyasi etkiden bağımsız kalması gerektiğini savunmuştur. Savaşın ilk haftalarında cephede belirleyici bir başarı sağlanamaması, kamuoyunda ve askerî çevrelerde eleştirilere yol açmıştır. Falkenhayn, kısa süre içinde Schlieffen Planı’nın başarısızlığa uğrayacağını öngörmüş ve Deniz Yarışı (Race to the Sea) adı verilen manevra hamleleriyle İngiliz ve Fransız kuvvetlerini kuzey Fransa ve Belçika üzerinden çevrelemeye çalışmıştır. Bu karşılıklı kuşatma girişimleri, her iki tarafın da Kuzey Denizi kıyısına kadar ulaşmasıyla sonuçsuz kalmış ve manevra alanı tükenmiştir.
1914 yılının Kasım ayında Falkenhayn, Almanya'nın kesin bir askerî zafer elde edemeyeceğini kabul etmiştir. Bu nedenle, Rus İmparatorluğu ile yumuşak şartlara dayalı bir barış yapılmasını savunmuş ve böylece Fransız ve İngiliz cephelerine odaklanmanın daha uygun olacağını Şansölye Theobald von Bethmann Hollweg’e bildirmiştir. Ancak ne Bethmann Hollweg ne de Doğu Cephesi’ndeki generaller —Paul von Hindenburg, Erich Ludendorff ve Max Hoffmann gibi— bu teklifi desteklemiştir; zira Rus İmparatorluğu ile müzakere yapılmasının mümkün olmadığı kanaatindeydiler.
(Genç) Helmuth von Moltke ve Hindenburg, Falkenhayn’a yönelik ağır eleştirilerde bulunmuş ve onun görevden alınmasını talep etmiş olsalar da, II. Wilhelm onu desteklemeyi sürdürmüştür. Falkenhayn, Vistül Nehri civarında yeni birliklerin konuşlandırılmasını gerekli görmemiş; bunun yerine birliklerin, zayıflamış olan 8. Ordu'ya karşı avantaj elde etmeye çalışan Ruslara karşı Doğu Prusya'ya gönderilmesini savunmuştur.
1915 yılının ilk çeyreğinde, Somme Nehri vadisi boyunca bir taarruz gerçekleştirmek üzere dokuz yeni tümenle oluşturulan bir “Taarruz Ordusu” (Almanca: Durchbruchsarmee) teşkil edildi. Ancak bu birliklerden üçü zamanında hazır hâle getirilemedi. Yeni kurulan bu ordu daha sonra Doğu Cephesi'ne sevk edilerek 11. Ordu adını aldı. Bu birlik, II. Masurya Gölleri Muharebesi sırasında başarılı sonuçlar elde etti. Ancak alt subay eksikliği ve donanım yetersizliği nedeniyle yeni tümenlerin oluşturulması oldukça zorlukla ilerledi.
Falkenhayn, Alman İmparatorluk Hava Kuvvetleri'nin (Almanca: Die Fliegertruppe des deutschen Kaiserreiches) genişletilmesi gerektiğini fark etti. Prusya Harbiye Bakanlığı'nın hava gemileri (zeplinler) konusundaki kuşkularının haklı olduğunu düşünmekle birlikte, hava kuvvetlerini geliştirme yönünde çaba sarf etti ve zeplinleri savaşta kullanmaya çalıştı.
Bu dönemde Adolf Wild von Hohenborn, Harbiye Bakanı olarak atandı ve 20 Ocak 1915'te Falkenhayn, piyade generali (General der Infanterie) rütbesine terfi etti. Genelkurmay Başkanı olarak özellikle stratejik yaklaşımı nedeniyle pek çok düşman kazandıysa da, Avusturya-Macaristan Ordusu Kurmay Başkanı Franz Conrad von Hötzendorf ile ihtiyatlı bir ittifak ilişkisi yürüttü. Ancak her iki komutanın savaş hedefleri birbirinden farklıydı: Hötzendorf, öncelikle Rusya'ya karşı savaş yürütülmesini savunurken; Falkenhayn, önceliği Fransa'ya verilmesi gerektiğini düşünüyordu. Ayrıca İtalya'nın savaşa girmesini engellemeye çalıştıysa da bu çabası başarısızlıkla sonuçlandı.
Avusturya-Macaristan'a destek olmak amacıyla Doğu Cephesi’nde başlatılan Gorlice–Tarnów Taarruzu gibi saldırılar, Rus ordusunun Kongre Polonyası’ndan çekilmesine ve ardından ülkenin iç kesimlerine geri çekilmesine neden olmuştur.
8 Eylül 1915 tarihinde, Falkenhayn ile Hötzendorf arasında imzalanan askerî bir konvansiyon, Sırbistan’a karşı derhâl bir saldırı düzenlenmesini öngörüyordu. Aynı yılın sonbaharında Falkenhayn Sırbistan’a yönelik saldırıyı başlatmış, yıl sonuna gelindiğinde doğu cephesindeki gelişmeler, onun bu cephede barış sağlanabileceğine dair umutlarını artırmıştır.
Falkenhayn, Batı Cephesi’nde kapsamlı bir taarruz stratejisi yürütürken, doğu cephesinde sınırlı bir harekâtla yetinmeyi tercih ediyordu. Bu yolla Rusya’nın müstakil bir barışa ikna edilebileceğini umuyordu. Ancak bu politikaya, Paul von Hindenburg ve Erich Ludendorff gibi isimler karşı çıkmış ve asıl taarruz ağırlığının doğuya verilmesini savunmuşlardır.
Falkenhayn, Fransa ve Britanya’yı zayıflatmak amacıyla tekrarlanan saldırılara ve aynı zamanda kesintisiz denizaltı savaşına başvurdu. Amiral Reinhard Scheer’e göre Falkenhayn, İngiltere’yi zayıflatmanın savaştaki en önemli hedeflerden biri olduğuna inandığı için denizaltı savaşının güçlü bir savunucusuydu; ancak bu görüş Bethmann Hollweg tarafından desteklenmemiştir.
Falkenhayn, savaş sonrası hatıratında belirttiğine göre, 1916 yılının başlarında başlattığı Verdun Muharebesi'nde bir “yıpratma savaşı” stratejisi izlemiştir. Bu strateji çerçevesinde, II. Wilhelm’e savaşın, Fransız Ordusu'na büyük zayiat verdirilerek ve Alman kayıpları asgaride tutularak sona erdirilebileceğini savunmuştur.
Falkenhayn, Fransa’nın doğusundaki geçit konumunda olan Verdun’un Fransızlar tarafından şiddetle savunulacağını ve bu vesileyle Fransa’nın insan kaynağının tükeneceğini ummaktaydı. Verdun, Almanlar açısından çeşitli avantajlara sahipti: Topçuları üç cepheden ateş edebilecek şekilde konumlandırılabiliyor, cephe hattı içerisine bir çıkıntı teşkil eden bir bölgeye ateş yoğunlaştırılabiliyor, Alman iletişim hatları son derece sağlam kalıyor ve bölgenin Meuse Nehri ile ikiye ayrılmış olması Fransız savunmasını zora sokuyordu.
Falkenhayn, Veliaht Prens’e, Verdun üzerine sadece aldatıcı bir taarruz düzenlemesini ve bu bölgeyi savunmak üzere gelecek olan Fransız birliklerini imha etmesini emretmiştir. Ancak bu plan ters tepmiştir. Veliaht Prens ve kurmay başkanı Konstantin Schmidt von Knobelsdorf, verilen talimatlara uymayarak şehri ele geçirmeye çalışmışlardır. Maas Nehri’nin batı kıyısındaki Fransız topçusu, Alman 5. Ordu’suna ağır zayiat verdirmiştir.
Bu muharebe sırasında çeyrek milyondan fazla askerin hayatını kaybetmiş olması nedeniyle Falkenhayn, zaman zaman kamuoyunda “Verdun’un Kan Değirmeni” (Blutmüller von Verdun) olarak anılmıştır.
Falkenhayn'ın beklentisinin aksine, Fransız komutan Philippe Pétain sevk ve idarede esnek bir taktik benimsemiş ve Verdun cephesine gönderilen tümenleri, kayıpları %50'ye ulaştığında geri çekerek yerlerine yeni birlikler göndermiştir. Bu düzenli dönüşüm, eski bir su kaldırma mekanizması olan “noria”ya benzetilmiş; su yerine asker tükenene kadar kaldırılmış ve cepheye dökülmüştür.
27 Ağustos 1916 tarihinde Falkenhayn, Romanya Krallığı'nın Avusturya-Macaristan'a savaş ilan ettiğine dair haberi aldı. Verdun Muharebesi'ndeki görece başarısızlık, buna eşlik eden Doğu Cephesi'ndeki gelişmeler —özellikle Brusilov Taarruzu ve Romanya'nın savaşa katılması—, Somme Muharebesi'nde İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin başlattığı yeni taarruz ve nihayet Paul von Hindenburg ile Erich Ludendorff'un saray çevresindeki entrikaları neticesinde, Falkenhayn 29 Ağustos 1916 tarihinde Alman Genelkurmay Başkanlığı görevinden alınarak yerine Hindenburg atanmıştır.

Falkenhayn, 6 Eylül 1916 tarihinde Transilvanya bölgesinde konuşlu 9. Ordu'nun komutasını üstlenmiştir. Aynı dönemde, Bulgaristan üzerinden Dobruca'ya taarruz eden August von Mackensen ile birlikte ortak bir taarruz harekâtı başlatılmıştır.
Falkenhayn, 9. Ordu karargâhını Brașov’da kurmuş ve Romanya kuvvetlerini batıdan herhangi bir saldırı olmayacağına inandırarak bir taktik manevra uygulamıştır. 9. Ordu, Hațeg’de Rumen I. Ordusu ile muharebeye girmiştir. Bu çarpışmanın ardından Falkenhayn, Avusturya-Macaristan kuvvetleriyle birleşerek Rumen birliklerini çevrelemeyi başarmıştır.
Ancak, Rumen kuvvetlerine karşı planlanan taarruzu ertelediği için, dönemin Avusturya Arşidükü ve ileride Avusturya İmparatoru I. Karl unvanını alacak olan Karl ile fikir ayrılığına düşmüştür. Falkenhayn bu gecikmeyi, yolların kötü koşullarına dayandırarak savunmuştur.
Tüm bu görüş ayrılıklarına rağmen, 1916 sonu ile 1917 başı arasında Falkenhayn ve Mackensen komutasındaki kuvvetler, Rumen ordusunu geri püskürterek Rusya içlerine kadar sürmeyi başarmışlardır.

Romanya’daki Brașov zaferinden sonra, 1917 yılı Temmuz ayının ortalarında Falkenhayn, Osmanlı idaresindeki Bağdat, Suriye ve Halep vilayetlerinde teşkil edilmekte olan Yıldırım Ordular Grubu’nun (Almanca: Heeresgruppe F) komutasını üstlenmek üzere Osmanlı’ya gönderildi. Osmanlı Genelkurmayı ile yapılan görüşmelerin ardından Falkenhayn, Filistin’de konuşlu iki Osmanlı ordusunun başkomutanlığına getirildi ve kendisine müşir (mareşal) rütbesi tevcih edildi. Bu görev, Osmanlı Ordusu içindeki en yüksek rütbelerden biriydi.
Bu dönemde 7. Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa, 20 ve 24 Eylül 1917’de Halep’ten Enver, Cemal ve Talat Paşalara gönderdiği raporlarda Falkenhayn’ın planlarını sert biçimde eleştirdi. Mustafa Kemal, asıl düşmanın Sina’da bulunduğunu, zayıf Osmanlı kuvvetleriyle Bağdat’ın geri alınamayacağını, Alman komutanlara bağımsız hareket serbestisi verilmesinin vatan çıkarlarına aykırı olduğunu belirtti. Ayrıca, Almanların savaşın uzamasından yararlanarak Osmanlı Devleti’ni sömürgeleştirmek istediğini, Falkenhayn’ın Türklere düşman Arap aşiretlerini kazanma yoluyla “memleketi Alman sömürgesi yapmayı” hedeflediğini ileri sürdü. Mustafa Kemal, cephe komutasının tek elde toplanması durumunda görevi üstlenmeye hazır olduğunu, aksi halde istifa edeceğini bildirdi. Enver Paşa bu öneriyi reddedince, Mustafa Kemal 7. Ordu Komutanlığı'ndan ayrıldı; yerine Fevzi Çakmak atandı.
Ayrıca bazı kaynaklarda, Falkenhayn'ın Mustafa Kemal'i yanında tutmak amacıyla ona altın gönderdiği, fakat Mustafa Kemal'in bu altınları ordu kayıtlarına geçirterek iaşe giderlerinde kullandığı belirtilmektedir.
Ancak Sina ve Filistin Cephesi’ndeki görev süresinde, Falkenhayn Mısır Sefer Kuvvetleri (EEF) tarafından Aralık 1917’de gerçekleştirilen taarruzu durduramamış ve Kudüs’ün düşmesine engel olamamıştır. Bu gelişme üzerine komutanlık görevi Otto Liman von Sanders’e devredilmiştir. Tüm bunlara rağmen, Falkenhayn’ın olumlu anlamda dikkat çeken yönlerinden biri, Kudüs (eski şehir) bölgesinde, çok sayıda kutsal mekânın bulunduğu alanın doğrudan çatışmalardan korunmasını sağlamış olmasıdır.
1918 yılı Şubat ayında Falkenhayn, 10. Ordu’nun komutanlığına atanarak Belarus bölgesinde görevlendirilmiştir.
Bu ordu, Brest-Litovsk Antlaşması’nın imzalanmasının ardından Belarus’ta işgal ve idarî düzenin tesisine yönelik görevleri yerine getirmiştir.
Falkenhayn, bu görevi sırasında savaşın Belarus’taki son safhasına bizzat tanıklık etmiş ve 1918 yılı Aralık ayında 10. Ordu’nun Almanya'ya tahliyesini idare etmiştir. Ordu birliği, 1919 yılı Şubat ayında resmî olarak lağvedilmiş; bu gelişmenin ardından Falkenhayn aktif askerlik hayatına son vererek emekliye ayrılmıştır.
Falkenhayn, 1919 yılında ordu hizmetinden emekliye ayrılmış ve kendisine ait çiftliğe çekilmiştir. Bu dönemde hatıratını ve savaş ile strateji üzerine çeşitli eserler kaleme almıştır. Savaş anıları, 1919 yılında İngilizceye The German General Staff and Its Critical Decisions, 1914–1916 (Alman Genelkurmayı ve Kritik Kararları, 1914–1916) adıyla çevrilmiştir.
Gerçekleştirdiği değerlendirmelerde, 1914 yılında Rusya ve Fransa'ya karşı verilen savaş ilanlarının “hukuken haklı ancak fazlasıyla aceleci ve gereksiz” olduğunu ifade etmiştir.
Falkenhayn, 1922 yılında Potsdam yakınlarındaki Lindstedt Sarayı’nda hayatını kaybetmiş ve Potsdam’da defnedilmiştir.
Falkenhayn, 1886 yılında Ida Selkmann (1866–1964) ile evlenmiştir. Bu evlilikten iki çocuğu dünyaya gelmiştir:
Kızı Erika, 20 Temmuz suikast girişimi kapsamında Adolf Hitler’e yönelik düzenlenen suikasta katılan generallerden biri olan Henning von Tresckow (1901–1944) ile evlenmiştir.
Falkenhayn, birçok bakımdan klasik bir Prusya generali tipini temsil etmekteydi. Kelimenin tam anlamıyla bir militarist olarak, tartışılmaz bir askerî ve siyasî yetkinliğe sahipti; fakat demokrasiye ve temsilî bir yapı arz eden Reichstag’a karşı alaycı ve küçümseyici bir tutum sergilemiştir. 1914 yılında Reichstag’ta yaptığı bir konuşmada şunları söylemiştir:
“Prusya ordusunun, anayasa gereği parti çekişmelerinden ve hırslı parti liderlerinin etkisinden uzak tutulması sayesinde, içte ve dışta barışı teminat altına alan bir güç hâline gelmesi mümkün olmuştur.”
Askerî sicili karmaşık bir tablo sunar. Verdun Muharebesi’ndeki taarruzu stratejik bir başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Öte yandan, 1916 yılında yürüttüğü Romanya Seferi sırasında 9. Ordu komutasında büyük bir askerî başarı göstermiş; Rumen birliklerini Transilvanya’dan sürmüş, Güney Karpatlar’ı aşmış ve dağılmış Rumen kuvvetlerini Moldova içlerine çekilmek zorunda bırakmıştır.
Winston Churchill, onu I. Dünya Savaşı’ndaki en yetenekli Alman generali olarak değerlendirmiştir. Trevor N. Dupuy ise, onu yalnızca Hindenburg ve Ludendorff’un hemen ardında, Alman komutanları arasında en üst sıraya yerleştirmiştir. Robert Foley’e göre, Almanya’nın düşmanları —daha geniş insan gücüne, sanayiye ve küresel ekonomik güce sahip olmaları sebebiyle— yıpratma stratejisini çok daha etkin biçimde uygulayabilmişlerdir. Nitekim 1915’te Rusya’da ve 1916’da Fransa’da Falkenhayn tarafından uygulanan birçok yönteme, daha sonra İtilaf Devletleri tarafından da başvurulmuştur. Savaşın maliyeti arttıkça, İtilaf Devletleri’nin savaş hedefleri de genişlemiş ve bu hedefler, İttifak Devletleri’nin siyasî elitlerini devirmek ve mutlak mağlup bir düşmana barışı dikte etmek şeklinde belirlenmiştir. Bu amaca, yıpratma savaşına dayalı bir stratejiyle ulaşılmıştır.
Falkenhayn’ın Genelkurmay Başkanlığı dönemiyle ilgili olarak bir kurmay subay, onun teşkilat ve taktik konularında yeterli kararlılık ve öngörüden yoksun olduğunu ifade etmiştir. Öte yandan, tüm kaynaklar Falkenhayn’ı sadık, dürüst ve titiz bir dost ve kumandan olarak tasvir etmektedir. En olumlu mirası ise, 1917 yılında Filistin’de yürüttüğü askerî görev sırasında sergilediği insanî tutumdur. Biyografisini kaleme alan Holger Afflerbach bu durumu şu sözlerle özetlemiştir:
“Filistin’de Yahudilere karşı gerçekleştirilebilecek insanlık dışı bir aşırılığın önüne yalnızca Falkenhayn’ın tavrı geçmiştir. Bu tutum, 20. yüzyıl Alman tarihinin arka planı içinde özel bir anlam taşımakta ve Falkenhayn’ı ayırt eden bir vasıf oluşturmaktadır.”
Erich von Falkenhayn aşağıdaki nişan ve madalyalarla taltif edilmiştir:
: Aslan Heinrich Nişanı, İkinci Sınıf Komutan Nişanı, 1906
Baden: Zähringer Aslanı Nişanı, İkinci Sınıf Komutan Nişanı, 1907
Bavyera Krallığı