Bu maddedeki bilgilerin doğrulanabilmesi için ek kaynaklar gerekli. (Şubat 2022) (Bu şablonun nasıl ve ne zaman kaldırılması gerektiğini öğrenin) |
| Gökçeada | |
|---|---|
Çanakkale'nin Türkiye'deki konumu | |
Koordinatlar: 40°12′00″N 25°54′29″E / 40.2°K 25.908°D | |
| Ülke | Türkiye |
| İl | Çanakkale |
| Coğrafi bölge | Ege Bölgesi |
| Köy sayısı | 9 |
| İdare | |
| • Kaymakam | Osman Acar |
| • Belediye başkanı | Bülent Ecevit Atalay (Yeni Parti) |
| Yüzölçümü | |
| • Toplam | 282 km² |
| Rakım | 50 m |
| Nüfus (2024) | |
| • Toplam | 11.145 |
| Zaman dilimi | UTC+03.00 (TSİ) |
| Posta kodu | 17760 |
| İl alan kodu | 0286 |
| İl plaka kodu | 17 |
Resmî site Gökçeada Belediyesi | |


Gökçeada veya 1970 yılına kadar kullanılan adıyla İmroz (Osmanlıca: ايمروز, Yunanca: Ίμβρος Imvros), Çanakkale'nin bir ilçesi ve Türkiye'nin en büyük adasıdır. Ege Denizi'nin kuzeyinde, Saros Körfezi girişinde yer almaktadır. 91 km kıyı şeridine sahiptir. Yıllık yağış miktarı metrekareye 950 – 1050 mm arasında değişmektedir. Adanın batısında yer alan İnceburun Türkiye'nin de en batı noktasını oluşturmaktadır. 2011 ve 2012 yıllarında haftada 2 kez Gökçeada-İstanbul uçak seferleri yapılmış olup, 2013 ve sonrasında ticari yolcu uçuşları yapılmamıştır.
Gökçeada, Türkiye'de 26 tane olan "sakin kent"lerden (Cittaslow) birisidir. Cittaslow hareketi, Türkiye'ye 2009 yılında Seferihisar ilçesinin katılmasıyla gelmiştir. Dönemin Seferihisar Belediye Başkanı, Cittaslow Uluslararası Başkan Yardımcısı, Cittaslow Türkiye Koordinatörü olan Tunç Soyer, Cittaslow hareketinin Türkiye'de gelişmesine öncü olmuş, İzmir ili Seferihisar ilçesi dünyanın 129′uncu, Türkiye'nin ilk sakin şehri olmuştur. Bu üyelik, Türkiye'nin tanıtımı için yeni bir vesile olmakla birlikte, sakin kent unvanı almış ilçelerin gelişimi, kültürel ve tarihi değerlerinin korunması için önemli bir adımdır. Gökçeada, 2011 yılı Haziran ayında almış olduğu Cittaslow unvanı ile dünyanın ilk ve tek sakin adasıdır.
İlçenin yüzölçümü 282 km²dir. Gökçeada ilçesinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 50 metredir.
Ada'nın ilk çağlardaki durumu hakkında fazla bilgi mevcut değildir. Bilgiler, Orta Çağ'da başlamıştır. Ada 1204-1261 tarihleri arasında Latin İmparatorluğu'na tabi kalmıştır. Bizans İmparatorluğu'nun son zamanlarında bütünlüğünü koruyamaması üzerine, Cenevizli Gattilusio Ailesi diğer Ege Adalarında olduğu gibi, bu ada üzerinde de hâkimiyet kurmaya gayret etmiştir. Bu aile o zamana kadar 1. Murat devrinden itibaren siyasi manevralarla Türkleri ada'dan uzak tutmuştur. Fatih 1453 yılında İstanbul'u alıp, Bizans İmparatorluğu'na son vermesi ile imparatorlukla sıkı ilişkileri olan bu Latin devletinin de sonu gelmiş oldu. Dorino Gattilusio ölünce yerine geçen oğlu Dominiko, Dukas'ı Fatih'e elçi olarak gönderdi.
Bunun sebebi, her sene Midilli Adası için verilen 3000, Limni Adası için verilen 2300 altın vergiyi padişaha takdim etmekti. Aslen Limni Adası her sene mezkûr vergiyi vermek için Midilli hakimine ve Gökçeada senede 1200 altın vergi vermek şartı ile Enez hakimine verilmişti. İstanbul'un fethinden sonra, Gattilusio Ailesi'nin davranışına benzer davranışları diğer aileler de göstermişti. Aslen Gökçeadalı olan Kristobulos'un bu husustaki gayretlerini önemsemek gerekir. Kristobulos, İstanbul'un fethinden sonra bir heyet tanzim ederek, Fatih Sultan Mehmet'e göndermiştir. Bizans'a tabi olan Gökçeada, Limni ve Taşoz Adalarına imparatorluk tarafından tayin edilmiş olan memurlar, İstanbul'un fethini ve imparatorun ölümünü haber alınca, Gökçeada'dakiler Kefaloz Burnundan İtalyan gemilerinden memleketten çıktılar.
Ada halkı da bunun üzerine göç girişiminde bulunuyorlardı. Kristobulos, göçe engel olabilmek için Gelibolu sancak beyi bir elçi göndererek, adalara hücum etmemesi için onunla bir anlaşma yaptı. Hamza Bey'in aracılığı ile de bir başpiskoposu ve kocabaşıdan ibaret sefaret heyetini Fatih'e gönderdi. Heyet hükümdara bağlılıklarını bildirdikten sonra, Fatih'ten şimdiye kadar olduğu gibi idare edilmelerini, yılda muayyen bir vergi vermelerini ve tayin edilen bir kişinin ada idaresinden sorumlu olmasını istediler. Bu sırada Enez Bey'i Palamede, kendi memurlarından birini ve Midilli Bey'i Dorya'nın oğlunu elçi sıfatıyla padişaha göndererek adaların idaresinin kendisine verilmesini rica ettiğinden Kristobulos tarafından gönderilen heyet ile görüşülüp iki taraf anlaştıktan sonra 1453 yılında Ada, Palamede Gattilusio'yu Limni ve Taşoz Adaları ise Dorya'ya verildi. Böylece göç, meşhur tarihçi Gökçeadalı Kristobulos'un çabaları ile önlenmiş oldu. Aynı yıl içinde Palamede ölünce, bırakmış olduğu vasiyetinde hissenin çoğunu, ölen büyük oğlunun zevcesi ve çocuğuna bırakmakla beraber, Enez şehri, Gökçeada ve Semadirek adalarının idari sorumlusu olan küçük oğlu Dorino, bu vasiyetnameye iltifat etmeyip, babasının bırakmış olduğu bütün hisseye zorla sahip oldu. Onun namına Gökçeada'da Joannes Laskaris Enez'de valilik yaptı. Dorino idaresinde kardeşinin zevcesi ve oğlunu hiç gözetmediğinden, yakınları bu hareketin doğru olmadığını, hissesi olup da payını alamayan bu kadının padişaha şikâyette bulunabileceğini söylediler. Nihayet bu kadın, dayısını elçi olarak padişaha gönderdi. Bu zat, Dorino'nun haksızlığından bahsettikten sonra, padişaha karşı da İtalyanlarla anlaşmakta olduğunu, asker toplayarak Enez ve adalara muhafız tayin ettiğini kötü sonuçlanacağını anlattı.
Bunun üzerine padişah, Dorino'ya müsamaha yapılmamasını buyurdu. Kaptan Yunus Paşa, Dorino'yu getirmek için Semadirek Adası'na 50 çiftelik bir kayık gönderdiğinden, kendi de Dorino'nun memurlarını değiştirip ve idareyi tanzim için ada'nın Kefaloz Koyu'na yanaştı ve haberci göndererek, ada'nın idaresini Kristobulos'a verdiğini bildirdi. Dorino ise, korktuğundan Yunus Paşa'nın gönderdiği kayığa binmeyip önce Enez'e oradan Edirne'ye varıp, padişahın huzuruna çıkarak af diledi ancak Kaptan Yunus Paşa'nın bu kişinin normal biri olmadığını adaları kendi içlerinden birine verilmesinin doğru olduğunu bildirmesi üzerine, Dorino'ya sadece Trakya'da birkaç köy tahsis edilerek, ada'nın idaresi Kristobulos'a verildi. (1456) Gökçeada bu şekilde 1460'a kadar Osmanlı idaresinde kalmıştır.
Doğru ve dürüst bir insan olduğunu ispatlayan Kristobulos, Mistra Despotu Demetrios Paleologos'a mektup yazarak, Midilli ve Gökçeada'nın Osmanlı hükümdarlığı'ndan elde etmenin zamanı olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Paleologos, iki adamını Fatih'e gönderdi. O sırada Mora Fethi'ni tamamlamış olan Fatih, Despot Demetrios'a Limni ve Gökçeada'nın idaresini verdi. Gökçeada Venedik ve Osmanlılar arasında cereyan eden bazı olaylara sahne oldu. Papalık donanmasının ada'ya hücumu Kristobulos tarafından diplomasi ile savuşturuldu. Ada 1466'da Venediklilerin eline geçti ise de birkaç yıl sonra, kesin olarak 1470 yılında tekrar Türkler tarafından alındı. Ada halkının vergi haricinde devlete karşı bazı vazifeleri vardı. Ada'nın kalelerini ve yalılarını korumakla görevliydiler. Kendilerine hizmet karşılığı dirlik verilirdi. Ancak, meydana gelen zarar neticesinde dirlikleri ellerinden alınırdı. Gökçeada 17. yy ortalarında Girit Savaşı sebebi ile Venedik Donanması ile yapılan mücadelelere sahne oldu. 1655'te Kaptan-ı Derya olan Ali Paşa, donanma ile, boğaz, Venedik Donanması tarafından kapatılmış iken, Akdeniz'den çıkıp Girit'e gitmeye teşebbüs etmişti. Derya Beylerinin filoları Venedik donanması ile karşılaştığında, top atışları ile başlayan savaşın sonucu bilinmemektedir. Ada Venedik donanmasının, sık sık sığındığı bir yer oldu.
1698 tarihinde 73 parçalık donanma ile ada'nın kömür Limanı'na girip ada halkını haraca kesmiştir. Bu durumu öğrenen Boğazhisar muhafızı Vezir İbrahim Paşa, haberi İstanbul'a ulaştırdı. Bunun üzerine Mustafa Ağa 30 fırkatalık donanma ile Türk kıyılarını savunmak için Gökçeada'ya hareket etti. Bunun üzerine 21 Ağustos 1698'de Venedik donanması çatışmadan korkarak ada'dan kaçtı. Venedik donanmasını Midilli Adası'nın Zeytin Burnunda yakalayan Türk donanması, bu savaşı da zaferle kazandı. Balkan Savaşları sırasında, Kefaloz açıklarında, İmroz Deniz Savaşı adı altında bir savaş olmuştur. Savaşın ilk ateşini 16 Aralık 1912'de Barbaros ve Turgut Reis, Averof zırhlısına açmıştır. Yunan komutan muhabereyi kesip Mondros Limanı'na doğru hareket edince savaş bitmiş oldu. Çeşitli nedenlerle göçlerin yaşandığı Gökçeada, çok değişken bir nüfusa sahip idi; Lozan Anlaşması neticesinde, 22 Eylül 1923'te Türkiye Cumhuriyeti topraklarına fiilen katılmıştır.
Adanın merkezidir. Kamu kurumları ve nüfusun çoğu buradadır. Eskiden tarifeli seferler yapılmış olan bir havaalanı mevcuttur. Yunanca adı "Panaghia"dır. Kaleköy, Zeytinliköy, Eski ve Yeni Bademli köyleri çok yakındır.




Adanın iç batı kesimindedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye'nin en büyük köyü olarak kabul edilmektedir. 1970'li yıllara kadar Gökçeada'nın en büyük köyü olma niteliğini korumuştur. Yoğun göç vermesi nedeniyle şu anda terk edilmiş durumdadır. Dereköy'ün Yunanca adı "Shinudi"dir. Meryem Ana bayramında (15 Ağustos) yurtdışına göç edenler, çocukları ve torunlarının geri dönmesiyle köy hareketlenir.
Adanın kuzeydoğusundadır. Kaleköy iskelesi, I. Dünya Savaşı sırasında Fransız Donanma Kumandanlığı tarafından düzenlenmiş, 1970'li yıllarda Kuzulimanı'na yeni iskele yapılıncaya kadar tüm adanın ulaşımını sağlamıştır. Ancak küçük tonajlı gemilerin ve yatların yanaşması için uygundur. Bu yıllara kadar adanın ulaşımı, Ayvalık ve Gemlik adlı yolcu gemileri ile sağlanmıştır. Yunanca adı "Kastro"dur.
Haftada iki kez (Çarşamba ve Cumartesi) saat 23.00 civarında adaya ulaşan bu gemiler iskeleye yanaşamadıkları için yaklaşık 1,6 km açıkta demirlemek zorunda kalırlardı. Gemiler ile iskele arasında ulaşım balıkçı/süngerci tekneleri ile sağlanırdı. Kaleköy iskelesinin hemen sağ tarafında yer alan tepenin üzerinde köye eski ismini veren kale yer almaktadır.

Adanın kuzey iç kesimlerinde, Merkez ilçeye çok yakın eski bir Rum köyüdür. Hâlen küçük bir Rum kökenli nüfus yaşamaktadır. Ayrıca Fener Rum Patriği Bartholomeos'un doğum yeridir. Yunanca adı "Aya Teodoroi"dir. Köyde Rum İlkokulu bulunur.
Adanın kuzeyinde bir Rum köyüdür. Hâlen küçük bir Rum kökenli nüfus yaşamaktadır. Yunanca adı "Agridya"dır. Köyde Rum Lisesi ve Ortaokulu bulunur.
Türkiye'nin en batı noktasında yer almaktadır. Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur. Muğla ve Burdur illerinden 1970'li yıllarda ailelerin yerleştirilmesi ile köy teşekkül etmiştir. İlçe merkezine 25 km uzaklıktadır.
Ekonomisi tarım, hayvancılık, balıkçılık ve turizme dayalıdır. Ev pansiyonculuğu başlıca gelir kaynaklarından olup, çok sayıda pansiyon bulunmaktadır. Özellikle kamp severler için deniz ve doğanın birleştiği sakin koylar mevcuttur.
Köyde, ilköğretim okulu ve sağlık ocağı mevcuttur. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi bulunmaktadır. Köy içinin yolları taşla kaplıdır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik, sabit telefon ve internet vardır. Uğurlu köyü denize 100 metre mesafede olmakla birlikte, adanın iki iskelesinden biri Uğurlu köyünde bulunmaktadır. Limni Adası'na 20 km mesafede bulunması itibarıyla adalar arası turizm, ilerisi için Uğurlu köyünün yeni yüzünü belirleyebilir.
Adanın kuzeydoğusunda, merkez ilçe ile Kaleköy arasında yer alır. Bademli'nin Yunanca adı "Gliki"dir.
Yeni kurulan köylerdendir, Ispartalı aileler iskan edilmiştir. Adanın kuzeydoğusundadır, motel ve pansiyon bölgesidir. Denize uzaklığı 500 metredir. Adanın en büyük köyüdür.
Yeni kurulan köylerdendir, Çanakkaleli aileler iskan edilmiştir. Adanın güneydoğusunda olan Eşelek, bir tarım bölgesidir ve sebze meyve üretilir.
Adanın yerleşik ilk Türk köyüdür. 1973-1974 yıllarında Trabzon ili Çaykara ilçesi Şahinkaya (Şur) köyünden iskân gelmiştir. Tarım, hayvancılık, son yıllarda pansiyonculuk yapılmaktadır. Köyün tam karşısı çam ormanı ile kaplıdır. Köyün içme suyu 3 farklı yeraltı kaynağının beslediği depodan gelmektedir. Köy adanın güney sahillerine yakın, Laz Koyuna 5 km civarındadır. Köy içinde zeytinyağı, bal, oğlak eti, kuzu eti, keçi peyniri temin edilebilir.
Yeni kurulan köylerdendir, 80 sonrası Bulgaristan göçmenlerinin iskan edilmiştir.
Adanın en kalabalık ve ada merkezinin bir kısmını içine alan bir mahalledir.

Adadaki camiler, nüfusun etnik yapısına bağlı olarak mimaride sınırlı yer bulmuştur. Osmanlı Dönemi'nden günümüze ulaşan tek cami, Çınarlı Mahallesi'nde bulunan ve günümüzde Merkez Cami olarak adlandırılan yapıdır.
Caminin kesin inşa tarihi bilinmemekle birlikte, 1878 tarihli Osmanlı arşiv belgelerinde Hamidiye Camii ile birlikte anıldığı, 1885 ve 1889 tarihli belgelerde ise padişahın adına izafeten inşa edilmiş bir camiden bahsedildiği görülmektedir. Ayrıca, 1895 tarihli bazı tarihî yayınlarda adada yalnızca bir caminin varlığına dikkat çekilmektedir. Bu belge ve kaynaklardaki bilgiler göz önüne alındığında, söz konusu yapı ile bugünkü Merkez Cami'nin aynı yapı olması kuvvetle muhtemeldir.


Kayıtlara göre 1907 yılında büyük oranda yenilenen cami yakın zamanda da esaslı bir onarım geçirmiştir. Kuzey-güney yönde dikdörtgen prizmal bir kütle teşkil eden cami kırma çatı ile örtülür. Sonradan eklendiği anlaşılan kuzeydoğu köşedeki minare, caminin genel boyutlarıyla orantılı ve dengeli bir görünüm sergilemektedir. Kaba yontu ve moloz taştan inşa edilen yapının pencere söve ve lentoları ise düzgün kesme taştan yapılmıştır. Yalın mimarisi ve mütevazı boyutlarıyla mahalle mescidi niteliği taşıyan cami, çevresindeki mimari doku ile uyum içindedir.
Yapının kuzey ekseninde yer alan sade bir kapıdan girilen harim, ahşap düz tavanla örtülüdür. İç mekân, zaman içinde sıvanıp badana edilmesi nedeniyle özgün tarihî dokusunu büyük ölçüde yitirmiştir.
Merkez Camisi dışında Gökçeada'da farklı bir tarihi cami bulunmasa da mübadele öncesi Biga'da yer alan Eşelek Köyü, mübadele sonucu adaya yerleştirildiğinde eski köy camisinin minaresini de beraberlerinde getirmişlerdir. Bu iki cami ile birlikte Gökçeada'daki köylerde sonradan yapılan pek çok Gökçeada camileri bulunmaktadır.
Gökçeada, tarih boyunca farklı uygarlıkların egemenlik mücadelesine sahne olmuş; bu nedenle dili, mutfağı, mimarisi ve dini yapıları zamanla köklü değişimlere uğramıştır. Bu çok katmanlı tarihsel süreç, adada camilerin yanı sıra Rumlardan kalma kilise ve manastırların da varlığını sürdürmesine olanak tanımıştır. Resmî kayıtlara göre 19. yüzyıl sonlarında adada sekiz kilise bulunmakta olup, yapılan araştırmalar bu sayının on bire ulaştığını göstermektedir.
Gökçeada merkezindeki üç mahalleden biri olan Çınarlı Mahallesi'nde yer alan Aya Panayia Kilisesi, 1835 yılında inşa edilmiş olup günümüzde de ibadete açık olan kiliseler arasındadır. Merkezin bir diğer mahallesi olan Fatih Mahallesi'nde ise Metropolitan Kilisesi yer alırken, Yeni Mahalle'deki Aya Varvara Kilisesi, hemen yanındaki eski çeşme ile dikkat çekmektedir. Adanın sahil kesimindeki tek yerleşim yeri olan Kaleköy'de bulunan Aya Marina Kilisesi ise restore edilmiş kiliseler arasında yer almaktadır.
Adanın bilinen en eski kilisesi, Zeytinliköy'deki Agios Georgios Kilisesi'dir. Bu köy aynı zamanda, dünya genelindeki yaklaşık 300 milyon Ortodoks Hristiyan'ın ruhani lideri olan I. Bartholomeos'un 1940 yılında doğduğu yerdir. 1991 yılında İstanbul Rum Ortodoks Patriği ilan edilen Bartholomeos, doğduğu Zeytinliköy'deki evini yılda birkaç kez ziyaret etmektedir. Tepeköy'de, 1832 yılında inşa edilmiş olan Evangelismos Teotoku Kilisesi ile birlikte eski bir Rum mezarlığı da bulunmaktadır.
Gökçeada'nın Rum köylerinden biri olan Dereköy'de ise ibadete açık iki kilise mevcuttur: Köy girişinde yer alan Hagia Marina Kilisesi ve çarşı merkezindeki Koimesistis Theotokos Kilisesi. Her iki yapı da 1800'lü yılların başlarında inşa edilmiştir.
Kiliselerle birlikte adada yaklaşık 360 şapelin varlığından söz edilir. Halkın ‘manastır' olarak da adlandırdığı şapeller ibadetin yanında, kötülüklerden korumak ve bereket getirmesi amacıyla, başta kent merkezleri olmak üzere adanın her yerine inşa edilmiştir.
Kaya mezarları adanın birçok noktasında bulunmaktadır, ancak mezarların hepsi tahrip edilmiştir. Mezarların hangi dönemde yapıldıkları bilinmemektedir.
Ada'daki kaya mezarları genellikle tuz gölü yakınındaki eski askeri bölge ve Kokina Mevkii'nde bulunmaktadır.
Gökçeada'da 2 tane kale bulunmaktadır kalelerden bir tanesi ve en meşhur olanı Kaleköy'de bulunmaktadır diğeri ise pek bilinmemektedir ve Dereköy'de bulunmaktadır.
Yukarı Kaleköy mevkiinde bulunan İskiter kalesi adanın en eski yapılarından birisidir. Cenevizliler tarafından inşa edilen kalenin surlarının bir kısmı hala ayaktadır. İskiterkalesi, Çınarlı Ovasına hakim bir tepededir. Kalenin bulunduğu mevkiden aşağı Kaleköy, Yeni bademli, Eski bademli ve Zeytinli köyleri net olarak görülebilir.
Ayrıca, yapısı nedeniyle tıpkı bir yelkeni andıran ve ancak denizden ulaşılabilen Yelkenkaya'yı da kuzeydoğu yönüne bakıldığında görmek mümkündür.
Dereköy mevkiinde bulunan İskinit kalesi adanın en eski yapılarından birisidir. Tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Halk arasında Şeytan veya Korsan kalesi olarak'da geçmektedir. Gökçeada'ya hakim bir tepede bulunmaktadır kale adanın her noktasını görebilmektedir. Kale'ye ulaşmak ise oldukça zordur yüksek bir nokta'da bulunmaktadır ve bu noktaya giden bir yol veya patika yoktur.
Çamaşırhaneler ada geleneğinde önemli bir yere sahipti. Geçmiş yıllarda, her köyün özel bir çamaşır yıkama günü olmakta ve kadınlar arasında aynı zamanda haberleşme ve yiyecek-içecek sunma günü olarak geçmekteydi.
Anadolu'da "yunak" olarak da adlandırılan çamaşırhaneler, kadınların belirli günlerde toplanıp çamaşır yıkadıkları ve sonrasında kapılarını kapatarak yıkandıkları yapılardır.
Ada'daki hemen her köyde birden çok çamaşırhane bulunmaktaydı. Bunlar bir cephesi açık veya kapalı dikdörtgen planlı basit yapılardır. Geleneksel yığma taş duvarla inşa edilen yapıların üzerleri kiremit kaplı kırma çatılarla örtülüdür. İçerisinde yer alan çeşmeler, kazanlarda suların ısıtıldığı ocaklar, çamaşır yıkama tekneleri, sekiler, malzemelerin konduğu nişler ve suların atıldığı açık kanallar bu yapıların temel unsurlarıdır.
Dereköy'deki Hagia Panaghia Kilisesi yanında yer alan çamaşırhane bunların anıtsal bir örneğini teşkil eder.

| Yıl | Toplam | Şehir | Kır |
|---|---|---|---|
| 1927 | 6.719 | 2.099 | 4.620 |
| 1935 | 6.348 | 1.856 | 4.492 |
| 1940 | 6.446 | 1.991 | 4.455 |
| 1945 | 6.359 | 2.004 | 4.355 |
| 1950 | 6.326 | 2.000 | 4.326 |
| 1955 | 6.234 | 1.936 | 4.298 |
| 1960 | 5.776 | 1.846 | 3.930 |
| 1965 | 5.941 | 2.721 | 3.220 |
| 1970 | 6.605 | 4.549 | 2.056 |
| 1975 | 6.001 | 4.470 | 1.531 |
| 1980 | 5.978 | 4.802 | 1.176 |
| 1985 | 7.610 | 5.434 | 2.176 |
| 1990 | 7.948 | 6.074 | 1.874 |
| 2000 | 8.875 | 7.254 | 1.621 |
| 2007 | 8.672 | 6.801 | 1.871 |
| 2008 | 7.475 | 5.497 | 1.978 |
| 2009 | 7.057 | 4.971 | 2.086 |
| 2010 | 7.074 | 4.885 | 2.189 |
| 2011 | 8.210 | 5.937 | 2.273 |
| 2012 | 8.288 | 5.943 | 2.345 |
| 2013 | 8.830 | 6.454 | 2.376 |
| 2014 | 8.644 | 6.229 | 2.415 |
| 2015 | 8.906 | 6.517 | 2.389 |
| 2016 | 8.776 | 6.354 | 2.422 |
| 2017 | 8.769 | 6.302 | 2.467 |
| 2018 | 9.783 | 7.205 | 2.578 |
| 2019 | 9.440 | 6.796 | 2.644 |
| 2020 | 10.106 | 7.429 | 2.677 |
| 2021 | 10.377 | 7.567 | 2.810 |
| 2022 | 10.348 | 7.479 | 2.869 |
| 2023 | 10.721 | 8.026 | 3.119 |
| 2024 | 11.145 | 8.026 | 3.119 |
| 2025 | 11.331 | 8.115 | 3.216 |
Gökçeada'da Nüfus Değişimi
| Mahaleler ve Köyler | 1519 | 1893 | 1927 | 1968 | 1970 | 1975 | 1980 | 1985 | 1990 | 1997 | 2000 | |||||||||||
| Çınarlı | - | - | - | - | - | - | - | - | 3578 | 615 | 3806 | 342 | 4251 | 216 | 767 | 70 | 721 | 40 | 553 | 26 | 503 | 29 |
| Bademli | - | - | - | - | - | - | - | - | 66 | 144 | 1 | 57 | 40 | 1 | 13 | 34 | 29 | 22 | 15 | 15 | 15 | 13 |
| Dereköy | - | - | - | - | - | - | - | - | 73 | 672 | 391 | 378 | 319 | 214 | 380 | 106 | 99 | 68 | 82 | 40 | 68 | 42 |
| Eşelek | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | 152 |
| Fatih Mahallesi | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | 3962 | 45 | 4284 | 32 | 4135 | 21 | 4180 | 25 |
| Kaleköy | - | - | - | - | - | - | - | - | 38 | 36 | 24 | - | - | 128 | 94 | - | 105 | - | 90 | - | 89 | - |
| Şahinkaya | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | 168 | - | 107 | - | 86 | - |
| Şirinköy | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | 189 | - |
| Tepeköy | - | - | - | - | - | - | - | - | 3 | 504 | 4 | 273 | 2 | 193 | 1 | 110 | 2 | 75 | 2 | 39 | 2 | 42 |
| Uğurlu | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | 460 | - | 490 | - | 466 | - | 401 | - |
| Yenibademli | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | - | 416 | - | 660 | - | 628 | - | 581 | - |
| Yenimahalle | - | - | - | - | - | - | - | - | 182 | 143 | 162 | 121 | 231 | 81 | 359 | 59 | 970 | 27 | 2240 | 25 | 2362 | 27 |
| Zeytinliköy | - | - | - | - | - | - | - | - | 30 | 507 | 15 | 369 | 36 | 235 | 72 | 162 | 25 | 130 | 12 | 82 | 12 | 76 |
| TOPLAM | Türkler:
84 |
Rumlar:
2100 |
Türkler: 99 | Rumlar: 9357 | Türkler: 157 | Rumlar: 6756 | Türkler: 1330 | Rumlar: 4589 | Türkler: 3970 | Rumlar: 2621 | Türkler: 4403 | Rumlar: 1540 | Türkler: 4879 | Rumlar: 1068 | Türkler: 6524 | Rumlar: 586 | Türkler: 7626 | Rumlar: 321 | Türkler: 8330 | Rumlar: 254 | Türkler: 9213 | Rumlar: 248 |
