Kintsugi (Japonca: 金継ぎ "altın doğrama") veya kintsukuroi (金繕い "altın onarımı"), kırık çömleklerin kırılmış yerlerini toz hâline getirilmiş veya toz altın, gümüş veya platin ile karıştırılmış reçine ile onarma sanatıdır. Bir nesnenin kırılması ve onarımını, gizlenecek bir şey olarak değil, o nesnenin geçmişinin bir parçası olarak ele alma düşüncesini ifade eder. Budist öğretisine dayanan wabi-sabi anlayışından esinlenmiştir.
Kintsugi'nin bilinen tarihi 15. yüzyıla dayanır. Rivayete göre Japonya'yı yöneten Ashikaga şogunluğunun sekizinci şogunu Ashikaga Yoshimasa’nın çok sevdiği bir çay fincanı kırılmış ve tamir edilmek üzere Çin’e gönderilmiştir. Fincan, metal zımba ile onarılır ancak komutan memnun kalmaz. Bunun üzerine komutanın seveceği bir çalışma ortaya koymak için işe koyulan Japon zanaatkârlar, fincanı eskisinden daha güzel hâle getirirler. Böylece altın anlamına gelen "Kin" ve birleştirmek anlamına gelen "Tsugi" kelimelerinin birlikte kullanımıyla oluşan “Kintsugi” kelimesi ile ifade edilen kintsugi sanatı doğmuştur.

Çağdaş sanatta da kintsugi disipliniyle işler yapan sanatçılar vardır. Parçalanmış etkisi veren bir fincan takımı yapan Yoko Ono, çatlakları olan seri üretim beyaz porselen yemek takımlarından eserler yaratan Joana Meroz, dalgaların kıyıya getirdiği kırık seramik ve cam parçalarını toplayarak eserlerinde kullanan Tomomi Kamoshita; atık, çöp olarak kabul edilen seramiklerle sıra dışı eserler meydana getiren Koreli sanatçı Yee Sookyung, hasar görmüş seramikleri kumaşla kaplayan ve altın yaldız iplikleri örerek yaptığı desenlerle seramiklerin kayıp parçalarını dolduran Charlotte Bailey bu sanatçılardan bazılarıdır.
Kintsugi sanatı, kusurların olduğu gibi kabul edilmesi anlayışına dayalıdır. Bu anlayışa göre hiçbir şey kusursuz, düzenli veya simetrik olmaz. Eşyaların kırılması değerlerini kaybetmelerine neden olmaz, kırılan her eşya onarılıp tekrar kullanılır hâle getirilebilir. Bu anlayış ile kusurların veya sorunların varlığını kabul ederek olumlu bir düşünce anlayışı geliştirilir.

Kintsugi anlayışı, hayatta her şeyin kusurlarıyla olduğu gibi kabul edilmesini savunan wabi-sabi felsefesi ile benzerlik gösterir. Japonya'nın kültürüne ve düşünme biçimlerine kök salmış olan ve içinde israf konusunda hissedilen suçluluk, üzüntü veya pişmanlık duygusunu barındıran Mottainai düşüncesi ile ve Muşin (zihinsizlik) felsefesiyle de ilişkilendirilmektedir.
Geleneksek kintsugi sanatında seramik çanak çömleklerdeki çatlaklar, Asya'nın doğusuna özgü yerli bir ağacın (Toxicodendron vernicifluum) özünden yapılan "urushi lak" ve toz altın karışımından elde edilen bir cila kullanılarak kapatılır. Ham hâli zehirli olan urushi lak, beş yıla kadar varan işlemler sonunda kurutulduğunda sert, su geçirmez bir yüzey oluşturur. Bitki zehirli olduğundan urushi cilası ile onarım, bu işi yapanların birçoğunda reaksiyona sebep olur.
Kintsugi uygularken yapışkan cila ile doldurulan seramik parça, kurumaya bırakılır. Yüzeydeki fazla yapıştırıcı temizlendikten sonra üzerine altın veya gümüş tozlar olan bir karışım sürülür. Kuruduktan sonra parça tekrar nazikçe ovularak pürüzsüz hâle getirilir. Son aşamada, yapıştırılan seramik ya da porselen objenin yaşanmışlığı vurgulanır. "Yobitsugi" adlı teknikte, farklı ve ilgisiz bir seramik parçası onarılan objenin kırık ya da eksik alanına yapıştırır. "Makienaoshi" üslubunda altın, tamiri yapılan seramik objenin üzerindeki dekoru altın ile yansıtılır böylece dekorun devamı sağlanır.