

Kolonad, bağımsız bir şekilde dikili ya da bir yapının parçası olan, düz bir saçaklık yahut arşitrav ile birleştirilmiş bir kolon dizisidir. İlk kolonad örneklerine Antik Çağ'daki tapınaklarda rastlanmış olup günümüzde varlıklarını sürdüren en eski örnekleri Antik Roma ve Antik Yunan dönemlerine aittir.
Düz bir saçak yerine kemerlerden oluşan sütun dizilerine ise arkat denilmektedir.
Antik şehirlerde genellikle ana caddeler kolonadlardan oluşurlar ve kolonadlar aracılığıyla oluşan yolun dış kesiminde çeşitli dükkanlar bulunurdu. Antik şehirlerde oldukça popüler olan kolonadlar, kamu alanlarını düzenlemekteydiler. Bu nedenle tamamen düz bir şekilde devam etmektense çeşitli ticari yahut eğlence alanları ile kesilirlerdi. Kolonadlar her zaman anıtsal kapılar veya zafer takları gibi unsurlar ile biterken diğer alanlarla kesintiye uğradığı yerlerde tetrapyla veya onur sütunlarıyla süslenirlerdi.
Kolonadlar sadece geçiş alanları değil, aynı zamanda örneğin ciddi sağanak yağış zamanlarında yağmur suyunu aktarmak için de tasarlanmışlardır. İnsanların kolonadlar arasındaki yoldan ilerlemesinden ötürü, kolonadlara ticari bir önem de atfedilebilir.
Kolonadlar Anadolu'da MS 1. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmaya başlamış, 2. ve 3. yüzyıl boyunca inşa edilmeye devam edilmiştir. Kuzey Afrika'da da bir hayli yaygın olan kolonadlar, Balkanlar ve Yunanistan'da daha nadir olarak bulunurlar. Buradaki tek örnekler Atina, Stobi, Korint ve Rodos'ta karşımıza çıkmaktadır. 3. yüzyıl sonrası Konstantinopolis yanı sıra, günümüz Suriye topraklarında Resafa ve Zenobia'da ya da Sırbistan'da Justiniana Prima'da kolonadlar bulunmaktadır. Afrika'da günümüz Cezayir topraklarında 4. yüzyılların sonuna doğru Tebessa'da bir kolonad inşa edilirken, Mısır'daki Abu Mina hac merkezine MS 5. yüzyılın sonlarına doğru bir kolonad eklenmiştir.