Luigi Mongeri (16 Kasım 1815, Milano – 25 Kasım 1882, Biffi), Osmanlı İmparatorluğu'nda görev yapmış İtalyan asıllı bir hekimdir. Özellikle İstanbul'daki Toptaşı Bimarhanesi'nin (akıl hastanesi) modernleşmesi için yaptığı çalışmalarla Osmanlı tıp tarihinde önemli bir yere sahiptir. Kolera ile mücadelede ve adli psikiyatri alanında da değerli katkıları olmuştur.
Mongeri, 1815'te Milano'da orta sınıf bir İtalyan ailesinde doğdu. Brera Gymnasium ve Longone Lisesi'nde beşeri bilimler ve felsefe eğitimi aldı. Ardından, dönemin en iyi tıp okullarından biri olan, Lombardiya'daki Pavia Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde eğitim aldı. Dönemin önde gelen anatomistlerinden Bartolomeo Panizza'nın yanında sinir sistemi üzerine çalıştı. Ayrıca Milano'daki hastanede koleranın etiyolojisi üzerine araştırmalar yaptı. Milano Hastanesi'nin kolera servisindeki stajı sırasında yazdığı, kolera hastalığının nedenleri ve bulaşılabilirliği üzerine yazı, sorumlu hocası tarafından çok beğenildi ve bu deneyimi meslek yaşamını şekillendiren unsurlardan biri oldu. Fakülte yıllarında tanıştığı isimlerden biri de daha sonra nöroloji ve adli psikiyatri alanında ün kazanacak olan Andrea Verga idi.
Mezun olduğu dönemde Lombardia bölgesi Avusturya İmparatorluğu'nun egemenliği altındaydı. İtalyan birliğini savunan gruplar üzerindeki siyasi baskı nedeniyle kendisini tehlikede hisseden Mongeri, üniversiteden gelen kadro teklifini reddederek ülkeyi terk etti ve 24 Mayıs 1839'da İstanbul'a geldi.
İstanbul'a varışının ardından Mısır'a karşı savaşan Osmanlı ordusuna tabip olarak katıldı. Nizip Savaşı'nın ardından İstanbul'a dönerek Osmanlı karantina teşkilatında göreve başladı. İlk görev yeri Sinop Karantinası'ydı ve burada yirmi ay çalıştıktan sonra Girit Karantinası'na tabip olarak atandı. 1849 yılına kadar bu görevde bulundu. Getitmek istediği kolera tedbirleri sert bulunduğu için görevinden alınsa da başka yere tayin edilmeyi reddederek Giritli Mustafa Naili Paşa'nın özel doktoru oldu.
1850'de Mustafa Naili Paşa ile birlikte İstanbul'a gelen Mongeri, 1851'de Sultan Abdülmecid’in kızkardeşi Adile Sultan'ı tedavi etmekle görevlendirildi. Osmanlılar'ın 19. yüzyıldaki en büyük bismarhanesi olan Süleymaniye Bimarhanesi'ni ve İstanbul'un diğer bimarhanelerini bu dönemde ziyaret etti ve yaşanan sefalete, ilgisizliğe ve kötü muameleye tanık oldu. 1856'da Mongeri, Osmanlı makamlarına bir dilekçe sunarak akıl hastalarının özel tedaviye ihtiyaç duyduğunu, bu konuda bilgi ve deneyime sahip olduğunu belirtti. Reform ortamı ve padişahın desteği sayesinde dilekçesi kabul edildi ve Mart 1856'da Süleymaniye Bimarhanesi'ne başhekim olarak atandı ve 1873'e kadar bu görevi sürdürdü.
Görevinde Avrupa'daki modern akıl hastanelerinden edindiği deneyimleri Osmanlı'ya taşıdı, hastaların zincirlenmesine ve yalnızca kapatılmalarına karşı çıktı, daha insancıl tedavi yöntemlerini savundu. Bu özelliği nedeniyle Fransız psikiyatrist Philippe Pinel'e benzetilerek, İstanbul’un Pinel’i (Pinel de Constantinople) olarak adlandırılmıştır. Bir başka öncülüğü ise, hastalara ait yorumlarının, vaka analizlerinin, tımarhane istatistiklerinin kayıtlarını tutmuş olmasıdır. Mongeri, 1876 yılında Süleymaniye Bismarhanesini Toptaşı'ya taşıyarak modern bir akıl hastanesi kurma girişiminde bulunmuştur.
Mongeri, daha sonra Toptaşı Bimarhanesi'nde görev alarak reformlarını sürdürdü. Kurumsal hijyenin sağlanması, hastaların beslenme ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gibi düzenlemeler yaptı. Bu girişimleri sayesinde Osmanlı'da modern psikiyatri anlayışının öncülerinden biri olarak kabul edilir.
Mongeri'nin Osmanlı tıp tarihine bir başka katkısı da, 1876'da Bimarhaneler Nizamnamesi'ni (Akıl Hastaneleri Yönetmeliği) yazmasıdır. Böylelikle akıl hastalıkları alanına hukuki düzenleme getirmiştir. Bimarhaneler Nizamnamesi'ne kadar, akıl hastalarının sevki veya bimarhane giriş-çıkışına ilişkin bir yasal metin yoktu.
Mongeri'nin katkıları yalnızca akıl hastaneleriyle sınırlı kalmadı. Osmanlı mahkemelerine, akıl sağlığı şüpheli kişiler hakkında resmî raporlar sunarak adli psikiyatri alanının gelişmesine öncülük etti.
Bu raporlarda akıl hastalıklarının cezai sorumluluk üzerindeki etkisini tartıştı ve cezai ehliyet kavramının Osmanlı hukukunda yerleşmesine katkıda bulundu. Mongeri'nin yaklaşımı, akıl hastalıklarını ahlaki ya da dini sapma olarak değil, tıbbi bir durum olarak ele alması bakımından yenilikçi kabul edilmektedir.
Mongeri, dört Osmanlı padişahı döneminde hizmet vermiştir: Abdülmecid (1839–61), Abdülaziz (1861–76), V. Murad (1876) ve II. Abdülhamid (1876–1909). Akıl Hastaneleri Yönetmeliği, Sultan Abdülaziz'in saltanatının son günlerinde, 22 Mart 1876'da yürürlüğe girmiştir. Abdülaziz, 30 Mayıs 1876'da bir darbe ile tahttan indirilip yerine V. Murad geçmiştir; dört gün sonra Abdülaziz, cinayet mi yoksa intihar mı olduğu kuşkulu biçimde ölmüş ve bu ölüm, V. Murad üzerinde derin bir etki bırakarak zihinsel sağlığını olumsuz etkilemiştir. Sadece 93 gün iktidarda kaldıktan sonra, zihinsel hastalık gerekçesiyle tahttan indirilmiştir. Bu dönemde Mongeri, Sultan V. Murad'ı muayene eden hekimler arasında yer almış ve tıbbi raporunu imzalamıştır.
Mongeri, Toptaşı Asriye Hastanesi'nin ve o dönemde İstanbul'daki tek özel akıl hastanesi olan La Paix Hastanesi'nin başhekimliği görevini ölene dek sürdürmüştür. 25 Kasım 1882'de ölmüştür.
Luigi Mongeri, Osmanlı İmparatorluğu'nda ruh sağlığı hizmetlerinin modernleşmesi ve adli psikiyatri uygulamalarının kurumsallaşması sürecinde öncü bir isim olarak kabul edilmektedir. Çalışmaları, Cumhuriyet döneminde de akıl sağlığı kurumlarının gelişimine zemin hazırlamıştır.
Kendisiyle aynı adı taşıyan oğlu Luigi Mongeri de, babası gibi, İstanbul'da 12 yıl boyunca çeşitli hastanelerde psikiyatrist (medico alienista) olarak çalışmıştır; bu hastaneler arasında İtalyan Hastanesi, Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi ve La Paix Hastanesi yer almaktadır. Mongeri (oğul) 1906'da Milano'ya dönmüş, birçok makale ve kitap yayımlamış ve tıpkı babası gibi İtalyan ve Avrupa psikiyatri literatürüne katkıda bulunmuştur. Diğer oğlu Giulio Mongeri ise, Türk mimarlık tarihine iz bırakan önemli bir mimar olmuştur.
Adana Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yeni servisler açıldığı dönemde, servislere psikiyatri tarihinin önemli isimlerinin adı verildi. Mongeri'nin adı da Adli Servis'e uygun görüldü. 2015 yılında ise Mongeri'nin adı kaldırıldı. Bu değişiklik, tarihe saygısızlık edildiği eleştirisiyle basında yer buldu.