
Pestisit, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır.
Genel olarak, pestisit, zararlıları caydıran, etkisiz hale getiren, öldüren veya başka şekillerde uzaklaştıran kimyasal ya da biyolojik bir ajandır (virüs, bakteri veya mantar gibi). Hedeflenen zararlılar arasında mal varlıklarına zarar, rahatsızlık veren, hastalık yayan veya hastalık yayan böcekler, bitki patojenleri, yabani otlar, yumuşakçalar, kuşlar, memeliler, balıklar, yuvarlak solucanlar ve mikroplar sayılabilir. Böylelikle pestisitler tarımsal verimi artırır. Bu faydaların yanı sıra pestisitlerin, insanlara ve diğer türlere potansiyel toksisite (zehirlilik) gibi dezavantajları da vardır.
Pestisit sözcüğü Latince pestis (veba/salgın) ve caedere (öldürmek) kelimelerinden türetilmiştir.
Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), pestisit kavramını şu şekilde tanımlamıştır:
"İnsan veya hayvan hastalıklarının taşıyıcıları (vektörler), istenmeyen bitki veya hayvan türleri de dahil olmak üzere; gıdaların, tarımsal emtiaların, ahşap ve ahşap ürünlerinin veya hayvan yemlerinin üretimi, işlenmesi, depolanması, taşınması veya pazarlanması sırasında zarar veren ya da sürece müdahale eden herhangi bir zararlıyı önlemek, yok etmek veya kontrol etmek amacıyla kullanılan her türlü madde veya madde karışımıdır. Terim; böceklerin, örümceğimsilerin veya vücutlarındaki diğer zararlıların kontrolü için hayvanlara uygulanabilen maddeleri de içerir. Ayrıca; bitki gelişim düzenleyici, yaprak dökücü (defoliant), kurutucu (desiccant), meyve seyreltici veya meyvelerin vaktinden önce dökülmesini önleyici ajan olarak kullanılması amaçlanan maddeler de bu kapsama girer. Bunlara ek olarak, ürünleri depolama ve taşıma sırasında bozulmaya karşı korumak amacıyla hasat öncesinde veya sonrasında uygulanan maddeler olarak da kullanılırlar."
Pestisitler tarımsal verimi artırır. Pestisit kullanıldığında, mahsulün türüne bağlı olarak ortalama verim artışı %12 ila %27 arasında değişmektedir. Başka bir çalışma, pestisit kullanılmamasının mahsul verimini yaklaşık %10 oranında azalttığını saptamıştır.
Pestisit kullanımının birincil ve ikincil olmak üzere iki düzeyde faydası vardır. Birincil faydalar, pestisit kullanımından elde edilen doğrudan kazançlardır; ikincil faydalar ise daha uzun vadeli olan etkilerdir.
Haşerelerin ve bitki hastalık taşıyıcılarının (vektörlerin) kontrol altına alınması:
İnsan/hayvan hastalık taşıyıcılarının ve zararlı organizmaların kontrol altına alınması:
Diğer insan faaliyetlerine ve yapılarına zarar veren organizmaların kontrol altına alınması:
Pestisit kullanımının maliyet boyutu incelendiğinde, çevreye ve insan sağlığına yönelik zararlar söz konusu olabilir. Pestisit güvenliği eğitimi ve pestisit uygulayıcılarına yönelik düzenlemeler, halkı pestisitlerin yanlış kullanımından korumak için tasarlanmıştır ancak bu önlemler tüm yanlış kullanımları tamamen ortadan kaldırmaz. Pestisit kullanımının azaltılması ve daha az toksik olanların tercih edilmesi, pestisit kullanımından kaynaklanan toplum ve çevre üzerindeki riskleri azaltabilir.
Pestisitlerle ilgili sağlık sorunlarının çoğu; ister mesleki ister mesleki olmayan ortamlarda olsun, doğrudan kullanımdan kaynaklanmaktadır. Buna karşılık, meyve ve sebzelerdeki pestisit kalıntılarından kaynaklanan sağlık risklerinin minimum düzeyde olduğu kabul edilmektedir.
Pestisitlerin mesleki kullanımı sağlığı olumsuz etkileyebilir, hormonları taklit ederek üreme sorunlarına ve kansere yol açabilir. 2007 yılında yapılan sistematik bir inceleme, "Hodgkin dışı lenfoma ve lösemi üzerine yapılan çalışmaların çoğunun pestisit maruziyeti ile pozitif ilişki gösterdiğini" saptamış ve bu nedenle pestisitlerin kozmetik (estetik amaçlı çevre düzenlemesi vb.) kullanımının azaltılması gerektiği sonucuna varmıştır. Organofosfatlı insektisit (böcek ilacı) maruziyeti ile nöro-davranışsal değişiklikler arasında güçlü kanıtlar bulunmaktadır. Ayrıca nörolojik sorunlar, doğum kusurları ve fetal ölüm (anne karnında ölüm) dahil olmak üzere pestisit maruziyetinden kaynaklanan diğer olumsuz sonuçlara ilişkin sınırlı kanıtlar da mevcuttur.
2014 yılında yapılan epidemiyolojik bir inceleme, otizm ile belirli pestisitlere maruz kalma arasında ilişkiler bulmuş; ancak mevcut kanıtların bu ilişkinin nedensel olduğu sonucuna varmak için yetersiz olduğunu belirtmiştir.
Yetersiz düzenlemeler ve güvenlik önlemleri nedeniyle pestisit kaynaklı ölümlerin %99'u, toplam pestisit kullanımının yalnızca %25'ini gerçekleştiren gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir.
Bir pestisit kimyasal bir madde ya da virüs veya bakteri gibi biyolojik bir ajan olabilir. Kimyasal pestisitlerin çoğu hedef organizmaya seçkin etkinlik gösteremedikleri için hedef organizma dışındaki organizmalarda da çeşitli hastalıklara yol açar hatta öldürücü olabilirler. Birçok pestisit insanlar için de zararlıdır. Kullanıldıkları canlıların yiyecek şeklinde insanlar tarafından kullanılmaları sonucunda insanlarda yaygın hastalıklara ve istenmeyen sıkıntılı durumlara sebep olurlar. Kimyasal pestisitlerin ve etken maddelerinin akut toksik etkileri vardır. Karbamatlar, organofosfatlar ve klorlanmış hidrokarbonları içeren birçok pestisit genetoksik etkiye sahiptir. Tarım ile uğraşan ve pestisite maruz kalan insanlarda yapılan çalışmalarda bu bireylerde yapısal ve sayısal kromozom anomalileri ile kardeş kromatid değişiminde artmalar gözlenmiştir.
Pestisitlerin kronik etkisine maruz kalan tarım işçilerinde birçok genetik hasarın yanı sıra karaciğer, böbrek ve kaslarda bozukluklar görülmüştür.
Organofosfatlı ve karbamatlı insektisitler ise etkilerini doğrudan doğruya periferal ve merkezî sinir sistemi üzerinde göstererek canlı yaşamını tehdit etmektedir.
Birçok pestisit insana, hayvanlara ve çevreye zarar vermektedir. Bununla ilgili ilk çalışmalar 70'li yılların başında, UNEP Stokholm İnsan Çevresi Konvansiyonu'nu hazırlayan süreçte göstermişlerdir. 30 yıl sonra ABD, Avustralya, Kanada, Japonya ve Yeni Zelanda, uluslararası baskılara boyun eğerek küresel anlaşma taslağının oluşturulmasına karar vermişlerdir.
Bu çalışmalar kapsamında KOK (Kalıcı Organik Kirleticileri) olarak adlandırılan içlerinde tarımda da kullanımı yaygın olan birçok kimyasal ürün bazı özel durumlar hariç yasaklanmış ve KOK özelliği taşıyan yeni kimyasallarında üretilmesi yasaklanmıştır. Bu anlaşma kapsamında; aldrin, endrin, toksafen, klordan, dieldrin, heptakol, mireks, DDT ve endüstriyel kimyasallar olan heksaklorobenzen ve PCB'ler yasaklanmış ve stokları takip altına alınmıştır. Türkiye'de Çok ve ark. tarafından yapılan birçok çalışmada anne sütlerinde belirli oranda bu kimyasallar bulunmuştur. Kalıcı Organik Kirleticilerden olan organik klorlu pestisitler ise Cafer Turgut ve ark. tarafından yapılan birçok çalışmada tespit edilmiş ve Toros dağlarında ise uzaktan taşınım tespit edilmiştir.
Tarım ilaçlarının kan hücreleri üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Organofosforlu insektisitler eritrositlerin (kırmızı kan hücreleri) membran özelliklerini değiştirerek eritrosit fonksiyonun engellemektedir. Diğer bazı pestisitler de eritrositlerin boyutlarının ve yüzey şekillerinin bozulmasına ve eritrosit antioksidan sistem enzimlerinin aktivitelerinin değişmesine sebep olmaktadır. Pestisitlerin en önemli etkilerinden biri de asetilkolinesteraz enzimini inhibe etmeleridir. Bu durumda alt beyin kökünde solunum kontrol merkezlerinin baskılanması ile canlı ölüme gider. Yine pestisitlerde yapılan bir araştırmada pestisitlerin TCA enzimlerinin (malat dehidrojenaz, süksinat dehidrojenaz) inhibe olmasına sebep olduğu bulunmuştur.
|tarih= (yardım)|tarih= (yardım)|tarih= (yardım)|tarih= (yardım)|tarih= (yardım)