| Bölgesel Dörtlü (R4) | |
|---|---|
| Tür | İstişare |
| İmzalanma | 18 Mart 2026 |
| Yer | Riyad |
| Taraflar | R4 (18 Mart 2026)
E3 (23 Ekim 2026) +1 (23 Ekim 2026) |
Bölgesel Dörtlü (R4) (İngilizce: Regional Four), Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından "bölgesel sahiplenme" olarak tanımlanan ilke ışığında, bölgesel ve uluslararası sorunları görüşmek ve diplomatik eşgüdümü geliştirmek amacıyla, dışişleri bakanlıkları seviyesinde oluşturulmuş gayriresmî bir siyasi istişare platformudur. 2026 yılında oluşturulan bu mekanizma, özellikle Orta Doğu'daki çatışmaların sona erdirilmesi, bölgesel istikrarın desteklenmesi, denizyolu ulaşımının güvenliği ve diplomatik çözüm girişimleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Bazı uluslararası analizlerde grup, İngilizce Regional Four (Bölgesel Dörtlü) adıyla da anılmaktadır.
R4, 2026'da başlayan dışişleri bakanları toplantıları aracılığıyla faaliyet gösteren bir istişare mekanizması olarak tanımlanmaktadır. Üyeleri arasında ortak bölgesel kaygılar bulunmakla birlikte, grup üyelerinin bütün dış politika meselelerinde aynı tutumu benimseyeceği veya bağlayıcı kararlar alacağı bütünlüklü bir siyasi blok oluşturduğu sonucuna varmak için yeterli kanıt bulunmamaktadır.

R4, 2026 yılında Orta Doğu'daki güvenlik krizinin derinleşmesi ve İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki çatışmanın bölgesel etkilerinin artması sırasında ortaya çıktı. Dört ülke arasındaki ilk dışişleri bakanları toplantısı Mart 2026'da Riyad'da gerçekleştirildi. Toplantının tarihini Anadolu Ajansı 18 Mart, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) ise 19 Mart olarak vermektedir.
İkinci toplantı 29 Mart'ta İslamabad'da, üçüncü toplantı ise 18 Nisan'da Antalya'da yapıldı. Görüşmelerde İran ile ABD arasındaki çatışmanın sona erdirilmesi, gerilimin düşürülmesi ve Pakistan'ın arabuluculuk girişimleri öne çıktı. Pakistan, Körfez ülkeleriyle ilişkilerini ve bölgesel diplomasi girişimlerini kullanarak taraflar arasında görüşmelere zemin hazırlamaya çalıştı.
R4'ün dördüncü toplantısı 21 Haziran 2026'da Mısır'ın başkenti Kahire'de gerçekleştirildi. Toplantı sonrasında yayımlanan ortak bildiride dört ülke, ABD ile İran arasında 18 Haziran'da imzalanan İslamabad Mutabakatı'nı gerilimin azaltılması bakımından olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Açıklamada Pakistan'ın arabuluculuk çabaları ve Katar'ın görüşmelerin sonuçlandırılmasına katkısı takdir ile karşılandı. Bakanlar, müzakerelerin kalıcı, doğrulanabilir ve taraflarca kabul edilebilir bir çözüme ulaşmasını desteklediklerini bildirdi.
Beşinci toplantı 5 Ağustos'ta Amman'da, Kudüs konusu özelinde bir bakanlar konferansı düzenlendi. Görüşmede Orta Doğu'daki gerilimin düşürülmesi ve ABD-İran mutabakatının uygulanmasına yönelik diplomatik çabaların sürdürülmesi gerektiğine vurgu yapıldı.
R4'ün altıncı toplantısı 21 Eylül'de New York'ta, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun üst düzeyli haftası kapsamında gerçekleştirildi. Toplantıda bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile istişare ve eş güdümün sürdürülmesi ele alındı. Ortak açıklamalarda özellikle Yemen'deki Husî saldırılarının Suudi Arabistan'ın güvenliğine etkisi, denizyolu ulaşımı ve bölgesel istikrar konuları öne çıktı.

R4'ün yedinci toplantısı 23 Ekim 2026'da İstanbul'da, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, R4 ve R4+E3 toplantısına katılan dışişleri bakanlarını toplantı öncesi Dolmabahçe Sarayı'ndaki çalışma ofisinde kabul etti. Aynı gün yapılan ve grubun Avrupa ülkeleriyle ilk ortak toplantısı niteliğini taşıyan R4+E3 görüşmesine R4 üyelerinin yanı sıra Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa katıldı. İtalya da toplantıda yer aldı; ancak İtalya, R4 veya E3 grubunun bir üyesi değildir.
Toplantının gündeminde İran ile ABD arasındaki çatışma, Filistin meselesi, Yemen'deki gelişmeler, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında deniz ulaşımının güvenliği ve Rusya-Ukrayna Savaşı bulunuyordu. Görüşmelerde ayrıca bölgesel ve Avrupalı ülkeler arasındaki iş birliği ve eşgüdüm olanakları değerlendirildi.
Toplantı sonrasında Fidan, katılımcı ülkelerin İran'a yeni bir saldırının bölgesel savaşı genişleteceği konusunda hemfikir olduğunu açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, ABD ile İran arasındaki gerilimin yeniden tırmanmasının taraflara yarar sağlamayacağını ve enerji fiyatlarını olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ise Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık'ın İran'ın nükleer silah edinmesini önlemeye yönelik müzakerelere hazır olduğunu bildirdi.
23 Ekim'de yayımlanan R4 ortak bildirisi, dört üyenin imzaladığı ayrı bir belgedir; bu bildirideki bütün ifadeler R4+E3 toplantısına katılan Avrupa ülkelerinin ve İtalya'nın ortak tutumu olarak değerlendirilmemelidir. Bildiride Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkına ve iki devletli çözüme destek verildi; Husîlerin Suudi Arabistan'a ve ticari gemilere yönelik saldırıları kınandı; İran ile ABD arasındaki çatışmanın diyalog ve diplomasi yoluyla sona erdirilmesi çağrısı yapıldı. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nda güvenli ve kesintisiz seyrüseferin yeniden sağlanması gerektiği vurgulandı.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, toplantının ardından yaptığı açıklamada, katılımcı ülkelerin düzenli toplantılar gerçekleştirme konusunda anlaştığını ve bir sonraki toplantıya Almanya'nın ev sahipliği yapacağını bildirdi. Wadephul, İtalya'nın da katılımıyla dört Avrupa ülkesi ile R4 ülkelerini bir araya getiren bu formatı E4+R4 olarak adlandırdı.

E3, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa'nın İran'ın nükleer programına ilişkin diplomatik iş birliğini ifade eden üçlü mekanizmadır. İş birliği 2003 yılında başladı; üç ülkenin yürüttüğü girişimler daha sonra Avrupa Birliği temsilcisiyle ve diğer büyük güçlerin katıldığı daha geniş müzakere süreçleriyle bağlantılı hâle geldi. E3, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın hazırlanmasında ve uygulanmasına yönelik diplomatik çabalarda rol oynadı.
ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ve İran'ın sonraki yıllarda anlaşmada belirlenen nükleer faaliyet kısıtlamalarını aşmasının ardından E3 ile İran arasındaki anlaşmazlıklar derinleşti. Ağustos 2025'te E3, İran'ın anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmediğini ileri sürerek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2231 sayılı kararıyla bağlantılı yaptırımların yeniden yürürlüğe girmesini sağlayan mekanizmayı (snapback) başlattı. Avrupa Birliği Konseyi 29 Eylül 2025'te İran'a yönelik bir dizi kısıtlamanın yeniden uygulanmasına karar verdi.
Bu geçmiş, R4+E3 formatının iki ayrı diplomatik yaklaşımı aynı masaya getirmesi bakımından önemlidir. R4, bölgesel istişareleri ve İran ile ABD arasındaki gerilimin azaltılmasını öne çıkarırken E3, İran'ın nükleer programına ilişkin kaygıların müzakere yoluyla giderilmesini savunmaktadır. Her iki yaklaşımın aynı toplantıda temsil edilmesi, tarafların bütün konularda ortak tutuma ulaştığı anlamına gelmemektedir.
R4+E3 toplantısında ABD, Rusya ve İran yer almamaıştır. Bu ülkelerin formatın kendisine doğrudan karşı çıkan bir açıklaması tespit edilemediğinden, bu ülkelerin tutumları toplantıya ilişkin açık bir itiraz ile İran savaşı ve nükleer dosya hakkındaki genel politikaları birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.

ABD, R4+E3 formatının üyesi değildir; bununla birlikte İran ile çatışmanın ve nükleer program müzakerelerinin başlıca taraflarından biridir. Washington yönetimi, İran'ın nükleer silah edinmesinin önlenmesini ve nükleer zenginleştirme kapasitesinin sınırlandırılmasını temel hedefleri arasında göstermektedir. Ekim 2026'da yürütülen temaslarda ABD'nin İran'ın nükleer programının müzakerelerin başlangıcından itibaren ele alınmasını istediği, İran'ın ise önce Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımının yeniden açılmasına ve ABD ablukasının kaldırılmasına öncelik verdiği bildirildi.
ABD'nin R4+E3 toplantısına katılmaması, Washington'ın bölgesel diplomatik girişimlerin dışında kaldığı anlamına gelmez. R4'ün 21 Haziran 2026 tarihli ortak açıklaması, ABD ile İran arasında imzalanan İslamabad Mutabakatı'nı gerilimin azaltılması bakımından olumlu bir gelişme olarak değerlendirmiş ve Pakistan'ın arabuluculuk rolünü desteklemiştir.

İran da R4+E3 toplantısında temsil edilmemiştir. Tahran, nükleer programının barışçıl amaçlar taşıdığını savunurken ABD ve Avrupa ülkeleri programın nükleer silah edinme riski bakımından sınırlandırılması gerektiğini ileri sürmektedir. İran, 2025'te E3'ün başlattığı yaptırımların yeniden uygulanması sürecine karşı çıkmış; Rusya ve Çin ile birlikte bu girişimin hukuki ve usule ilişkin geçerliliğini reddetmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, 19 Ekim 2026'da bölgesel sorunların diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini savundu ve Hürmüz Boğazı'ndaki güvensizlikten ABD'yi sorumlu tuttu. Erakçi ayrıca yabancı güçlerin varlığını gerektirmeyen bölgesel güvenlik düzenlemelerini desteklediğini belirtti.
İran'ın bölgesel aktörler tarafından yürütülen güvenlik girişimlerine ilişkin bu açıklaması, R4'ün bölgesel sahiplenme yaklaşımıyla bazı noktalarda örtüşmektedir. Bununla birlikte, İran'ın R4 veya R4+E3 toplantılarını resmen desteklediği ya da bu formata katılmaya yönelik bir istekde bulunduğu sonucuna varmak için yeterli kanıt bulunmamaktadır.
Rusya R4+E3 toplantısına katılmamıştır. Moskova, İran ile stratejik ilişkilerini sürdürürken ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askerî harekâtını eleştirmiş ve çatışmanın diplomatik çözümünü savunmuştur. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Erakçi, Eylül 2026'da yaptıkları görüşmede krizin diplomatik çözümünün alternatifi olmadığını belirttiler.
Rusya'nın E3 ile temel anlaşmazlıklarından biri İran nükleer dosyasında yaptırımların yeniden uygulanması sürecinde ortaya çıktı. Rusya, Çin ve İran'ın dışişleri bakanları, E3'ün 2025'te başlattığı snapback girişimini hukuki ve usule ilişkin gerekçelerle reddetti. Bu anlaşmazlık, R4+E3 formatının taraflarının İran'ın nükleer programı ve yaptırımlar konusunda ortak bir yaklaşım benimsemediğini göstermektedir.

R4'ün ortaya çıkışı, bölge ülkelerinin güvenlik ve diplomasi konularında daha düzenli istişare yürütme arayışının bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Pakistan'ın ABD ile İran arasında arabuluculuk girişimleri, Türkiye'nin diplomatik temasları ve Suudi Arabistan'ın deniz ulaşımı ile güvenlik konularındaki kaygıları, mekanizmanın gündemini biçimlendiren etkenler arasındadır. Haziran 2026'da R4 tarafından İslamabad Mutabakatı'na verilen destek de bu çerçevede ele alınabilir.
Bununla birlikte, R4'ün yekpare bir jeopolitik blok olarak görülmesine itiraz eden analizler de bulunmaktadır. Atlantic Council'de Ekim 2026'da yayımlanan bir değerlendirme, Orta Doğu'nun iki karşıt bloğa ayrıldığı yorumunun yanıltıcı olabileceğini savunmaktadır. Analize göre R4 üyeleri, İran savaşı ve bölgesel güvenlik konularında bazı ortak kaygılara sahip olsalar da Libya, Suriye ve bölgesel ekonomik koridorlar gibi konularda farklı çıkarlara sahiptir. Bu nedenle, ortak toplantılardan üyelerin bütün dış politika alanlarında uyum sağladığı sonucu çıkarılamaz.
Al Jazeera Centre for Studies'te yayımlanan bir başka analiz, Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır arasında gelişen güvenlik eş güdümünün ABD'nin bölgedeki güvenlik garantilerine yönelik kaygılar ve bölgesel kırılganlıklar bağlamında ortaya çıktığını belirtmektedir. Bununla birlikte analiz, ülkelerin İran'a yönelik tutumlarındaki farklılıkların ve kalıcı kurumsal yapıların zayıflığının, uzun vadeli stratejik bütünleşmeyi sınırlayabileceğine dikkat çekmektedir.
R4+E3 formatı bakımından ayrıca temsil ve müzakere kapasitesi sorusu bulunmaktadır. ABD ve İran'ın toplantıya doğrudan katılmaması, görüşmenin bu iki ülke arasında yürütülen bir müzakere olmadığı anlamına gelir. Toplantı, daha çok katılımcı ülkelerin savaşın yayılmasını önlemek, denizyolu ulaşımını güvence altına almak ve diplomatik girişimleri desteklemek amacıyla eş güdüm sağlamasına yönelik bir platform niteliğindedir.
E3'ün İran nükleer dosyasındaki geçmişi de formatın sınırlarını anlamak açısından önemlidir. Avrupa ülkeleri nükleer silahların yayılmasını önleme hedefini ve yaptırımların yeniden uygulanmasını savunurken İran ve Rusya bu yaptırım sürecinin meşruiyetine itiraz etmiştir. Bu görüş ayrılıkları, R4+E3 toplantısının varlığının ilgili anlaşmazlıkları ortadan kaldırmadığını göstermektedir.
23 Ekim 2026 itibarıyla R4+E3 formatına karşı resmen örgütlenmiş bir siyasi kamp bulunduğunu veya ABD, Rusya ya da İran'ın doğrudan bu toplantı formatına karşı resmî tutum açıkladığını gösteren yeterli kaynak bulunmamaktadır. Mevcut eleştiriler daha çok R4'ün ne ölçüde bütünlüklü bir blok oluşturduğu, üyelerin farklı bölgesel çıkarları ve E3'ün İran politikasının format üzerindeki etkisi üzerinde yoğunlaşmaktadır.
R4 ve R4+E3'ün kalıcılığı ve uzun vadeli önemini değerlendirmek için sonraki toplantılarda hangi somut diplomatik girişimlerin ortaya çıkacağı önemlidir. E3 içinde Birleşik Krallık'ın olması, Avrupa Birliği’nin ataletine karşın Avrupa'nın çözüm arayışı içine girdiğinin somut göstergelerinden biri olduğu belirtilmektedir. Bu süreçte katılımcı ülkelerin ortak açıklamalarının ne ölçüde pratiğe dönüşeceği ve farklı çıkarlara sahip olan ülkelerin hangi alanlarda uzlaşıp ortak mutabakata varacağı belirleyici olacaktır.