| Makale serilerinden |
|
|
Ulusalcılık, Kemalist ve milliyetçi bir ideolojidir. Ulusalcılık sözcüğü aynı zamanda Atatürk milliyetçiliğinin bir diğer ismi olarak da kullanılmıştır. Günümüz siyasetinde ortak bir tanımı olmayıp, çoğunlukla sol pozisyonda yer alan milliyetçi görüşe sahip Kemalistler'i tanımlamakta kullanılmıştır. Türk Dil Kurumu tarafından ise "ulusalcılık" ve "milliyetçilik" sözcükleri eş anlamlı olarak tanımlanmıştır.
Bazen Ulusalcı tanımı, CHP içerisinde Kemalist değerlere daha bağlı parti kanadını kastetmekte kullanabilmektedir. Bununla birlikte ulusalcılığın günümüzde yaygın tanım biçimlerinden biri olan sol Kemalist ideoloji, "ulusal sol" olarak da adlandırılır. Ulusal sol çizgiye göre ulusalcılık; tam bağımsızlık, ulusal sanayinin gelişimi, otarşist bir anlayışla dışa bağımlılıktan kurtulma, tam yerli üretim gibi hedefleri savunur, Cumhuriyet'in temel kuruluş ilkelerinin muhafazası, devletin üniter ulus devlet yapısının muhafazası, laiklik ve "ulusal çıkarlar"ın ön planda tutulması gerekliliklerine inanır. Bunlarla birlikte enternasyonalizmi reddeder ve sol siyaset ile Kemalizm'i sentezleyerek, 27 Mayıs İhtilali sonrası Millî Demokratik Devrim ile birlikte çıkan sol Kemalist bir siyasi görüşü ifade eder.
Kendini ulusalcı olarak niteleyenlerin çoğunluğu, kendini siyaseten solda olarak tanımlar. Farklı bir görüş olarak, CHP İzmir Milletvekili ve eski AİHM yargıcı Rıza Türmen, ulusalcılığı bir tür "aşırı Kemalist milliyetçilik" olarak ele aldı ve hem ulusalcı hem solcu olunamayacağını söyledi.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde "ulusalcılık" sözcüğünün sadece milliyetçi anlamda kullanıldığı da olmuştur. Örnek olarak; Muharrem İnce, mecliste girdiği bir tartışmada İslamcı siyasetçi Necmettin Erbakan örneğini vererek "Bizim rahmetli Erbakan'la dünya görüşlerimiz aynı değildi ama onun bir ulusalcı tarafı vardı, bir millî duruşu vardı." dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu ise ulusalcılık sözcüğünü milliyetçilik ve vatanseverlik olarak ele almış ve 2013 yılında CHP'lilerin ulusalcı olduğunu söylemiştir. Kemal Kılıçdaroğlu başka bir konuşmasında ise, CHP'nin 2023 genel seçimleri yenilgisinde ulusalcıların da payının olduğunun ve ulusalcıların kendilerine (CHP'ye) oy vermemesi nedeniyle seçimi kaybettiklerini söyledi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik 2012'de ODTÜ'de Erdoğan'ı protesto eden öğrenciler için "İflah olmaz ulusalcılar." demiştir.
Ulusalcılık ideolojisinin ortak bir tanımı olmamasından ötürü, Kemalist ve milliyetçi çeşitli görüşler bu ideolojide yer almıştır.
Ulusalcıların en temel ortak noktası; Anayasa'da belirtilmiş Atatürk milliyetçiliğini savunmaları ve "Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı herkes Türk'tür." fikrini desteklemeleridir. Anayasa'nın 3'üncü maddesinde belirtildiği üzere laik ve sosyal bir hukuk devletini savunurlar ve tam bağımsızlıktan yanadırlar. Çoğu ulusalcı liberalizme karşıdır; bazı ulusalcılar Atatürk'ün devletçilik ilkesini planlı ekonomi olarak yorumlayıp, gerektiği zaman devlet müdahalesini savunurlar. Daha azınlıkta olan bir ulusalcı grubu ise serbest piyasa ekonomisine daha olumlu bakarken, milliyetçiliği sadece siyasi olarak savunur. Çoğu ulusalcı ekonomik milliyetçiliği savunarak yabancı sermaye ve yatırımlarına karşı çıkarlar.
Ağırlıklı olarak ulusalcılar ulus devletin üniter yapısının koruması gerektiğini, ülkeyi etnik unsurlara ayrıştırmanın ve ülkenin mozaik olduğunu söylemenin Atatürk'ün belirlediği ülkenin kuruluş ilkelerine ters olduğunu, bunun emperyalizmin ülkeyi bölmek için uyguladığı bir oyun olduğunu savunurlar. Bazı ulusalcılar Batı'dan ayrılmak isteyip Avrasyacılığı benimsemişlerdir. Bu ulusalcı grubu Yugoslavya'nın bir ulus devlet iken etnik kimliklere bölünüp ayrıştırıldığını, sonra da parçalanarak yok edildiğini örnek göstermiştir.
Bazı ulusalcılar, devletin kuruluş ilkelerinden kopmasına ve kazanılmış uluslararası haklarından tavizler verilmesine ve stratejik değeri olduğu düşünülen veya kârlı olan devlet kuruluşlarının özelleştirilmesine karşıdırlar. Devletin laik yapısının bozulduğu, eğitim birliğinin uygulanmadığı da önemli söylemler arasındadır.
Türkiye'de 2000'lerin ortalarında ulusalcı siyasi çizgideki bazı çevreler, 2002'de iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde attığı adımlar ile Kıbrıs Sorunu ve Kürt sorunu konularındaki tutumlarını millî çıkarlardan taviz vermek olarak nitelemiş, Kemalizm'in altı ilkesinden biri olan milliyetçilik konusundaki hassasiyetlerini ön plana çıkarmış ve millî menfaatlerin boş verildiğini savunmuşlardır.

Ulusalcılar'ın en önemli politik eylemleri, 2007 yılında Ankara, İzmir ve İstanbul başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen "Cumhuriyet Mitingleri" idi. Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi bazı dernekler ile çeşitli siyasi partiler tarafından desteklenen mitinglere, ulusalcı görüşe sahip yüz binlerce kişilik halk kitleleri katılmıştı. Mitinglere katılanlar Türk bayrakları taşımış, meydanlara Türk bayrakları asılmıştı. "Ne ABD ne AB, tam bağımsız Türkiye", "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" gibi sloganların atıldığı mitinglerde, aynı zamanda Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasına da karşı çıkılmıştı.
Attilâ İlhan; siyasi görüşlerine bakmaksızın, tanıdığı gazeteci ve yazarlara "halkın uyutulduğunu, diplomaside Türkiye'ye köpek muamelesi yapıldığını" anlattığını ve görüştüğü yazarların da aynı kaygılarla dolu olduğunu belirtti. Daha sonra, İlhan'ın çağrısı ile ve onun yönetiminde Bir Millet Uyanıyor adlı kitap dizisi ortaya çıktı. Bu kitap dizisinde ulusalcı fikirler, "Millet, 1938 yılından beri uyutuluyor." görüşü temelinde anlatılmakta ve kitapların arka kapaklarındaki "Parola: Vatan, İşareti: Namus" sözü ile, millî menfaatler ile ilgili kaygıların milliyetçi yönü vurgulanmaktadır.
Attilâ İlhan, 1960 yılında İzmir'de gazetecilik yaparken Alsancak'ta bir dikili taş görür. Taşın üzerinde eski yazıyla bir şeyler yazmaktadır. İlhan yazıyı kopya ederek eski yazı bilen arkadaşlarına okutur. Taşta vatan ve namus yazmaktadır. İlhan bu taşın tarihini araştırınca 1922 yılında Fahrettin Paşa'ya bağlı süvarilerden Şerafettin Bey'e bağlı bölüğün Manisa'dan İzmir'e girerken Yunan askerlerinin pususuna düşmesi sonucu üç süvarinin öldüğünü ve bu olayı unutamayan İzmir eşrafının taşı diktirdiğini öğrenir. Bu sebeple Bir Millet Uyanıyor kitap dizisinin arkasına "Parola: Vatan, İşareti: Namus" sözü konmuştur.
Fethullah Gülen, Haftalık Aktüel dergisi, Sayı 14, 18 Ekim 2005
Arslan Bulut, Yeniçağ gazetesi, 25 Ekim 2005
18 Ekim 2005 tarihinde Fethullah Gülen, Aktüel dergisine verdiği demeçte ülkenin önünde karmaşık ve kapsamlı, aşılması gereken bir süreç bulunduğunu söyledi. Gülen, ulusal cepheyi tanımlarken, taraftarlarının fikren bir araya gelmesi mümkün olmayan farklı görüşlerden ve söylemlerden oluşan bir yapı olduğunu ve bu durumlarıyla suni bir görünüm arz ettiklerini açıkladı. Gülen; ulusalcı yapıyı, "kemiksiz ve kimliksiz, eğreti, suni ve hedefsiz manipülatif bir yapı" olarak değerlendirdi ve bu dalganın aşılacağını söyledi.
Gülen'in açıklamasından yedi gün sonra Arslan Bulut, 25 Ekim 2005 tarihindeki makalesinde Gülen'in Aktüel'deki demecinde açıkladığı görüşlere çok sert bir üslupla cevap verdi. Bulut, yazısında Türkiye'nin ekonomik, askerî ve kültürel yapısının yok edildiğini 1997 yılında fark ederek Attilâ İlhan'ın öncülüğünde yayınlar yapmaya başladığını, bu yayınların beklediklerinin ötesinde gelişerek büyüdüğünü yazdı. Arslan Bulut, Fethullah Gülen'i açıklaması dolayısıyla Kuva-yi Milliye aleyhine yazılar yazmış Said Molla'ya benzetti. Papalık'ın Mesih ve İncil'i duyurmayı hedefleyen "kurtarıcı misyonu"nu Gülen'in gönüllü olarak üstlendiğini ve "dinler arası diyalog" faaliyetlerini bu yüzden başlattığını yazdı. Arslan Bulut, Gülen'in Türkiye'de oluşan "sivil direnci" çözmekle görevlendirildiğini iddia etti. Bulut, yazısında 1997 yılında bir kıvılcımı yakarken kimseden emir almadığını söyledi ve Gülen'e dinler arası diyalog faaliyetlerini kendi arzusuyla başlatıp başlatmadığını sordu.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele ve Harekât Dairesi, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'a 2008 yılında verdiği terör brifinginde ulusalcılık akımını "aşırı sağ faaliyetler"den birisi olarak raporuna koydu.
Emniyet, yayımladığı raporunda yer verdiği ulusalcı akımın elliden fazla dernek ve vakıf, yüzden fazla internet sitesi ile geniş kitleleri etkileme ve örgütlemeyi amaçlayan tehlikeli bir oluşum olduğunu, bilhassa ülkenin bağımsızlığının yitirildiği ve AB sürecinde ülke egemenliğinin yok edildiği gibi söylemlerle geniş halk kitlelerinin kışkırtılmak istendiği belirtildi.

Ermeni Kırımı'nın yalan olduğunu savunan ve bu amaçla Lozan ve Berlin gibi Avrupa şehirlerinde gösteri ve yürüyüşler yapan, genel başkanlığını Rauf Denktaş'ın yaptığı "Talat Paşa Komitesi" üyesi İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 24 Temmuz 2005 tarihinde İsviçre'nin Lozan kentinde "Ermeni Soykırımı'nın yalan olduğu"nu söylediği için tutuklandığında yanında aynı hareketin üyesi eski MHP İstanbul Milletvekili ve yazar Mehmet Gül de bulunmaktaydı.