
Öte asteroit veya güneş dışı asteroit (İngilizce: exoasteroid), Güneş Sistemi'nin dışında yer alan bir asteroittir.
Bilim insanları, öte asteroitlerin oluşumunun genellikle gaz devleri tarafından ötegezegenlerin parçalanmasından kaynaklandığını öne sürmektedir. Bu öte asteroitlerin, ana ötegezegenlerinin yok oluşundan arta kalan daha küçük gök cisimlerinin kalıntıları olduğu düşünülmektedir. Benzer süreçlerin, Güneş Sistemi'nin oluşumu sırasında da yaşandığı varsayılır.
NASA tarafından yürütülen çalışmalar, Güneş Sistemi'nin iç ve dış gezegenleriyle karşılaştırılabilir büyüklükte gezegenlere ev sahipliği yapan hemen hemen her gezegen sisteminde, yıldızların etrafındaki asteroit kuşaklarının varlığının yaygın bir olgu olduğunu simülasyonlarla desteklemektedir.
Aralık 1988'de Amerikalı astrofizikçiler Benjamin Zuckerman ve Eric Becklin, 200 beyaz cüce yıldızın üzerinde yapılan bir yakın kızılötesi araştırmasının sonucunda, beyaz cüce G 29-38'i çevreleyen önemli bir çöküntü çemberi tespit etti. Zuckerman ve Becklin, bu beyaz cüce üzerinde daha fazla araştırma yaparak çöküntü çemberinin 2 ila 5 mikrometre aralığında dikkate değer bir radyasyon yaydığını ortaya çıkardı. Bu keşif, öte asteroitler ile radyasyon yayan madde arasında potansiyel etkileşimler olabileceğine ve bu durumun onların uzaya fırlatılmasına yol açabileceğine işaret etmektedir. Daha sonra Spitzer Uzay Teleskobu ile 2004 yılında yapılan gözlemler, G 29-38'in etrafında bir toz bulutu varlığını ortaya koymuştur. Bu olgunun, beyaz cüce ile etkileşime giren bir öte kuyruklu yıldızın veya öte asteroidin parçalanmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.
Mayıs 2023'te James Webb Uzay Teleskobu, Dünya'dan 25 ışık yılı uzaklıkta yer alan genç bir yıldız Fomalhaut'un görüntülerini elde etti. Bilim insanları bu görüntüleri analiz ederek Fomalhaut'un asteroit kuşağı üzerinde simülasyonlar ve testler yürüttü ve kuşağın muhtemelen daha büyük gök cisimlerinin çarpışmasıyla oluştuğunu öne sürdü.
Bir asteroit kuşağına ev sahipliği yapan bir diğer dikkate değer yıldız ise beyaz cüce WD 0145+234'tür. WD 0145+234'ün bir zamanlar yörüngesinde bir öte asteroit veya ötegezegene ev sahipliği yaptığı ve bu cismin parçalanarak önemli bir öte asteroit kuşağının oluşumuna yol açtığı hipotezi öne sürülmektedir. Bilim insanları, yıldızın boyutları nedeniyle WD 0145+234'ü çevreleyen yığılma diskinin oldukça aktif olduğu ve bunun da öte asteroitlerin yıldızın kütleçekim etkisi tarafından düzenli olarak parçalanmasıyla sonuçlandığı çıkarımında bulunmaktadır. Gökbilimciler 2018 yılında yıldızın orta kızılötesi ışığında %10'luk bir artış gözlemlediler. Bu artış, yakın zamanda bir öte asteroidin yok olduğunun ve WD 0145+234'ün Dünya'dan görünümünü kısmen engelleyen metalik bir toz bulutunun oluşumuna yol açtığının bir göstergesiydi.

2013 yılında gökbilimciler, GD 61 yıldızının yörüngesindeki bir öte asteroidin parçalanmış kalıntılarını keşfetti. Bilim insanları, bu asteroidin su bakımından zengin bir yüzeye sahip olduğunu ve kütlece yaklaşık %26 oranında su içerdiğini belirlemişlerdir. Bu bileşim, cüce gezegen Ceres'te bulunan ve çoğunlukla buz formunda olan yüzey suyuna benzerdir. Bu durum, yıldızın etrafında geçmişinin bir noktasında sıvı suya sahip bir ötegezegenin bulunmuş olabileceğine işaret etmektedir. Asteroidin, yıldızıyla olan etkileşimler nedeniyle yok olduğu ve bunun sonucunda parçalanarak yıldızın etrafında bir asteroit kuşağı oluşturduğu öne sürülmektedir.
Bu keşfin ardından bilim insanları, asteroidin kimyasal bileşimini analiz etmek için Hubble Uzay Teleskobu'nda bulunan Kozmik Orijin Spektrografisi'ni (Cosmic Origins Spectrograph) kullandılar. Yapılan analizler sonucu asteroidin su içeriğinde magnezyum, silisyum, demir ve oksijenin varlığı tespit edilmiştir.