Kretase, yaklaşık 143,1 milyon yıl öncesinden (myö) 66 milyon yıl öncesine kadar sürmüş bir jeolojik dönemdir. MezozoyikZaman'ın üçüncü ve son dönemi olmasının yanı sıra en uzun dönemidir. Yaklaşık 77 milyon yıllık bir süreyi kapsayan Kretase, tüm FanerozoyikÜst Zaman'ın dokuzuncu ve en uzun jeolojik dönemidir. İsmi, dönemin ikinci yarısında bolca bulunan ve "tebeşir" anlamına gelen Latincecreta kelimesinden türetilmiştir. Genellikle Almanca çevirisi Kreide'ye atfen K kısaltmasıyla gösterilir.
Kretase, nispeten sıcak bir iklime sahip bir dönemdi ve bu durum yüksek östatik deniz seviyelerine yol açarak birçok sığ iç denizin oluşmasına neden oldu. Bu okyanuslar ve denizler, artık soyu tükenmişdeniz sürüngenleri, ammonitler ve rudistlerle doluydu, karada ise dinozorlar hâkimiyetini sürdürüyordu. Dünya büyük ölçüde buzdan yoksundu, ancak daha serin olan ilk yarıda kısa süreli buzullaşma dönemleri yaşandığına dair bazı kanıtlar bulunmaktadır. Ormanlar kutuplara kadar uzanıyordu.
Günümüzde var olan baskın taksonomik grupların birçoğunun kökeni, nihayetinde Kretase Dönemi'ne kadar izlenebilir. Bu dönemde, yeni memeli ve kuş grupları ortaya çıktı; bunlar arasında eteneliler ve keselilerin en eski akrabaları (sırasıyla Eutheria ve Metatheria) yer alıyordu. İlk taç grup kuşlar ise Kretase'nin sonlarına doğru ortaya çıktı. Modern omurgalıların en çeşitli grubu olan gerçek kemikli balıklar, Kretase boyunca çeşitlenmeye devam etti ve bu dönemde en çeşitli alt grupları olan Acanthomorpha ortaya çıktı. Erken Kretase'de çiçekli bitkiler ortaya çıktı ve hızla çeşitlenerek, Kretase'nin sonunda dünya genelinde baskın bitki grubu haline geldi. Bu durum, daha önce yaygın olan açık tohumlu gruplarının gerilemesi ve yok olmasıyla aynı zamanda gerçekleşti.
Kretase (ve Mezozoyik), Kretase-Paleojen yok oluşuyla sona erdi. Bu kitlesel yok oluşta, uçamayan dinozorlar, teruzorlar ve büyük deniz sürüngenleri de dahil olmak üzere birçok grup ortadan kalktı. Bu olayın, Meksika Körfezi'ndeki Chicxulub Krateri'ni meydana getirmiş büyük bir asteroidin Dünya'ya çarpmasından kaynaklandığı bilimde geniş kabul görmektedir. Kretase'nin sonu, Mezozoyik ve Senozoyik Zamanlar arasındaki kitlesel yok oluşla ilişkili jeolojik bir imza ve ani bir değişiklik olan Kretase-Paleojen sınırı (K-Pj sınırı) ile tanımlanır.
Kelime kökeni ve tarihi
Kretase Dönemi, bağımsız bir jeolojik dönem olarak ilk kez 1822 yılında Belçikalı jeolog Jean d'Omalius d'Halloy tarafından Terrain Crétacé (Türkçe: Kretase Arazisi) adıyla tanımlandı. Bu tanımlama, Paris Havzası'ndaki katmanlara dayanıyordu ve Batı Avrupa'nın Üst Kretase katmanlarında yaygın olarak bulunan tebeşir yataklarına (çoğunlukla kokkolitler gibi deniz omurgasızlarının kabuklarının tortullaşmasıyla oluşmuş kalsiyum karbonattır) atfen adlandırıldı. Kretase ismi, Latince creta kelimesinden türetilmiştir ve "tebeşir" anlamına gelir.
Kretase'nin ikiye ayrılması, 1822 yılında Conybeare ve Phillips tarafından uygulanmıştır. 1840 yılında Alcide d'Orbigny, Fransız Kretase stratigrafisini beş kata (étages) ayırdı: Neokomiyen, Apsiyen, Albiyen, Turoniyen ve Senoniyen. Daha sonra, Neokomiyen ile Apsiyen arasına Urgoniyen, Albiyen ile Turoniyen arasına ise Senomaniyen katlarını ekledi.
Paleocoğrafya
Gondvana, Jura Dönemi'nde parçalanmaya başlamıştı ancak parçalanma süreci Kretase boyunca hız kazandı ve Kretase Dönemi sonunda büyük ölçüde bitti. Güney Amerika, Antarktika ve Avustralya, Afrika'dan ayrıldı (Hindistan ve Madagaskar ise günümüzden yaklaşık 80 milyon yıl öncesine kadar birbirine bağlı kaldı). Bu parçalanmalar sonucunda Güney Atlantik ve Hint Okyanusları oluştu. Bu aktif parçalanma süreçleri, okyanus tabanında büyük sıradağların yükselmesine neden oldu ve küresel deniz seviyelerini (östatik seviyeler) artırdı. Afrika'nın kuzeyinde ise Tetis Denizi daralmaya devam etti. Geç Kretase'nin büyük bir kısmında Kuzey Amerika, Batı İç Denizi'yle ikiye bölünmüştü. Bu büyük iç deniz, batıda Laramidya'yı, doğuda ise Apalaş'ı birbirinden ayırıyordu. Ancak dönem sonunda deniz seviyesinin düşmesi, kömür yataklarının arasına sıkışmış kalın deniz tortullarının kalmasına sebep olmuştur. Çift kabuklu (Bivalvia) fosillerinin dağılımı, Koniasiyen ve Santoniyen çağlarında Afrika'nın sığ bir deniz tarafından ikiye bölündüğünü ve bu denizin Tetis Denizi'ni günümüzdeki Sahra Çölü ve Orta Afrika bölgeleri üzerinden Güney Atlantik'e bağladığını göstermektedir. O dönemde Sahra Çölü ve Orta Afrika sular altındaydı. Ayrıca günümüzde Norveç ve Grönland'a karşılık gelen kara kütleleri arasında da sığ bir deniz yolu bulunuyordu. Bu deniz, Tetis Denizi'ni Arktik Okyanusu'na bağlıyor ve iki okyanus arasında canlıların göç etmesine olanak sağlıyordu. Kretase Dönemi'ndeki kıyı ilerlemesinin (transgresyonunun) zirvesinde, günümüzdeki kara kütlelerinin üçte biri su altında kalmıştı.
Kretase Dönemi, ünlü tebeşir oluşumlarıyla tanınır. Sadece Kretase boyunca esasen FanerozoyikÜst Zaman'ındaki tüm dönemlerden daha fazla tebeşir oluşumu gerçekleşmiştir. Okyanus ortası sırtlarındaki yanardağ faaliyetleri -veya daha doğrusu, büyüyen okyanus sırtları boyunca deniz suyunun dolaşımı- okyanuslardaki kalsiyum seviyelerini artırmış ve bu da okyanusları kalsiyuma doygun hâle getirmiştir. Bu süreç, kalkerlinanoplanktonların biyolojik olarak kalsiyumdan daha fazla yararlanabilmesini sağlamıştır.
İklim
Palinolojik kanıtlar, Kretase ikliminin üç geniş evreye ayrıldığını göstermektedir: Berriaziyen-Barremiyen kuru ve sıcak evresi, Apsiyen-Santoniyen nemli ve sıcak evresi ve Kampaniyen-Maastrihtiyen kuru ve serin evresi. Senozoyik'te olduğu gibi, 400.000 yıllık dış merkezlik döngüsü, farklı karbon rezervuarları arasındaki akışı yöneten ve küresel iklimi etkileyen baskın yörünge döngüsüydü. tropikler arası konverjans alanının (ITCZ) konumu günümüzdekiyle yaklaşık olarak aynıydı.
Jura Dönemi'nin son evresi olan Titoniyen'deki soğuma eğilimi, Kretase'nin ilk çağı olan Berriasiyen'e kadar devam etti. Kuzey Atlantik deniz yolu açılarak Boreal Okyanusu'ndan Tetis Okyanusu'na soğuk su akışını sağladı. Bu dönemde yüksek enlemlerde kar yağışlarının yaygın olduğuna dair kanıtlar bulunmaktadır ve tropik bölgeler, Triyas ve Jura dönemlerine kıyasla daha nemli hale gelmiştir. Buzullaşma yüksek enlem dağlarıyla sınırlıydı, ancak mevsimsel kar yağışları kutuplardan daha uzak bölgelerde de görülebiliyordu. Bununla birlikte, ilk çağın sona ermesinden sonra sıcaklıklar yeniden artmaya başladı ve Paraná-Etendeka Büyük Magmatik Bölgesi'nin faaliyetleriyle ilişkilendirilen Orta ValanjiniyenWeissertIsıl Sıçraması (WTX) gibi birçok termal olay yaşandı. Bunu, Orta Hotriviyen Faraoni Termal Sıçraması (FTX) ve Erken Barremiyen Hauptblatterton Termal Olayı (HTE) takip etti. HTE, Titoniyen-Erken Barremiyen Serin Zaman Aralığı'nın (TEBCI) nihai sonunu getirdi. Bu süreç boyunca, Vocontian Havzası'ndaki çevresel değişimlerin baskın yörüngesel itici gücü ekinoks döngüsüydü. Titoniyen-Erken Barremiyen Serin Zaman Aralığı'nın büyük bir kısmında, Kuzey Gondvana'da muson iklimi vardı. Orta enlemlerdeki Tetis Okyanusu'nda sığ bir termoklin vardı. Titoniyen-Erken Barremiyen Serin Zaman Aralığı'ndan sonra Barremiyen-Apsiyen Sıcak Aralığı (BAWI) geldi. Bu sıcak iklim aralığı, Manihiki ve Ontong Java Platosu'ndaki yanardağ faaliyetleri ve Selli Olayı ile örtüşmektedir. Erken Apsiyen ekvatoral deniz yüzeyi sıcaklıkları, Pasifik Okyanusu'nun ekvatoral bölgelerinden alınan TEX86 ölçümlerine göre 27-32°C arasında değişiyordu. Apsiyen sırasında, Milankoviç döngüleri, hidrolojik döngünün yoğunluğunu ve karasal akışı düzenleyerek anoksik olayların oluşumuna yön verdi. Erken Apsiyen ayrıca Asya'nın orta enlemlerinde bin yıllar süren aşırı kuraklık olaylarıyla dikkat çekmektedir. Barremiyen-Apsiyen Sıcak Aralığı'nın ardından, günümüzden yaklaşık 118 milyon yıl önce başlayan Apsiyen-Albiyen Soğuk Dönemi (AACS) geldi. Bu "soğuk dalga" sırasında, Tetis Okyanusu'nun batı kesimlerinde bulunan buzul çökelleri ve soğuk suda yaşayan kalkerli nanofosillerin daha düşük enlemlere yayılması, nispeten kısa ve küçük bir buzul çağının yaşanmış olabileceğini göstermektedir. Apsiyen-Albiyen Soğuk Dönemi, İber Yarımadası’ndaki kurak bir dönemle ilişkilendirilmektedir.
Çin'deki Yixian Formasyonu'ndan bir Archaefructus fosilinin replikası
Kapalı tohumlu bitkiler (Angiospermae), günümüzde yaşayan bitki türlerinin yaklaşık %90’ını oluşturmaktadır. Kapalı tohumlular yükselişe geçmeden önce, Jura ve Erken Kretase dönemlerinde yüksek bitki örtüsündeki baskın bitkiler; açık tohumlu bitkiler (Gymnospermae) grubuna ait çikaslar, kozalaklılar, gingkofitler, gnetofitler ve bunların yakın akrabaları ile soyu tükenmiş Bennettitales'ti. Diğer bitki grupları arasında ise pteridospermler veya diğer bir deyişle "tohum eğreltileri" bulunuyordu. Bu terim, eğrelti otu benzeri yapraklara sahip, Corystospermaceae ve Caytoniales gibi farklı soyu tükenmiş tohumlu bitki gruplarını kapsayan genel bir addır. Kapalı tohumluların kesin kökeni belirsizdir, ancak moleküler kanıtlar, onların günümüzde yaşayan herhangi bir açık tohumlu grubuyla yakından ilişkili olmadığını göstermektedir.
Kapalı tohumlulara ait en erken yaygın kabul gören kanıtlar, yaklaşık 134 milyon yıl öncesine tarihlenen Geç Valanjiniyen'den kalma, tek oluklu (monosulcate) polen taneleridir ve bunlar ilk olarak İsrail ve İtalya'da düşük bollukta bulunmuştur. Moleküler saat tahminleri ile fosil kayıtları çelişmekte olup, taç grubu kapalı tohumluların Geç Triyas veya Jura dönemlerinde çeşitlendiğini düşündürmektedir. Ancak bu tahminler, yoğun biçimde örneklenmiş polen kayıtları ve iki çenekli kapalı tohumlulara özgü üç oluklu (trikolpat) veya üç oluklu ve gözenekli (trikolporoidat) polenler ile bağdaştırmak zordur. Kapalı tohumlu makrofosillerinin en eski kayıtları, Barremiyen'e tarihlenen Las Hoyas yataklarından bilinen Montsechia ve Barremiyen-Apsiyen sınırına tarihlenen Çin'deki Yixian Formasyonu’ndan Archaefructus'tur. İki çeneklilere özgü üç oluklu polenler ilk kez Geç Barremiyen’de ortaya çıkarken, tek çeneklilere ait en erken kalıntılar Apsiyen Çağı'na aittir. Kapalı tohumlu bitkiler, Orta Kretase Devresi'nde hızla yayılarak çeşitlenmiş ve dönem sonunda baskın kara bitkileri haline gelmiştir. Bu süreç, kozalaklılar gibi önceden baskın olan grupların gerilemesiyle eşzamanlı gerçekleşmiştir. Çimlere ait en eski bilinen fosiller Albiyen Çağı'ndan olup, bu bitki ailesi Kretase’nin sonunda modern gruplara doğru çeşitlenmiştir. En eski büyük kapalı tohumlu ağaçlar Turoniyen Çağı'na (yaklaşık 90 milyon yıl öncesine) ait olup, New Jersey'de bulunmuştur. Bu ağaçlardan biri görece korunmuş durumdadır ve gövde çapı 1,8 metredir (5,9 ft). Tahmini yüksekliğiyse 50 metre (160 ft) olarak hesaplanmıştır.
Kretase Dönemi'nde, günümüzde yaşayan eğrelti otu türlerinin %80’ini oluşturan Polypodiales takımına ait eğrelti otları da çeşitlenmeye başlamıştır.
Süper avcılar, özellikle de dinozorlardan oluşan arkozorsürüngenleriydi ve çeşitlilikleri en yüksek seviyedeydi. Günümüz kuşlarının ataları olan türler de çeşitlenmişti. Her kıtada yaşıyorlar ve soğuk kutup enlemlerinde dahi bulunuyorlardı. Teruzorlar, Erken ve Orta Kretase'de yaygınken, Kretase ilerledikçe tam olarak bilinmeyen nedenlerden dolayı sayıca azalmışlardır (önceleri bunun, erken kuşlarla rekabet nedeniyle olduğunu düşünülmüşse de, şimdi kuşların adaptif yayılmalarının teruzorlardaki azalma ile tutarsız olduğu anlaşılmıştır). Dönemin sonunda ise sadece üç yüksek derecede özelleşmiş familya kalmıştır. Bunlar Pteranodontidae, Nyctosauridae ve Azhdarchidae'dir.
Çin'deki Liaoninglagerstätte'ta (Yixian Formasyonu) bulunan birçok küçük dinozor, kuş ve memeli türünün korunmuş kalıntılarıyla dolu önemli bir fosil sahasıdır ve Erken Kretase dönemindeki yaşam hakkında bir kesit sunar. Burada bulunan koelurozor dinozorları, Maniraptora grubuna ait türleri temsil etmektedir. Bu grup, modern kuşlar ve onlara en yakın uçamayan kuş akrabalarını içerir. Bunlara örnek olarak dromaezorlar, oviraptorozorlar, terizinozorlar, troodontidler ve diğer kuş kanatlılar verilebilir. Liaoning lagerstätte'taki bu dinozorların fosilleri, tüylü yapılarıyla dikkat çekmektedir.
Tüm zamanların en büyük kara avcılarından biri olan Tyrannosaurus rex, Geç Kretase'de yaşamıştır
Yaklaşık 2 metre uzunluğunda ve kalçadan yarım metre yükseklikte olan Velociraptor, tüylüydü ve Geç Kretase'de yaşamaktaydı
Triceratops, Kretase Dönemi'nin en tanınır cinslerinden biridir
Kretase Dönemi'nde yaşamış olan bir azdarkid cinsi olan Quetzalcoatlus, uçmuş olan en büyük hayvanlardan biriydi
Confuciusornis, Erken Kretase Dönemi'ne ait, karga büyüklüğünde bir kuş cinsidir
Ichthyornis, dişli, deniz kuşuna benzer bir ornituran olup Geç Kretase Dönemi'nde yaşıyordu
Deniz faunası
Denizlerde, vatozlar, modern köpekbalıkları ve gerçek kemikli balıklar yaygın hâle geldi. Düz kabuklu bir ammonit cinsi olan Baculites, resif oluşturan rudist midyelerle birlikte denizlerde yaygın olarak bulunuyordu. Kretase Dönemi'ne ait çift kabukluyumuşakçalar arasında İnokeramid türleri özellikle dikkat çekiciydi. Bu türler, Turoniyen-Koniasiyen sınırı gibi büyük biyotik değişimleri belirlemede kullanılmıştır. Delik açma alışkanlığına sahip yırtıcı salyangozlar geniş bir dağılıma sahipti. Globotrunkaniddelikliler ve denizyıldızları ile deniz kestaneleri gibi derisidikenliler bu dönemde bolca bulunuyordu. Ostrakodlar da Kretase deniz habitatlarında bolca bulunmaktaydı; yüksek erkek cinsiyeti dağılımına sahip olan ostrakod türleri, en yüksek yok olma ve tür değişim oranlarına sahipti. Thylacocephala olarak bilinen bir kabuklu eklembacaklı sınıfı, Geç Kretase'de yok olmuştur. Diatomların (genellikle kalkerli olmayan ve silisli kabuklara sahip olanlar) okyanuslardaki ilk büyük yayılımı Kretase'de gerçekleşmiştir; tatlı su diatomları ise Miyosen’e kadar ortaya çıkmamıştır. Kalsiyum karbonat bazlı nanoplanktonlar, deniz mikrobiyotasının önemli bileşenleri olup, biyostratigrafik belirteçler ve çevresel değişimlerin kayıtları olarak önem taşımaktadır.
↑d’Halloy, d’O., J.-J. (1822). "Observations sur un essai de carte géologique de la France, des Pays-Bas, et des contrées voisines"[Observations on a trial geological map of France, the Low Countries, and neighboring countries]. Annales des Mines. 7: 353-376.KB1 bakım: Birden fazla ad: yazar listesi (link) From page 373: "La troisième, qui correspond à ce qu'on a déja appelé formation de la craie, sera désigné par le nom de terrain crétacé." (The third, which corresponds to what was already called the "chalk formation", will be designated by the name "chalky terrain".)
↑Giorgioni, Martino; Weissert, Helmut; Bernasconi, Stefano M.; Hochuli, Peter A.; Coccioni, Rodolfo; Keller, Christina E. (21 Ocak 2012). "Orbital control on carbon cycle and oceanography in the mid-Cretaceous greenhouse: LONG ECCENTRICITY CYCLES IN C-ISOTOPE". Paleoceanography and Paleoclimatology (İngilizce). 27 (1): 1-12. doi:10.1029/2011PA002163.
↑Larson, Roger L.; Erba, Elisabetta (4 Mayıs 2010). "Onset of the Mid-Cretaceous greenhouse in the Barremian-Aptian: Igneous events and the biological, sedimentary, and geochemical responses". Paleoceanography and Paleoclimatology (İngilizce). 14 (6): 663-678. doi:10.1029/1999PA900040.
123Coiro, Mario; Doyle, James A.; Hilton, Jason (July 2019). "How deep is the conflict between molecular and fossil evidence on the age of angiosperms?". New Phytologist (İngilizce). 223 (1): 83-99. doi:10.1111/nph.15708. ISSN0028-646X. PMID30681148.
↑Brenner, G.J. (1996). "Evidence for the Earliest Stage of Angiosperm Pollen Evolution: A Paleoequatorial Section from Israel". Taylor, D.W.; Hickey, L.J. (Ed.). Flowering Plant Origin, Evolution & Phylogeny. New York: Chapman & Hall. ss.91-115. doi:10.1007/978-0-585-23095-5_5. ISBN978-0-585-23095-5.
↑Trevisan L. 1988. Angiospermous pollen (monosulcate–trichotomosulcate phase) from the very early Lower Cretaceous of southern Tuscany (Italy): some aspects. 7th International Palynological Congress Abstracts Volume. Brisbane, Australia: University of Queensland, 165.
↑Regalado, Ledis; Schmidt, Alexander R.; Müller, Patrick; Niedermeier, Lisa; Krings, Michael; Schneider, Harald (July 2019). "Heinrichsia cheilanthoides gen. et sp. nov., a fossil fern in the family Pteridaceae (Polypodiales) from the Cretaceous amber forests of Myanmar". Journal of Systematics and Evolution (İngilizce). 57 (4): 329-338. doi:10.1111/jse.12514. ISSN1674-4918.
Yuichiro Kashiyama; Nanako O. Ogawa; Junichiro Kuroda; Motoo Shiro; Shinya Nomoto; Ryuji Tada; Hiroshi Kitazato; Naohiko Ohkouchi (May 2008). "Diazotrophic cyanobacteria as the major photoautotrophs during mid-Cretaceous oceanic anoxic events: Nitrogen and carbon isotopic evidence from sedimentary porphyrin". Organic Geochemistry. 39 (5): 532-549. Bibcode:2008OrGeo..39..532K. doi:10.1016/j.orggeochem.2007.11.010.
Larson, Neal L; Jorgensen, Steven D; Farrar, Robert A; Larson, Peter L (1997). Ammonites and the other Cephalopods of the Pierre Seaway. Geoscience Press.