| Katarakt | |
|---|---|
| Yarık lamba muayenesinde görülen kataraktın büyütülmüş görüntüsü. | |
| Uzmanlık | Oftalmoloji, Optometri |
| Belirtiler | Soluk renkler, bulanık görme, ışıkların etrafında haleler, parlak ışıklarla ilgili sorun, gece görmede zorluk |
| Komplikasyon | Düşme, depresyon, körlük |
| Nedenleri | Yaşlanma, yaralanma, radyasyona maruz kalma, göz ameliyatı sonrası, genetik faktörler |
| Risk faktörü | Diyabet, tütün içmek, uzun süreli güneş ışığına maruz kalma, alkol |
| Tanı | Göz muayenesi |
| Korunma | Güneş gözlüğü, doğru beslenme, sigara içmemek |
| Tedavi | Gözlük, katarakt ameliyatı |
| Sıklık | 60 milyon (2015) |
Katarakt, göz içindeki lensin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm alması, göz merceğinin yoğunlaşmasıdır.
Göz, kameraya benzeyen optik bir sistemdir. Dışarıdan gelen ışık ve görüntülerin görme merkezine net olarak ulaşabilmesi için, önce gözün en dış saydam tabakası olan korneada, sonra gözün içindeki lens tabakasında kırılması gerekir. Normal şartlarda bu iki tabaka da saydam yapıdadır.
Göz merceğinin yoğunlaşması görüntüyü bulanıklaştırır.
Birçok tipi olmakla birlikte, kataraktlar genel olarak 3 ana grup altında incelenebilirler:
Katarakt en sık yaşa bağlı olarak ortaya çıkar. Bilinen bir sebebi olmamakla birlikte beslenme, ultraviyole ışınları gibi birçok risk faktörü bulunmaktadır. Lensin opaklaşmasının durumuna göre hastalar önceleri uzak ya da yakın görme bozukluğundan şikayet ederler. Opaklaşma arttıkça hem uzak hem de yakın görmeler hastanın sosyal yaşantısını rahatsız edecek şekilde artar.
Katarakt ameliyatı ilk olarak Ayurveda hekimi Suśruta (MÖ 5. yüzyıl civarı) tarafından antik Hindistan'da Sushruta Samhita'da tanımlanmıştır. Yöntemlerin çoğu hijyene odaklanmıştır. Takip tedavileri arasında gözün bandajlanması ve gözün sıcak tereyağı ile örtülmesi yer almaktadır. Antik Roma'da katarakt ve tedavisi, Latin ansiklopedist Aulus Cornelius Celsus'un De Medicinae (MS 29) adlı eserinde ele alınmıştır. Roma döneminde göz ameliyatına dair arkeolojik kanıtlar da mevcuttur.
Yunan hekim Bergamalı Galen (MS 2. yüzyıl), modern katarakt ameliyatına benzer bir operasyon tanımlamıştır. Galen, iğne şeklinde bir alet kullanarak gözün katarakttan etkilenen merceğini çıkarmaya çalışmıştır.
Arap göz doktoru Ammâr bin Alî el-Mevsılî, yaklaşık 1000 yılında yazdığı Kitâbü’l-Münteḫab fî ʿilmi’l-ʿayn' ("Oftalmolojide Seçkin Kitap") isimli eserinde bir hasta üzerinde deneme yaparken hipodermik şırınga icadından ve katarakt çıkarma tekniğinden bahsetmiştir. Hipodermik şırınga hakkında şunları yazmıştır:
Sonra içi boş iğneyi yaptım, ama Taberiye'ye gelmeden önce hiç kimseye onunla ameliyat yapmadım. Ameliyat için gelen bir adam bana, "Benimle istediğinizi yapın, sadece sırt üstü yatamam" dedi. Sonra ona içi boş iğneyle ameliyat yaptım ve kataraktı çıkardım; adam hemen görmeye başladı ve yatmasına gerek kalmadı, istediği gibi uyudu. Sadece gözünü yedi gün boyunca bandajladım. Bu iğneyle benden önce kimse ameliyat yapmamıştı. Mısır'da onunla birçok ameliyat yaptım.
1468 yılında, Aragon Tacı'ndan Yahudi bir hekim ve astrolog olan Abiathar Crescas, Aragon Kralı II. Juan'un kataraktlarını çıkararak görme yetisini geri kazandırmıştır.
Kataraktın ilaçla veya gözlükle tedavisi mümkün değildir. İlerlemesini de durdurabilecek etkili bir yöntem bulunabilmiş değildir. Tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat, şeffaflığını kaybetmiş olan göz merceğinin alınıp yerine yeni bir göz merceğinin yerleştirilmesi sistemine dayanmaktadır.
Katarakt tedavisinin en güncel olan ameliyat sistemi Fako (Fakoemülsifikasyon) cerrahisidir. Fako cihazı, saniyede 40.000 defa titreşen ses dalgaları yardımıyla kataraktı göz içerisinde eritir. Böylece katarakt temizlendikten sonra, katlanabilir ve akrilik maddeden üretilmiş mercek göz içerisine yerleştirilir.
Fako cihazı sayesinde göz içerisine çok küçük bir bölgeden girilerek ameliyat tamamlanmaktadır. Her türlü katarakta uygulanabilmektedir. İşlem süresini kısalmakta ve ameliyatın emniyeti artmaktadır.
Ancak Anglia Ruskin Üniversitesi (ARU) Sağlık, Eğitim, Tıp ve Sosyal Bakım Fakültesi Dekan Yardımcısı Profesör Barbara Pierscionek liderliğindeki uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekip, katarakt önleyici bir ilaç olarak önerilen bir oksisterol bileşiği üzerinde gelişmiş optik testler yürütüyor. Laboratuvar denemelerinde, oksisterol bileşiği VP1-001 ile tedavi, lenslerin %61'inde kırılma indeksi profillerinde (yüksek odaklanma kapasitesini sürdürmek için gerekli olan önemli bir optik parametre) bir gelişme gösterdi. Bu, merceğin protein organizasyonunun eski haline döndüğü ve merceğin daha iyi odaklanabilmesiyle sonuçlandığı anlamına geliyor. Bu sonuç, ayrıca vakaların %46'sında gözlenen lens opaklığında azalma ile de desteklendi. Araştırmaların son derece yaygın görülen bir sağlık sorununu ameliyattan ziyade ilaçlarla tedavi etmeye yönelik önemli bir adım olduğunun da altı çiziliyor.