Bu maddede birçok sorun bulunmaktadır. Lütfen sayfayı geliştirin veya bu sorunlar konusunda tartışma sayfasında bir yorum yapın. (Bu mesajların nasıl ve ne zaman kaldırılacağını öğrenin)
|


Klima, soğuk veya sıcak hava üreterek kapalı bir mekânın sıcaklık derecesini değiştiren elektrikli cihazdır. Diğer adı iklimleme cihazıdır.
Klima sistemleri, bir ortamın sıcaklık, nem ve hava kalitesini düzenleyerek istenilen iç mekân iklim koşullarının oluşturulmasını amaçlar. Bu yönüyle klima, iç mekân iklimlendirmesini sağlayan sistem ve teknikler bütününün bir parçasıdır.
Genellikle buhar sıkıştırmalı soğutma kullanan klimaların boyutları; araçlarda veya tek kişilik odalarda kullanılan küçük ünitelerden, büyük binalarda kullanılan çok daha büyük sistemlere kadar değişiklik gösterebilir. Soğutma kadar ısıtma için de kullanılabilen ısı pompaları, özellikle çok soğuk iklimlerde giderek daha yaygın hâle gelmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)'na göre 2018 yılı itibarıyla dünya genelinde 1,6 milyar klima ünitesi bulunmaktadır ve bu sayının 2050 yılına kadar 5,6 milyara ulaşması beklenmektedir.
Birleşmiş Milletler, seçici gölgeleme, rüzgâr tutucular, daha iyi termal yalıtım ve pasif soğutma yöntemleri de dahil olmak üzere çeşitli tekniklerin kullanılmasıyla iklim değişikliğini hafifletmek için teknolojilerin daha sürdürülebilir hâle getirilmesi çağrısında bulunmuştur. Klimalarda kullanılan R-12 ve R-22 gibi CFC ve HCFC soğutucuların ozon tabakasına zarar verdiği görülmüş; bunların yerine kullanılan ve ozon tabakasına daha az zarar vermesi için tasarlanan R-410A ve R-404A gibi HFC soğutucuları ise beklenen faydayı sağlamadığı, aksine iklim değişikliğini şiddetlendirdiği anlaşılmıştır.
Her iki sorun da, özellikle bakım ve onarım sırasında soğutucu akışkanın atmosfere salınmasından kaynaklanmaktadır. HFO soğutucu akışkanlar ise her ne kadar yeni ekipmanlarda kullanılmasa da bazı sistemlerde tercih edilmekte olup, ozon hasar potansiyelinin (ODP) sıfır olması ve HFC'lere kıyasla çok daha düşük küresel ısınma potansiyeline (GWP) sahip olmaları nedeniyle her iki soruna da çözüm sunmaktadır.

Klimalar; soğutma çevrimi kullanarak bir ortamı ısıdan arındıran (ortam sıcaklığını azaltan), ortamdaki fazla nemi uzaklaştıran ve ortama taze hava sağlamak amacıyla tasarlanmış cihazlardır. İnsanlar için ideal ortam sıcaklığı, bulunulan mekândaki sıcaklık ve nem oranına bağlı olarak değişebilir. Bu bağlamda ortamda bulunan aşırı nem, zaman zaman sıcak havadan daha rahatsız edici bir durum olarak ortaya çıkabilir; çünkü ortamdaki nem oranı arttıkça insan vücudunun sıcaklığa karşı tepkimesi yavaşlar. Örneğin 40°C sıcaklık ve %10 nispi neme sahip bir hava, 30°C sıcaklık ve %80 nispi neme sahip bir havaya göre daha konforlu olabilir.
Bu nedenle klimaların yalnızca havayı soğutması yeterli görülmemiş; aynı zamanda ortamın nem oranının düzenlemesi için de çalışmalar yapılmıştır. Bu işlemlerin bütününü "klimalandırma" veya "iklimlendirme" olarak adlandırılabilir. Kullanılan donanım ise "klima" olarak (İngilizce: air conditioner) olarak tanımlanır.

Kanalsız sistemler (veya mini-split) sistemler tipik olarak bir binanın tek veya birkaç odasına, kanalsız ve merkezi olmayan bir şekilde şartlandırılmış ve ısıtılmış hava sağlar. Çok bölgeli veya multi-split sistemler, kanalsız sistemlerin yaygın bir uygulamasıdır ve her biri kendi iç ünitesine sahip olup aynı anda tek bir dış üniteden sekiz adede kadar odanın (bölge veya konum) birbirinden bağımsız olarak şartlandırılmasına izin verir. Çok bölmeli sistemlerdeki ana sorun, dış üniteyi iç ünitelere bağlamak için soğutucu hatlarının uzunluğudur.
İlk mini-split sistemler 1954-1968'de Mitsubishi Electric ve Toshiba tarafından Japonya'da satıldı ve gelişiminin nedeni küçük ev boyutlarıydı. Çok bölgeli kanalsız sistemler 1973'te Daikin tarafından icat edildi ve değişken soğutucu akışlı sistemler (daha büyük multi-split sistemler olarak da düşünülebilir) 1982'de Daikin tarafından icat edildi. Her ikisi de ilk olarak Japonya'da satıldı. Değişken soğutucu akışkan akış sistemleri, bir hava işleyicisi tarafından merkezi tesis soğutması ile karşılaştırıldığında büyük soğuk hava kanallarına, hava işleyicilerine ve soğutuculara olan ihtiyacı ortadan kaldırır. Bunun yerine soğuk soğutucu akışkan, şartlandırılacak alanlardaki iç ünitelere çok daha küçük borular aracılığıyla taşınır. Böylece alt tavanların üzerinde daha az alan ve daha düşük bir yapısal etki sağlarken aynı zamanda daha bireysel ve boşlukların bağımsız sıcaklık kontrolüne izin verir, dış ve iç üniteler binaya yayılabilir. Değişken soğutucu akışlı iç üniteler, kullanılmayan alanlarda ayrı ayrı da kapatılabilir.
Bölünmüş sistemli merkezî klimalar, borulu soğutucu akışkanın ikisi arasında dolaştırıldığı iki ısı eşanjöründen oluşur. Bu eşanjörler, ısının çevreye verildiği bir dış ünite (kondenser) ile bir iç ısı eşanjörüdür (fan coil ünitesi kısaca FCU veya evaporatör). FCU daha sonra havalandırma kanalları ile soğutulacak mahallere bağlanır.

Klimanın çalışma yöntemi, belirli bir basınç altında bulunan sıvı hâldeki soğutucu akışkanın istenilen sıcaklıkta buharlaştırılması ve buhar hâlden tekrar sıvı hâle döndürülmesi şeklindedir. Çalışma prensibini termodinamiğin ikinci kanunu açıklar.
Çevrim malzemesi olarak kullanılan gaz bir kompresör aracılığıyla emilip sıkıştırılarak sıvılaştırılır. Sıkıştırma sırasında çıkan ısı bir fan vasıtası ile dış ortama atılır. Bu sıvı daha sonra genleşme valfi tarafından üzerindeki basıncın düşürülmesi ile bulunduğu ortamdan ısı çekerek gaz hâline dönüşür. Sıvı bu esnada bulunduğu ortamdan ısı çektiği için ortam sıcaklığını düşürmüş olur. Soğutma akışkanı kompresör tarafından emilerek çevrim aynı şekilde tekrarlanır.

Soğutma makinelerinde soğutucu akışkan olarak daha önceden amonyak ve karbondioksit kullanılmıştır. Günümüzde ise freon kullanılmaktadır. Soğutucu akışkanlar şu özelliklere sahip olmalıdır:
En çok kullanılan soğutma akışkanları şunlardır:
Freon gazının F11, F12, F13, F22, F502 gibi türleri vardır ve renksiz bir gazdır. Bileşiğinde karbon, klor ve flor bulunmaktadır. F12'nin atmosferik basınçta kaynama noktası –29,8 °C, donma noktası –157,78 °C'dir. Yoğunluğu havanın yoğunluğundan büyüktür. Klima cihazlarında çoğunlukla kullanılır.
HFC-32 olarak da bilinen R-32, CH₂F₂ formülüne sahip organik bir hidroflorokarbon bileşiğidir. Suda çözünmeyen, renksiz, kokusuz, hafif yanıcı bir gazdır. R-32'nin artan popülaritesinin birincil itici gücü, verimlilik ve düşük çevresel etki kombinasyonudur. 675 GWP'si ve 0 ODP'si ile R-32, CFC öncüllerine göre çevre üzerinde çok daha az etkiye sahiptir.
Artıları
R-32'nin başlıca faydaları, verimliliği ve R-22 gibi HCFC'lere ve R-410A gibi soğutucu akışkan karışımlarına göre azaltılmış çevresel etkisidir. Performansı ve çalışma özellikleri, R-410A'ya çok benzer, ancak Küresel Isınma Potansiyelinin kabaca üçte birine sahiptir.
Eksileri
Milyonlarca ünitenin güvenli bir şekilde kurulması ve kullanılması ve düşük yanma hızı nedeniyle R-32'nin gerçek ateşlemesinin çok zor olması nedeniyle R-32'nin hafif yanıcı olarak adlandırılması konusundaki endişeler son yıllarda azalmıştır.
İki soğutucunun çalışma basınçları arasındaki fark da not edilmelidir. Şiddetli olmasa da, fark önemsiz değildir.
Diğer bir potansiyel dezavantaj, R-32'nin bilinmeyen geleceğidir. Eski HFC'lere kıyasla düşük GWP'sine rağmen, 675, R-32'nin soğutucu akışkan ortamına girişini izleyen yıllarda geliştirilen soğutucu akışkanlarınkiyle karşılaştırıldığında oldukça yüksek bir sayıdır. R-1234yf ve R-1234ze gibi HFO'ların yanı sıra son yıllarda popülaritesi artan karbondioksit gibi doğal soğutucuların hepsinin Küresel Isınma Potansiyeli 5'in altında.
Performans açısından R-32 ve R-410A arasında çok az fark vardır, ancak R-32 önemli ölçüde daha verimlidir. Örneğin, R-32 üzerinde çalışan teorik bir 36" x 70" 2 sıralı kondenser, aynı gereksinimi karşılamak için R-410A üzerinde çalışan aynı bobinden %40 daha az soğutucu akışkana ihtiyaç duyacaktır.
Soğutma veya klima tekniğinde üç yöntem uygulanır:
sıcaklığı bu havanın sıcaklığından daha büyük olursa sudan havaya ısı geçişi başlar ve su ağır ağır buharlaşarak soğur. Suyun sıcaklığı havanın sıcaklığına eşit olunca sudan havaya ısı akımı durur. Ancak hava doygunlaşmadığı için buharlaşma devam eder. Buharlaşmanın devam etmesi suyun sıcaklığının havanın sıcaklığının altına düşmesine neden olur. Bu durumda da havadan suya ters ısı akımı başlar. Belli bir noktadan sonra ısıl denge sağlanır. Havayla suyun arasındaki ısıl dengenin sağlandığı sıcaklığa termodinamikte ve klima tekniğinde yaş termometre sıcaklığı denir. Üzerine ıslak pamuk sarılmış bir termometrenin gösterdiği sıcaklık yaş termometre sıcaklığıdır. Kısaca mevcut havanın ısısını değiştirmeden doyma durumuna getirilerek ölçülen sıcaklığa yaş termometre sıcaklığı denir.
AC motor yerine DC motor kullanılan ve ana hattaki elektrikten çekilen yükü azaltıp daha az enerji ile maksimum fayda sağlayarak enerji verimliliğini arttıran klimalara denir. -15 °C'de bile performans gösterebilen değişken devirli klimalardır.
Birçok dünya devi klima üreticisi inverter klima üretmektedir. Avrupa Birliği üyelerinde satışı yasaklanan B Enerji Türü klimalara oranla %50 ila %70 oranda daha az enerji harcarlar.
Inverter klimalar 2007 ve 2008 yılları arasında yaygınlaşma eğilimi göstermiştir ve 2010 yılı itibarıyla %99 oranında bütün markaların ürettiği klima çeşididir ve inverter klima terimi birçok ülkede kullanılmaktadır.
Inverter klimaların daha gelişmiş hali için kullanılan süper inverter terimi, DC motorların daha sessiz çalıştırıldığı klima çalışma teknolojisini ifade eder. İnsan vücudunun yaydığı ısıdan kişilerin mekândaki yerini ve hareketlerini algılayan bir sensör ile klimadan üflenen havayı en ideal şekilde yönlendirir. Ortamda herhangi bir kişi olup olmadığını tespit ederek klimanın çalışmasını kontrol edip enerji tasarrufu sağlayabilir.
Klimaların soğutma değerini ifade eden birim, kısaltılmış hâli BTU olan British Thermal Unit'tir. Watt ve joule arasında direkt ilişki kurabilen bu birim, soğutma gücünün ifadesi için özellikle kullanılmaktadır. Soğutulacak odanın özellikleri analiz edilerek soğutma için gereken BTU değeri belirlenebilmektedir.
Bir odayı soğutmak için verilmesi gereken BTU değeri, odanın özelliklerinden yola çıkarak aşağıdaki şekilde hesaplanabilir:
337 sayısı bölge katsayıdır. Türkiye için
Sıcaklığın 21 ile 27 santigrat derece arasında olduğu bir ortamda yapılan test sürüşünde otomobilin içine yerleştirilen hoparlörlerden zil çalması, korna sesleri, itfaiye sireni gibi sesler verilerek sürücünün bu sesleri zamanında duyup duymadığını kontrol etmek için bir pedala basması istenmiş. 27 dereceye ulaşıldığında sürücünün seslere gösterdiği reaksiyon süresinin % 20 ve daha da üzerinde oranlarda arttığı saptanmış. Ayrıca sıcaklık 27 derecedeyken 21 derecenin iki katı oranında sinyal dikkate alınmayarak atlanmış. Yüksek ısıdan etkilenen sürücünün 0,5 promil oranında alkol alan bir sürücüyle aynı durumda olduğu saptanmış. Birçok kazaya yol açan saniyelik uykunun %32'si yüksek sıcaklık nedeniyle meydana gelmektedir.
Sıcak havalarda klima, sıcak çarpması, aşırı terleme ve hipertermi ile gibi sorunları önleyebilir. Isı dalgaları gelişmiş ülkelerdeki en ölümcül hava olayı türüdür. Klima (filtreleme, nemlendirme, soğutma ve dezenfeksiyon dahil), hastane ameliyathanelerinde ve uygun atmosferin hasta güvenliği ve refahı için kritik olduğu diğer ortamlarda temiz, güvenli, hipoalerjenik bir atmosfer sağlamak için kullanılabilir. Bazen alerjileri, özellikle küf olan kişiler tarafından evde kullanılması önerilir.
Bakımı kötü olan su soğutma kuleleri, Legionnaires hastalığından sorumlu bulaşıcı ajan olan Legionella pneumophila' gibi mikroorganizmaların büyümesini ve yayılmasını teşvik edebilir. Soğutma kulesi temiz tutulduğu sürece (genellikle klor işlemiyle), bu sağlık tehlikelerinden kaçınılabilir veya azaltılabilir. New York eyaleti, Legionella'ya karşı koruma sağlamak için soğutma kulelerinin tescili, bakımı ve test edilmesiyle ilgili gereksinimleri kodlamıştır.
Birçok ülke hidroflorokarbonların tüketimini ve üretimini azaltmak için Kigali Değişikliği'ni henüz onaylamadığından, soğutucu akışkanlar ozon incelmesi ve iklim değişikliği dahil olmak üzere ciddi çevresel sorunlara neden oldu ve neden olmaya devam ediyor.
Mevcut iklimlendirme, küresel olarak binalardaki enerji tüketiminin %20'sini oluşturur ve iklim değişikliği ve teknoloji alımı nedeniyle iklimlendirme kullanımında beklenen artış, enerji talebinde önemli bir artışa neden olacaktır. Sürekli iklimlendirmeye alternatifler arasında pasif soğutma, pasif güneş enerjisiyle soğutma doğal havalandırma, güneş kazancını azaltmak için çalışan gölgelikler, güneş kazancını azaltmak için ağaçlar, mimari gölgelikler, pencereler (ve pencere kaplamaları kullanmak) sayılabilir.
2018'de Birleşmiş Milletler, iklim değişikliğini azaltmak için teknolojinin daha sürdürülebilir hale getirilmesi çağrısında bulundu.
Klima, özellikle 1970'lerden başlayarak Amerika Birleşik Devletleri'nin demografisinde çeşitli değişikliklere neden oldu:
İlk olarak basın ve büyük fabrikalar gibi hedeflenen sektörlere fayda sağlamak için tasarlanan buluş, klima ile donatılmış yerlerde %24'e yakın verimlilik artışı iddiaları ile çalışmalarla hızla kamu kurum ve kuruluşlarına yayıldı.