Takıntı

Takıntı (Obsesyon), ruhçulukta (spiritüalizm) ve ruhbilimde (psikoloji) farklı olarak tanımlanır ve farklı kavramları ifade etmek üzere kullanılır. Psikiyatri sözlüklerinde kısaca “yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler” olarak tanımlanır. Ruhçulukta ise, “bir bedensiz ruhun bir bedenliyi (insanı) hükmedecek derecede etkisi altına alması” olarak tanımlanır. Tanımlardan da anlaşılabileceği gibi, birinde obsede edici etken bir fikir olarak kabul edilir, diğerinde ise bu etken bir fikir değil, bu tür fikirleri obsedeye (obsesyon olayına maruz kalana) aşılayan canlı bir varlıktır. Obsesyon (obsession) sözcüğü Latincede “rahatsız etme” anlamında kullanılan “ obsideratum” ya da “obsidere” sözcüğünden türetilmiştir.

Ruhçulukta obsesyonun oluşmasını hazırlayan ve ilerleten başlıca koşullar

Kâbus
Resim: Henry Fuseli 1781.

A- Psişik hallerle ilgili olanlar:

1- Hipnoz

2- İbadet veya meditasyon, konsantrasyon, izolman gibi birtakım mistik deneyimler sırasında kişinin kendisini çevreden yalıtması.

3- Üzüntü, sevinç gibi heyecan hallerinde aşırılık ve bu heyecanlara kapılarak kendini kaybetmek

4- Dalgınlık ve aşırı yorgunluk.

5- Hastalık komaları

B- Karakter özellikleriyle ilgili olanlar:

1- Bilgisizlik

a- Obsesyon hakkında bilimsel yazıları okumamaktan kaynaklanan bilgisizlik.

b- Ruhsal irtibat seansında bedensiz varlıkça verilen bilgilerin kontrolüne ve eleştirilmesine olanak veren bilgilerden yoksun olma.

c- Obsedör tarafından kullanılabilecek manevi (din, tasavvuf vs.) konulardaki bilgisizlik

2- Kişinin akıl ve muhakeme yeteneklerini gerektiği gibi kullanamaması

3- Temiz, saf kimselerin obsedör tarafından kullanılabilecek din, kutsallık duyguları, mistik eğilimleri ve karşısındakini yüceltme eğilimi.

4- İnangaçlık. Muhakeme etmeden akla her gelene veya her söylenilene inanmak.

5- Bağnaz (dogmatik) ve sabit fikirli olmak.

6- Cesaretsizlik. Obsedöre karşı gelecek cesareti gösterememe, her şeyine boyun eğme.

C- Ruhsal irtibat seansıyla ilgili olanlar:

1- Medyumun bilgi, görgü ve deneyim eksikliği.

2- Operatörün bilgi, görgü ve deneyim eksikliği.

Kimilerine göre, obsesyon olayının oluşması için bir bedensiz varlığın olması şart değildir. Yani insanlar arasında da oluşabilir. Obsedör varlıklar bedenlendiklerinde de saf, temiz insanları kandırarak çevrelerine bir sürü mürit toplarlar. Bu duruma örnek gösterilebilecek sayısız tarikat ve benzeri oluşumlar mevcuttur.

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

Obsesyon tanımında olduğu gibi beyni bazı düşünce ve davranışlar açısından yönetememe durumu. Fakat psikolojide; durum, obsede kişisinin sosyal yaşantı ve çevresine zarar veriyorsa hastalık kapsamına alınır. Bu ayrıntı çoğu insanda görülüyor olmasından kaynaklıdır.

Kişinin, obsesyonu bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örn. el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemler (örn. dua etme, sayı sayma, birtakım sözcükleri sessiz bir biçimde söyleyip durma)

Davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir; ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir.

Obsesyon ve kompulsiyon arasındaki fark

Obsesyon; düşünce takıntısıyken, kompulsiyon (zorlantı) ise obsesyonun davranışa yansımış hâlidir.

Obsesyon Olasılığının Yükselmesi Durumu

İnsanın kendi beynine hükmedememe durumu bellidir ki ruhsal yahut psikolojik olarak zayıflama anlarıyla bağlantılıdır. Bu durum çeşidine göre uzun yahut kısa vadeli olabilir. Genel olarak düşünsel Obsesif sorunlara neden olan ve tedavisini zorlaştıran maddeler aşağıdaki gibidir...

Basit Obsesyon Örnekleri

Basit Kompulsif Örnekleri

Psikoloji'de Takıntı

Takıntı (obsesyon) ya da saplantı psikiyatri sözlüklerinde “yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler” ya da “bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, kişinin istemli çabalarına karşın kurtulamadığı ısrarla tekrar eden düşünce, hayal ya da tepiler olarak” tanımlanır. Mikrop kapma düşüncesi, aykırı cinsel düşünceler ve küfürlü dinsel düşünceler takıntılara örnek olarak gösterilebilir.

Bu düşünceleri etkisizleştirmek için yapılan hareketlere ise kompülsiyon adı verilir. Mikrop kapma takıntısını gidermek üzere aşırı temizlik, küfürlü dinsel düşüncelere karşı dualar etme, birtakım kelimeleri sessizce tekrar edip durma veya içinden sayı sayma kompülsiyonlara örnek olarak gösterilebilir. Takıntılar kişinin anksiyetesini (kaygı) arttırırlar; kişi de anksiyetesinden kurtulmak için kompülsiyonlara yönelir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

Dış Bağlantılar