![]() | |
| Genel bilgiler | |
|---|---|
| Tür | Otel |
| Mimari tarz | Neoklasik, Art Nouveau, Oryantalist |
| Adres | Meşrutiyet Caddesi, No: 52, Tepebaşı, Beyoğlu, İstanbul |
| Koordinatlar | 41°01′52″K 28°58′25″D / 41.03111°K 28.97361°D |
| Başlama | 1892 |
| Tamamlanma | 1895 |
| Tasarım ve inşaat | |
| Mimar(lar) | Alexandre Vallaury |
| Diğer bilgiler | |
| Toplu ulaşım | |
| Resmî site | perapalace.com |
Pera Palas (uluslararası kullanımda Pera Palace Hotel), İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde yer alan tarihî bir oteldir.
Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan ve 1895'te hizmete giren yapı, Şark Ekspresi yolcularına konaklama olanağı sağlamak üzere gelişen uluslararası turizm ve otelcilik faaliyetleriyle ilişkilidir. Otelin kuruluşu, Georges Nagelmackers tarafından kurulan Compagnie Internationale des Wagons-Lits / Uluslararası Yataklı Vagonlar Şirketi (CIWL) ile bağlantılı turizm ve otelcilik girişimleriyle de ilişkilidir.
Otel, 19. yüzyıl sonundaki mimarisi, elektrikli asansör ve sıcak su donanımı, tarihî konukları ve mülkiyetinde yaşanan değişikliklerle tanınmaktadır. Otelin Mustafa Kemal Atatürk'ün kaldığı 101 numaralı odası 1981'de müze oda olarak düzenlenmiştir. Pera Palas sık sık Türkiye'nin ilk modern oteli olarak nitelendirilse de, tarih araştırmaları İstanbul'da 1895'ten önce de çok sayıda otel işletmesinin bulunduğunu göstermektedir.

1883'te Compagnie Internationale des Wagons-Lits / Uluslararası Yataklı Vagonlar Şirketi (CIWL) tarafından başlatılan Şark Ekspresi (Orient Express) seferlerinde, ilk yıllarda İstanbul'a ulaşım tren ve deniz yolu bağlantılarıyla sağlanıyordu. Paris ile İstanbul arasında doğrudan demiryolu bağlantısının 1889'da kurulmasının ardından, kente gelen yolcuların konaklamasına yönelik otel yatırımları gelişti.
Pera Palas'ın inşasına otelin kendi tarihçesine ve bazı mimarlık kaynaklarına göre 1892'de başlandı. Arsanın üç Osmanlı Ermenisi girişimci tarafından satın alındığını aktaran kaynaklarda ise inşaatın başlangıç yılı 1893 olarak verilmektedir. Yapı, Ocak ve Şubat 1895'te düzenlenen açılış davetlerinin ardından hizmete girdi. Levanten mimar Alexandre Vallaury tarafından tasarlanan otelde neoklasik, Art Nouveau, oryantalist mimari öğeler bir arada kullanıldı. İlk konukları arasında Pera'daki Levanten toplulukların üyeleri, Osmanlı seçkinleri ve yabancı yolcular bulunuyordu.
CIWL'nin kurucusu Georges Nagelmackers, uluslararası tren yolculuklarıyla otelcilik hizmetlerini bir araya getiren girişimlerde de bulundu. Şirketle bağlantılı otelcilik kuruluşları, Pera Palas'ın ilk yıllarında işletme ve mülkiyet ilişkilerine dâhil oldu. 1896'da Asayan Mıgırdıç Efendi'nin otelle bağlantılı haklarının bu kuruluşlardan birine devredildiği aktarılmaktadır. Kaynakların bir kısmı bu işlemi mülkiyet payının devri, bir kısmı ise işletmeyle ilgili hakların devri olarak açıklamaktadır.
I. Dünya Savaşı sırasında uluslararası tren seferlerinin ve turizmin aksaması otelin faaliyetlerini etkiledi. 1915'te Mersinli Bodossaki Anastassiadis otelin işletmesini devraldı; işletmeyi daha sonra oğlu Hacı Toma Anastassiadis yürüttü. Döneme ilişkin bazı kaynaklar 1915'teki işlemi işletmenin devri olarak aktarırken, başka bir araştırma binanın ve demirbaşların satıldığını belirtmektedir.
İstanbul'un İşgali sırasında otel, askerî ve siyasi çevrelerin kullandığı konaklama yerlerinden biri oldu. Anastassiadis, 1922'de İstanbul'dan ayrılarak Paris'e gitti ve otelle ilgili haklarını korumak amacıyla Fransa'da bir şirket kurulmasında yer aldı. Ardından otelin mülkiyeti ve vergi borçlarıyla ilgili anlaşmazlıklar ortaya çıktı.
Otel, 1923'te Hazine adına tescil edildi ve daha sonra Emlâk ve Eytam Bankası'na devredildi. Beyrutlu iş insanı Misbah Muhayyeş, önce otelin işletmesini kiraladı, 1920'lerin ikinci yarısında ise Ferid Kemal Bey ile birlikte oteli satın aldı. Satın alma yılı bazı kaynaklarda 1927, bazılarında 1928 olarak verilir. Satın alımda Muhayyeş'in 7/8, Ferid Kemal Bey'in ise 1/8 paya sahip olduğu belirtilmektedir.
Otelin eski işletmecisi Anastassiadis ile bağlantılı Fransız şirketi, Hazine'ye geçen otel ve eşyalar üzerinde hak iddia ederek konuyu Lozan Antlaşması sonrasında kurulan Türk-Fransız Karma Hakem Mahkemesine taşıdı. Şirket, mülkiyetin iadesini veya tazminat ödenmesini talep etti. Mahkeme, 27 Nisan 1931'de davayı reddederek Türkiye lehine karar verdi.
II. Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan'ın Mihver Devletleri'ne katılmasının ardından ülkeyi terk ederek İstanbul'a gelen Britanya'nın Sofya elçisi George Rendel ve beraberindekilerin kaldığı Pera Palas'ta, 11 Mart 1941'de bagajlar arasında bulunan bir bomba patladı. Saldırıda ölenler ve yaralananlar oldu. Ahmet Gülen'in 2025 tarihli araştırmasında can kaybı altı kişi olarak belirtilirken, olayın hemen ardından yayımlanan gazete haberlerinde farklı sayılar yer aldı. Patlamanın sorumluları ise kesin olarak belirlenemedi.
Misbah Muhayyeş, 1949'da hazırladığı vasiyetnameyle otelden elde edilen gelirlerin bir bölümünü Darülaceze, Darüşşafaka ve veremle mücadele alanında faaliyet gösteren yardım kuruluşlarına bıraktı. Muhayyeş'in 1954'te ölümünün ardından otelle ilgili haklar ve gelirler bu kuruluşlar ile mirasçıları arasında paylaşıldı. Yeğenleri Cemil ve Ferit Muhayyeş, otelin işletilmesinde görev aldı. Vasiyeti doğrultusunda bazı otel eşyaları da Topkapı Sarayı'na bağışlandı.
1954–1974 yılları arasında otel, mirasla bağlantılı hayır kurumları ve aile üyeleri tarafından işletildi. 1974'te kiracı bulunamaması üzerine Cemil ve Ferit Muhayyeş, İstanbul Otelcilik ve Turizm Şirketini kurarak otelin işletmesini üstlendi. Hasan Süzer, şirket hisselerinin %60'ını 1977'nin sonlarında, kalanını ise 1982'de satın aldı.
1982'de Pera Palas'ın korunması amacıyla başlatılan kamulaştırma süreci, açılan davalar nedeniyle uzun yıllar devam etti. Kültür Bakanlığının TBMM'ye verdiği 27 Eylül 1994 tarihli yanıta göre otel, 27 Nisan 1994'te Hazine adına tapuya tescil edildi. Maliye Bakanlığının 10 Mayıs 1994 tarihli yazısıyla da otel-müze olarak kullanılmak üzere Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğüne tahsis edildi. Kamulaştırmanın tamamlanması, otelin fiilî işletmesinin aynı tarihte Bakanlık tarafından üstlenildiği anlamına gelmiyordu.
Otelin işletme hakları 2005'te Süzer ailesinden Kalkavan ailesiyle bağlantılı bir şirkete, 2011'de ise Demet Sabancı Çetindoğan'ın sahibi olduğu Demsa Grubuna geçti. Jumeirah Group, 2012'de yapılan yönetim anlaşmasıyla otelin işletmesini üstlendi. Şirketin Pera Palas'taki işletmeciliği 2017'de sona erdi.

Pera Palas, Vallaury'nin farklı mimari üslupları bir araya getirdiği yapılardan biridir. Yapının cephelerinde neoklasik düzenleme, iç mekânlarında ise Art Nouveau ve oryantalist süslemeler görülmektedir. Yaklaşık 46 × 28 metre boyutlarında dikdörtgen plan üzerine kurulan bina, ikisi bodrum olmak üzere dokuz katlıdır. Yapı planının merkezinde geniş bir aydınlık boşluğu ve bununla ilişkili Kubbeli Salon bulunmaktadır.
Yapının taşıyıcı sisteminde dolu tuğla yığma duvarlar ile çelik elemanlar bir arada kullanılmış, döşemelerde dönemin yeni yapı tekniklerinden yararlanılmıştır. Elektrikli aydınlatma, sıcak su ve tarihî elektrikli asansör, otelin açıldığı dönemdeki teknolojik donanımının önemli özellikleridir. Asansör ve sıcak su sistemleri otelin dönemine göre gelişmiş teknik donanımları arasında sayılmaktadır. Bu donanımların Türkiye'deki ilk örnekleri olduğu yönündeki iddialar ise kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılmaktadır.

Otelin iç mekân düzeninin merkezindeki Kubbeli Salon, üst katlara doğru yükselen bir aydınlık boşluğuyla ilişkilidir. Salonun altı kubbesi, tavan süslemeleri ve çevresindeki galeriler yapının tanınan mimari öğeleridir. Dökme demir ve ahşap elemanların kullanıldığı tarihî asansör ile bunu çevreleyen merdivenler de otelin özgün donanımının önemli parçalarındandır.
Otel, 2000'li yıllarda kapsamlı bir restorasyon ve yenileme sürecinden geçirildi. Nisan 2008'de başlayan çalışmaların koruma mimarlığı projesini KA.BA Eski Eserler Koruma ve Değerlendirme Mimarlık, yeniden işlevlendirme ve iç mekân tasarımını ise Metex Design Group üstlendi. Çalışmalar koruma kurulu denetimi ve proje için oluşturulan uzman danışma kurulunun katkılarıyla yürütüldü. Yenilemenin maliyeti dönemin haberlerinde yaklaşık 23 milyon avro olarak açıklandı.
Yenileme sırasında cephedeki sonradan eklenmiş kaplamalar temizlenerek özgün taş dokusunun görünür hâle getirilmesi amaçlandı. Tarihî asansörün mekanik donanımı elden geçirilerek yeniden kullanıma açıldı. Kubbeli Salon'un altı kubbesinin üstündeki bölüm camla düzenlendi ve salonun gün ışığı alması sağlandı. Yapısal güçlendirme, yangın güvenliği ve otelin teknik altyapısının yenilenmesi de çalışmaların kapsamındaydı.
Restorasyon sırasında yaklaşık 380 m² büyüklüğünde bir spa alanı ve yeni toplantı işlevlerine yönelik alanlar oluşturuldu. O dönemdeki işletme açıklamalarında otelin 16'sı süit olmak üzere 115 odaya sahip olduğu belirtiliyordu. Bu oda sayıları 2010–2012 dönemindeki işletme kapasitesini göstermektedir. Otel Eylül 2010'da yeniden konuk kabul etmeye başladı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün 1910'ların sonlarından itibaren Pera Palas'ta konakladığı çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Otelin kayıtlarını aktaran haberler ilk konaklamayı 1917'ye tarihlendirirken Kültür ve Turizm Bakanlığı, VII. Ordu Komutanlığı döneminin ardından 4 Ocak 1918'de İstanbul'a dönüşünden sonra otelde kaldığını belirtmektedir. Atatürk'le ilişkilendirilen 101 numaralı oda, doğumunun yüzüncü yılı dolayısıyla 1981'de müze oda olarak düzenlendi.
Müze odada Atatürk'le ilişkilendirilen kıyafetler, kişisel eşyalar, fotoğraflar, kitaplar ve dönemin çeşitli belgeleri sergilenmektedir. Otelin tanıtımlarında oda 101'in Atatürk'ün konuklarını ağırladığı mekânlardan biri olduğu da anlatılır. Odada önemli siyasi kararlar alındığına ilişkin anlatımlar ise bağımsız tarihsel kaynaklarla doğrulanmış değildir.
Agatha Christie, Pera Palas'ın tanınmış konukları arasında yer almaktadır. Yazarın kaldığı 411 numaralı oda, daha sonra onun adıyla anılan özel bir konaklama birimi olarak düzenlenmiştir. Odada Christie'nin eserlerinin çeşitli baskıları, dönem mobilyaları ve daktilosunun bir kopyası gibi nesneler bulunmaktadır. Doğu Ekspresinde Cinayet romanını bu odada yazdığı yönündeki anlatım yaygın olmakla birlikte, yazarın resmî internet sitesinde de bunun bir söylenti olduğu belirtilmektedir.
Christie'nin kayıp günlüğünün anahtarının otelde bulunduğuna ilişkin öyküler de otelin popüler anlatılarında yer almıştır. Ancak bunların bağımsız biçimde doğrulanmış tarihsel bulgular olduğu söylenemez.
Pera Palas'ın tarihî konukları arasında Ernest Hemingway, Greta Garbo, Alfred Hitchcock ve Zsa Zsa Gábor gibi isimler de sayılmaktadır. Otelin geçmişi edebiyat, seyahat ve İstanbul'un toplumsal hayatıyla ilişkilendirilmiş; bu yönüyle mimari mirasın ötesinde bir kültürel mekân kimliği kazanmıştır.
Tarihî Kubbeli Salon otelin dinlenme ve toplantı mekânlarından biri olarak kullanılmıştır. Orient Bar, Patisserie de Pera ve Agatha Restaurant gibi bölümler, özellikle 2010'da tamamlanan yenileme sonrasındaki işletme düzeninde öne çıkmıştır. Bu bölümler, özellikle 2010 sonrasındaki işletme döneminde kullanılan adlarıyla otelin tarihçesinde yer almıştır.

Otel, Beyoğlu'nun Tepebaşı semtinde, Meşrutiyet Caddesi üzerinde yer almaktadır. Haliç yönüne bakan konumuyla tarihî Pera'nın oteller ve kültür yapıları arasında bulunmaktadır. Yakınındaki raylı ulaşım noktaları M2 hattındaki Şişhane Metro İstasyonu ile T2 hattındaki Odakule Tramvay İstasyonu'dur.