Bu madde, Vikipedi biçem el kitabına uygun değildir. (Ocak 2024) |
Hedge fon, serbest yatırım fonu veya risk fonu; göreli olarak likit olan mal varlıkları üzerinden al-sat yapılan ve açığa satış, kaldıraç ve türevler gibi daha karmaşık finansal işlem, portföy-yapımı ve risk yönetimi tekniklerinin çok sık kullanıldığı bir yatırım fonu türüdür. Bu karmaşık tekniklerin kullanımı yüzünden, finansal düzenleyiciler (financial regulator) genel olarak hedge fonlarının, kurumsal yatırımcıların, yüksek net değerli bireylerin ve nitelikli yatırımcılar gibi bu konuda yeteri kadar sofistike olabilen yatırımcılar dışında hiç kimseye pazarlanmasına ya da erişime açılmasına izin vermezler.
Hedge fonlar, alternatif yatırım aracı olarak kabul edilirler. Bu fonların kaldıraç ve daha karmaşık teknikleri çok yoğun bir biçimde kullanması sebebiyle, perakende pazarında mümkün olan ve denetlenen yatırım fonları gibi fonlardan ayrılmaktadır. Bu tür fonlar ayrıca özel sermaye fonları (private equity fund) ve diğer benzer kapalı-uçlu fonlardan (closed-end fund) ayrılırlar; çünkü hedge fonları likit varlıklara yatırım yaparlar ve çoğunlukla açık-uçludurlar. Buna bağlı olarak hedge fonları; yatırımcılara, yatırım varlığının net değerine göre, periyodik olarak sermayeyi yatırıma yönlendirme ve yatırımdan çekme olanağı sağlarken özel sermaye fonları genel olarak likit olmayan varlıklara yatırım yapmaya yönlendirir ve sermayeyi de birkaç yıl sonra geri verebilir. Ancak, bir fonun düzenlenme/denetlenme durumu (regulatory status) dışında fon türlerine dair resmi ya da sabit bir tanım bulunmamaktadır, bu yüzden de "hedge fonu"nun ne olduğuna dair değişik görüşler bulunabilmektedir.
Hedge fonları, düzenlenen/denetlenen fonlara uygulanan kısıtlamaların çoğuna tabi tutulmasa da, ABD ve Avrupa'da 2007-2008 finansal krizini takiben, hükûmet gözetimini artırmak ve bazı denetimsel boşluklardan kurtulmak amacıyla, bazı denetimsel yasalar kabul edilmiştir.
Pek çok modern hedge fonu geniş bir yelpazedeki finansal araçları ve risk yönetim tekniklerini kullanabilirken, bu hedge fonları birbirlerinden strateji, alınan riskler, değişime yatkınlık/tahmin edilemezlik (volatility) ve beklenen dönüş profili açısından çok farklı olabilirler. Hedge fonu yatırım stratejilerinin, piyasaların çıkışta ya da düşüşte olmasından bağımsız olarak, pozitif bir yatırım getirisi hedeflemeleri (return on investment) yaygın olarak gözlenir ("Mutlak getiri"). Hedge fonları aşırı riskli yatırımlar olarak düşünülebilir ancak bazı hedge fonu stratejilerinin beklenen getirileri hedge fonu tekniklerinin kullanımı sebebiyle, borsaya yüksek oranda bağlı olan bazı perakende fonlarına göre daha az değişim (volatility) göstermektedir.
Tipik olarak bir hedge fonunda yatırım yöneticisine yatırım yönetim ücreti (örneğin yıllık olarak net değerin %2'si kadar) ve performans ücreti (örneğin net değerdeki yıllık artışın %20'si kadar) ödeme yapılır.
Hedge fonları geçtiğimiz birkaç on yıldır kullanılıyorlar ve gittikçe artan bir popülerlik kazandılar. Günümüzde artık varlık yönetimi (asset management) endüstrisinin önemli bir payını oluşturmaktadırlar, toplamda hedge fonlarındaki varlıkların toplamının (2018 itibarıyla) yaklaşık 3.2 trilyon $ civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bazı hedge fonu yöneticilerinin denetiminde milyarlarca dolar değerinde yatırım varlığı bulunmaktadır (assets under management-AUM).
İlk başlardaki hedge fonları bazı özel yatırımları, açığa satış yaparak genel piyasalardaki dalgalanmalardan korumayı hedeflemişlerdir. Bu terimin İngilizce karşılığında bulunan 'hedge' kelimesinin anlamı ise çit ile çevrelemek/korumak anlamında olduğundan, 'hedge fund' terimine anlam olarak kaynaklık etmiştir:4. Ancak günümüzde, kullanılan pek çok farklı yatırım tekniği artık "risk"leri, kelimenin orijinal anlamındaki gibi korumamaktadır:16–34.
ABD'de 1920'lerdeki spekülatör borsası/yükselen piyasa (ing: Bull Market) bünyesinde, varlıklı yatırımcıların kullanımına özel olan yatırım fonları bulunmaktaydı. O döneme ait olan ve günümüzde en iyi bilineni Graham-Newman ortaklığıdır (ing:Graham-Newman Partnership). Bu ortaklık Benjamin Graham ve uzun süredir iş ortağı olan Jerry Newman tarafından kurulmuştur. Warren Buffett bu ortaklığa, Amerikan Finans Müzesine (ing: Museum of American Finance) yazdığı bir mektupta, hedge fonunun erken örneklerinden biri olarak atıfta bulunmuştur; Janet Tavakoli ise Warrent Buffet'ın diğer yorumlarına da dayanarak Graham'ın yatırım şirketini ilk hedge fonu olarak kabul etmiştir.
Sosyolog Alfred W. Jones, hedge fonunun İngilizcedeki karşılığı olan "hedged fund" teriminin isim babası olarak kabul edilir (hedge: çit/sınır, hedged: çevrili/sınırlandırılmış fund:fon hedged fund: riski sınırlandırılmış fon) ve 1949 yılında ilk hedge fonu yapısını oluşturduğu kabul edilir. Jones yönettiği fonları "hedged" (sınırlı) olarak tanımlamıştır, bu terim o sıralarda Wall Street bünyesinde, Finansal piyasalardaki değişimlerden kaynaklı olan yatırım riskinin yönetimini tanımlamak için kullanılmaktaydı.
1970'lerde hedge fonları, fon yöneticilerinin çoğunun 'Uzun/Kısa Sermaye' (ing: long/short equity) modelini takip etmesi sebebiyle, tek bir strateji üzerine özelleşmişti. 1969-1970 durgunluğu sırasında (ing: recession of 1969–70) ve 1973-1974 borsa çöküşü (ing: 1973–1974 stock market crash) yüzünden; pek çok hedge fonu, değer olarak ağır kayıplar verince, kapanmıştır. 1980'lerin sonunda tekrar keşfedilmeye başladılar.

1990'larda hedge fonlarının sayısı dikkate değer miktarda artmıştır. Bu durumun muhtemel sebepleri arasında 1990'lardaki borsanın yükselişi, 'hizalanmış faiz tazminat yapısı' (ing: 'aligned-interest compensation structure') ve yüksek değerlerde geri dönüş vaatleri sayılabilir. Sonraki on yıl boyunca, hedge fonu stratejileri arasına girenler şunlardır: kredi arbitrajı, sıkıntılı borç (ring: distressed debt), sabit gelir (ring:fixed income), Nicel analiz (ing: quantitative analysis) ve çoklu-strateji. ABD'deki, emeklilik ve bağış fon yöneticileri gibi kurumsal yatırımcılar, portföylerinin daha büyük kısımlarını hedge fonlarına ayırmaya başlamışlardı.
21. yüzyılın ilk on yılında hedge fonları dünya çapında popülariteye ulaştı ve 2008 yılına gelindiğinde dünya çapındaki hedge fonu endüstrisinin yönettiği varlıkların (ing: assets under management-AUM) değeri 1.93 trilyon $ değerine ulaşmıştır. Ancak 2007–2008 finansal krizi, hedge fonlarında yatırımcıların varlıklarını geri çekmelerine kısıtlamalar getirilmesine neden olmuş, sonuç olarak popülerliklerinin azalmasına ve yönetilen varlıkların toplam değerinin azalmasına yol açmıştır. Yönetilen varlıkların toplam değeri daha sonra tekrar yükselmiştir ve 2011 Nisan ayında 2 trilyon $ değerine ulaşmıştır. 2001 Şubat ayı itibarıyla, dünya çapındaki hedge fonu yatırımlarının %61'i kurumsal kaynaklardan gelmekteydi.
2011 Haziran tarihinde, en çok miktarda yönetilen varlık miktarına sahip olan hedge fonu yönetimi firmaları şunlardı: Bridgewater Associates (58.9 milyar $), Man Group (39.2 milyar $), Paulson & Co. (35.1 milyar $), Brevan Howard (31 milyar $), and Och-Ziff (29.4 milyar $). Bridgewater Associates şirketi 2012 Mart ayı itibarıyla 70 milyar $ değerinde varlık yönetmekteydi. O yılın sonunda, ABD'deki en büyük 241 hedge fonu yönetimi şirketinin elindeki varlıklarının toplamı 1.335 trilyon $ değerindeydi. 2012 Nisan ayında hedge fonu endüstrisi, yönetilen varlıkların değerinin 2.13 trilyon $'a ulaşmasıyla rekor kırmıştır. 2010'ların ortalarına doğru, hedge fonu endüstrisi "eski okul" fon yöneticilerinde genel bir düşü yaşadı. Merkez Bankalarının daha önce görülmemiş şekilde kolaylık sağlaması yüzünden klasik uzun/kısa stratejisinin revaçtan düşmesi sebebiyle; Dan Loeb bu durumu "hedge fonu ölüm tarlası" olarak adlandırmıştır. O dönemde ABD hisse senedi piyasası bağımlılığı/korelasyonu açığa satış yapanlar için sürdürülemez hâle gelmişti. Günümüz hedge fonu endüstrisi; Citadel, Elliot, Milennium, Bridgewater gibi daha büyük ve kendini ispatlamış şirketler etrafında yoğunlaşan bir olgunluk durumuna erişmiştir. Yeni fon şirketlerinin kurulma oranı kapanan fonların oranını geçmiştir.
2017 Temmuz tarihinde, hedge fonlarında yönetilen varlıkların değeri, 8 adet art arda aylık raporlanan geri dönüş değerlerine bakıldığında, 3.1 trilyon $'a yükselerek rekor kırmıştır.
2015 yılında, Forbes dergisi tarafından aşağıdaki liste yayımlanmıştır:




Hedge fonu stratejileri genel olarak dört ana kategoriye ayrılmış durumdadır: genel makro (ing: global macro), yönlü (ing: directional), olay-güdümlü (ing: event-driven investing) ve göreli değer (ing: relative value) (arbitraj). Bu kategorilerdeki stratejiler, karakteristik birer risk ve geri dönüş(kazanım) profili içermektedirler. Bir fonda; esneklik, risk yönetimi veya çeşitlilik sağlamak amacıyla bir ya da daha fazla strateji kullanılabilmektedir. Hedge fonu için hazırlanan ve arz notu (ing: offering memorandum) olarak da bilinen prospektüs (izahname) (ing:prospectus) belgesi, potansiyel yatırımcılara hedge fonunun önemli unsurları (kilit noktaları) hakkında açıklama (izah) sunar (arz eder). Bu açıklamanın içinde fonun yatırım stratejisi, yatırım türü ve kaldıraç (ing: leverage) üst sınırı gibi bilgiler bulunmaktadır.
Hedge fonunun stratejisini oluşturan bileşenler arasında hedge fonunun ilgili pazara yaklaşım tarzı, belirli araçların kullanımı, hedge fonun özelleştiği pazar sektörü (ing:market sector) (örn., sağlık sektörü), yatırımları seçme yöntemi ve fon bünyesindeki çeşitlilik miktarı bulunmaktadır. Farklı varlık sınıfları (ing:asset class) için çeşitli pazar yaklaşımları bulunmaktadır. Bunlar arasında Hisse Senedi (ing:Stock), sabit gelir (ing:fixed income), emtia ve döviz sayılabilir. Kullanılan araçlar arasında öz-sermaye, sabit gelir, vadeli işlemler (ing:futures contract), opsiyonlar ve takaslar (ing:swap) bulunmaktadır. Stratejiler genel olarak ikiye ayrılabilirler: yöneticiler tarafından seçilebilen "isteğe bağlı/nitel" (ing:discretionary/qualitative) olarak tanımlanabilenler ya da yatırımların bilgisayarlı bir sistem tarafından otomatik seçilebildiği "sistematik/nicel" (ing:systematic/quantitative) olarak tanımlanabilenler. Fonların içerdikleri çeşitlilik miktarları fondan fona değişebilir; fonlar çoklu-stratejili, çoklu-fonlu, çoklu-pazarlı, çoklu-yöneticili ya da bunların kombinasyonu olabilmektedir.
Bazen hedge fonları "mutlak getiri" (ing:absolute return) olarak bilinmekle birlikte; ya "pazar tarafsız/nötr" (ing:market neutral) ya da "yönlü" (ing:directional) olarak sınıflandırılırlar. Pazar tarafsız/nötr fonlar genel olarak, pazar dalgalanmalarının nötrleştirici etkisi altındaki pazarın genel performansıyla daha az korelasyona/bağlantıya sahiplerken; yönlü fonlar pazardaki tutumları/trendleri ve tutarsızlıkları kullandıkları için pazardaki dalgalanmalardan ve kararsızlıklardan daha çok etkilenmektedirler.
Global makro adlı yatırım stratejisini kullanan hedge fonları, riski-ayarlı getiri üretebilmek için, küresel makroekonomik olayların beklentisiyle hisse, tahvil ya da döviz pazarlarında oldukça yüksek miktarda pozisyonlar alırlar. Global makro fon yöneticileri, beklenen/tahmin edilen fiyat hareketlerinden kâr elde edebilecek yatırım fırsatlarını belirleyebilmek için, küresel pazar olaylarına/hareketlerine dayalı olan, "büyük resim" olarak da adlandırılan (ing:"big picture") makroekonomik analiz yöntemini kullanırlar. Global makro stratejileri, birden çok pazarda çeşitlendirilmiş yatırımlar üzerinde büyük pozisyonlar alabilme yetenekleri sayesinde büyük oranda esnekliğe sahipken, çekici ve risk-ayarlı getiriler üretebilmek için stratejinin uygulanma zamanlanması önem arz etmektedir. Global makro sıklıkla yönlü yatırım stratejisi (ing:directional investment strategy) olarak sınıflandırılır.
Global makro stratejileri ihtiyari/isteğe bağlı (ing:discretionary) ve sistematik yaklaşımlar olarak iki kategoriye ayrılabilirler. İsteğe bağlı ticaret, yatırımları belirleyip seçen yatırım yöneticileri tarafından gerçekleştirilir. Diğer yandan sistematik ticaret (ing:systematic trading) matematiksel modellere dayalıdır ve bir yazılım tarafından gerçekleştirilir. Bu süreçte ilgili yazılımının kodlanması ve güncellenmesi dışında çok kısıtlı miktarda insan etkileşimi gerçekleşir. Bu stratejiler ayrıca, fonun pazar eğiliminden (ing:market trend) (uzun ya da kısa vadeli) kâr elde etmeye çalışmasına ya da pazardaki eğilimlerin tersine dönmesi durumlarını tahmin ederek bu durumlardan kâr elde etmeye çalışmasına bağlı olarak, eğilim (ing:Trend following) ve karşı-eğilim yaklaşımları olarak ayrılabilirler.
Global makro stratejileri kendi içinde daha alt kategorilere ayrılabilirler. Bunlar arasında, fonun çeşitlendirilmiş piyasalarda ticari olarak işlem gördüğü "sistematik çeşitlendirilmiş" kategorisi (ing: systematic diversified) veya "sistematik doviz" (ing: systematic currency) gibi, fonun uluslararası döviz piyasalarında veya sektör uzmanlıklarında ticari işlem gördüğü, sektör uzmanlık kategorileri sayılabilir :348. Diğer alt kategoriler arasında emtia ticareti danışmanlarının (ing: commodity trading advisor, CTA) kullandığı ve fonun emtia piyasalarında veya takas işlemleri bünyesinde, vadeli sözleşmeler (veya opsiyonlar) üzerinden ticari işlem gördüğü kategoriler de yer alır. Bu ayrıca "Vade Yönetimli Fon" (ing: managed future fund') olarak da bilinir. Emtia ticareti danışmanları (CTA), emtialar (örn. altın) ve stok endeksleri de dahil finansal araçlar üzerinden ticari işlem gerçekleştirirler. Bu danışmanlar ayrıca hem uzun hem de kısa pozisyonları aldıkları için piyasaların yükselişinde de düşüşünden de kâr elde edebilirler. Global Makro yöneticilerinin çoğunluğu düzenleyici bir bakış açısından bir emtia ticaret danışmanı (CTA) olma eğilimi gösterir ve genel olarak sistematik ve ihtiyari stratejiler bağlamında ikiye bölünürler. CTA/Makro Stratejileri için sınıflandırma çerçevesi takip eden referanstan incelenebilir.

Yönlü yatırım stratejileri piyasa hareketlerini, eğilimleri (ing:trend) veya çeşitli piyasalar arasında hisse seçimi sırasında oluşan tutarsızlıkları kullanır. Bunun için bilgisayar modelleri kullanılabileceği gibi, fon yöneticileri de yatırımı belirleyip seçebilirler. Bu tür stratejiler, pazar tarafsız/nötr stratejilere göre, piyasadaki genel dalgalanmalara daha çok maruz kalırlar. Yönlü fon stratejileri arasında ABD ve Uluslararası Uzun/Kısa pozisyonlu (ing:long/short equity) hedge fonları bulunmaktadır. Bu tür bir stratejide uzun (pozitifteki) sermaye pozisyonlarının riskleri (ing:long position), başka hisse ve menkul kıymetler veya endeks opsiyonları üzerinde açığa satışlar gerçekleştirerek azaltır. Buradaki hedef, bir yandan uzun pozisyonlu hisselerden kâr elde ederken diğer yandan açığa satışlarla kısa pozisyondaki hisselerin değer kaybından da kazanç elde ederek piyasa dalgalanmalarından etkilenme miktarını minimuma çekmektir.
Yönlü stratejiler içerisinde, çeşitli alt stratejiler bulunmaktadır. "Gelişen pazarlar" (ing:Emerging markets) fonu Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan piyasalara odaklanırken,:351 "sektör fonları" stratejisi; teknoloji, sağlık, biyoteknoloji, ilaç endüstrisi, enerji ve temel malzemeler gibi alanlarda özelleşmiştir. "Temel büyüme" (ing:fundamental growth) stratejisi kullanan fonlar, genel olarak hisse senedi piyasasına ya da ilgili sektöre göre daha fazla net kâr (ing:earnings) büyümesi gösteren şirketlere yatırım yaparken; "İçsel değer" (ing:fundamental value) stratejisi kullanan fonlar ise değeri düşük (hisse değeri öz sermayesinden ya da net kâr potansiyelinden düşük olan) şirketlere yatırım yapmaktadır.:344 Hisse senedi alım satımı için nicel ve finansal sinyal işleme (ing:financial signal processing) teknikleri kullanan fonların bu stratejileri genel olarak "nicel yönlü" strateji olarak tanımlanmaktadır.:345 "Açığa satış önyargısı" (ing:short bias) stratejisi kullanan fonlar, düşen hisse senedi fiyatlarından kısa pozisyonları kullanarak faydalanırlar.
Olay-güdümlü stratejiler, riskin ve altta yatan fırsatın bir olay ile ilgili olduğu durumlarla ilgilenir. Olay-güdümlü yatırım stratejisinden; konsolidasyonlar, şirket birleşmesi (ing:acquisition), yeniden sermayelendirme (ing:recapitalization), iflas ve likidasyon (ing:liquidation) gibi şirketlerle ile işlemler üzerinden yatırım fırsatları bulmakta faydalanılır. Bu tür bir stratejiyi kullanan yöneticiler, market içinde bu tür olaylar öncesi ve sonrasındaki değer biçme (ing: valuation) tutarsızlıkları üzerinden yatırım yaparlar ve ilgili menkul kıymetin ya da kıymetlerin tahmin edilen hareketine göre pozisyon alır. Hedge fonları gibi büyük kurumsal yatırımcılar (ing:institutional investor), genel olarak geleneksel hisse/pay yatırımcılarından ziyade olay-güdümlü stratejilerini takip etmeye çalışırlar çünkü ellerinde yatırım fırsatları için, kurumsal işlem olaylarını analiz edecek kaynakları ve tecrübeleri vardır.
Kurumsal işlem olayları genel olarak üç kategoride değerlendirilirler: haciz riskli menkul kıymet (ing:distressed securities), risk arbitrajı ve özel durumlar. Haciz riskli menkul kıymetler arasında yeniden yapılandırmalar (ing:restructurings), yeniden sermayelendirmeler (ing:recapitalization) ve iflaslar bulunmaktadır. Haciz riskli menkul kıymet üzerinden yapılan bir yatırım stratejisi; iflas riski ile karşı karşıya olan ya da ağır finansal sıkıntılar yaşayan bir şirkete ait tahvilleri ya da borçları, normal değerlerine göre indirimli/düşük fiyattan işlem görmeleri (ing:Discounts and allowances) sebebiyle satın almayı içerir. Sıkıntılı borç yatırım stratejisini (ing:distressed debt investment strategy) uygulayan Hedge fonu yöneticileri, düşük tahvil fiyatları üzerinden kazanç sağlamayı hedeflerler. Hedge fonlarının sıkıntılı borcu satın alması ilgili şirketlerin iflas etmesini engelleyebilir çünkü böyle bir satın alma işlemi, bankanın icra (ing:foreclosure) başlatmasına karşı caydırıcı bir unsur teşkil etmektedir. Olay-güdümlü yatırımlar, genellikle spekülatör borsası/yükselen piyasa (ing:bull market) bünyesinde oldukça işe yararken; diğer yandan sıkıntılı/borçlu yatırımı satretejsi (ing: distressed investing) en iyi kötümser borsa/düşen piyasa (ing:bear market) bünyesinde kazandırır.
Risk arbitrajı örnekleri arasında şirket birleşmesi, satın alınması, tasfiyesi (borç/alacak belirlenip varlıkların paraya dönüştürülüp kalan borçların kapatılması) ve agresif/düşmanca devralma (ing:hostile takeover) yer almaktadır. Risk arbitrajı, birleşen iki veya daha fazla sayıdaki şirketin hisselerini, satın alma/edinme (birleşme sonrası) fiyatı ile günce hisse fiyatı arasında oluşacak farktan yararlanmak için, alıp/satma işlemlerini içermektedir. Buradaki risk ise şirketlerin birleşmesi işleminin planladığı gibi gerçekleşmemesi olasılığından doğmaktadır; hedge fon yöneticileri, bu risk yüzünden birleşme olayının olup olmayacağını kestirilebilmek için araştırma ve analiz çalışmaları yürütürler.
Özel durumlar ise şirketin hisselerinin değerini etkileyen olayladır. Bunlar arasında bir şirketin yeniden yapılandırılması (ing:restructuring) ve kısmi yapılandırma (ing:Corporate spin-off) gibi diğer kurumsal işlemler, hisse geri satın alımı (ing:Share repurchase), menkul kıymet ihracı/geri satın alımı, mal varlık satışları ve diğer katalist-tetiklemeli durumlar (hisse fiyatını çarpıcı şekilde etkileyen olaylar) örnek olarak verilebilir. Özel durumlardan faydalanabilmek için, hedge fon yöneticisi şirketin hisselerinin ve bağlı yatırım araçlarının değerlerini yükseltecek ya da düşürecek, yaklaşmakta olan bir olayı tespit etmelidir.
Diğer olay-güdümlü stratejiler şunlardır: sabit getirili (ing:fixed income) kurumsal menkul kıymetler üzerine yoğunlaşan kredi arbitrajı stratejileri (ing: Credit Arbitrage); şirketlerin hisselerinde büyük pozisyonlar (satın) alma ve ele geçirilen (hisse çoğunluğuna dayalı) şirket (eş-)sahipliğini kullanarak, yönetime katılma üzerine kurulan aktivist stratejisi; piyasaya çıkması beklenen bir ilaca sağlık kurulu tarafından verilecek nihai onayı tahmin etme üzerine kurulan stratejiler; ve büyük davalara taraf olan şirketler üzerine özelleşen stratejiler.
Nispi değer arbitraj startejileri (ing:Relative value arbitrage strategies), menkul kıymetlerin fiyatları arasındaki nispi değer farklılıklarından faydalanmayı hedefler. Fiyat farkı bir menkul kıymetin; bağlı/alakalı olan diğer menkul kıymetlere, dayanak varlıklara ya da piyasanın tamamına göre yanlış fiyatlandırılmasından kaynaklanabilir. Hedge fonu yöneticileri menkul kıymetlerdeki fiyat farklını tespit edebilmek için çeşitli analiz türleri kullanırlar. Bunlar arasında matematiksel, Teknik veya temel (ing:Fundamental analysis) analiz yöntemleri sayılabilir. Nispi değer genelde Nötr piyasa stratejisi (ing:Market neutral strategy) eş anlamda kullanılır çünkü bu kategorideki stratejileri ya çok piyasa riski (ing: Market Exposure) taşır ya da hiç piyasa riski taşımazlar. Nispi değer alt kategorileri arasında şunlar yer alır:
Dört ana kategorideki stratejiler dışında, bu kategorilere tam olarak uymayan bazı başka stratejiler de bulunmaktadır.
Hâlihazırda yüksek miktarda hisse senedi ve tahvil sahibi olan bir yatırımcı, Hedge fonlarına yatırım yapmak suretiyle yatırımlarına çeşitlilik kazandırıp portfolyosundaki riski genel olarak düşürebilir. Hedge fon yöneticileri genellikle piyasa göstergeleri ile arasında korelasyon (ing:Financial correlation) olmayan ve yatırımcının arzu ettiği risk seviyesine uygun olan getirileri elde etmeyi hedeflerler. Finansal hedging (risk azaltmak için çoklu/çeşitli yatırım), bazı yatırımların risklerini azaltırken; operasyonel risk (ing:Operational risk) ve model riski gibi diğer riskleri genellikle artırma eğilimindedir. Bu yüzden genele yayılan risk azaltılabilirken tamamen ortadan kaldırılamamaktadır. Hennessee Group'a ait olan bir rapora göre, hedge fonları 1993 ve 2010 yılları arasında S&P 500 borsa endeksine göre 3'te 1 oranında daha az dalgalanma eğiliminde olmuşlardır.
Pek çok ülkede Hedge Fonu yöneticilerinin, yatırım risklerinin (ing:investment risk) farkında olan ve bu riskleri, göreli potansiyel getirilerinin farkında olduğu için kabul eden yetkin yatırıcımlar olmaları gerekmektedir. Fon yöneticileri, fonu ve yatırımcıları korumak için, çok kapsamlı ve geniş bir yelpazede risk yönetimi stratejilerini uygulayabilirler. Financial Times gazetesine göre, "büyük hedge fonları, portföy yönetimi alanında bilenen en karmaşık ve detaylı risk risk yönetimi uygulamalarına sahiptir". Kısa süreliğine çok fazla sayıda yatırım pozisyonu tutan Hedge Fonu yöneticileri, genellikle çok kapsamlı bir risk yönetim sistemi kurma eğilimindedirler. Artık fonların, risk analizi ve yönetimi yapan ancak ticari işlemlere müdahil olmayan, bağımsız risk denetçilerinin olması normal karşılanmaya başlandı. Riski tahmin edebilmek için fonun getiri potansiyeline (ing: fund's leverage), likiditesine ve yatırım stratejisine göre çeşitli ölçüm teknikleri ve modeller kullanılır. Getirilerin normal dışı olabilmesi (ing:Non-normality of returns), dalgalanma toplaşması/öbeklenmesi (ing:volatility clustering) ve trendler/eğilimler, alışılagelmiş risk ölçüm metodolojileri tarafından her zaman hesaba katılmayabilirler ve bu yüzden Riske maruz değer ve benzeri ölçüler dışında, fonlar taban zarar (ing:Drawdown) gibi entegre edilmiş ölçüler kullanabilirler.
Yatırımdan doğabilecek piyasa ile ilgili riskleri analiz etmenin yanı sıra, yatırımcılar genellikle operasyonel inceleme ve kontrol (ing:operational due diligence) sürecini işleterek, bir hedge fonunun hata ya da dolandırıcılık sebebiyle yatırımcıyı zarara uğratabilme riskini analize ederek incelerler. Bu kapsamda hedge fon yönetiminin operasyonlarının organizasyonu ve yönetimi, yatırım stratejisinin devam ettirilebilir olup olmadığı ve fonun bir şirkete evrilebilme kapasitesi gibi konular ele alınır.
Hedge fonları özel kuruluşlardır ve çok az sayıda kamusal açıklama (prospektüs) kriterine sahiptirler. Bazen bu durum şeffaflık eksikliği olarak algılanır. Hedge fonları hakkındaki bir diğer genel algı ise hedge fon yöneticilerinin, diğer finansal yatırım yöneticilerine kıyasla, pek fazla düzenleyici gözetime ve/veya tescil gereksinimlerine tabii tutulmadığı ve yöneticinin şahsına has (yatırım türü farklılaşması, hatalı işlem veya hile gibi) risklere eğilimli olduğu yönündedir. 2010 yılında ABD ve AB bünyesinde devreye giren yeni düzenlemeler, hedge fon yöneticilerinin daha fazla bilgi raporlamasını gerektirmiş ve böylece daha yüksek seviyede bir şeffaflığın önünü açmıştır. Buna ek olarak yatırıcımlar, özellikle kurumsal yatırımcılar, hedge fonu risk yönetimi bünyesinde, hem iç pratiklerde hem de dış düzenleyici gereksinimlerde, daha fazla iyileştirme talep ediyorlar. Kurumsal yatırımcıların artan nüfuzu daha çok şeffaflığa yol açmıştır: Hedge fonları sürekli artacak şekilde yatırımcılara, değerlendirme metodolojileri, pozisyonlar ve kaldıraç açığa çıkması, gibi konularda bilgi aktarmaktadır.
Hedge fonları, diğer yatırım sınıflarında da olan risklerin çoğuna sahiptir. Bunların arasında Likidite riski ve yönetici riski bulunmaktadır. Likidite, bir yatırım varlığının ne derecede alınıp, satılıp ya da paraya çevrilebileceğine işaret eder; özel sermaye fonlarına benzer şekilde, hedge fonları yatırımcının para hareketini engelleyen bir bloke dönemi (lock-up period) uygular.. Yönetici riski terimi, fonların yönetiminden kaynaklı ortaya çıkan riskler için kullanılmaktadır. Örnek olarak alan değişikliği (style drift),değerleme riski, kapasite riski, konsantrasyon riski ve kaldıraç riski sayılabilir. Değerleme riski, yatırımların net değerlemelerinin (NAV, net asset value) yanlış olabileceğine işaret eder, kapasite riski tek bir stratejiye çok fazla para yatırılmasıyla ortaya çıkabilir ve fon performans azalmasına yol açabilir,konsantrasyon riski ise bir fon belirli bir yatırıma, sektöre, yatırım stratejisine, bağıntılı fonlara çok fazla maruz kaldığında ortaya çıkmaktadır. Bu riskler, çıkar çatışmasına dayalı kontroller tanımlanarak, fonların tahsili üzerinde kısıtlamalar zorlanarak ve stratejilere maruz kalma limitleri tanımlanarak yönetilebilirler
Pek çok yatırım fonu; yatırımcıların sermayelerinin sağladığının üzerinde bir yatırım miktarına ulaşabilmek amacıyla, kaldıraçları, borçlanma pratiklerini, marj üzerinden ticareti veya türevleri kullanmaktadır. Kaldıraçların kullanılması beklenen kar/zarar miktarlarını artırırken, daha çok kâr etme fırsatları daha çok zarar etme olasılıklarına göre daha ağır basmaktadır. Kaldıraç kullanan Hedge fonları, muhtemelen çok kapsamlı risk yönetimi pratiklerine yöneleceklerdir. Yatırım bankalarıyla karşılaştırıldığında, hedge fon kaldıracı göreli olarak daha düşük bir değerdedir. ABD'deki özel bir kuruluş olan Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu'nun ((NBER)) hazırladığı bir makaleye göre, Yatırım bankları için ortalama kaldıraç değeri 14,2 iken Hedge Fonlarının ortala kaldıraç değeri 1,5 ve 2,5 arasındadır.
Hedge fonlarının da içinde olduğu bazı fon türlerinin, geri dönüş miktarını artırmak amacıyla daha fazla risk almaya daha yatkın olarak algılanmakla birlikte yatırımcıların ve fon yöneticisinin risk toleransına tabidir. Risk yöneticileri, kendilerine ait kapital/ana para hedge fon bünyesinde yatırıma dahil olduğunda, fondaki risk gözetimini/denetimini artırmaya daha yatkın/hevesli olurlar.
Hedge fon yönetimi firmaları, yönettikleri fonlar için genellikle yönetim ücreti ve performans ücreti alırlar.
Yönetim ücretleri, fonun net varlık değerinin (ing: net asset value - NAV) yüzdesi olarak hesaplanmakta olup genellikle yıllık %1 ile %4 arasında olur. %2 standart ücret olarak kabul edilir. Yıllık yüzdeler olarak ifade edilmesine rağmen, aylık olarak ya da çeyrek dönem için hesaplanır ve ödenir. Yönetim ücretleri, yöneticinin işletme maliyetlerini karşılarken performans ücretleri yöneticinin kârına denk gelmektedir. Ancak ölçekler ekonomisi sebebiyle, daha büyük fonlardan gelen yönetim ücretleri yöneticinin kârının önemli bir bölümünü oluşturabilmektedir, sonuç olarak bazı ücretler, CalPERS gibi kamu emeklilik fonları tarafından aşırı yüksek oldukları için eleştirilmektedir.
Performans ücreti, fonun kazandırdığı kârın %10'u ile %50'si arasında değişirken, herhangi bir yıl için genellikle %20'sine denk gelmektedir. Performans ücretlerinin ana amacı, fon yöneticilerini kâr elde etmeye teşvik etmektir. Risk fonlarında elde edilen kâr paylaşılırken maruz kalınan zararın paylaşılmaması sebebiyle, Warren Buffett performans ücretlerini eleştirmiştir. Sadece kârın paylaşılmasının ve ayrıca performans ücreti verilmesinin, yüksek riskli yatırımların daha çok yapılmasını teşvik edeceğini belirmiştir. Performans ücret oranları, kredi arz daralmasından beridir azalmıştır.
Hemen hemen tüm hedge fon performans ücretleri bir "yüksek su düzeyi" (ing: "high water mark") veya "zarar mahsup tedariki" (ing: "loss carryforward provision") payı içermektedir. Böyle bir payın alınması, performans ücretinin sadece net kârlara (başka bir deyişle, önce yıllardaki zararların telafisinden sonra elde edilen kârlara) uygulanması anlamına gelmektedir. Bu genelde yöneticilerin inişli çıkışlı performanslar için performans ücreti almalarını engellerken, bazen bir yönetici ciddi kayıplar yaşayan bir fon için, kayıpları birkaç yıl uğraşarak, ancak performans ücreti almadan, telafi etmek yerine; ilgili fonu kapatıp yeni bir fon açmayı seçmektedir.
Bazı performans ücretleri bir "engel" (ing: hurdle) tanımı içermektedir. Bu sayede bir ücret sadece fonun performansı belirli bir referans ücreti (ing: benchmark price) oranını (örn., LIBOR) geçmesi durumunda ya da sabitlenmiş bir yüzde üzerinden ödenebilmektedir. Engel genellikle Libor gibi bir referans oranına ya da bir yıllık hazine bonosu oranı artı risk veya maliyeti miktarına (ing: Treasury Bill plus a spread) bağlıdır. "Yumuşak" engel, performans ücretinin, engel oranına başarıyla ulaşılması durumunda fonun tüm kazanımları/getirileri üzerinde hesaplanacağı anlamına gelmektedir. "Sert" engel ise performans ücretinin sadece engel oranının üzerindeki kazanımlarda/getirilerde hesaplanacağı anlamına gelmektedir. Örneğin yönetici engel oranını %5 değerine ayarladı ve fon getirisi %15 olarak gerçekleşti, teşvik ücreti sadece engel oranının üzerindeki %10'a uygulanacaktır. Bir engel sayesinde yöneticinin; sadece fonun getirisinin yöneticinin parayı başka bir yerde değerlendirmiş olsaydı elde edeceği kazanım/getirim miktarından fazla kazanım/getirim elde etmesi durumunda ödüllendirilmesi hedeflenmektedir.
Bazı hedge fonları, belirli bir zaman dilimindeki (tipik olarak 1 yıl) erken geri çekmeler için ve orijinal yatırımın önceden belirlenmiş yüzdesini aşan geri çekmeler için; kefaret ücreti ya da geri çekme ücreti (ing: withdrawal fee ) kesmektedir. Bu ücretin amacı kısa dönemli yatırımdan caydırmak, sık yatırımcı giriş-çıkışını azaltmak, zayıf performans dönemlerinde geri çekmelerden caydırmaktır. Yönetim ve performans ücretlerinin aksine, kefaret ücretleri fonda kalır ve yatırımcılara dağıtılır..
Hedge fon yönetim şirketlerinin sahipleri, genellikle ilgili fonların aynı zamanda da portföy yöneticileridir (ing: portfolio manager); doğal olarak bu faaliyetten elde edilen kârlar üzerinde de hak sahibidirler. Yönetim ücretleri şirketin işletme masraflarını karşılarken, performans ücreti (ve herhangi fazladan yönetim ücreti) ise genel olarak bu şirketlerin sahiplerine kâr olarak dağıtılmaktadır. Fonlar genel olarak yöneticilerine yapılan bu kâr ödemelerini yayınlamazlar, bu yüzden en çok kazan yöneticiler listesindeki kazanç rakamları belirli veriler üzerinden tahmin edilerek elde edilir. Tahmin için kullanılan veriler arasında ilgili yöneticilerin fonları için kestikleri yönetim ücretleri ve fonlarına yaptıkları düşünülen yatırım miktarı değerleri bulunmaktadır. Pek çok yöneticinin kendi yönettikleri fona yaptıkları yatırım payları büyük rakamlara ulaşmaktadır ve en çok kazanan fon yöneticileri arasında iyi performans gösterilen bir yılda 4 milyar $ gibi olağan üstü miktarlarda kâr elde eden yöneticiler görülebilmektedir.
Listenin en tepesindeki yöneticilerin kazançları, finansal endüstrinin herhangi bir diğer sektöründe elde edilen kazançlardan daha fazladır ve listede en tepedeki 25 yöneticinin kazançları toplamı, sürekli olarak S&P 500 listesindeki şirketler çalışan tüm 500 şirket başkanından daha fazladır. Ancak pek çok hedge fon yöneticisi genel olarak daha az kazanmaktadır ve eğer performans ücretleri kazanılmazsa o zaman küçül fonların yöneticilerin kayda değer miktarlarda kazanç sağlamaları pek de olası olamamaktadır.
2011 yılında, listenin en üstündeki fon yöneticisi 3 milyar $, 10. sıradaki 210 milyon $ ve 30. sıradaki ise 80 milyon $ kazanmışlardır. 2011 yılında, ABD'de en çok kazanan 25 hedge fon yöneticisinin kazanç ortalaması 576 milyon $ olduğu görülmüştür. Aynı yıl içerisinde tüm hedge fon yönetimi profesyonellerinin toplam kazançlarının ortalamasının 690.786 $ ve medyan değerin de 312.329 $ olduğu görülmüştür. Hedge fon CEO'ları için aynısı hesaplandığında ortalamanın 1.037.151 $ ve medyan değerin de 600.000 $ olduğu, baş yatırım sorumluları (ing:chief investment officer) için de ortalamanın 1.039.974 $ ve medyan değerin de 300.000 $ olduğu görülmüştür.
Forbes dergisinin 2012 Dünya Milyarderleri listesindeki 1226 kişiden 36'sının servetlerinin çok önemli bir kısmını hedge fon yönetiminden elde ettikleri belirtilmiştir. Birleşik Krallıktaki en zengin 1000 kişiden 54'ü de, Sunday Times gazetesinin 2012 Zenginler Listesine göre, hedge fon yöneticisidir.
Eğer bir portföy yöneticisi, kamuya açık olmayan içeriden gizli bilgiler (ing: insider trading) üzerinden kamuya açık fonların alım satımını gerçekleştirirse, geçmişte kazanmış olduğu kazanımları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır.2011 yılında Chip Skowron isimli hedge fon portföy yöneticisi, şirketinin davranış kodunu ihlal ederek içerden gizli bilgiler kullanarak hisse alım satımı yaptığı için yargılanmıştır. İlgili davada (Morgan Stanley v. Skowron, 989 F. Supp. 2d 356, S.D.N.Y. 2013), New York eyaleti yasaları arasında bulunan Sadakatsiz hizmetkâr (ing: faithless servant) ilkesi uyarınca; mahkeme yargılanan hedge fon yöneticisinin içerden gizli bilgiler ile alım satım yapması durumunda, çalıştığı şirketin kendisine sadakatsizlik yaptığı süre boyunca yaptığı, 31 milyon $ değerindeki, kazanç ödemesinin tamamının ilgili şirkete geri ödemesine hükmetmiştir. Mahkeme, içerden gizli bilgiler ile alım satım yapılmasını "bir portföy yöneticisinin pozisyonunun en kötü şekilde suistimal edilmesi" olarak tanımlamıştır. Hakim ayrıca "Morgan Stanley şirketini hükûmet teftişlerine ve doğrudan finansal kayıp maruz bırakmasının yanında, Skowron'un bu davranışı ile şirketin itibarını da kötü derecede zedelediği"ni belirtmiştir.
Bir yatırım aracı olan Hedge fonu, genellikle bir offshore şirket, bir sınırlı ortaklık ya da bir sınırlı sorumlu şirket olarak yapılandırılmaktadır. Hedge fonu, bir yatırım yöneticisi tarafından; hedge fonundan ve fonun varlık portföyünden, yasal ve finansal olarak ayrılmış olan bir şirket ya da organizasyon aracılığı ile yönetilir. Pek çok yatırım yöneticisi, operasyonel destek için servis sağlayıcılarından faydalanır. Servi sağlayıcıları arasında asıl aracı şirketler (ing: prime broker), bankalar, idareciler (ing: administrator), dağıtıcılar (ing: distributor) ve muhasebe şirketleri bulunmaktadır.
Asıl Aracı (ing: Prime broker) şirketler, kliring süreci (ing: Clearing (finance)) kapsamında alım/satım işlemlerindeki ödemelerin yapılmasını gerçekleştirirler; ayrıca kaldıraç ve kısa-vadeli finansman sağlarlar. Genellikle büyük yatırım bankalarının bu iş için kurulmuş olan birimleridirler. Asıl aracı şirket; türev poliçelerinde/anlaşmalarında "karşı taraf" (ing: counterparty) olarak çalışır. Ayrıca, uzun/kısa hisse pozisyonları (ing: Long/short equity) ve dönüştürülebilir senet arbitrajı (ing:Convertible arbitrage) gibi belirli türdeki yatırım stratejileri için ücret karşılığında menkul kıymetler ödünç verir. Asıl aracı şirketler; Hedge Fona ait mal varlıkları için emanetçi banka hizmetleri (ing:custodian bank), ticari işlem gerçekleştirimi (ing:trade execution) ve hedge fon yöneticisi için kliring hizmetleri sağlayabilmektedirler.
Hedge fon yönetimleri (ing: Fund administration) genellikle değerleme (ing:Valuation) servislerinden ve sıklıkla işlemler yönetimi (ing:Operations management) ile muhasebeden sorumlu olurlar.
Net varlık değerinin (ing: net asset value - "NAV"), piyasadaki anlık menkul kıymetlerin değerini içerecek şekilde hesaplanması ile fonun gelir ve gider tahakkunun çıkarılması, yöneticilerin ana görevlerinden biridir çünkü sonuçta ortaya çıkan fiyat, yatırıcımların fon içerisinde hisseleri alıp sattıkları fiyatı oluşturmaktadır. Bir yöneticinin NAV'ı kesin ve zamanlı bir şekilde hesaplaması çok önemlidir . Anwar - Fairfield Greenwich (SDNY 2015) davası, bir fon yöneticisinin NAV ile ilgili yükümlülüklerini uygun şekilde yerine getirmekteki başarısızlığının sorumluluğunun aldırılması hakkındadır. Bu davada, 2016 yılında varılan uzlaşma çerçevesinde; hedge fon yöneticisi ve diğer sanıklar, Anwar yatırımcılarından davacı olarak katılanlara 235 milyon $ ödemişlerdir.
Yönetici arka ofis desteği, fon yöneticilerinin hisse alış satışlarına yoğunlaşmalarına olanak verir. Yöneticiler ayrıca abonelik, borç ödemesi ve çeşitli hissedar hizmetlerine dair işlemleri gerçekleştirirler. ABD'deki hedge fonlarının yönetici atama zorunlulukları yoktur ve tüm bu işlevler bir yatırım yöneticisi tarafından gerçekleştirilebilir. Fon Yöneticisi bu fonksiyonları yerine getirirken bazen, özellikle de fonun net varlık değeri hesaplanırken, çıkar çatışmaları yaşanabilmektedir. Pek çok fon, fon dışından denetçileri görevlendirerek daha yüksek seviyede şeffaflık sağlandığını iddia eder.
Denetçi firma, fonun financial statement üzerinde geniş çaplı bir denetim yapılması için kullanılan bağımsız bir muhasebe firmasıdır. Yıl-sonu denetimi genel muhasebe ilkeleri ve pratiklerine uygun olarak gerçekleştirilir ve fonun oluşturulduğu ülkede zorunlu tutulur. Örneğin Amerika'daki fonlar için A.B.D. GAAP (ing: US GAAP) veya başka ülkelerdeki fonlar için Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (ing: IFRS) esas alınabilir. Denetim sırasında, Denetçi firma, fona ait NAV'ı ve yönetilen varlıkları (ing: AUM) doğrulayabilir. Bazı denetçi firmalar sadece "NAV lite" türü hizmetleri sunarlar. Bu tür hizmet kapsamında; fon değerlemesi, bağımsız değerlendirme kaynakları yerine fon yöneticisinin sunduğu fiyatlar üzerinden gerçekleştirilir.
Aracılık garantileyicileri/yüklenicileri (ing: Underwriting), brokerlar, 'alıcı-satıcı'lar (ing:Broker-dealer) ya da menkul kıymetlerin dağıtımı sürecine katılan başka herhangi bir aracı kurum Distribütör olarak adlandırılır. Distribütör ayrıca fonun potansiyel yatırımcılara pazarlanmasından da sorumlular.
Pek çok Hedge fonunda, ayrıca distribütör kurum tahsis edilmez; bunun yerine yatırım yöneticisi hem menkul kıymetlerin dağıtımı hem de fonun pazarlanması aktivitelerini üstlenir. Ancak yine pek çok fon, ayrıca tahsisli satış ajanslarından (ing:placement agent) ve alıcı-satıcılardan (ing:broker-dealer), dağıtım ve yatırımcı pazarlaması konularında destek almaktadır.
Belirli bir hedge fonunun yasal yapısı, özellikle yerleşim yeri(ikametgâh) ve kullanılan tüzel kişiliğin türü, genellikle fonun yatırımcılarının vergi beklentileri tarafından belirlenmektedir. Düzenleyici hususlar da ayrıca bu konuda rol oynamaktadır. Pek çok Hedge Fonu, yabancı ve vergiden-muaf yatırımcılarının maruz kalabileceği olumsuz vergi sonuçlarından kaçınmak amacıyla, Offshore finans merkezlerinden birinde kurulur. ABD'de yatırım yapan Offshore fonları, belirli yatırım türlerinden elde edilen kazanılan karlar için genellikle Stopaj vergisi öderler ancak ABD sermaye kazançları vergisi (ing:capital gains tax) ödemezler. Diğer taraftan, fonun yatırımcıları ise resmi yerleşim yerlerinin bağlı bulunduğu bölgede geçerli olan yasalar çerçevesinde, yatırımlarının değerindeki artış üzerinden vergiye tabiidirler. Bu vergi uygulaması, yatırrımcının üzerine, birden çok bölgeden gelebilecek muhtemel çoklu vergilendirmeyi sınırlayarak, sınırlar-arası yatırımı teşvik etmektedir.
ABD'de vergiden muaf olan (Emekli planları ve bağışçılar gibi) yatırımcılar, vergiden-muaf statülerini korumak ve alakasız ticari vergilendirilebilir gelir elde ediyor konuma düşmekten kaçınmak amacıyla, offshore hedge fonlara yatırım yapmaktadırlar. Yatırım Yöneticisi, genellikle büyük bir finans merkezi bünyesin çalışmakla birlikte, hedge fonun kayıtlı olduğu devletin ve ülkenin vergi yasalarına göre , aldığı yönetim ücretlerinin vergisi ödemektedir. 2011 yılında aktif olarak faaliyet gösteren hedge fonlarının yarısı offshore olarak kayıtlıydı. CCayman Adaları o tarihlerde, offshore fonlar için en çok tercih edilen lokasyon olarak dünya çapındaki hedge fonlarının %34'üne ev sahipliği yapıyordu. Geri kalan dağılım şu şekildeydi: ABD %24, Lüksemburg %10, İrlanda %7, Britanya Virjin Adaları %6 ve Bermuda ise %3.
Hedge fonları; taşınan faiz/başarı primi (ing: carried interest) olarak da adlandırılan, vergi yasalarındaki açıklar ve boşluklardan yararlanıp şık hukuki hamleler gerçekleştirerek, çok aşırı miktarlarda vergi vermekten kaçınmaktadırlar.
Photograph of Ray Dalio by Platon
For offshore funds, the fund pays management and incentive feeds to the management company (which is taxed as ordinary income.)