
Stereotip (Yunanca: στερεός stereos, "devamlı"; τύπος typos, "tip"), sosyal psikolojide belirli birey türleri veya belli davranış biçimleri hakkında yaygın olarak benimsenen herhangi bir düşüncedir. Psikoloji içerisinde ve diğer dallara yayılmış olarak, kendi genişletilmiş tanımlamalarını sağlayan farklı kavramsallaştırmalar ve stereotip kuramları bulunmaktadır. Bu tanımlardan bazıları ortak noktaları paylaşır, ancak her biri diğerleriyle çelişebilecek benzersiz yönleri de barındırabilir.
Açık bir stereotip, bir kişinin farkında olduğu ve insanları yargılarken bilinçli olarak kullandığı stereotipleri (önyargıları) ifade eder. A kişisi, G grubundan belirli bir B kişisi hakkında yargılarda bulunuyorsa ve A kişisi G grubuna yönelik açık bir stereotipe sahipse, bu durumda önyargılar bilinçli yaklaşılarak kısmen hafifletilebilir. Ancak, bir stereotipin bilincinde olmanın getirdiği önyargıyı dengeleme çabaları, çoğu zaman stereotipin oluşturduğu önyargıyı doğru bir şekilde değerlendirememek, yani ya küçümsemek ya da abartmak nedeniyle gerçek anlamda tarafsız olmayı zorlaştırır.
Örtülü stereotipler, bireylerin bilinçaltında yer alan ve bilinçli veya farkındalık sahibi olmadıkları stereotiplerdir. "Örtülü stereotipler, anlamsal (bilgi) bellekteki çağrışım ağları ve otomatik aktivasyon kavramlarına dayanarak inşa edilir." Örtülü stereotipler, bir sosyal grup ile bir alan veya özellik arasında insanların otomatik ve istemsiz olarak kurduğu bağlantılardır. Örneğin, kadınların ve erkeklerin başarılı bir elektrikçi olma konusunda eşit derecede yetenekli olduğuna inanılabilir, ancak aynı zamanda birçok kişi elektrikçileri erkeklerle daha fazla ilişkilendirebilir.
Sosyal psikolojide, bir stereotip, belirli türde bireyler veya belirli davranış şekilleri hakkında yaygın olarak benimsenen herhangi bir düşüncedir ve bu bireylerin veya davranışların tamamını bir bütün olarak temsil etmeyi amaçlar. Bu düşünceler veya inançlar gerçeği yansıtabilir ya da yansıtmayabilir. Psikoloji ve diğer disiplinlerde, stereotip kavramı üzerine farklı kavramsallaştırmalar ve teoriler vardır; zaman zaman ortak noktalar paylaşsa da, çelişkili unsurlar da içerebilir. Sosyal bilimlerde ve psikolojinin bazı alt disiplinlerinde bile, bazen diğer kültürler hakkında varsayımlar içeren teorilerde stereotipler yeniden üretilmekte ve tanımlanabilmektedir."
Sosyal psikolojide, örtülü stereotiplerin etkin olduğu durumlara, "kalıp yargı tehdidi” (stereotype threat) gibi kavramlar örnek gösterilebilir. Kalıp yargı tehdidi, bir bireyin, ait olduğu gruba yönelik olumsuz bir stereotipin farkında olduğunda, bu stereotipe göre değerlendirileceği kaygısını yaşayarak performansında anlık düşüşler sergilemesidir. Bu süreç, büyük ölçüde otomatik bilişsel mekanizmalar ve dikkat kaynaklarının bölünmesi üzerinden işler ve bireyin gerçek yeteneklerini tam olarak yansıtmasını engelleyebilir. Bu durum, özellikle akademik başarı, sınav performansı ve bilişsel görevler gibi değerlendirme içeren bağlamlarda daha belirgin hale gelir. Birey, içinde bulunduğu durumun ilgili stereotipi tetiklediğini algıladığında, performansına yönelik artan öz-farkındalık ve hata yapma korkusu, çalışma belleği kapasitesinin bir kısmını meşgul eder. Bunun sonucunda, normalde otomatik ya da düşük bilişsel çaba ile gerçekleştirilebilecek işlemler bile daha zorlayıcı hale gelir. Kalıp yargı tehdidinin etkileri yalnızca anlık performans düşüşüyle sınırlı kalmaz; bu tür deneyimlerin tekrarlanması, bireyin ilgili alana yönelik motivasyonunu, aidiyet duygusunu ve öz-yeterlik algısını da olumsuz yönde etkileyebilir. Dolayısıyla, örtülü stereotiplerin tetiklediği bu süreç, bireysel performansın ötesinde, daha geniş ölçekte eğitimsel ve toplumsal eşitsizliklerin sürdürülmesine katkıda bulunabilecek bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir.
Sosyal psikolojide metastereotip, bir grubun üyelerinin, başka bir grubun üyeleri tarafından kendilerinin nasıl görüldüğüne dair sahip oldukları kalıpyargıdır. Diğer bir deyişle, bu bir "kalıpyargı hakkındaki kalıpyargı"dır. Metastereotiplerin, bunlara sahip olan bireyler üzerinde, ırklararası konuşmalardaki kaygı düzeyleri de dahil olmak üzere olumsuz etkileri olduğu gösterilmiştir. Afrikalı Amerikalıların, Beyaz Amerikalıların kendileri hakkında sahip olduğu kalıpyargılara ilişkin metastereotiplerinin büyük ölçüde hem olumsuz hem de isabetli olduğu bulunmuştur. İnsanlar, dış gruptan biriyle konuşurken, kendi iç gruplarına dair metastereotipleri, kendi iç gruplarından biriyle konuşurken olduğundan daha olumlu bir şekilde yansıtırlar.
Stereotip terimi, Fransızca séréotype sıfatından gelir ve Yunanca στερεός (stereos), "devamlı" ve τύπος (typos), "tip", dolayısıyla bir veya daha fazla fikir üzerinde sağlam izlenim sözcüklerinden türemiştir. Terim ilk kez 1798 yılında matbaacılık sektöründe Firmin Didot tarafından herhangi bir tipografiyi kopyalayan baskı plakasını tanımlamak için kullanıldı. Kopya baskı plakası veya stereotip, baskı için orijinalin yerine kullanılır. Basım dışında, stereotipe İngilizce'de ilk atıf 1850'de "değişmeden devam eden görüntü" anlamına gelen bir isim olarak yapıldı. Ancak stereotipin modern psikolojik anlamda ilk kez Amerikalı gazeteci Walter Lippmann tarafından Public Opinion (Türkçe: Kamuoyu) adlı eserinde kullanılması 1922 yılına kadar gerçekleşmedi.
|tarih= (yardım)|tarih= (yardım)|tarih= (yardım)|tarih= (yardım)| Sosyoloji ile ilgili bu madde taslak seviyesindedir. Madde içeriğini genişleterek Vikipedi'ye katkı sağlayabilirsiniz. |