Tessa Hofmann | |
|---|---|
| Doğum | 15 Aralık 1949 Bassum, Aşağı Saksonya |
| Milliyet | |
| Uğraş | Akademisyen |
| Akademik geçmişi | |
| Eğitim | Berlin Özgür Üniversitesi |
| Tez | Das Bauernthema in der sowjetrussischen Prosa der 20er Jahre : Konzeptionen, Konflikte und Figuren (1983) |
| Akademik çalışmaları | |
| Disiplin | |
| Alt disiplin | Slavistik |
Tessa Hofmann (d. 15 Aralık 1949, Bassum, Aşağı Saksonya), Alman sosyolog, araştırmacı ve yazardır. Öğrenimini Berlin Özgür Üniversitesi'nde tamamlayan Hofmann, Slav dilleri ve edebiyatı, Ermeni araştırmaları ve sosyoloji alanlarında eğitim almıştır.
1983-2015 yılları arasında Berlin Özgür Üniversitesi Doğu Avrupa Araştırmaları Enstitüsü'nde araştırmacı ve bilimsel dokümantalist olarak görev yapmıştır. Bu dönemde Kafkasya bölgesindeki göç hareketleri ve Türkiye ile Güney Kafkasya'daki azınlıklar üzerine çeşitli araştırma projelerinde yer almıştır. 2015 yılında üniversitedeki görevinden ayrılmasının ardından çalışmalarını bağımsız araştırmacı ve yazar sıfatıyla sürdürmeye başlamıştır. 2013 yılında yayımlanan Takibat, Tehcir ve İmha adlı Almanca ortak monografinin Türkçe baskısının editörlüğünü üstlenmiştir. Ermeni tarihi ve kültürü üzerine yaptığı çalışmalar neticesinde 2002 yılında Erivan'da bulunan Hrachia Acharian Üniversitesi tarafından kendisine fahri profesörlük unvanı verilmiştir.
Kariyerinde akademik araştırmalarının yanı sıra insan hakları örgütleri çatısı altında yürüttüğü savunuculuk faaliyetleri de bulunmaktadır. 1970'lerin sonlarından itibaren sivil toplum kuruluşlarında aktif rol almaya başlamış ve Tehdit Altındaki Halklar Topluluğu (Gesellschaft für bedrohte Völker - GfbV) üyesi olmuştur. 1979 yılında kurulan "Tanıma - Soykırıma Karşı, Uluslararası Anlayış İçin Çalışma Grubu" (Arbeitsgruppe Anerkennung - AGA) adlı inisiyatifin kurucu başkanıdır. Bu inisiyatif üzerinden bilhassa 1915 Olayları'nın uluslararası alanda ve Alman Parlamentosu'nda soykırım olarak tanınması yönünde yoğun lobi ve kampanya çalışmaları yürütmüştür.
Hofmann'ın çalışmaları, özellikle Türkiye merkezli araştırmacılar ve akademik kurumlar tarafından çeşitli eleştirilere tabi tutulmuştur. Kendisinin Osmanlı tarihine dair analizlerinde birincil arşiv belgelerinden ziyade Batılı misyoner raporları ve müttefik devletlerin savaş dönemi materyallerini kullandığı iddia edilmektedir. Avrasya İncelemeleri Merkezi gibi düşünce kuruluşları, Hofmann'ın benimsediği tarih anlatısının tarafsız bir bilimsel araştırmadan ziyade tek taraflı bir diaspora lobiciliği olduğunu ve eserlerinde tarihsel olayların siyasallaştırıldığını öne süren analizler yayımlamıştır. AVİM'in kurucu başkanı olan emekli büyükelçi Ömer Engin Lütem, yazdığı incelemelerinde Tessa Hofmann’ın Almanya’daki faaliyetlerini bir bilimsel çalışma olarak değil, bir "psikolojik harp" ve "lobi faaliyeti" olarak tanımlamıştır. Lütem’in yıllık değerlendirme raporlarında Hofmann’ın adı sık sık "taraflı bir propaganda yürütücüsü" olarak geçer. Bu eleştirilerde, Hofmann'ın metodolojisinin tarihî bir çarpıtma olduğu ve faaliyetlerinin "aktivist-akademisyen" kavramı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Sivil toplum alanındaki çalışmaları ve uzun yıllar yürüttüğü faaliyetler dolayısıyla çeşitli ödüllere layık görülen Hofmann'a, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'in onayıyla 20 Ekim 2025 tarihinde Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı takdim edilmiştir. Bu nişan, yürüttüğü azınlık hakları kampanyalarındaki rolü sebebiyle verilmiş olup, Türkiye'deki bazı diplomatik ve akademik çevrelerce jeopolitik bir hamle olarak nitelendirilerek tepki çekmiştir.
Almanya'da 1915 olaylarına dair genel siyasi ve toplumsal konsensüs Hofmann'ın tezleriyle büyük ölçüde örtüşse de, Alman akademi dünyası içinde kendisine yönelik yapısal ve metodolojik itirazlar mevcuttur. Bu eleştirilerin temelinde Hofmann'ın bir Türkolog veya Osmanlı tarihçisi olmaması yatmaktadır. Geleneksel Alman Şarkiyat ve Türkoloji ekolü, tarihsel analizlerin doğrudan birincil kaynaklara, özellikle de Osmanlıca arşiv belgelerine dayandırılması gerektiği prensibini benimser. Hofmann'ın Slavistik ve sosyoloji kökenli olması, araştırmalarında birinci elden Osmanlı arşivlerine girmemesi ve tezlerini ağırlıklı olarak Batılı misyoner raporları, diplomatik yazışmalar veya ikincil çeviri metinler üzerinden inşa etmesi, Alman Osmanlı tarihçiliği metodolojisi açısından yetersiz bulunmaktadır. Alman tarih yazımcılığı geleneğindeki nesnellik beklentisi de Hofmann'ın "aktivist-akademisyen" kimliğiyle çelişmektedir. Geleneksel Alman tarihçileri araştırmacının incelenen konuya objektif bir mesafede durmasını şart koşarken, Hofmann'ın sivil toplum örgütleri üzerinden yürüttüğü aktif siyasi lobicilik faaliyetleri bilimsellikten bir sapma olarak değerlendirilmektedir. Bu sebeple Alman üniversitelerindeki klasik tarih ve Türkoloji bölümleri, Hofmann'ın çalışmalarını temel tarihsel referans kaynaklarından ziyade sosyolojik derlemeler veya siyasi savunuculuk metinleri kategorisinde ele alma eğilimindedir.

Türkiye'nin önde gelen uluslararası ilişkiler uzmanlarından biri olan Türkkaya Ataöv, yazdığı pek çok kitapçık ve makalede Tessa Hofmann’ın yayınladığı belgelerin (özellikle görsel materyallerin) sahte veya bağlamından koparılmış olduğunu ileri sürmüştür. Ataöv, Hofmann'ın kitap kapaklarında veya makalelerinde kullandığı "kurukafa yığınları" gibi görsellerin aslında 1915'e değil, başka coğrafyalara veya dönemlere ait olduğunu kanıtlarıyla ortaya koyan broşürler yayımlamıştır.
Amerikalı siyaset bilimci ve tarihçi Guenter Lewy, The Armenian Massacres in Ottoman Turkey: A Disputed Genocide kitabında, Hofmann'ın da içinde bulunduğu "aktivist tarihçilik" ekolünü isim vererek veya kurumsal kimlikleri üzerinden eleştirir. Lewy, 1915 olaylarının "baş tanığı" olarak görülen Armin T. Wegner’in çalışmalarını incelerken Tessa Hofmann’ın Wegner hakkındaki eleştirel tespitlerine yer verir. Hofmann’ın, Wegner’in üslubunu "tutkulu bir abartı" olarak nitelendirdiğini belirtir. Lewy, kitabın sonundaki notlar kısmında Hofmann ile yaptığı bir görüşmeyi aktararak, onun daha önceki "abartılı" akademik tutumundan geri adım attığını şu şekilde belgeler:
(...) Eylül 2001'de Berlin'de benimle yaptığı bir görüşmede Profesör Hofmann, daha önceki değerlendirmesinin fazla övgü dolu olduğunu ve Wegner'in ifadesinin güvenilir olmadığını kabul etti.
Genel