
Yatak, üzerinde uyumak, dinlenmek veya rahatlamak için kullanılan mobilya.
Yataklar genelde bir döşek ve şilteden oluşur. Yatağın baş tarafında bir yatak başı bulunabilir. Yatağın üzerinde başı desteklemesi için bir yastık, üzerine yatılan bir çarşaf ve yatan kişinin üzerine örtmesi için bir yorgan ya da battaniye bulunabilir. Bu örtülere, temizliğini kolaylaştırmak ve estetik açılardan nevresim geçirilebilir.
Ağustos 2020'de bilim adamları, en az 200.000 yıl öncesine ait en eski çim yataklarının keşfedildiğini açıkladılar. Bu bilg, yatakların bilinen tarihini çok daha eskiye götürmüştür. Buldukları yatakların altında bazı katmanlar bulmuşlardır. Yatakları kullanmanın amacının, böcekleri ve kiri uyku esnasında kendilerinden uzak tutmak gibi sebepler olduğu düşünülmektedir. Tarih öncesi yataklarda böceklerin yaklaşmasını önleyen özelliklere sahip bitkiler, kül tabakaları, yanmış çim gibi katmanlar kullanılmıştır.
İlk yataklar saman yığınlarından veya başka doğal malzemelerden (örneğin bir yığın palmiye yaprağı, hayvan derileri veya kurutulmuş eğreltiotu) gibi malzemelerden yapılmıştı. Yapısal olarak en önemli gelişmelerden bazıları, cereyan, kir ve zararlılardan kaçınmak için onları yerden kaldırmak amaçlı portatiflik katılmış olmasıydı. Yirmi üç ila beş milyon yıl öncesine kadar süren Miyosen döneminde, insanların ortaya çıkmasından önce, şempanzeler yatmak amaçlı tahtadan yastıklar kullandıkları yataklar yapmışlardır.
Güney Afrika'daki Sibudu Mağarası'nda M.Ö. 3600 yıllarına tarihlenen yatak örtüleri bulunmuştur. Yatak takımı, Cryptocarya woodii yapraklarıyla kaplı saz ve diğer monokotiledonlardan oluşur.
Korunmuş bir Kuzey İskoç köyünde bulunan, taştan yapılmış ve muhtemelen üstleri rahat dolgularla doldurulmuş yükseltilmiş kutulardan oluşan yataklar, MÖ 3200 ile MÖ 2200 arasına tarihlenmiştir.
Antik Yunan destanı olan Odysseia'da, baş kahramanı Odysseus'un yatağı anlatılmaktadır. Şiirde kendisi ve eşi Penelope için yatağı, orada yetişen devasa bir zeytin ağacı gövdesinden hazırladığı anlatılır. Şiirin yazarı Homer, yatağın ahşap işçiliğinin altın, gümüş ve fildişi ile kaplandığından da bahsedilmektedir.
Antik Roma şilteleri ise sazlık, saman veya yünle doldurulmuştu. Cumhuriyetin sonlarına doğru geleneklerin lüks gerektirdiği dönemde tüyler kullanılmaya başlanmıştır. Başa ve bazen de arkaya küçük yastıklar yerleştirilmiştir. Karyolalar ise ancak basamakla çıkılabilecek kadar yüksektir. Genellikle iki kişilik ve arkalarında bir tahta veya korkuluk ile baş kısmında yükseltilmiş kısım bulunmaktaydı. Yatak örtüleri bazen çok pahalı şekilde, genellikle mor işlemeli, altın figürlü ve zengin örtüler ön tarafı tamamen kapatarak yere kadar uzanırdı. Karyolalar genellikle gümüş kakmalı bronzdandı. Elagabalus'un karyolası som gümüştendir. Pompeii'deki bazı evlerin duvarlarında muhtemelen perdelerle veya sürgülü bölmelerle kapatılmış yatak nişleri bulunmuştur. Eski Romalıların dinlenmek için çeşitli yatakları vardı. Bunlar;
Yunanlar ve Romalılar da yemeklerini yatakta yemekteydiler. Bir tarafa yaslanarak yakındaki bir masadan yiyecek almak için uzanmaktaydılar.
Mısırlıların, basamaklarla çıkılan, minderli veya yastıklı, etrafına asılacak perdeleri olan yüksek karyolaları vardı. Firavunlar ve kraliçeler gibi Mısır toplumunun seçkinlerinin ahşaptan, bazen de yaldızlı olan yataklara sahipti. Çoğunlukla taştan, ahşaptan veya metalden yapılmış, yarı silindir şeklinde bir kafalık da bulunurdu. Eski Asurlular, Medler ve Persler de benzer türde yataklara sahipti ve mobilyalarını sıklıkla metal, sedef ve fildişi kakma veya apliklerle süslemekteydiler.

Bitişikteki resimde bir koltuk başlığı görülmektedir. Bunun gibi koltuk başlıkları uyku esnasında kafayı desteklemek için kullanılıyordu. Ayrıca mumyanın kafasını desteklemek amacıyla tabutlarda da kullanılmışlardır. Bu baş desteği muhtemelen mezar için özel olarak yapılmıştır, çünkü destek sütununda kurban duası yazılıdır, ancak dua sahibinin ölümünden sonra eklenmiş olabilir.
Orta Çağ Avrupalıları, derilerle kaplı yapraklardan oluşan yatakların üzerinde ya da yaprak ve yosunla dolu bir tür sığ sandık içinde yerde yatıyorlardı. Duvara dayalı bankın üzerine tüy, yün veya kılla doldurulmuş şilteler ve örtü olarak kullanılmış deriler yerleştirilmişti. Perdeler tavana veya duvardan çıkan demir bir kola asılmaktaydı. Genellikle yatakta çıplak uzanmış, minderlerin üzerine gerilmiş büyük keten çarşaflara sarılmış olarak resmedilmişlerdir.
14. yüzyılda ahşap işçiliği eski yüyıllara göre daha az öneme sahipti ve değeri düşmüştü. Bunun yerine genellikle tamamen zengin malzemelerden yapılmış perdelerle kaplandı. İpek, kadife ve hatta altın kumaşlar sıklıkla kullanılmıştır. 14. yüzyılın başlarına ait envanterler, kürkle kaplı ve zengin işlemeli bu perdelerin ayrıntılarını vermektedir. Dört direkli karyola (aynı zamanda test yatağı olarak da bilinir) ilk bu dönemde orataya çıkmıştır. Yatak tavandan asılı veya duvarlara sabitlenmiş şekildedir. Bu form daha sonra bir oda içinde bir odaya dönüştü ve çift perdeyle kapatıldı. Yatak ile duvar arasındaki boşluğa ruelle deniyordu ve burada çok yakın arkadaşlar kabul ediliyordu. 14. yüzyıl aynı zamanda kuş tüyü yatakların oldukça değerli eşyalar haline geldiği dönemdi. Aristokratik konutlardaki yataklar kapalı perdelerle ayırt edilebiliyordu. Bu yataklarda içi tüylerle dolu şilteler ve yastıklar olurdu. Çarşaflar ketenden, battaniyeler ise yünden yapılmıştır. Yataklara takılan raylar elbise asmak veya mum tutmak için kullanılacaktı. Daha az varlıklı evlerde yatak üç kalas ve kurutulmuş funda veya eğrelti otundan döşek yapılır, tek çarşaf ve eski bir battaniyeyle uyurlardı.
"Muhteşem yatakların yüzyılı" olarak anılan 17. yüzyılda, Fransa'da daha kapalı yatakların yerini, İngiltere'de çok daha uzun süre dayanmasına rağmen, yalnızca başında tester ve perdelerin bulunduğu à la düşes tarzı aldı. XIV. Louis'in muazzam sayıda görkemli yatağı vardı ve saraylarının envanterlerinde bu sayının 413 kadar olduğu belirtilmekteydi. Bazılarının gümüş veya altın zemin üzerine incilerle zenginleştirilmiş işlemeleri ve figürleri vardı. Versay'daki büyük yatağın üzerinde "Venüs'ün Zaferi" işlenmiş kırmızı kadife perdeler vardı. O kadar çok altın kullanıldı ki kadife neredeyse hiç görünmüyordu.

18. yüzyılda kuş tüyü dolgulu ürünler ilk kez Almanya'da örtü olarak kullanıldı. Almanya, yatak modası ve yatak odasına ilişkin ilginç görgü kuralları açısından çoğunlukla Fransa'yı takip etti. Yataklar düşes tarzıydı ama Fransa'da hem isim hem de şekil olarak büyük çeşitlilik vardı. Fransa kralının parlamentoda bulunduğu sırada üzerine yaslandığı, prenslerin oturduğu, büyük memurların ayakta ve daha alt rütbeli memurların diz çöktüğü "adalet yatağı" geleneğinin, kraliyetin gücünü, kralların tahtından daha fazla ifade ettiği kabul ediliyordu.
Demir yataklar 18. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Reklamlarda, metal karyolaların ahşap karyolaları istila eden böceklerden arınmış olduğu irdelenmiştir. Başka yerlerde de sürgülü veya katlanır panjurlu kapalı yatak vardı ve yatakların genellikle oldukça basit olduğu İngiltere'de, dört direkli yatak 19. yüzyılın ortalarına kadar sıradan vatandaşlar tarafından kullanılmıştır.
Yataklar birçok amaç ve ihtiyaca karşılık olarak çeşitli şekillerde olabilirler.
