| Önemli nüfusa sahip bölgeler | |
|---|---|
| 650.000 | |
| 60.000 | |
| 50.000 | |
| 40.586 | |
| 35.272 | |
| 18.329 | |
| 5.000 | |
| Diller | |
| Din | |
Yezîdîler veya Ezîdîler (Arapça: يَزِيدِيَّةٌ, Farsça: ایزدیان, Kürtçe: یَزِیدِیَانْ / Êzidîtî), Kürtçe konuşan (çoğunlukla Kurmancî lehçesini) etnodinsel bir topluluğa verilen isimdir.
Kökleri Zerdüştlük ve kadim Mezopotamya inançlarına uzanan bu dinî öğreti, Yezidilik ya da Ezidilik olarak tanımlanmaktadır. Ezidiler, temel olarak târihte Asurluların bir parçası olan Irak'ın Ninova bölgesinde yaşamaktadırlar. Yezidilerin bir kısmı Kürt kimliğini benimsemiş olsa da, özellikle Ermenistan'da yaşayan Yezidiler, kendilerini Kürtlerden ayrı tutmaktadır. Ermenistan, Gürcistan, Suriye ve Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Yezidilerin nüfusu gittikçe azalmaktadır. Birçok Ezîdî Avrupa'ya, daha çok da Almanya'ya göç etme eğilimindedir.
Ermenistan, Gürcistan, İran, Suriye ve Türkiye'de de cemaatleri bulunan Yezidilerin bugünkü toplam sayısının 800.000 civârında olduğu tahmin edilmektedir. Bazı bilimsel araştırmalar ise Yezidilerin nüfusunun çok daha fazla olduğu yönündedir. Ayrıca başta Almanya ve İsveç olmak üzere Avrupa ülkelerinde de birçok göçmen Yezidi yaşamaktadır.
1970'li yıllara kadar Urfa, özellikle de Viranşehir'de yoğun olarak yaşayan ve sayıları 80.000'i bulan Türkiye Yezidileri, 1980'lerle beraber ülke dışına göç etmeye başlamışlardır. 1985 yılında 23.000'e inen sayıları, 2007 yılında 377'ye kadar (Urfa'da 243, Batman'da 72, Mardin'de 51, Diyarbakır'da 11 kişi) gerilemiştir. Türkiye Yezidilerinin büyük bir kısmı bugün Almanya'da yaşamaktadır, HDP milletvekili ve Avrupa Parlamentosu üyesi Feleknas Uca ve Sol Parti üyesi Ali Atalan Yezidi toplumundandır.

"Ezidi" kelimesinin bu dinin tanrısı olan Azda kelimesinden türetildiği iddia edilmektedir. Kürt dilinde "Tanrı" ismini karşılayan iki kelime mevcuttur: Bunlar "Ezda" ve "Xweda"'dır. Ezda beni yaratan, veren ve var eden anlamlarına gelmektedir. Xweda ise kendiliğinden var olan anlamına gelmektedir.
Yezidiliğin önceki ilahî dinlerde anlatılan Düşmüş Melek'in yaratıcının buyruğuna rağmen insan karşısında eğilmeyip saygı göstermemesi, onun aslında ne kadar asil olduğunun tüm Evren'e ispâtıdır ve yaratıcı tarafından sınanmıştır. İşte bu sınavı başarı ile verip tüm insanlığın ve dünya işlerinin başına geçme hakkını kazanmış diye yorumlanır.
Ancak burada Düşmüş melek'in sahip olduğu özellikler, diğer dinlerden farklıdır. Yezidilikte tanrı, Dünya'nın sadece yaratıcısıdır, sürdürücüsü değildir. Tanrısal iradenin vücut bulması için Düşmüş Melek, bir nevi aracılık rolü üstlenmiştir. Düşmüş melek, Melek Tavus olarak adlandırılır ve bir tavus kuşu ile simgelenir. Gururlu bir melek olduğundan tanrıya isyan etmiş, ceza olarak 40.000 sene orada yanmış, sonunda döktüğü göz yaşları bu ateşi söndürmüştür. Artık tanrıyla barışıktır. Düşmüş Melek, yemek pişiren ve yangın çıkaran ateş gibi, Dünya gibi hem iyi, hem de kötüdür. Yezidiler için Melek Tavus, en güçlü aynı zamanda affedilmiş melektir. Bu ismi ağzına almak, mukaddes olduğundan yasaktır. Tanrı, özünde iyilikle dolu olduğundan ibadet edip onun gönlünü kazanmak gerekmez. Aksine ibadetin ona değil, içi kötülüklerle dolu olana, Tavus'a yapılması ile kötülüğün en büyük kaynağından korunulur. Bu anlamda iyilik ve kötülüğün kaynağı aslında Melek Tavus'tur. Âhiret inancı gibi sonradan hesap verilecek bir yerin varlığı söz konusu değildir. İnsanın inanışına ve yaşayışına göre Dünya Cennet'e de, Cehennem'e de dönüşebilir. Melek Tavus, bütün bu işlerin denetleyicisi ve tanrının bu Dünya'daki gölgesidir.
Ayrıca Yezidilikteki Melek Tavus inancı, eski Zerdüştlük ve Mitraizm'den etkilenmiştir. Günümüzde Yezidiler oldukça kapalı ve geleneklerine bağlı olarak kültürlerini devam ettirmektedirler. Kuşlara ve yılanlara olan hürmetin 6000 sene öncesine dayanan kuşa tapılan totemlerden, pagan inançlardan gelmiş olması muhtemeldir.

Başlangıçta Tanrı Azda, kendi ateşinden Melek Tavus'u yaratır ve ona Evren'i ve insanı yaratma görevini verir. Bununla birlikte yaradılış işinde Tavus'a yardımcı olacak altı melek daha yaratır. Bunun üzerine Melek Tavus, Azda'nın verdiği buyruk doğrultusunda ve yine Azda'dan aldığı bir toz ile Erkek ile Kadın'ı ve Evren'i, ayrıca yardım etmesi için dört cin yaratır.
Daha sonra Melek Tavus, yarattığı bu iki insanı takdim etmek üzere Azda'nın yanına gider ve Azda, Melek Tavus'a "Bundan sonra bu iki insana tâbî olacaksın" der. Bunun üzerine Melek Tavus, "Bu iki insanı yaratan, yoktan vareden benim. Niçin onlara tâbî olayım? Ben sadece beni yaratan sana tâbî olur, sana ibadet ederim" der.
Bu ilk iki insandan toplam 80 çocuk Dünya'ya gelir. Daha sonra bu ilk iki insan, ideal insan konusunda anlaşmazlığa düşerek kavgaya tutuşurlar ve sınavdan geçirilmelerine karar verilir. Her ikisi de ruhlarını, düşüncelerini bir küpe doldururlar ve ağzını kapatırlar. 40 gün sonra Erkek olanın küpünden Şahid bin Car adında güzel bir genç çıkar. Kadınınkinden ise akrepler, çıyanlar, sürüngenler.
Adam, Şahid bin Car'ı o kadar sever ki diğer 80 çocuğuyla artık ilgilenmez olur. Bu da kadın ve 80 çocuğu arasında kıskançlık ve nefrete neden olur. Karar verirler, Şahid bin Car öldürülecektir. Kadın, bir parola belirler ve suikastın yapılacağını bu parolayla bildireceğini söyler. Ancak her şeyi bilen ve duyan Melek Tavus'u hesaba katmamıştır. Melek Tavus, yarattığı dört cine emir verir ve cinler gece olunca bu 80 çocuğun ağızlarına üflerler. Uyandıklarında 80'i de farklı dil konuşmaktadırlar. Bu sebeple annelerinin söylediği parolayı da anlayamazlar. Şahid bin Car, böylelikle Melek Tavus'un sayesinde kurtulur.
Daha sonra Şahid bin Car'a dişi bir melek gönderilir ve bundan olan çocuklar, Yezidilerin atalarını oluşturur. Diğer 80 çocuktan Dünya'ya gelenlerse diğer insanları oluştururlar.
Yezidiler kendilerine "Azday Halkı" adını verirler. İnançları arasında şu esaslar vardır:
Yezidilerin iki kutsal kitabı olduğu söylenir:
1. Meshaf Reş:
2. Kitâbü'l-Cilve:
Bugün çağdaş dil bilimcileri, bu eserlerin aslında Yezidilerin kutsal kitabı olmadığını kabul ederler; yukarıda geçen iki eserin de eski çağlara dayanmadığı kanıtlanmıştır. Bunun en büyük sebebi Yezidiliğin büyük ölçüde sözlü bir edebî geleneğe dayanmasıdır. Bu sebeple büyük İbrahimî dinlerdeki gibi bir yazılı kutsal metin mevcut değildir. Bununla birlikte son zamanlarda Yezidiler, ritüellerde kullandıkları şarkılar gibi çeşitli dinî sözlü edebiyatı yazılı forma geçirmeye ve basmaya başlamışlardır.
Şeyh Adî tarafından kurumlaştırılan bu dinde inananların çoğunluğu Kürtçe konuşmakta olup ağırlıklı olarak Irak'ın Musul kentinde yaşamaktadırlar. Bununla birlikte, anadili Arapça olan Yezidiler de vardır Bazı araştırmacılara göre Yezidiler, Kürtler tarafından asimile edilmiş Asurilerdir Tarih öncesi dönemlerden beri Asurlularda kuş şeklinde simgeleştirdikleri ve kutsal kabul ettikleri bir Şeytan'a tapmaktadırlar.
Şeyh Adî Suriye'den Laliş'e taşındığında orada Şeyh Şems ed-Dîn, Şeyh Fahr ed-Dîn, Şeyh Sacâdîn ve Şeyh Nâsir ed-Dîn isimli dört aziz kişiyle tanışmış. Bu kişiler Ēzdîna Mîr adlı bir adamın oğulları olup bu gruba daha sonra Yezidiler tarafından al-Hassan al-Basrî olarak anılan Şeyh Hesen de katılmış. Bu beş kişi, Şeyh Adî ve Melek Taus ile birlikte Yezidilerin Heft Sirr dedikleri "Yedi Sır"'ını oluşturur.
2014 Şengal Katliamı veya Ezidi toplumu tarafından kullanılan adıyla 73. Ferman, 3 Ağustos 2014 tarihinde Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD), Irak'ın Musul valiliğine bağlı Şengal ilçesi ve çevresine yönelik başlattığı saldırılar silsilesidir. Saldırılar sonucunda bölgedeki Ezidi nüfusu sistematik bir şiddet dalgasına maruz kalmış; Birleşmiş Milletler verilerine göre yaklaşık 5.000 Ezidi sivil katledilmiş, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 6.000'den fazla kişi ise kaçırılmıştır.
Saldırı sırasında on binlerce Ezidi, temel insani ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde Şengal Dağı'na sığınmış, buradaki insani kriz uluslararası toplumun müdahalesine zemin hazırlamıştır. Olayın tarihsel ve sosyolojik boyutu şu temel noktalarla karakterize edilir:
And who is Melek Taus? Halil looks slightly uncomfortable: "We believe he is a proud angel, who rebelled and was thrown into Hell by God. He stayed there 40,000 years, until his tears quenched the fires of the underworld. Now he is reconciled to God."
But is he good or evil? "He is both. Like fire. Flames can cook but they can also burn. The world is good and bad."
But some Yezidi do claim that Melek Taus is "the Devil". One hereditary leader of the Yezidi, Mir Hazem, said in 2005: "I cannot say this word [Devil] out loud because it is sacred. It's the chief of angels. We believe in the chief of angels."
The Yezidi reverence for birds - and snakes - might also be extremely old. Excavations at ancient Çatalhöyük, in Turkey, show that the people there revered bird-gods as long ago as 7000 BC. Even older is Göbekli Tepe, a megalithic site near Şanlıurfa, in Kurdish Turkey (Şanlıurfa was once a stronghold of Yezidism). The extraordinary temple of Göbekli boasts carvings of winged birdmen, and images of buzzards and serpents.
Taking all this evidence into account, a fair guess is that Yezidism is a form of bird-worship, that could date back 6,000 years or more. Over the centuries, new and powerful creeds, such as Islam and Christianity, have swept through Yezidi Kurdistan, threatening the older faith. But, like a species that survives by blending into the landscape, Yezidism has adapted by incorporating aspects of rival religions.