Muhyiddin İbnü'l-Arabî

Muhyiddin İbnü'l-Arabî
İbn Arabi'nin mezarı, Şam, Suriye
Doğumu28 Temmuz 1165(1165-07-28)
Murcia, Mürsiye Emirliği, Emevîler (şimdi Murcia, Endülüs)
Ölümü16 Kasım 1240 (75 yaşında)
Şam, Eyyûbîler
MilliyetiEndülüs, Eyyûbî
ÇocuklarıSadreddin Konevî
ÇağıOrta Çağ felsefesi
Bölgesiİslam felsefesi
Diniİslam
OkuluSünni
İlgi alanları
Önemli eserlerFütuhat-ı Mekkiyye
Etkiledikleri

Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî (Arapça: أَبُو عَبْدُ الله مُحَمَّدْ بِنْ عَلِي بِنْ مُحَمَّدْ بِنْ اَلْعَرَبِي اَلحَاتَمِي اَلطَّائِي; 28 Temmuz 1165 - 10 Kasım 1240) veya bilinen adıyla Muhyiddîn İbnü'l-Arabî (Arapça: مُحِي اَلدِّينْ اِبْنُ الْعَرَبِي), İslam düşüncesinde derin etkiler bırakan Endülüslü Arap Sünni âlim, mutasavvıf, şair ve filozoftur. Kendisine atfedilen 850 eserin yaklaşık 700'ü gerçek kabul edilir; bunlardan 400'den fazlası günümüze ulaştı. Kozmolojik görüşleri, İslam dünyasının birçok bölgesinde yaygın bir dünya anlayışı haline geldi.

İbnü'l-Arabî'nin geleneksel unvanı Muhyiddîn (Arapça: محيي الدين) idi. Ölümünden sonra tasavvuf ehli, ondan Şeyhü'l-Ekber (Arapça: الشيخ الأكبر) unvanıyla bahsetti ve buradan Ekberilik terimi türetildi. İbnü'l Arabî, evrendeki her şeyin tek bir “gerçekliğin” yansımaları olduğunu savunan monist öğreti olan “Vahdet-i vücûd” kavramını açıkça tanımlayan ilk isim olarak bilinir. Bu “gerçekliği”, mutlak varlık olarak adlandırdığı varlıkla özdeşleştirdi. İbnü'l Arabî, bazı âlimler ve Müslüman topluluklar tarafından bir evliya olarak kabul edilmektedir.

İlk yılları ve ailesi

İbnü'l-Arabî, Hicrî takvimle 17 Ramazan 560'ta (28 Temmuz 1165) Endülüs'ün Murcia şehrinde doğdu. Bazı kaynaklar ise doğum tarihini Hicrî 27 Ramazan 560 (6 Ağustos 1165) olarak verir. Asıl adı Muhammed'di; klasik Arap geleneğine göre bir oğlu olduktan sonra Ebû Abdullah (Abdullah'ın babası) diye anıldı. Bazı eserlerinde tam adını Ebû 'Abdullâh Muhammed ibn 'Alî ibn el-'Arabî et-Tâ'î el-Hâtimî şeklinde kaydetti. Son üç isim, onun asil Arap kökenini gösterir. Nitekim Hâtim et-Tâî, İslam öncesi dönemde Güney Arabistan'ın Tay kabilesine mensup ünlü bir şair olarak tanınır.

Ailesi

İbnü'l-Arabî, Arap kökenliydi. Babası, Arapların İberya'yı fethinin ilk dönemlerinde Endülüs'e göç eden bir Arap ailesine mensuptu; annesi ise muhtemelen Berberi kökenliydi. Böylece hem Arap hem de Berberi unsurları barındıran bir soya sahipti. Fütûhâtü'l-Mekkîyye'de, annesinin tarafından Tilimsan prensi olan ve bir sûfî ile karşılaşınca zühd hayatını seçip zenginliğini terk eden ölmüş amcasından bahseder. Baba tarafından soyu Yemen'e dayanır ve Endülüs'teki en eski Arap ailelerinden birine mensuptur. Bu ailenin, Müslümanların İber Yarımadası'nı fethinin ikinci dalgası sırasında bölgeye göç ettiği düşünülmektedir.

Babası Ali bin Muhammed, Murcia hükümdarı İbn Merdânîş'in ordusunda görev yapıyordu. 1172'de Murcia, Muvahhid Halifeliği'nin eline geçti ve İbn Merdânîş savaşta öldü. Bunun üzerine Ali bin Muhammed, Muvahhid Halifesi I. Ebû Ya‘kûb Yûsuf'a biat etti. O sırada henüz 7 yaşında olan İbnü'l Arabî, ailesiyle birlikte yeni hükümdara hizmet etmek üzere Murcia'dan Sevilla'ya taşındı.

İbn Arabî'nin üç eşi vardı. Henüz genç bir yetişkinken ve Endülüs'te yaşarken nüfuzlu bir aileden gelen Meryem ile evlendi. Austin'in Endülüs Sufileri eserinde aktardığına göre, Meryem de onun tasavvuf yolunu takip etme arzusunu paylaşıyordu:

“Aziz eşim Meryem bin Muhammed bin Abdun şöyle dedi: ‘Uykumda, bedenen hiç görmediğim fakat ruhani vecd anlarımda bana görünen birini gördüm. Bana, Yol’a talip olup olmadığımı sordu. Ben de talip olduğumu, ancak ona hangi yolla ulaşacağımı bilmediğimi söyledim. Bunun üzerine bana beş şeyle ona ulaşabileceğimi söyledi: güven, kesinlik, sabır, kararlılık ve doğruluk. Böylece vizyonunu değerlendirmem için bana sundu. Ben de bunun gerçekten de Halk’ın, yani Sûfîlerin yöntemi olduğunu söyledim. Şahsen, bu derecede mistik deneyime sahip birini hiç görmedim.’”

Arap ve Fars kaynaklarına göre İbnü'l Arabî, Anadolu'da birkaç yıl kaldıktan sonra Mecdüddin'in dul eşiyle evlendi ve onun küçük oğlu Sadreddin Konevî'nin eğitimini üstlendi. Ayrıca, Fütûhâtü’l-Mekkîyye'nin ilk nüshasını miras bıraktığı oğlu İmâdüddin'in annesi olan üçüncü eşinden de eserlerinde bahsetti.

Hayatı

Endülüs'te bir süre daha kaldıktan sonra çıktığı seyahatte Şam, Bağdat ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış âlim ve şeyhlerle görüşmeler yaptı. Babası, kendisindeki değişikliği fark ederek bunu, onunla görüşmek isteyen filozof İbn Rüşd'e anlatmıştı.

İbn Rüşd, gerçek bilginin akıl yoluyla elde edildiğini savunurken, İbnü'l-Arabî ise gerçek bilginin yalnızca akıldan doğmadığını, daha çok tasavvuf yoluyla elde edilebileceğini savunuyordu. Daha sonra Sufizmi benimsedi ve hayatını manevî yola adadı.

İbnü'l-Arabî, kendisine "Manevî annenim ve dünyevî annenin ışığıyım" diyen, 95 yaşından büyük Kordovalı Fatma adında bir kadına hizmet etti. Takvası ve tevekkülü ile bilinen bu kadın, onun üzerinde büyük bir etki bırakmıştır.

İbnü'l Arabi tarafından el yazısıyla yazılan el-Fütûḥâtü’l-Mekkiyye, Konya

Seyahatleri

İbnü'l-Arabî, ilk defa 36 yaşında İspanya'dan ayrıldı ve 1193'te Tunus'a geldi. Tunus'ta bir yıl geçirdikten sonra 1194'te Endülüs'e döndü. Babası, onun Sevilla'ya gelmesinden kısa bir süre sonra öldü. Annesi de birkaç ay sonra öldüğünde, İspanya'yı ikinci kez terk etti ve iki kız kardeşiyle 1195'te Fas'ın Fez kentine gitti.

1198'de İspanya'nın Córdoba şehrine döndü ve son kez 1200'de, Cebelitarık'tan geçerek İspanya'yı tamamen terk etti. Mağrip'te bazı yerleri ziyaret ettikten sonra 1201'de Tunus'tan ayrıldı ve 1202'de hac yaptı. Üç yıl Mekke'de yaşadı ve burada el-Fütûḥâtü’l-Mekkiyye (Arapça: اَلْفُتُوحَاتُ الْمَكِّيَّة) adlı eserini yazmaya başladı.

Mekke'de vakit geçirdikten sonra Suriye, Filistin, Irak ve Anadolu'ya seyahat etti.

1204 yılında İbnü'l-Arabî, Selçuklu döneminde büyük tanınmış şeyhlerinden Mecdüddin İshak ile buluştu. Bu kez kuzeye yöneldiler; önce Medine'yi ziyaret ettiler ve 1205'te Bağdat'a gittiler. Bu ziyaret, ona Şeyh Abdülkâdir Geylânî'nin doğrudan öğrencileriyle tanışma fırsatı sundu.

İbnü'l-Arabî, âlim Ali bin Abdullah bin Câmî'yi görmek için Musul'u ziyaret etmek istediği için Bağdat'ta sadece 12 gün kaldı. Orada Ramazan ayını geçirdi ve et-Tenezzülâtü'l-Mevṣıliyye ile el-Celâl ve'l-Cemâl adlı eserlerini yazdı.

Muhyiddin İbnü'l-Arabî ve Ekberî Öğretisi

Varlık birliği (Vahdet-i Vücud) öğretisinin baş sözcüsü olmakla birlikte, kendisinden sonra vahdet-i vücud görüşünü benimseyen sufiler için Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin lakaplarından olan Şeyh-i Ekber'e atıfla "Ekberî" sıfatı kullanılmıştır. Her ne kadar varlığın bir olduğunu kabul etmiş olsalar da, Ekberî sufiler bazı görüşlerinde farklılıklar sergilemişlerdir.

Mesela, Abdülkerim el-Cili ve Sadreddin Konevî, her ikisi de Ekberî olmakla birlikte, özgün görüşlere sahip olup başlı başına bir sufi metafiziği ve felsefesine sahip olan düşünürlerdir.

İbnü'l-Arabi'ye yönelik eleştiriler

Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye, öğretisini benimseyenler tarafından Şeyh-i Ekber (en büyük şeyh), öğretisine karşı çıkanlar tarafından ise Şeyh-i Ekfer (en kâfir şeyh) gibi birbirine tamamen zıt lakaplar verilmiştir. Bu durum, İbnü'l-Arabî'nin İslâm tarihinde üzerine en sert tartışmaların yapıldığı kişilerden biri olduğunun göstergesidir.

İbnü'l-Arabî'ye ait birçok görüş tartışılagelmiştir fakat üzerinde en çok durulan konu şüphesiz vahdet-i vücud düşüncesidir.

İbnü'l-Arabî, vahdet-i vücud (varlığın birliği) anlayışı dolayısıyla panteizmi savunduğu, yani varlığın Tanrı olduğunu söylediği iddiasıyla hem bazı fakihlerden hem de bazı sûfîlerden ılımlı ve sert eleştiriler almıştır.

Ancak Fusûsu'l-Hikem şârihlerinden Ahmed Avni Konuk, panteizmin vahdet-i vücud kavramından farklı olduğunu belirtir ve bu farkı 11 madde ile açıklar. Bu maddelerden ikisi şöyledir:

Madde 4: Vahdet-i vücudu müşahede edenler, taayyünatın ve eşyanın hakikatinin Hak olduğunu söylerler; fakat taayyünatın ve eşyanın kendisine Hak demezler. "Hak, Hak'tır ve eşyalar da kendi zatlarında eşyadır" derler. Vücûdîler (panteistler) ise eşyanın taayyünlerinin ve zatlarının Hak olduğunu söylerler.
Madde 8: Vahdet-i vücudu müşahede edenler, Cenâb-ı Hakk'ı hem "tenzih" hem de "teşbih" ederler. Vücûdîler (panteistler) ise yalnız "teşbih" ederler.

İbnü'l-Arabî'nin en sert eleştirmenlerinden biri, Hanbelî mezhebi geleneğinden gelen İbn Teymiyye'dir. İbn Teymiyye'ye göre vahdet-i vücud küfürdür, dolayısıyla onu savunanlar da kâfirdir.

İbn Arabî'nin Ortaçağ'da yayınlanmış kitaplarının listesi.

Bazı tasavvuf ehilleri, Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin ulaştığı idrak ve ilâhî anlayış seviyesinin, peygamberler hariç, insanlığın gelebileceği en yüksek seviye olduğunu savunmaktadır. Tasavvuf çevrelerindeki genel kanaat, onun gelmiş geçmiş en büyük birkaç şeyhten biri olduğu yönündedir; bu da "Şeyh-ül-Ekber" yakıştırması ile paraleldir.

Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin öğretisinin ve anlayışının ancak onun seviyesinde olanlar tarafından anlaşılabileceği, yani cüz'î iradenin tamamen devre dışı bırakılması ile mümkün olabileceği ifade edilmiştir. Aksi hâlde, cüz'î iradeden tamamen kopamayan ve ilâhî iradeyle bütünleşemeyen bir kişinin, İbnü'l-Arabî'nin bu yöndeki söylemlerini dillendirmesinin bir manada yalan beyan olacağı belirtilmiştir.

Sadreddin Konevî'den günümüze kadar İbnü'l-Arabî ekolünü devam ettiren sufilerden bazıları

Adı veya NamıDoğum ve Ölüm TarihiHakkında
Fahreddin Irakî1213-1289
Müeyyidüddin el-Cendiö. 1291
Azîz Nesefîö. 1300
Dâvûd-i Kayserîö. 1350Konevî'nin talebelerinden Kemâleddin Kâşânî'nin talebesidir.
Sadeddin Fergânîö. 1300
Abdürrezzak Kaşanîö. 1329
Şebüsterî1288-1340
Şeyh Bedreddin1359-1420
Abdülkerim el-Cili1366-1424
Molla Fenariö. 1430Babası, Konevî'nin halifelerindendir.
Ni‘metullāh-ı Velî (Nûreddin Kirmanî)1330-1431
Molla Câmî1414-1492
Muhammed Kutbuddin İznikîö. 1450Molla Fenârî'nin talebesidir.
Yazıcızâde Muhammed Efendiö. 1451Muhammediye adlı meşhur eserin müellifidir.
Hacı Bayram Velîö. 1429Akşemseddin'in hocasıdır.
Akşemseddinö. 1459Fatih Sultan Mehmed'in hocasıdır. Risâletü’n-Nûriyye ve Def'u Metâini's-Sûfiyye adlı eserlerinde İbn Arabî'nin görüşlerini savunmuştur.
Abulvehhab Şa'rânî1493-1565
Cemal Halvetî (Çelebi Halife)ö. 1506İbn Arabî'nin iki beytini şerh etmiştir.
İdris-i Bitlisîö. 1520Yavuz Sultan Selim'in resmi tarihçisidir.
Sofyalı Bâlî Efendiö. 1552Füsûs şârihidir.
Üftâde Muhammed Muhyiddinö. 1580Bursalı ve Celvetiyye tarikatı büyüklerindendir.
Aziz Mahmud Hüdâyîö. 1629Üftâde'nin talebesidir.
Nureddin Musliheddin Mustafa Efendiö. 1578
İsmail Ankaravîö. 1631Meşhur Mesnevî şârihidir.
Abdullah Bosnevîö. 1636Füsûs şârihidir.
Sarı Abdullah Efendiö. 1660
Gaybi Sun'ullahö. 1676Keşfü'l-Gıtâ adlı eserinde vahdet-i vücûdu açıklamaktadır.
Karabaş Velî (Ali Alâeddin Atvel)ö. 1685
Atpazarî Osman Fazlı İlâhîö. 1690
Niyâzî-i Mısrîö. 1693En yaygın ve meşhur tasavvufî divanın sahibidir.
İsmail Hakkı Bursevîö. 1724
Nasuhî Mehmet Efendiö. 1717
Neccarzade Mustafa Rıza Efendiö. 1746
Abdülaziz Debbağö. 1717
Abdülgani Nablusi1641-1731
Kırımlı Selim Babaö. 1756
Şah Velîullah Dehlevî1703-1762
Abdullah Salâhî-i Uşşâkîö. 1781
Ahmed İbn Acibe1747-1809
Köstendilli Süleyman Şeyhî1750-1820
Safranbolulu Mehmed Emin Halvetîö. 1867
Harîrîzâde Seyyid Muhammed Kemâleddinö. 1881
Abdülkadir el-Cezâirî1808-1883
Muhammed Nûrü'l-Arabîö. 1887
Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevîö. 1893Tercüme-i Cânibü'l-Garbî fî Halli Müşkilâti İbn Arabî adlı bir eseri vardır.
Ahmed Amiş Efendi1807-1920
Hüseyin Vassâf1872-1929Uşşâkî şeyhlerinden yazar.
Abdurrahman Sâmi Uşşâkî1878-1935Halvetî-Uşşâkî şeyhlerindendir. İbn Arabî'nin bazı eserlerini tercüme ve şerh etmiştir.
Ali Salâhaddin Yiğitoğluö. 1937Ahmed Avni Konuk ve Yakub Han Kaşgârî ile birlikte Osmanlı'nın son Füsûs şârihlerindendir. İbn Arabî'nin Füsûsu'l-Hikemini ve İbn Fârız divanını Türkçeye tercüme ve şerh etmiştir. Eserleri basılmamıştır.
Ahmed Avni Konuk1868-1938İbn Arabî'nin Füsûsunu hem tercüme hem şerh etmiştir. Ayrıca Mevlânâ'nın Mesnevîsini ve Fahrüddin Irakî'nin Lem'âtını da Türkçeye tercüme etmiştir.
Hüseyin Şemsî Ergüneş1872-1968Muhammed Nûr'ül-Arabî'nin talebelerindendir. Çok sayıda tercümesinden sadece azı günümüz Türkçesine aktarılmıştır.
Lütfi Filiz1911-2007

Eserleri

Nefahat'a göre, Bağdat ulemasından birisi Muhyiddin İbnü'l-Arabî üzerine bir kitap telif etmiş ve bu kitapta onun eserlerinin 500'den fazla olduğunu belirtmiştir. İbnü'l-Arabî'nin eserlerinin sayısının kendisine de malum olmadığı söylenir. Hayatında, dostlarının isteği üzerine birkaç defa bunların fihristini çıkarmak istemiştir. Bu fihristler birbirinden ayrı üç yazma hâlinde günümüze ulaşmıştır.

Bugüne gelenlerin bazıları:

  1. Fütûhat-ı Mekkiyye fî Esrâri'l-Mahkiyye ve'l-Mülkiye (Kendi el yazısıyla olan nüsha, Türk-İslâm Eserleri Müzesi, no. 1845-1881'de bulunmaktadır. Bu nüsha 31 cilt hâlinde tertip edilmiştir.)
  2. Fusûsu’l-Hikem (Türkçeye Molla Câmî tarafından tercüme edilmiştir. Hoca Muhammed Parsa, “Füsûs” için “can”, “Fütûhat” için “gönül” dendiğini rivayet eder.)
  3. Kitâbu'l-İsrâ ilâ Makâmi'l-Esrâ
  4. Muhâdarâtü'l-Ebrâr ve Müsâmeretü'l-Ahyâr
  5. Kelâmü'l-Abâdile
  6. Tâcu'r-Resâil ve Minhâcu'l-Vesâil
  7. Mevâqîu'n-Nucûm ve Metâli' Ehilletü'l-Esrâr ve'l-Ulûm
  8. Rûhu'l-Kuds fî Münâsahâti'n-Nefs
  9. et-Tenezzülâtü'l-Mevsîliyye fî Esrâri't-Tahârat ve's-Salavât
  10. Kitâbu'l-Esfâr
  11. el-İsfâr an Netâici'l-Esfâr
  12. Dîvân
  13. Tercemânu'l-Eşvâk
  14. Kitâbu Hidâyeti'l-Abdâl
  15. Kitâbu Tâci't-Terâcim fî İşârâti'l-İlm ve Latâifi'l-Fehm
  16. Kitâbu'ş-Şevâhid
  17. Kitâbu İşârâti'l-Kur'ân fî Alâimi'l-İnsân
  18. Kitâbu'l-Ba
  19. Nisâbü'l-Hirâq
  20. Fazlu Şehâdeti't-Tevhîd ve Vasfu Tevhîdi'l-Mükinîn
  21. Cevâbü's-Suâl
  22. Kitâbu'l-Celâl ve hüve Kitâbu'l-Ezel
  23. Kitâbu'l-Cem ve't-Tafsîl fî Esrâri'l-Ma'ânî ve't-Tenzîl (Meryem Sûresi'ne kadar yazdığı Kur'ân-ı Kerîm tefsiridir. Her âyeti Celâl, Cemâl ve İ'tidal olmak üzere üç ayrı makamda incelediğini belirtir. İbnü'l-Arabî'ye göre Kur'ân-ı Kerîm'i bu tarzda tefsir eden hiç olmamıştır. Sadece 64 defter, Kehf Sûresi'ndeki "Ve iz kâle Mûsâ li fetâhu lâ ebrahu..." (Kehf, 18/60) âyetine ayrılmıştır.)
  24. eş-Şeceretü'n-Nu'mâniyye

Türkçede İbn Arabî

İbn Arabî Üzerine

Batı Dillerine Çevirilen Eserleri

Yabancı Dillerde İbn Arabî ve Okulu

Eserlerinden Alıntılar, Tez ve Makaleler

Popüler kültürde yeri

2014-2019 yılları arasında TRT 1'de yayınlanan Diriliş Ertuğrul dizisinde İbnü'l-Arabî karakterini Osman Soykut canlandırmıştır.

Ayrıca bakınız

Dipnotlar

  1. 1 2 "The Meccan Revelations". World Digital Library. 1900-1999. 21 Eylül 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2013.
  2. ↑ İbrahim Kalın, Salim Aydüz, The Oxford Encyclopedia of Philosophy, Science, and Technology in Islam, 1. Cilt (Oxford University Press, 2014, 9780199812578), s. 162
  3. 1 2 Hirtenstein, Stephen (16 Ocak 2020). "Names and Titles of Ibn [al-]'Arabī". The Muhyiddin Ibn Arabi Society. 26 Mart 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Ağustos 2025.
  4. 1 2 3 4 5 Chittick, William (2018). "Ibn Arabi". Zalta, Edward N. (Ed.). Stanford Encyclopedia of Philosophy. Stanford: Metaphysics Research Lab, Stanford University. 28 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Temmuz 2018. İbnü'l Arabî kendisini, Ebû 'Abdallâh Muhammed ibn 'Alî ibn al-'Arabî al-Tâ'î al-Hâtimî (son üç isim asil Arap soyuna işaret eder) gibi adının tam versiyonlarıyla anmıştır.
  5. 1 2 3 4 5 Addas 2019.
  6. ↑ "Ibn al-ʿArabī | Muslim mystic". Encyclopedia Britannica (İngilizce). 24 Temmuz 2024. 18 Kasım 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Ağustos 2025.
  7. ↑ "Muhyiddin İbnü'l-Arabî". Mootol-Kültür Sanat. Araştırma yazı:Tekin Gün.Kasım 2017. 27 Temmuz 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi.
  8. ↑ Hirtenstein, Stephen (1999). The Unlimited Mercifier: The Spiritual Life and Thought of Ibn 'Arabi. Oxford: Anqa Publishing. s. 32. ISBN 978-1883991296. Birçok Endülüslu gibi, o da karışık bir aileden geliyordu: babasının adı, muhtemelen Arap fetihlerinin ilk yıllarında Endülüs'e göç etmiş bir Arap ailesine işaret ediyordu, annesi ise Berberi bir aileden geliyor gibi görünüyordu...
  9. ↑ Hirtenstein, Stephen C. (Eylül 1999). The Unlimited Mercifier: The Spiritual Life and Thought of Ibn 'Arabi. Anqa. s. 252. ISBN 978-1905937387.
  10. ↑ Mahmud Erol Kılıç. "İBNÜ'l-ARABÎ, Muhyiddin". islamansiklopedisi.org.tr. 27 Haziran 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mayıs 2020.
  11. 1 2 William Chittick (Nisan 2007). Ibn 'Arabi: Heir to the Prophets (İngilizce). Oxford: Oneworld Publications. s. 5. ISBN 978-1851685110.
  12. ↑ Kadir Özköse (2009). "Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin İbn Rüşd ile Görüşmesi". İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi (İbnü'l-Arabî Özel Sayısı-2), 23. İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi. ss. 221-24030 Mayıs 2020.[ölü/kırık bağlantı]
  13. ↑ Camille Adams Helminski. "Women & Sufism (arşiv)". 10 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Mayıs 2020.
  14. ↑ Addas, Claude (2019). Ibn Arabi: The Voyage of No Return (Second bas.). Cambridge: Islamic Texts Society. s. 51. ISBN 9781911141402.
  15. ↑ Addas, Claude (2019). Ibn Arabi: The Voyage of No Return. Cambridge: Islamic Texts Society. ss. 69-69. ISBN 9781911141402.
  16. ↑ Hirtenstein, Stephen (1999). The Unlimited Mercifier, The Spiritual life and thought of Ibn 'Arabi. Anqa Publishing & White Cloud Press. ISBN 978-0953451326.
  17. ↑ Tarkan Suçıkar. Osmanlı'nın Kökleri Ertuğrul Gazi. Yediveren Yayınları. ISBN 6059514669. Erişim tarihi: 30 Mayıs 2020.
  18. 1 2 Mustafa Akman (2019). "İbnü'l-Arabî'ye Yönelik Eleştiriler Ve Mahiyeti" (PDF), 190. Nida Dergisi. ss. 56-6330 Mayıs 2020.
  19. ↑ Füsus-ul Hikem terceme ve şerhi A. Avni Konuk. 1. ss. 58-62. 27 Mart 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Kasım 2020.
  20. ↑ "Arşivlenmiş kopya". 30 Haziran 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Şubat 2014.
  21. ↑ Muhyiddin İbnü'l-Arabî, İcâzetnâme: İbn Arabî'nin Kendi Kaleminden İcazet Aldığı Hocaların ve Yazdığı Eserlerin Listesi, çev. Veysel Kaya, Tasavvuf-İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi (İbnü'l-Arabi Özel Sayısı-1), Yıl:9,2008, ss.530-539
  22. ↑ "Arşivlenmiş kopya" (PDF). 18 Ağustos 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 3 Ağustos 2006.

Kaynakça

Dış bağlantılar ve diğer İnternet sayfaları