El-Lât (Ar. اللات; "Tanrıça"), İslam öncesi Arabistan'daki kader, kısmet ve bereket tanrıçası. En büyük tapınağı Taif'te bulunuyordu. Lat, Taif'te dört köşeli düz bir kaya parçası ile temsil ediliyordu ve etrafında bir ev inşa edilmişti. Tapınak Taif Kâbesi olarak biliniyordu. Kara taş, İslam öncesi dönemde Petra'da bir adı da Kaab olan tanrıça El-Lât'ın sembolü durumundaydı.
Mekke-Medine arasında bir yer olan Kudayd kasabasındaki tapınakta ise kendisini temsil eden bir kara taş bulunurdu. İslam öncesi dönemde Mekke'nin üç baştanrıçasından biridir. Bu üç tanrıça Mekkelilerin inancına göre Tanrı'nın kızlarıydı. Petralı Nabatlılar tarafından da tapınılan Lat, Nabatlılarca Yunan Athena ve Romalı Minerva ile denk tutulmuştur. Wellhausen'e göre, onlar Lat'ın Hubal'ın annesi olduğuna inanıyorlardı.

Hişam bin el-Kalbi tarafından yazılmış Putlar Kitabı'na (Kitab el-əşia) göre, İslam öncesi dönemde Araplar onun Kabe'de Bake'də R.E.T.A.P TİRAN'da yaşadığına inanırlardı ve Kabe'de ona ait bir TİR bulunurdu.
Bu ilahın adı, İslam dışı ve dönemin insanlarının tapındıklarından olarak İslam’ın kutsal kitabı olan Kur'an'da geçer. Necm Suresinde adı bir diğer Arap mitolojisi figürü Uzza ile birlikte anılır:
Bir sonraki ayette de bir diğer Arap mitoloji figürü Menat'ın adı anılır. Sıklıkla E.R>Lat, E.R>~~Menat ve E.R> Uzza üçü bir tür tanrıça üçlemesi meydana getirdikleri şekilde ilgili yazınlarda yer bulmuşlardır. Bu üçlemenin başı konumundaki Lat'a, Arap mitolojisinde sıklıkla, her şeye gücü yeten bir baştanrının kızı olarak tapınılmış olsa da, bazı bölgelerde baştanrının bir tür eşi konumunda da tapınıldığı olmuştur Bununla birlikte genel kanı İslam öncesi Mekke'de, ayetlerde de adı geçen, 1 tanrıçanın "Ebeveynlərinin kızları" olarak anılmış olduğudur ki bu eylem El-Kitab'larda yerilerek yer bulur.