Baraj

Baraj, eski zamanlardan beri insanlığın su ihtiyacını karşılamak ve tarımsal alanların sulanması amacıyla inşa edilen su yapılarıdır. Günümüzün modern barajları stratejik öneme sahiplerdir. Çünkü;

Atatürk Barajı

Bir ülkenin enerji üretiminin en doğal ve en ucuz yoludur. Hidroelektrik enerji üreten barajlar, diğer enerji üretim türlerine göre daha çevrecilerdir. Yalnız son zamanlarda büyük barajların inşaları durdurulmuştur. Alansal olarak çok büyük barajlar, bulunduğu bölgenin iklimini değiştirmekte ve ekolojik dengeyi değiştirmektedirler.

Özellikle bol yağış alan yerlerde taşkın önleme amacıyla bağlamalar, barajlar ve göletler inşa edilmektedir.

Tarımsal arazilerin sulanması için büyük önem taşırlar. Barajlardan arazilere açılan kanallarla su taşınır.

Tarihi

Dünyadaki ilk barajın MÖ 4000'li yıllarda Mısır'da Nil Nehri üzerinde yapıldığı değerlendirilmektedir. 12 m yükseklik, 110 m uzunluğa sahip barajdan içme ve sulama suyu temin edilmekteydi. MÖ 2950-2750 arasında Nil Üzerinde Sadd-el Kafara barajı yapılmıştır. MÖ 200 yıllarında Çin'de hâlen kullanılmakta olan Tu-Kiang barajı inşa edilmiştir. Seylan ve Hindistan'da 2000 yıl evvel yapılmış barajlar bulunur. İlk kâgir baraj Urartular'ın Van tepelerinde 2700 yıl önce yaptığı Turna (Keşiş–Rusa) Gölü'dür.

Barajların yapım amacı

Barajlar aşağıdaki amaçların bir veya birkaçı için yapılır:

Barajın bölümleri

Baraj türleri

Barajlarda elektrik üretimi

Akarsulardan akan suyun elektrik üretimi için biriktirilmesi, yaklaşık 100 yıldır uygulanan bir yöntem. Barajların da dahil olduğu elektrik üretim sistemine hidroelektrik santral diyoruz. Çoğu hidroelektrik santral, dört ana bölümden oluşur. Baraj-türbin-jeneratör-enerji iletim hattı. Baraj sayesinde akarsuyun su düzeyi yükseltilir, çok miktarda suyun biriktiği geniş bir baraj gölü yaratılır. Barajın göl tarafına bakan duvarının alt kısımlarında, suyun diğer tarafa geçmesini sağlayan, isteğe göre açılıp kapanabilen kapaklar vardır. Kapaklar açıldığında, su aşağı doğru eğimli olan yoldan hızla akmaya başlar ve yolunun üzerindeki türbinin pervanelerine çarparak dönmelerini sağlar. Bir türbin 172 ton ağırlığında olabilir ve dakikada 90 tam devir yapabilir. Su türbinler, yapı olarak yel değirmenlerine benzer. Tek farkları, dönmeyi sağlayan enerji kaynağının rüzgâr değil, su olmasıdır. Bu türbin, hareket eden suyun kinetik enerjisini mekanik enerjiye çevirir. Türbin şaft denen bir çubukla jeneratöre, yani elektriği üreten motora bağlıdır. Türbinin hareketiyle jeneratörün içindeki bir dizi elektromıknatıs dönmeye başlar. Bu büyük elektromıknatıslar bir bakır tel bobininin iç kısmında yer alır. Jeneratördeki mıknatıslarla bobinin arasında oluşan manyetik alan, bir elektrik akımı üretir. Böylece türbinden gelen mekanik enerji elektrik enerjisine dönüşür. Burada oluşan akımda transformatörle yüksek voltajlı akım haline dönüştürülür. Daha sonra da enerji nakil hatlarıyla evlere ve iş yerlerine iletilir. Baraj gölünden alınarak türbini döndüren suysa boru hatlarıyla dışarı taşınır ve tekrar akarsuya karışır.

Barajların çevresel etkileri

Barajlar ve HES'lerin yerel ve bölgesel etkileri şunlardır:

Galeri

Monticello Barajı dolu savak

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. 1 2 3 4 Gedik, Dr. N. "BARAJLAR" (PDF). balikesir.edu.tr. 19 Haziran 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 6 Mart 2019.
  2. ↑ "BARAJ JEOLOJİSİ". aves.ktu.edu.tr. 7 Mart 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mart 2019.
  3. ↑ AKKAYA, UĞUR ve diğ. "BARAJ VE HİDROELEKTRİK SANTRALLERİN (HES) ÇEVRESEL ETKİLERİNİN ANALİZİ: ILISU BARAJI ÖRNEĞİ" (PDF). semanticscholar.org. 18 Şubat 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 6 Mart 2019.