| III. Murad | |||||
|---|---|---|---|---|---|
| İslâm Halifesi Emîrü'l-mü'minîn İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Han | |||||
İtalyan ressam Cristofano dell'Altissimo tarafından yapılan III. Murad'ın portresi. | |||||
| 12. Osmanlı Padişahı | |||||
| Hüküm süresi | 27 Aralık 1574 - 16 Ocak 1595 (20 yıl ve 20 gün) | ||||
| Önce gelen | II. Selim | ||||
| Sonra gelen | III. Mehmed | ||||
| Sadrazamlar | |||||
| 91. İslâm Halifesi | |||||
| Hüküm süresi | 27 Aralık 1574 - 16 Ocak 1595 | ||||
| Önce gelen | II. Selim | ||||
| Sonra gelen | III. Mehmed | ||||
| Saruhan Sancakbeyi | |||||
| Hüküm süresi | 1562 - 1574 | ||||
| Önce gelen | II. Selim | ||||
| Sonra gelen | III. Mehmed | ||||
| Doğum | 4 Temmuz 1546 Manisa, Osmanlı İmparatorluğu | ||||
| Ölüm | 16 Ocak 1595 (48 yaşında) Topkapı Sarayı, Kostantiniyye, Osmanlı İmparatorluğu | ||||
| Defin | Ayasofya, İstanbul | ||||
| Eş(ler)i |
| ||||
| Çocuk(lar)ı | III. Mehmed Diğer | ||||
| |||||
| Hanedan | Osmanlı Hanedanı | ||||
| Babası | II. Selim | ||||
| Annesi | Nurbanu Sultan | ||||
| Dini | Sünni İslam | ||||
| İmza | |||||
III. Murad (Osmanlıca: مراد ثالث, romanize: Murād-i sālis; 4 Temmuz 1546, Manisa – 6 Ocak 1595, Konstantiniyye), divan edebiyatındaki mahlasıyla Muradî, Osmanlı İmparatorluğu'nun 12. padişahı ve 91. İslam halifesidir. 27 Aralık 1574'ten 16 Ocak 1595'e kadar Osmanlı İmparatorluğu'nu yönetti. Saltanatı boyunca sefere gitmemesine rağmen, en geniş sınırlara onun saltanatında ulaşıldı.
Şehzade Selim ve Nurbanu Sultan'ın oğlu olarak Manisa'da doğdu. 1558'de dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından Akşehir Sancakbeyi olarak atandı. Babası II. Selim 1562’de Kütahya Sancakbeyi olmasından sonra ise Saruhan Sancakbeyi oldu. Babası II. Selim'in ölümünden sonra, 27 Aralık 1574'te tahta çıktı. İktidarının ilk yıllarında Vadisseyl Muharebesi ile Fas Seferi'nde kesin zaferler kazandı ve Fas'ı topraklarına kattı. Safevî hükümdarı Şah Tahmasb'ın ölmesinin ardından, iki devlet arasındaki ilişkiler gerildi. 1578'de başlayan Osmanlı-Safevî Savaşı, 12 yıl sonunda Osmanlı zaferiyle sonuçlandı ve Ferhat Paşa Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu, doğudaki en geniş sınırlarına ulaştı. 1579'da Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa, bir suikast sonucu öldürüldü. 1593'te Kutsal Roma İmparatorluğu ile sınır çatışmalarının artması üzerine Uzun Türk Savaşı olarak da bilinen Osmanlı-Avusturya Savaşı başladı. Savaş devam ederken, 16 Ocak 1595'te felç geçirerek hayatını kaybetti.
Hükümdarlığı süresince Sokollu Mehmed Paşa'nın etkisi altında kaldı. Sokollu'nun ölümünden sonra eşi Safiye Sultan, devlet yönetiminde etkili olarak kadınlar saltanatını devam ettirdi. III. Murad döneminde devletin toprakları yaklaşık 19,2 milyon km²'ye yükseldi ve en geniş sınırlara ulaşıldı. Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk rasathanesi olan Takiyüddin'in Rasathanesi, onun döneminde kuruldu. Murad, şiir ve hat sanatıyla ilgiliydi; İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ve Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde eserleri yer almaktadır.


II. Selim'in Nurbanu Sultan'dan olan en büyük oğlu ve vârisidir. Nurbanu'nun anne ve babasının kimler olduğu ise kesin olarak bilinememektedir. İyi bir eğitim alan şehzade Arapça ve Farsça öğrendi. 1558 yılında babası II. Selim'in Saruhan Sancakbeyliği’nden Konya Sancakbeyi olarak atanması sonucu dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından Akşehir Sancakbeyliğine gönderildi. Babası II. Selim 1562’de Kütahya Sancakbeyi olduktan sonra ise Saruhan Sancakbeyliği’ne gönderildi. Babası II. Selim'in vefatından sonra 22 Aralık 1574'te İstanbul'a gelerek Osmanlı tahtına oturdu.

22 Aralık 1574 (Ramazan ayı) Çarşamba sabahı, Osmanlı mülkünü devralır almaz fetva ile ilk iş olarak 5 kardeşini boğdurmuştur.

Osmanlı Devleti, Lehistan yönetimine hakim olmakla Avusturya'ya komşu olan iki müttefik elde etmiş olacaktı. Fransızlar'la Kanuni döneminde iyi ilişkiler kurulmuştu. Fakat Fransız tahtının boşalması ile Lehistan'da iktidar boşluğu oluştu. III. Murad'ın isteği ile Erdel Beyi Bathary, Lehistan kralı oldu. Lehistan ile yapılan anlaşmalar sonucu kuzey sınırı güvenli hale getirildi.

III. Murad tahta geçtiğinde Kuzey Afrika kıyılarından sadece Fas Osmanlı topraklarına katılmamıştı. 1578 yılında Ramazan Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri Fas'ı ele geçirerek bölgedeki Portekiz gücünü kırdılar.
Şah I. Tahmasb'ın oğlu Şah II. İsmail, Osmanlı Devleti ve Safevi Devleti arasındaki barış antlaşmalarına riâyet etmemiş ve Osmanlı'ya bağlı bazı Emirleri kendi tarafına çekmeyi başarmıştı. Osmanlı hükûmeti Van Beylerbeyine talimat vererek orada huzurun sağlanmasını istemişti. Safeviler'in Luristan valisinin Osmanlı devletine sığınması zaten gergin olan ilişkileri daha da kötüleştirdi. Bu arada Şah II. İsmail ölmüş, Safevi Hanedanlığı'nda taht kavgaları başlamıştı. Bu durumdan yararlanmak isteyen Van Beylerbeyi, Safeviler'e saldırdı. İlk Safevi savaşı on iki yıl (1577 - 1589) sürdü. Özdemiroğlu Osman Paşa komutasındaki Osmanlı birlikleri Safevi kuvvetlerini Çıldır'da yendi. Bu savaştan sonra tüm Gürcistan fethedildi. 1578'de Tiflis, Osmanlı vilayeti durumuna getirildi. Aynı yıl Şirvan da Meşaleler Muharebesi ile Osmanlı topraklarına katıldı. Bu gelişmeler üzerine Safeviler barış istemek zorunda kaldı. 21 Mart 1590 tarihinde Ferhat Paşa Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre Kars, Tebriz, Tiflis, Gence ve Şehrizur Osmanlı Devleti'nde kalacaktı. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti doğuda en geniş sınırlarına ulaşmış oluyordu.
Kanuni Sultan Süleyman'ın son yıllarından beri azledilmeksizin kesintisiz 15 yıldır sadrazamlık görevinde bulunan Sokollu Mehmed Paşa, 11 Ekim 1579 tarihinde derviş kılığındaki biri tarafından bir ikindi divanı çıkışında kalbinden hançerlenerek ağır yaralandı. Ağır yaralarından dolayı Sokollu bir süre sonra 74 yaşında öldü. Eyüpsultan'da bulunan türbesine defnedildi. Sadrazamın katili konuşturulamadı ve ertesi gün öldürüldü.
III. Murad zamanında Ceneviz, Venedik ve Fransızlar'a verilen kapitülasyonlar ile ticaret gemileri Osmanlı limanlarında ticaret yapma hakkına sahiptiler. 1583'te İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth bir elçi göndererek aynı imtiyazlardan faydalanmak istediğini belirtti. Venedik ve Ceneviz haricindeki kapitülasyonu olmayan devletlerin tüccarı, Fransız bayrağıyla Osmanlı limanlarına geliyordu. 1572'deki Bartalameos Katliamı yüzünden Katolikler'den yüz çevirmeye başlayan Osmanlı hükûmeti, Papa'nın koyduğu stratejik harp malzemesi ambargosunu kırabilmek için Protestan olan İngiltere'ye yakınlaştı. Böylece Akdeniz'de İngiliz-Fransız rekabeti başlamış oldu. Bu rekabetten Osmanlı Devleti de birçok siyasi menfaat kazanmış oldu.
Azledildikten sonra isyan eden Kırım Hanı II. Mehmed Giray'ı cezalandırmak, Kırım Hanlığı'nda Osmanlı hakimiyetini tesis etmek ve yeni Han II. İslam Giray'ı tahta çıkarmak amacıyla 1584 yılında iki askerî harekât düzenlendi. Birinci harekâtta (Ocak-Haziran) Osmanlı birliklerine Özdemiroğlu Osman Paşa komuta ederken, Kılıç Ali Paşa kumandasındaki Osmanlı Donanması Kefe'ye çıkarma yaptı.
Başarıyla sonuçlanan birinci harekâtın ardından, bu defa idam edilen Mehmed Giray'ın oğulları Saadet Giray ve Safa Giray'ın (Rusya'nın da yardımıyla) Nogayların ve Don Kazakları'nın desteğini alarak, Eylül başında Kırım Hanlığı'nın başkenti Bahçesaray'ı saldırarak II. İslam Giray'ı yaralı bir şekilde Kefe'ye sığınmaya mecbur bırakmaları üzerine, Gazi Ferhad Paşa komutasındaki birlikler Kılıç Ali Paşa kumandasındaki Osmanlı Donanmasıyla nakledilerek Kefe'ye ikinci bir çıkarma yapıldı ve isyan bastırıldı.
1584 yılındaki müdahaleden sonra, Osmanlı padişahları Kırım hanlarını doğrudan tayin etmek suretiyle Kırım Hanlığı üzerindeki Osmanlı hakimiyetini sıkılaştırdılar. Ayrıca, II. İslam Giray zamanına kadar hutbelerde yalnız Kırım hanlarının adları okunurken, onun hanlığından itibaren ise hutbelerde ilk olarak Osmanlı padişahının sonra da Kırım hanının isimlerinin okunması kabul edildi.
1584 yılında bir Yeniçeri isyanında öldürülen Trablusgarp Valisi Ramazan Paşa'nın ailesini İstanbul'a getiren gemiye Kefalonya açıklarında Venedik gemileriyle saldırı düzenlenmesi sonucunda Venedik ile uzun süredir devam eden barış sona erdi. Venedik senatosuna bir ültimatom gönderen III. Murad, Ramazan Paşa'nın ailesini ve mallarını Preveze'ye getirtmeyi başardı. Venedik'in de barışı korumak istemesi üzerine iki devlet arasındaki mesele çözüldü.
III. Murad döneminde hem devam eden Osmanlı-Safevî Savaşı'nın, hem artan harcamaların hem de sayıları 30-40 binlere dayanmış yeniçerilere yapılan harcamalarının bütçeye getirdiği yük sebebiyle paradaki gümüş oranında %44 oranında azaltmaya (tağşiş) gidilip daha fazla akçe basılmaya başlanmış, gümüş oranı yüksek eski akçeler ise toplanıp devlete teslim edilmiştir. Bu durum tarihî kaynaklarda Osmanlı tarihinin en büyük devalüasyonlarından biri olarak adlandırılmıştır. 1585'teki büyük devalüasyondan sonra uzun vadede Osmanlı ekonomisi 17. yüzyılın ortalarına kadar devam edecek enflasyonist bir ekonomik ortama bürünmüştür. Kısa vadede ise bu devalüasyonun yarattığı ekonomik kriz Beylerbeyi Vakası gibi isyanlara sebep olmuş, Rumeli Beylerbeyi Mehmed Paşa ve Başdefterdar Mahmud Efendi bu olay sırasında isyancı yeniçeriler tarafından öldürülmüştür.

1590'da Avusturya ile yapılan 8 yıllık barış antlaşması 1593 yılında, Telli Hasan Paşa'nın başıbozukların oluşturduğu Uskokların üzerine yürümesini savaş sebebi sayan Avusturya ile bozuldu. Avusturya İmparatoru II. Rudolf ödemekte olduğu vergiyi vermediği gibi Eflak, Erdel ve Boğdan beylerini de isyana teşvik etti. Telli Hasan Paşa Hırvatistan sınırındaki Siska kalesini kuşatma altında aldı. Ancak burada yapılan savaşta Hasan Paşa ve binlerce askerle birlikte Hersek Sancakbeyi de öldü. Bunun üzerine Sinan Paşa'nın ısrarıyla 1593 yılında Avusturya'ya savaş ilan edildi.
Savaş devam ederken 16 Ocak 1595'te III. Murad İstanbul'da felç geçirerek öldü. Cenazesi Ayasofya Camii avlusuna defnedildi.

1574'ten 1595'e kadar 21 sene Osmanlı Devleti'nin başında bulunmuştur. Saltanatı süresince başveziri olan Sokollu Mehmet Paşa'nın etkisinde kalmıştır. Saltanatı döneminde eşi Safiye Sultan, özellikle Sokollu Mehmet Paşa'nın 1579 yılındaki ölümünden sonra devlet yönetiminde oldukça önemli bir rol üstlenmiştir.
Saltanatı süresince Osmanlı topraklarının genişliği 19.902.000 km²'ye yükselmiştir. Osmanlı Devleti en geniş toprağa bu zamanda erişmiştir. III. Murad 16 Ocak 1595'te 48 yaşında iken ölmüş, kabri Ayasofya Camii avlusundaki türbesindedir. Ayrıca Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesi'ni ve Topkapı Sarayı'ndaki Hasoda'yı yaptırmış, Fethiye Camii'ni de kiliseden camiye çevirmiştir.
Avusturyalı tarihçi Hammer, III. Murad'ın saltanatı boyunca 11 defa sadrazam, 7 defa şeyhülislam değiştirdiğini, düşüncelerinde bir istikrar bulunmadığını, zevke, tasavvufa ve şiire eğilimli bir insan olduğunu, etrafında remilciler, müneccimler dolaştığını bildirmekte ve bu yönüyle eleştirmektedir.
Farsça, Arapça ve Türkçe divanları bulunan III. Murad şiirlerinde "Muradî", bazen de "Murad" mahlaslarını kullanmıştır ve ayrıca "Fütuhat-ı Siyam" adlı tasavvuf konulu bir eser yazmıştır. Hat sanatı alanında da mahir olan III. Murad'ın Ayasofya Camii'nde asılı olan ayet levhasıyla kelime-i şehadet levhasının bulunduğunu Müstakimzade bildirmektedir ve ayrıca İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde ve Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde hat sanatı eserleri vardır.
Ayrıca döneminde Osmanlı'nın ilk rasathanesi olan Takiyüddin'in Rasathanesi (İstanbul Rasathanesi) kurulmuştur.[sayfa belirt] İddiaya göre rasathanenin tamamlanmasının üzerinden birkaç ay geçtikten sonra beliren bir kuyruklu yıldız nedeniyle Sultan III. Murad, Takiyüddin'den kehanette bulunmasını talep etmiş, o da bu yıldızın bir mutluluk ve saadet devrinin habercisi olduğu tahmininde bulunmuştu. Ancak bunun tam aksine o devirde ortaya çıkan bir salgın hastalığın getirdiği felaket nedeniyle rasathanenin muhaliflerinin sayısında bir hayli artış olmuştu. Takiyüddin gözlemlerine bir iki yıl daha devam edebilmişti. Bazı kaynaklar ise bilime muhalif bir tarikatın yıkım kararının alınmasında etkili olduğunu belirtmektedir. İlber Ortaylı'ya göre İstanbul'daki bir depremden sonra halk ayaklanmış ve depremin rasathane yüzünden olduğunu söylemişlerdir. Sarayın önünde büyük gösteriler olmuş, bunun üzerine III. Murad, denizden top atışı ile rasathaneyi yıktırmak zorunda kalmıştır.[kaynak belirtilmeli] Kimi araştırmacılar[kim?] rasathanenin yıkılmasının gerçek sebebinin bir siyasal çekişme olduğu iddia edilmiştir. Rasathanenin kurulmasına önayak olan Hoca Sadettin Efendi'nin Şeyhülislam Kadızade Ahmet Şemsettin Efendi ile farklı siyasi gruplarda yer alması ve bu gruplar arasındaki çekişmenin yıkıma sebep olduğu sanılmaktadır.

Safiye Sultan adında bir eşi vardı.
Safiye Sultan ile kaynanası Nurbanu Sultan arasındaki çekişip didişmeler; o dönemlerde çeşitli saray oyunlarıyla, sadrazamların durmadan değişmesine neden olmuştur.
Nurbanu Sultan, Safiye Sultan'ı öldüresiyle kıskandığı için, oğlu III. Murad'a yıllar boyu, onu unutturacak bir sevgili arayıp durmuştu. Söylentilere göre, bu yüzden tutsak pazarında cariye fiyatları iki yüz - üç yüz altından, iki bin - üç bin altına çıkmıştır.
Not: Erkek çocuklarının sayısının 25 olduğu söylenmektedir.[kaynak belirtilmeli] Diğerlerinin adları bilinmemektedir.