Lazarus sendromu veya başarısız kalp masajından sonra dirilme, başarısız hayata döndürme girişimlerinden sonra dolaşım sisteminin yeniden çalışmaya başlamasıdır. 1982 yılından beri 38 kez tıp literatürüne kaydedilmiştir. Lazarus olgusu da denmektedir. Adını, Kutsal Kitap'ta geçen ve öldükten sonra İsa tarafından diriltilen Lazarus'tan alır.
Bu sendrom çok nadir görülür ve nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Kalp masajı sonucunda göğüs içi basınç oluştuğu, hayata döndürme çalışmalarından sonra bu basıncın gevşemesinin kalbin genişlemesine izin verdiği ve kalbin elektriksel akımını tetiklediği, böylece kalp atışlarının yeniden başladığı düşünülmektedir. Diğer olası faktörler ise kandaki düşük potasyum seviyesi ya da yüksek dozda adrenalindir.
Lazarus sendromu hekimler arasında etik konuları gündeme getirdi. Bunlar, medikal ölümü kimin belirleyeceği, kurtarma çalışmalarının ne zaman bitmesi gerektiği ve otopsi ve organ bağışı gibi ölüm sonrası işlemler gibi konulardı. Bir doktor şöyle yazdı, "Hastanın döndürülüp döndürülemeyeceğini ya da kurtarılıp kurtarılmayacağını güvenle ayırt edebilmemiz, belki de bizde üstün bir kibre neden olmuştur."
Tıbbi literatür, kurtarma çalışmalarının sona ermesinden sonra ölümü ilan etmek için beş dakikadan on dakikaya kadar yaşam belirtilerini gözlemlemeyi önermektedir..