Kendisinin lir çalması ile etki altına girmiş hayvanlarla çevrelenmiş olan ve Frig başlığı takan Orfeus. MS 2. yüzyıl Palermo’dan bir Roman Orfeus mozaiği. | |
| Özellikleri | |
|---|---|
| Mekânı | Pimpleia, Pierya |
| Semboller | Lir |
| Kişisel bilgileri | |
| Ebeveynler | Oeagrus ve Kalliope |
| Eşi | Evridiki |
| Çocuklar | Musaeus |
Yunan mitolojisinde Orfeus (Antik Yunanca: Ὀρφεύς); Trakyalı bir halk ozanı, efsanevi bir müzisyen ve kahindir. Aynı zamanda ünlü bir şair olup efsaneye göre Altın Post’u ararken İason ve Argonotlar ile seyahat ettikten sonra kaybettiği karısı Evridiki’yi geri almak üzere Ölüler Diyarı’na inmiştir.
İlgili ana hikâyeler; tüm canlıları ve hatta taşları bile müziğiyle etkileyebilmesi (Orfeus’un mozaiklerinde sık gösterilen sahne), Ölüler Diyarı’ndan Evridiki’yi kurtarma girişimi ve Dionisos’un Maneadları tarafından karısı için olan kederinden sıkıldıkları için öldürülmesi üzerinedir. Yaratıcı müzisyen modeli Orfeus; şiir, film, opera, müzik ve resim başta olmak üzere birçok sanat ve popüler kültür ürününde portre edilmiş ve değinilmiş olup klasik mitolojinin batı kültüründeki resepsiyonunda en önemli figürlerden biri haline gelmiştir.
Yunanlar için Orfeus, “Orfik gizemler”in kurucusu ve kahinidir. Birçok eserde besteci olarak anılmıştır. Şimdi çoğu kaybolmuş olan bu teogonilerin içerisinde Derveni Papirus’unda bahsedilen teogoni, Orfik İlahiler, Orfik Argonautika ve Litika bulunur. Orfeus’un sözde yadigarlarını içeren türbeler, kahinler olarak kabul edilmiştir.
Orfeus ismi için birkaç etimoloji öne sürülmüştür. Olası bir tahmine göre temelde farazi bir Hint-Avrupa kökü olan *h₃órbʰos (yetim, hizmetçi, köle) ve fiil kökü *h₃erbʰ-‘den (ittifak, statü ve sahipliği değiştirmek) meydana gelmiştir. Bu ismin soydaşı olarak Antik Yunanca ὄρφνη (órphnē; karanlık) ve ὀρφανός (orphanós; babasız, yetim) sözcükleri kabul edilebilir.
Milattan sonra 5. yüzyılın sonundan 6. yüzyılın başına kadar bir mitograf olan Fulgentius ise pek olası olmamakla birlikte "en iyi ses" anlamına gelen "Oraia-phonos" etimolojisini öne sürmüştür.
Cicero’ya göre Aristotales, Orfeus’un varolduğunu düşünmese de birçok antik yazara göre gerçek bir insandır ancak çok eski zamanlarda yaşamıştır. Çoğu, Orfeus’un Homeros’tan birkaç nesil önce yaşadığına inanmıştır. Orfeus’a ilk edebi atıf, MÖ 6. yüzyılın lirik şairi İbykus tarafından yazılmış iki kelimelik parçadır: onomaklyton Orphēn (ünlü Orfeus). Homeros veya Hesiodos tarafından bahsedilmemiştir. Çoğu antik kaynak Orfeus’un varlığını kabul ederken Aristotales ise bir istisnadır. Pindaros, Orfeus’un Trakyalı mitolojik kral Oeagrus ile Müz Kalliope’nin çocuğu olduğunu öne sürüp onu “şarkıların babası” olarak isimlendirmiştir.
Klasik çağda Yunanlar, Orfeus’a şair ve müzisyenlerin en iyisi olarak saygı göstermiştir; Hermes’in liri icat ettiğine ancak Orfeus’un mükemmel hale getirdiğine inanmışlardır. Kealı Simonides gibi birçok şair; Orfeus’un müziğinin kuş, balık ve vahşi canavarları etkileyebildiğini, ağaç ve taşları dans etmeye ikna edebildiğini ve nehirlerin akıntısını değiştirebileceğini söyler.
Orfeus, Ölüler Diyarı’nı ziyaret edip geri dönebilen az sayıda Yunan kahramandan biridir; müziği ve şarkısı ile Hades’i bile etkileyebilmiştir. Ölüler Diyarı’na ziyareti ile ilgili bilinen ilk atıf, MS 2. yüzyıl’da Pausanias tarafından tarif edilen ve MÖ 5. yüzyılda Polignotos tarafından yapılan resimdir; bu eserde Evridiki’den bahsedilmemiştir. Euripides ve Platon, Orfeus’un hikâyesinden bahsederken karısını geri getirmek için indiğini söyler ancak karısının ismini geçirmez; MÖ 400 civarında yapılmış bir kabartmada ise Orfeus ile karısı, Hermes ile gösterilmiştir. Ağıtçı şair Hermesianaks, karısına Agriope demiştir; edebiyatta karısının ilk ismi Bion’a Anıtlar’da (MÖ 1. yüzyıl) geçer.
Bazı kaynaklar, Orfeus’un insanlığa başka şeyler de kazandırdığını iddia eder: genellikle Asklepios veya Apollo’nun himayesi altında sayılan tıp, sıklıkla Kadmos’la ilişkilendirilen yazı ve tarım (Demeter’in insanlığa hediyesinin vericisi olarak Triptolemos’un rolünü Elefsis’te üstlenmiştir.). Orfeus, bir falcı ve kahindir; büyü sanatı ve astroloji uygulamaları yapmış olup Apollo ve Dionisos ekollerini kurmuştur, Orfik metinlerdeki gizem ayinlerini öngörmüştür. Pindaros ve Rodoslu Apollonios, Orfeus’u bir arpçı ve İason ile Argonotların eşlikçisi olarak görmüştür. Orpheus’un Linos adındaki erkek kardeşi, İstefe’ye gidip oranın yerlisi haline gelmiştir. Aristofanes ve Horatius’a göre yamyamlara meyvelerle yetinmeyi öğretmiş, aslan ve kaplanları kendisine itaat ettirmiştir. Ancak Horatius, Orfeus’un barbarlara sadece düzen ve medeniyeti tanıttığını düşünmekteydi.
Strabon (MÖ 64 — MS 24), Orfeus’u Olimpos’a yakın bir köyde yaşamış ve ölmüş olan bir fani olarak tanıtmıştır. "Tabii ki bazıları, onu gönüllü olarak kabul etmiştir ancak başkaları ise bir komplo ve vahşet beklentisi içerisinde ona karşı birleşmiş ve onu öldürmüştür." Bir müzisyen ve "büyücü" olarak para kazanmıştır— Strabon, αγυρτεύοντα (agurteúonta) adını takmıştır. Bu adı Sofokles, Kral Oidipus eserinde Teiresias için aşırı sahipçilik isteği olan bir hileci olduğunu anlatmak üzere kullanmıştır. Αγύρτης (agúrtēs), sıklıkla şarlatan anlamına gelmekte ve her zaman negatif anlam içermektedir. Pausanias, ismini vermediği bir Mısırlının Orfeus’u sihirbaz μάγευσε (mágeuse) olarak gördüğünü anlatır.

"Orfeus’tan sıkça bahseden Euripides, Orfeus ile Dionisos’un karanlık bölgelerdeki ilk bağlantılarından söz etmiştir: onun hakkında Müzlerle akrabaymış gibi konuşur (Rhesus 944, 946); şarkılarının taş, ağaç ve vahşi yaratıklar üzerindeki gücünden bahseder (Medea 543, İphigeneia Aulis’te 1211, Bakhalar 561 ve espri olarak Kyklops 646); karanlık güçleri nasıl etkilediğine atıfta bulunur (Alkestis 357); içkili cümbüşlerle bağlantısını kurar (Hippolitus 953); kutsal gizemlerin kaynağını kendisine atfeder (Rhesus 943) ve faaliyet alanını Olimpos ormanları içerisinde konumlandırır (Bakhalar 561)." "Euripides Orfeus’u ayrıca Hipsipile oyununda kullanmıştır. Argonot seyahatinin Limni olayını ele alan bu oyunda Orfeus, dümenci olarak oradadır ve daha sonra Trakya’da İason ile Hipsipile’nin çocuklarının koruyucusu haline gelir."
"Aristofanes tarafından sadece bir kez ancak önemli bir yerde (Kurbağalar 1032) bahsedilir: en eski şairlerden Orfeus, Musaeus, Hesiodos ve Homeros’u sıralayarak Orfeus’u dini başlangıçların ve cinayetten perhizin öğretmeni olarak kabul eder."
"Platon (Sokrates’in Savunması, Protagoras) ise Orfeus’un kendisi, destekçileri ve eserlerine sıklıkla atıfta bulunur. Ondan Oeagrus’un oğlu olarak bahseder (Şölen) ve bir müzisyen ve mucit olduğundan söz eder (Ion ve Yasalar 3. kitap). Lirinin mucizevi gücü akkında konuşur, Hades’e inişi hakkında tek bir hikaye verir: iddia ettiğine göre tanrılar, Alkestis gibi ölme cesareti göstermeden Hades’e canlı girmeyi tasarladığından dolayı kaybettiği karısının hayali bir görüntüsü ile onu rahatsız eder ve sonrasında korkaklığının cezası olarak kadınların elinde ölür (Şölen 179d)."
"Edebi kaynaklardan daha eski olarak Delfi’de MÖ 6. yüzyıldan kalma, Orfeus’un Argo gemisiyle beraber gösterildiği bir kabartma vardır."


Pindaros’un bir parçası ve Apollodorus’a göre Orfeus’un babası, Trak kralı Oeagrus’tur. Annesi Müz Kalliope, Müz Polimnia, Pieros’un kızı, Makednos’un oğlu ya da Tamris’in kızı Menippe’dir. Ancak Pindaros, Delfi Odları adlı eserinde Orfeus’a Apollo’nun çocuğu der; bu parçanın şerhleri ile mitograf Asklepiades’in de ebeveynlerin Apollo ve Kalliope olduğunu düşündüğü anlaşılır. Tzetzes’e göre Orfeus, Bisaltialıdır. Doğum ve ikamet yeri, Olimpos’a yakın mesafede bulunan Pimpleia’dır; Strabon da burada yaşadığından bahsetmiştir. Argonautika adlı epik şiire göre Pimpleia, Oeagrus ile Kalliope’nin düğün mekanıdır. Parnassos’ta annesi ve sekiz güzel teyzesiyle yaşarken o sırada gülen Müz Thalia’ya kur yapan Apollo ile tanışır. Müziğin tanrısı olarak Apollo, Orfeus’a altın bir lir verir ve nasıl çalınacağını gösterir. Orfeus’un annesi ise ona şarkı söylemek için dizeler yaratmayı öğretmiştir. Aynı zamanda Mısır’da eğitim aldığından bahsedilir.

Orfeus’un Egine’de Hekate ibadetinin kurucusu olduğu söylenir. Aynı zamanda Lakonya’ya Demeter Chthonia ve Κόρες Σωτείρας (Kóres Sōteíras: Kurtarıcı Kızlar) inancını getirmiştir. Ayrıca Taygetus’taki Elefsis Demeter tapınağında Pelasglar tarafından Orfeus’un ahşap bir resminin tutulduğu düşünülür.
Diodoros Siculus’un iddia ettiğine göre Atinalı Musaeus, Orfeus’un oğludur.

Argonautika (Ἀργοναυτικά), MÖ 3. yüzyılda Rodoslu Apollonios tarafından yazılmış bir epik Yunan şiiridir. Orfeus, bu macerada yer almıştır ve yoldaşlarına yeteneklerini kullanarak yardımcı olmuştur. Kheiron, Orfeus’un yardımı olmadan Argonotların asla Sirenleri (Homeros’un epik şiiri Odisseia’da Odisseus’un karşılaştığı yaratıklar) aşamayacağını İason’a söylemiştir. Sirenler, Sirenum scopuli adı verilen üç kayalık adada yaşamaktaydı; kendilerine gelen gemicilere söyledikleri güzel şarkılarla onları baştan çıkarır ve gemilerinin adaya çarpmasına neden olurlardı. Onların sesini duyan Orfeus, lirini çıkararak daha güzel ve sesli bir şarkı çalmıştır; bu şekilde Sirenlerin büyüleyici şarkılarını bastırmıştır. MÖ 3. yüzyılın ağıtçı Helenistik şairi Fanokles’e göre Orfeus, genç Argonot Kalais’e aşık olmuştur. "Boreas’ın oğlunu tüm kalbiyle sevdi ve arzusu hakkında karanlık korularda sıklıkla şarkı söylese de kalbi hiç rahatlamadı. Ama her zaman istirahatsiz umursamaları, dinç Kalais’e baktıkça onun ruhunu yiyip bitirdi."

Orfeus’un yer aldığı en ünlü hikâye, Evridiki’nin (Argiope olarak da bilinir.) hikâyesidir. Evridiki, düğünündeki uzun çimenler arasında halkı Kikonlarla beraber yürürken bir satirin saldırısına uğrar. Satirden kaçmaya çalışan Evridiki, bir engerek yuvasına düşer ve topuğu ölümcül olarak ısırılır. Cesedi, kederle taşan Orfeus tarafından bulunur ve o kadar hüzünlü ve acıklı şarkılar çalar ki tüm nemfler ve tanrılar ağlar. Onların tavsiye üzerine Orfeus, Ölüler Diyarı’na seyahat eder. Müziğiyle Hades ve Persefoni’nin kalbini yumuşatır, onlar da tek bir şartla Evridiki’nin dünyaya geri dönmesine izin vereceğini söyler: Orfeus, Evridiki’nin önünden yürümeli ve dünyanın yüzüne çıkana kadar ona dönüp bakmamalıdır. Evridiki, Orfeus’u izleyecek biçimde yola koyulur ve Orfeus, üst dünyaya ulaştığı anda ona geri dönüp bakar; ancak hevesi nedeniyle unuttuğu şey, şartın sağlanması için ikisinin de üst dünyada olması gerektiğidir. Evridiki’nin üst dünya sınırını henüz geçmemesi nedeniyle bu sefer sonsuza dek olmak üzere ikinci kez yok olur.
Hikâyenin bu şekli, Aristaeus ve trajik sonuçtan bahseden Vergilius’un zamanındandır (Vergilius’un Georgics eseri sırasındaki mite göre Aristaeus, Evridiki’yi yılan soktuğu zaman onu kovalamaktadır.) Diğer antik yazarlar ise Orfeus’un Ölüler Diyarı’na olan ziyaretini daha negatif bir bakış açısıyla yorumlar: Platon’un Şölen’inde Phaidros’a göre karanlık tanrılar, Orfeus’a sadece Evridiki’nin bir hayaletini göstermiştir. Hatta Platon, Orfeus’u bir korkak olarak tarif eder; bir zamanlar sevdiği kişiyle beraber olmak için ölmeyi seçmek yerine Hades’ten onu canlı olarak almayı dilemesi, tanrılara karşı alay etmektir. Aşkı için ölmeyi göze almaması, bu aşkın "gerçek" olmadığını gösterdiğinden sebeple tanrılar tarafından cezalandırılmıştır; ilk önce eski karısının Ölüler Diyarı’ndaki hayaleti gösterilmiş, sonra da bir kadın tarafından öldürülmüştür. Ovidius’e göre ise Evridiki’nin ölümüne neden olan yılan ısırığı, düğününde naiadlarla dans ettiği sırada gerçekleşmiştir.
Vergilius’un şiirine göre Epir ve Meriç’ten Getae’ya (Tuna Nehri’nin kuzeydoğusu) kadar Dryadlar ağlamıştır; kederine yenik düşerek Orfeus’un Hiperborea ve Tanais’e (Don Nehri civarındaki bir antik Yunan şehri) kadar gittiğini söyler.
Evridiki’nin hikâyesinin Orfeus mitlerine ekleme olması ihtimali vardır. Özellikle Evridiki ismi ("adaleti genişçe uzanan kadın"), Persefoni’ye adanan kült isimlerini çağrıştırır. Şair Robert Graves’in teorilerine göre bu mitler, Orfeus’un Tartarus’a seyahat edip tanrıça Hekate’yi etkilediği farklı bir efsanesinden türemiştir.
Medea tarafından yönlendirilen İason’ın Chtonic Brimo Hekate’yi uyandırmasında esansiyel bir önlem olarak alınmış arkaya bakmama teması, Lut’un karısının Sodom’dan kaçmasını ele alan İncil hikâyesinde de gösterilmiştir. Daha da yakın olarak Orfeus’un hikâyesi, Persefoni’nin Hades tarafından kaçırıldığı ya da Adonis’in Ölüler Diyarı’nda tutulduğu antik Yunan hikâyelerine benzerlik gösterir. Bununla birlikte Orfeus mitinin gelişmiş versiyonları, Orfik gizem kültleri ile iç içe geçmiş olup sonrasında Roma’daki Mitraizm ve Sol Invictus ekolünün ortaya çıkmasında rol oynamıştır.
Eshilos’un kayıp oyunu olan Bassaridler’inin Geç Antik Çağ’a ait bir özetine göre hayatının sonlarına doğru Orfeus, Apollo harici tüm tanrılara ibadeti reddetmiştir. Tanrısını gün doğumunda selamlamak üzere bir sabah erkenden Dionisos’un Pangaion Dağı’nda bulunan kehanet merkezine gitmiştir ancak eski koruyucusu Dionisos’u onurlandırmadığından dolayı Traklı Maenadlar tarafından parçalara ayrılmıştır; Pierya’ya gömülmüştür.
Karısı için Hades’e inip orada ne tür şeylerin olduğunu görünce sayesinde ünlü olduğu Dionisos’a olan ibadetini sürdürmedi, Apollo olarak hitap ettiği Helios’un tanrıların en büyüğü olduğunu düşündü. Her gece gün doğumuna doğru kendisini uyandırıp Pangaion adı verilen dağa çıkar, sırf ilk kendisi görsün diye güneşin doğuşunu beklerdi. Bu nedenle ona sinirlenen Dionisos, Bassaridleri göndermiştir; trajedi yazarı Eshilos’un dediği gibi onlar da Orfeus’u parçalara ayırıp uzuvlarını etrafa saçmıştır.

Bu hikâyede ölümü, yine Maenadlar tarafından parçalara ayrılan Pentheus’un hikâyesi ile benzerlik gösterir; Orfik gizem kültlerinin Orfeus’u paralel bir figür olarak gördüğü ve hatta Dionisos’un vücut bulmuş hali olarak kabul ettikleri düşünülmüştür. İkisi de Hades’e benzer seyahatlerde bulunmuştur; Dionisos-Zagreus da benzer bir ölüm yaşamıştır. Pausanias ise Orfeus’un Dion’da ölüp gömüldüğünü yazmıştır. Yazdığına göre Orfeus’u öldüren kadınlar kan bulaşmış ellerini suda yıkamak isteyince Helikon Nehri, yer altına çökmüştür. Diğer efsanelere göre Orfeus, Dionisos’un bir müriti olmuş ve kültünü diyarlara yaymıştır; efsanenin bu formuna göre, gafleti sebebiyle Trakyalı kadınlar tarafından parçalara ayrılmıştır.
Ovidius ise şöyle iddia eder:
Orfeus, ya bu işler kendisi için kötü sonuçlandığından ya da öyle yapmaya yemin ettiğinden dolayı kadınların aşkından uzak durmuştur. Ancak birçok kişi bu şairle beraber olma arzusu içerisinde bulunmuştur, çoğu da reddedilmekten dolayı kederlenmişlerdir. Trakların içerisinde aşkını genç erkeklere veren ilklerdendir; erkekliğin bu erken çiçeklenme zamanının ve onların hayatlarının kısa bahar döneminin tadını çıkarmıştır.
Orfeus’un yalnızca erkek sevgili (eromenoi) edinmesinden dolayı reddedilmiş hisseden ve Dionisos’un müritleri olan Kikon kadınları, ilk önce o müzik çalarken ona sopa ve taş fırlatmıştır; ancak çaldığı şarkılar o kadar güzeldir ki taşlar ve dallar bile ona vurmayı reddetmiştir. Hiddetlenen kadınlar da cümbüşlerinin en çılgın anında onu parçalamışlardır. Andrea Mantegna’nın kaybolmuş olan orijinal eserine dayanarak Albrecht Dürer’in yaptığı Orfeus’un ölümü ile ilgili çizimde, üzerindeki ağaca bağlı kurdelede Orfeus der erst puseran (Orfeus, ilk oğlancı) yazar.

Hala kederli şarkılar söyleyen kafası, liriyle beraber Meriç Nehri’ne ve sonrasında denize doğru yüzmüştür. Rüzgar ve dalgaların etkisiyle Midilli’de bulunan Mithimna’ya sürüklendikten sonra oranın yerlileri kafasını gömmüş, Antissa yakınında onun şerefine bir türbe inşa etmişlerdir; burada Apollo tarafından susturulmadan önce kehaneti verilmeye başlamıştır. Midilli’nin yerlileri yanı sıra İyonya ve Etolya’dan gelen Yunanlar da bu kahine başvurmuştur; itibarı Babil’e kadar yayılmıştır.
Orfeus’un liri, Müzler tarafından göklere yükseltilmiş ve yıldızların arasına konumlandırılmıştır. Aynı zamanda Müzler, bedeninin parçalarını toplayıp Olimpos Dağı’nın aşağısında bülbüllerin mezarında şarkı söylediği Libetra’ya gömmüşlerdir. Sis Nehri taşıp Libetra’yı sel götürdükten sonra Makedonlar tarafından kemikleri Dion’a götürülmüştür. Orfeus’un ruhu Ölüler Diyarı’ndaki kutsanmışların topraklarına dönmüş, sonunda sevgili Evridiki’si ile kavuşmuştur.
Yine başka bir efsaneye göre türbesi, Pidna, Makedonya’ya yakın bir yerde Dion’dadır. Mitin bir farklı versiyonuna göre Orfeus, Epir’de ölüler için olan bir kahini bulmak üzere Tesprotia’daki Aornum’a seyahat eder. Sonunda Evridiki’yi bulamamasının verdiği kederle kendisini öldürür.
"Başkaları ise bir şimşeğe kurban gittiğini iddia etmiştir."

Freeman, Sokrates Öncesinde Filozoflar’ın 1946 baskısında Orfeus’un hikâyeleri hakkında şöyle yorum yapar:
Milattan önce beş ve dördüncü yüzyıllarda "Orfik" olarak isimlendirilen altılı hece ölçüsüyle yazılmış birtakım şiir koleksiyonu ortaya çıkmıştır; bu eserler, hayatı Orfik yolla yaşayanlar için kabul edilen otorite olmuştur ve Orfeus’un kendisine atfedilmiştir. Platon, bu koleksiyondan birkaç kez alıntı yapmıştır; Devlet’te "Musaeus ve Orfeus’a ait kitap kümeleri"nden, Yasalar’da Tamris ve Orfeus’un ilahilerinden bahseder ve Ion’da da Orfeus’u Musaeus ve Homeros ile birlikte epik şairlerin ve hitabetçilerin ilham kaynağı sayar. Euripides’in Hippolitus’unda Theseus’un "birçok ilmi eserin abartılı patlayışından" bahsetmesi, oğlunun Orfeus’u izleyerek Baküs dinini benimsemesine yol açar. Dördüncü yüzyılın komedyen şairi Alexis, Herakles’e birkaç kitap opsiyonu sunup "Orfeus, Hesiodos, trajedyalar, Koerilus, Homeos, Epikharmus"tan bahseden Linus’u tasvir eder. Aristotales ise şiirlerin Orfeus tarafından yazıldığına inanmaz, onlardan "Orfik epik denilenler" olarak söz eder; Yahya en-Nahvi (MS yedinci yüzyıl), bu ifade hakkında yorum yapar ve kaybolmuş eser De Philosophia’da Aristotales’in direkt olarak şiirlerin Orfeus tarafından yazılmadığına inandığını söyler. Bunun yanında epik dizelerindeki öğretilerin Onomakritus tarafından eklendiğine ilişkin kendi teorisini de ekler. Aristotales, Orfik kozmolojik doktrinlerden bahsederken onları "teologlara", "antik şairlere" ve "tanrıların varlığını teorize eden ilk kişilere" atfeder.
[…]
Elianus (MS ikinci yüzyıl), bu hikayelere inanılmamasının asıl nedenini söylemiştir: Orfeus’un yaşadığı iddia edilen dönemde Traklar, hiçbir şekilde yazmayı bilmiyordu. Bu nedenle Orfeus’un yazmayı öğrettiği ancak arkasında hiç yazı bırakmadığı, ona atfedilen epik şiirlerin de M.Ö. altıncı yüzyılda Onomakritus tarafından yazıldığı anlamı çıkarıldı. Onomakritus, Musaeus’un şiirlerinin düzenlenmesi amacıyla ile kendisine emanet edilmesi sonrasında bir kehanet merkezine kendi yazılarıyla girip yakalanınca Hipparkos tarafından Atina’dan sürgün edilmiştir. Onomakritus’un Orfik epik şiirlerin de yazarı olduğu fikrinin Aristotales tarafından kayıp eseri De Philosophia’da ortaya atıldığı düşünülmektedir. Orfik yazıların Hristiyanlar ve Yeni Platoncular tarafından özgürce alıntılanmaya başladığı sırada Onomakritus’un yazarlık teorisi birçok kişi tarafından kabul bulunuyordu.
[…]
Yeni Platoncular, Orfik şiirleri Hristiyanlığa karşı bir savunma olarak altıntılar çünkü Platon, Orfik olduklarına inanarak bu şiirleri kullanmıştır. Kullandıkları yazıların farklı versiyonlar içerdiklerine inanılır; her bir versiyon ise evren, tanrılar, insanoğlu, belki de hayatı doğru yaşama yolu ve ilaveten ilişkili ödül ve cezalar ile ilgili farklı bilgiler verir.

Hesiodos’un Theogonia’sındaki dizelerle birlikte mitolojik veri için bir depo görevi gören Orfik şiirler, aynı zamanda gizem ayinlerinde ve arınma ritüellerinde de kullanılmıştır. Platon, zenginleşmek için arınışlara ilaveten Orfeus ve Musaeus’un kitaplarını teklif eden başıboş fakir din adamları hakkında özel olarak konuşmuştur. Bu ritüel ve şiirlere tamamen kendini adamış kişiler sıklıkla cinsellikten sakınma ve vejetaryenliği de hayatlarına katmıştır, yumurta ve fasulye yemekten uzak durmuşlardır— bu durum, daha sonrasında Orphikos bios (Orfik yaşama yolu) olarak bilinmeye başlanmıştır. W. K. C. Guthrie, Orfeus’un gizem dinlerinin kurucusu olduğunu ve insanlara kabul töreninin anlamını gösteren ilk kişi olduğunu yazmıştır. Psödo-Platonic Axiochus’ta Orfeus’un adının geçirilmediği bir göndermede denir ki iki kahinin Hiperborea topraklarından Delos’a getirdiği bazı bronz tabletlerde Hades’teki ruhun kaderi tasvir edilir.

Altılı hece ölçüsüyle yazılmış bir grup Yunan dini şiir de Bakis, Musaeus, Abaris, Aristeaus, Epimenides ve Sibilla gibi mucizeler yaratan figürler içerdiği için Orfeus’a atfedilmiştir. Bu geniş edebi gruptan sadece iki eser tam olarak saklanabilmiştir: büyük ihtimalle ikinci veya üçüncü yüzyılda bestelenmiş ve 87 şiirden oluşan Orfik İlahiler ile dört ila altıncı yüzyıl arasında bestelenmiş epik Orfik Argonautika. MÖ 6. yüzyıla kadar uzandığı düşünülen erken Orfik edebiyat ise sadece papirüs parçalarında veya alıntılarda bulunabilmiştir. En erken parçalardan bazılarının Onomakritus tarafından bestelenmiş olması ihtimali de vardır.
Derveni, Makedonya (Yunanistan)’da 1962’de keşfedilen Derveni El Yazmaları’nda altılı hece ölçülü Orfik bir şiir üzerine felsefi bir yazı içeriği bulunmuştur; Filozof Anaksagoras’ın çevresi tarafından MÖ 5. yüzyılın ikinci yarısında tanrıların doğumu hakkında yazılmış bu teogoniyi kinayeli bir şekilde yorumlayan parçadır. Bu papirüs ise MÖ 340 civarında yazılmıştır, Makedonya’nın II. Filip döneminden kalma olup Avrupa’nın saklanabilen en eski el yazması olmuştur.

Orfeus teması, Batı kültürüne giriş yaptığından beri birçok sanat türünde kullanılmıştır. İlk örneklerin içerisinde 13. yüzyılın başlarından Bay Orfeo adlı Breton lai ve 1600’den Jacopo Peri’ye ait Euridice (başlık, karısının adıdır ancak librettonun kendisi tamamen Ovidius’un Dönüşümler’inin 10 ve 11. kitabını temel almaktadır; genellikle Orfeus’un bakış açısı baskındır.) örnek verilebilir.
Sonrasındaki opera ve müzikle ilgili yorumlamaların arasında şunlar bulunur:
Rainer Maria Rilke’nin Orfeus’a Soneler (1922) adlı eseri, Orfeus mitini temel almaktadır. Poul Anderson’ın 1972’de yayınladığı ve Hugo Ödülü kazanan kısa romanı "Keçinin Şarkısı", Orfeus’un hikâyesinin bir bilim kurgu modelinde yeniden anlatılışıdır. Mitin bazı feminist yorumları ise Evridiki’ye daha çok önem verir. Margaret Atwood’un Orfeus ve Evridiki Döngüsü’nde (1976–1986) bu mit ele alınır ve Evridiki’ye daha güçlü bir ses verilir. Aynı şekilde Sarah Ruhl’un Evridiki’si, Evridiki’nin bakış açısıyla Orfeus’un Ölüler Diyarı’na inişini anlatır. Ruhl, Evridiki’nin kaybettiği babasının ona verdiği büyük babalık sevgisini romantik sevgiyle eşleyerek Orfeus’u hikâyenin merkezinden çıkarır. David Almond’ın 2014 yılında Orfeus ve Evridiki mitinden esinlenerek yazdığı Ella Grey için Bir Şarkı romanı, 2015’te Guardian Çocukların Kurgu Ödülleri’nde ödül almıştır. Neil Gaiman tarafından yazılıp Bryan Talbot tarafından resimlendirilen Sandman çizgi roman serisindeki Orfeus’un Şarkısı sayısında Orfeus, karakterlerden biridir. Orfeus’un babasının Morfeus’un kendisi olarak tanıtılması dışında mite genel olarak bağlı kalınmıştır. Orfeus karakteri, serinin farklı iki sayısında daha kullanılmıştır.

1959’da Marcel Camus tarafından Siyah Orfeus adıyla filme dönüştürülen Vinicius de Moraes’in oyunu Orfeus’un Tasarımı, bu hikâyeyi Karnaval sırasında Rio de Janeiro’daki bir favela içerisinde yeniden anlatılmıştır. Jean Cocteau’nun Orfik Üçlüsü— Bir Şairin Kanı (1930), Orfeus (1950) ve Orfeus’un Vasiyetnamesi (1959)— otuz yıl içerisinde çekilmiş olup hikâyenin farklı yönlerinden temel alır. Cocteau’ya adanmış triptiğin bir parçası için Philip Glass, serinin ikinci filmini Orfeus (1991) isimli bir oda operasına dönüştürmüştür. Anaïs Mitchell’in halk operası müzikali Hadestown (2010), Hades’i bir yer altı maden şehrinin acımasız iş patronu olarak portre ederek Orfeus ile Evridiki’nin trajedisini Amerikan jazı eşliğinde anlatır. Sonrasında Mitchell, yönetmen Rachel Chavkin ile birlikte çalışarak eserini birden fazla Tony ödülü almış bir sahne müzikaline dönüştürmüştür.
|tarih= (yardım); |çalışma= dış bağlantı (yardım)|başlık= parametresi C1 control character içeriyor (yardım); 2. harf sırasında bulunan |soyadı= parametresi C1 control character içeriyor (yardım); 2. harf sırasında bulunan |soyadı2= parametresi C1 control character içeriyor (yardım)