| Grekçe: Ὀφρύνειον | |||||||||
| Konum | Erenköy, Merkez, Çanakkale, | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| Bölge | kuzey Troad | ||||||||
| Koordinatlar | 40°1′22″K 26°20′6″D / 40.02278°K 26.33500°D | ||||||||
| Tür | Yerleşim yeri | ||||||||
| Tarihçe | |||||||||
| Kuruluş | MÖ. 6.yüzyıl | ||||||||
| Devir(ler) | Arkaik Yunanistan'dan Bizans İmparatorluğu'na | ||||||||
| Sit ayrıntıları | |||||||||
Ophryneion
| |||||||||
Ophryneion veya Ophrynium (Grekçe: Ὀφρύνειον), Anadolu'nun antik dönemdeki kuzey Troad bölgesinde yer alan bir Grek kentidir. Çanakkale il sınırları içinde, merkeze bağlı bugünkü Erenköy'ün yaklaşık 1,5 km kuzeydoğusunda konumlanan yerleşim, Çanakkale Boğazı'na hakim bir tepenin sarp kaşında kurulmuştu. Nitekim kentin ismi de, Eski Yunanca'da "tepe kaşı" veya "kayalık uç" anlamına gelen ophrus (ὀφρῦς) kelimesinden türetilmiştir. Kentin toprakları batıda Rhoiteion, doğuda ise Dardanus ile komşuydu.
Ophryneion'un kuruluşu, antik literatürde derin mitolojik bağlarla açıklanır. Söylencelere göre kent, Atina'nın en büyük kahramanı Theseus'un oğlu Akamas tarafından kurulan bir dizi yerleşimden biriydi. Anlatı, Akamas'ın bu kenti daha sonra Aeneas'ın oğlu Ascanius ve Hektor'un oğlu Skamandrios'a devrettiğini ileri sürer. MÖ 2. yüzyıl bilgini İskenderiyeli Lysimachus'un aktardığı bu gelenek, bölge üzerinde Atina lehine bir nüfuz kurma çabası olarak değerlendirilir; zira bu hikaye bölgeyi Truva Savaşı'nın hemen sonrasına tarihlerken, aynı zamanda bölgedeki yerleşimleri Atinalı bir kahramana bağlamaktadır. Lysimachus bunu Nostoi'sinin 2. Kitabında anlatmış, o da bunu MÖ 4. yüzyılın sonlarında yaşamış Chalkisli Dionysios adlı bir tarihçiden almıştır. Bu geleneğin, birçok yerin kurucusunu Atina'nın en önemli kahramanı Theseus'un oğlu olarak gösterirken aynı zamanda çağdaş geleneklerin böyle bir bağlantıdan hiç bahsetmemesini açıklayarak Atina yanlısı bir önyargıyı yansıttığı ileri sürülmüştür. Ancak yapılan yüzey araştırmaları, arkeolojik verilerin edebi anlatılarla tam örtüşmediğini; yerleşimdeki ilk insan izlerinin MÖ 6. yüzyıldan daha eskiye gitmediğini göstermektedir.

Antik dünyada Ophryneion'un en büyük şöhreti, Homeros'un İlyada destanında Aşil tarafından öldürülen Truvalı kahraman Hektor'un mezarına ev sahipliği yapmasından geliyordu. Hektor kültünün şehirdeki varlığına dair ilk kesin kanıtlar, MÖ 350-300 yıllarına tarihlenen ve üzerinde Hektor figürü bulunan şehir sikkeleridir. MÖ 5. yüzyılın trajedya yazarı Sofokles'in kayıp bir oyununda bu geleneğe atıfta bulunduğu, ayrıca Truva'nın yağmalanışını betimleyen yaklaşık MÖ 500-490 tarihli bir vazoda da bu durumun işlendiği düşünülmektedir.
MÖ 316 yılında Thebai kenti Büyük İskender'in yıkımından sonra yeniden inşa edildiğinde, bir kehanetin Thebai'ye refah vadetmesi üzerine Hektor'un kemikleri Ophryneion'dan Thebai'ye taşınmıştır. Buna rağmen, ünlü coğrafyacı Strabon, MS 1. yüzyılda kentin yakınlarında Hektor adına adanmış görkemli ve kutsal bir alanın varlığından bahseder. Bu durum, kemikler gitmiş olsa dahi kahramana olan saygının ve yerel inancın Ophryneion'da canlılığını koruduğunu gösterir.
Ophryneion, antik kaynaklarda nadiren karşımıza çıkan sessiz bir liman kenti gibidir. Herodot, MÖ 480 yılında Pers Kralı I. Serhas'ın (Xerxes) ordusuyla birlikte Abydos'tan Avrupa'ya geçmeden önce kıyı boyunca ilerlerken buradan geçtiğini not eder. MÖ 427'de Mytilene (Midilli) isyanının bastırılmasının ardından Atina'nın kontrolüne geçen "Aktaia kentlerinden" biri olmuştur. Atinalı soylu Alkibiadis'in akrabası Axiokhos'un da burada toprak sahibi olduğu, Herm heykellerinin parçalanmasında adı geçen Atinalı soylulardan el konulan malları kaydeden, MÖ 414/413'ten kalma Atina kaynaklı bir yazıtta tarihi kayıtlara geçmiştir.
MÖ 399 yazında Ksenofon, "Onbinlerin Dönüşü" sırasında kente uğrayarak kurban törenleri düzenlemiştir. MÖ 4. yüzyılın sonlarında, hatip Demosthenes'in bir konuşmasında, Bizans'tan sürgün edilen Parmeno'nun buraya yerleştiği, ancak Khersonese (Gelibolu Yarımadası) merkezli bir depremin evini yıkması sonucu şehri terk etmek zorunda kaldığı aktarılmaktadır. MÖ 316'dan kısa bir süre sonra, Hektor'un kemikleri Ophryneion'dan Thebes'e taşındı (yukarıya bakınız, Hektor'un Mezarı), ancak Strabon'un MS 1. yüzyılda Ophryneion'daki Hektor'un türbesi hakkındaki açıklaması, kemikleri taşındıktan sonra bile orada hala tapınıldığını göstermektedir. Şehrin siyasi statüsü ise zamanla değişmiş; MÖ 188'deki Apamea Antlaşması öncesinde kuzeydoğudaki Dardanus'un etkisindeyken, bu tarihten sonra Ilium'a (Yeni Truva) bağlanmıştır.
Arkeolojik buluntular ve seramik parçaları, Ophryneion'un Bizans dönemine kadar kesintisiz bir yerleşim gördüğünü kanıtlamaktadır. Her ne kadar bir zamanlar Hektor'un kemiklerini barındırmış olmasıyla anılsa da, şehir Orta Çağ'dan itibaren tarih sahnesinden yavaşça çekilmiştir.
Kente yönelik modern araştırmalar 19. yüzyıla uzanmaktadır. İngiliz Konsolosu Frank Calvert, 1850'lerde bölgeden derlediği bronz sikkelere dayanarak kentin konumunu tespit etmiş; akabinde Heinrich Schliemann ve F. Calvert de kenti ziyaret etmiştir. 1970'lerde John Manuel Cook, Troas bölgesinde kapsamlı bir arkeolojik ve topoğrafik araştırma gerçekleştirmiş, 1973'te yayımlanan bu çalışma bölge araştırmaları için temel başvuru kaynağı niteliği kazanmıştır. 1977–1979 yılları arasında ise Aşkıdil Akarca, Kara Menderes Ovası ve Bayramiç çevresini kapsayan yüzey araştırmasında Neolitik'ten Demir Çağı sonuna uzanan yerleşim izlerini belgelemiştir.
Nekropol alanı kentin güneyinde, Derindere ile Erenköy (İntepe) arasında yer almaktadır. Frank Calvert'in bu alanda yürüttüğü kazılarda küp mezarlar ve taş lahitler gün yüzüne çıkarılmıştır. Mezar buluntuları arasında Orientalizan üslupta hayvan betimli kaplar, Attika siyah ve kırmızı figür tekniğinde seramik parçaları, Korinthos kökenli kaplar ve terra cotta heykelcikler sayılabilir. Cook, mezarlığın MÖ 600'lerden itibaren kullanıldığını belirtmektedir. Öte yandan İzmir Yolu üzerindeki büyük tümülüs, 1885'te F. Calvert tarafından kazılmış; herhangi bir mezar buluntusuna rastlanmamış olmakla birlikte yapının Hektor anısına inşa edilmiş sembolik bir anıt olabileceği düşünülmektedir. Kentin kronolojisi Erken Tunç Çağı'ndan Roma dönemine dek kesintisiz bir iskânı yansıtmaktadır.
2016–2017 yıllarında Dr. Öğr. Üyesi Derya Yılmaz başkanlığındaki ekip tarafından gerçekleştirilen yüzey araştırmasında Ophryneion Limanı'nda Klasik ve Arkaik döneme ait az sayıda seramik ile bir bronz Doğu Roma sikkesi ele geçirilmiştir. Az miktarda Tunç Çağı seramik parçasının yanı sıra Karanlık Liman'da moloz taşlardan yapılmış tümülüsler de tespit edilmiştir. Bu tümülüsler, daha önce yalnızca iç kesimlerde karşılaşılan bir mezar tipinin sahil bölgesinde ilk kez belgelenmesi bakımından özel bir öneme sahiptir.