Geleneksel beyaz giysileriyle Zaza erkekleri, eski bir kilise kalıntıları yakınlarında, Gerger, Osmanlı İmparatorluğu, 1901 | |
| Önemli nüfusa sahip bölgeler | |
|---|---|
| 9.000.000-10.000.000 | |
| Diaspora y. 300,000 Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, Birleşik Krallık, Birleşik Devletler | |
| Diller | |
| Din | |
| İlgili etnik gruplar | |
| Diğer İran halkları (özellikle Kürtler, Talışlar, Mâzenderanlılar ve Gilekler) | |
Zazalar, Hint-Avrupa dil ailesine bağlı bir dil olan Zazaca konuşan bir etnik gruptur. Bölgelere göre kendilerini Zaza, Kırd, Kırmanc veya Dımıli olarak adlandırırlar.Zazalar Türkiye'de ağırlıklı olarak Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşamaktadır. Doğu Anadolu'da Bingöl, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Bitlis ve Tunceli; Güneydoğu Anadolu'da ise Diyarbakır, Adıyaman, Şanlıurfa illerinin belirli bölgelerinde yerleşiktirler. Aynı zamanda Kuzeydoğu Anadolu'da Kars ve Ardahan, Orta Anadolu'da Kayseri, Sivas ve Aksaray ile Karadeniz bölgesinde Tokat ve Gümüşhane gibi illerde de Zaza yerleşimleri bulunmaktadır. Türkiye'nin dışında, Batı Avrupa'da, özellikle Almanya'da Zaza diasporası bulunmaktadır. Yaklaşık 2-3 milyon nüfusa sahip olan Zazalar; Türkler, Kürtler ve Araplardan sonra sayısal olarak Türkiye'deki dördüncü en büyük etnik grubu oluşturmaktadır.
Zazaların dini ağırlıklı olarak İslam'dır ve kendi içlerinde Sünni ve Alevi mezhepleri arasında bölünmüşlerdir. Zazaların bu mezhepsel bölünmesi, Zaza dilinin lehçe farklılıklarına da yansımıştır; dilin güney lehçesi Hanefi Zazalar, kuzey lehçesi Alevi Zazalar ve doğu lehçesi Şafi Zazalar tarafından konuşulmaktadır. Zazaların dili Zazaca ise İran dillerinin kuzeybatı İran koluna bağlıdır ve Tatça, Talışça, Sengserce, Simnanca, Gilekçe ve Mazenderanca gibi dillerle yakından ilişkilidir.
Zazaların kendilerini adlandırdığı Zaza sözcüğünün tespit edildiği birçok tarihî kaynak bulunmaktadır. Zaza tanımına coğrafi bir tanımlama olarak ilk kez Pers kralı Büyük Darius döneminde Farsça, Elamca ve Babilce yazılmış Behistun Yazıtları'nda (MÖ 6. yüzyıl, tahminen 520) rastlanmaktadır. Bu yazıtlarda Fırat havzasında "Zāzāna" (𐏀𐎠𐏀𐎠𐎴) olarak adlandırılan bir bölge (veya şehir) yer almaktadır. MS 100–170 yılları arasında yaşamış Yunan matematikçi ve coğrafyacı Batlamyus'un Asya haritasında ise Kuzey İran'da, Hazar Denizi'nin güneyinde "Zazaka" (Ζαζακα) adlı bir yer kaydedilmiştir. Orta Çağ seyyahı Marco Polo'nun yol haritasında ise Musul-Erzincan-Erzurum dar üçgeni içinde kalan bölge "Zorzanie/Zarzania" olarak kaydedilerek bu bölgenin sınırının Hazar Denizi'ne kadar dayandığı belirtilmiştir. Sümer tapınak ve tanrıçalarından birinin ortak ismi olarak "Ninni-Zaza" veya "İnnana-Zaza" da sözcük olarak Zaza'nın yer aldığı bir diğer kaynaktır. Eski yer isimleri arasında, Zaza-Buha'nın (MÖ 880) Elâzığ'ın Maden yöresinde Mihrap ve Kervançemen dağları eteklerinde bir yer olarak tanımlanmaktadır. Zaza adının geçtiği kaynaklardan bir diğeri de Orta Çağ döneminde, 1329-1330 tarihleri arasına tarihlenen bir Kureyş şeceresidir. Yazılı bir deri doküman olan şecerede sıralanmış birkaç Zaza aşiret adı geçmektedir. Zaza aşiretine mensup olarak kaydedilmiş bir imza Tālib Mullā Benī min, qebile Zāzā طالب ملا بنی من قبلة زازا "Zaza kabilesinden talip Mollā Beni" şeklinde yer almaktadır. 18. yüzyıla ait bir Anadolu haritasında, günümüzde de Zazaların bulunduğu Sivas dolaylarında bir bölge "Zaza" olarak ifade edilmiştir. Zaza adlandırması Osmanlıca kaynaklarda ظاظا ,زازا veya ذاذا biçiminde yazılmıştır. Zaza adlandırması Zazaların genel adlandırması olup bu adlandırmaya Zazacanın bütün lehçelerinde rastlanmaktadır. Diğer endonimler olan Dimli veya Dimili adlandırmaları da Zazalar ve dilleri için kullanılmaktadır. İranolojide genel kabul gören teorilere göre Dimili adı Deylem (Dēlēm) sözcüğünden evrimleşmiştir. Ermeni tarihi kayıtlarında da Zazalar Deylemli anlamına gelen delmik, dlmik, dlmikner adlarıyla kaydedilmiştir. Deylemliler tarih boyunca Yunanca, Arapça, Ermenice, Farsça gibi dillere ait kaynaklarda Dilimnite, Dilimite, Dolomite, Dēlēmi, Delmi, Dlmi, Dlmik, Delmik gibi farklı adlarla anılmıştır. Dimili adlandırmasının, yerleşik görüşün dışında, Dunbuli adındaki aşiret adıyla bağlantılı olabileceği şeklinde bir diğer görüş de mevcuttur. Ancak bu görüş Alman dilbilimciler Karl Hadank ve Oskar Mann tarafından çürütülmüştür. Hadank, Zazaca üzerine yazdığı eseri "Mundarten der Zâzâ"da (1932), Dimli ve Dunbuli arasındaki iddia edilen ilişkiyi birkaç sayfa boyunca ayrıntılı olarak ele alıp çeşitli tarihi kaynaklardan kanıtlar sunarak Dunbuli aşiretini Zazalar ile eşitlemenin imkansız olduğunu, Dimli teriminin Dunbuli teriminden türetilemeyeceğini ve Dimli halkı (Zazalar) ile Dunbuli aşiretinin birbirinden tamamen farklı olduğunu tespit etmiştir. Eberhard Werner'e göre de Zaza halkının sözlü geleneklerinde iddia edilen Dunbuli göçüne dair tek bir referans dahi bulunmamaktadır. Dunbuli aşireti iddiası aynı zamanda Deylem görüşünün aksine Zaza dilinin İranolojide detaylı bir biçimde belgelenen Hazar kıyısındaki dillerle olan yakınlığına herhangi bir açıklık getirememesi bakımından tarihsel ve dilbilimsel dayanaktan yoksun olarak eleştirilmiştir. Coğrafi olarak Dımli/Dımıli adlandırmaları ve türevleri genel olarak Aksaray, Şanlıurfa, Siverek, Diyarbakır, Çüngüş, Adıyaman, Gerger ve Mutki gibi bölgelerde yaşayan Zazalar tarafından Güney Zazacası için kullanılsa da Güney Zazacasının yanı sıra aynı adlandırma, Dımıl(k)i, Alevi Zazalar tarafından Kuzey Zazacası için de kullanılmaktadır. Alevi Zazalar içinde günümüzde kendilerini Kırmanc ve konuştukları dili Kırmancki olarak adlandıran kesim geçmişte kendilerini ve dillerini Dimili olarak adlandırmaktaydı. Bu durum tarihi kaynaklara da yansımıştır. 1800'lü yılların son çeyreğinde Tunceli ve çevresini ziyaret edip bölgede yaşayan Zazalar hakkında detaylı gözlemler sunan yazarlar Andranik ve Mkrtčʿean, yayımladıkları eserlerinde bölgede yaşayan Zazaları Kırmanc değil Dimili (dǝmǝli, dlmikner) olarak kaydetmiştir. Bu bakımdan Kırmanc şeklindeki adlandırmanın bu bölgelerde yaşayan bazı Zazaların sonradan edindikleri bir adlandırma olduğu düşünülmektedir. Zaza ve Dımıli dışında yaygın olmayan birkaç bölgesel adlandırma daha bulunmaktadır. Bunlar Bingöl ve Palu gibi bölgelerde sınırlı şekilde kullanılan Kırd ve Alevi Zazaların Kiğı, Adaklı, Karlıova ile Varto, Hınıs ve Tekman bölgelerinde yaşayan kesimi tarafından kullanılan šarē ma (halkımız) şeklindeki adlandırmalardır.Francesco Rivola'nın bir eserinde Demliler, bir tür Part ulusu olarak geçer.
Zazaların erken tarihi ve kökenine ilişkin birkaç teori bulunmaktadır. Bu noktada Zazaların kökenine dair en önemli teori, Zazaların aslen Hazar Denizi'nin güneyinde yer alan tarihî Deylem bölgesinden gelen Deylemliler olduklarıdır.

Deylem teorisi, Zazalar ve dilleri üzerine yapılan ilk modern çalışmalardan bu yana Friedrich Carl Andreas, Oskar Mann, Karl Hadank, Ely Bannister Soane, Artur Christensen, William Burley Lockwood, Richard N. Frye, Jos. Schrijnen, Vladimir Minorski, Ehsan Yarshater, David. N. Mackenzie, Gernot Ludwig Windfuhr, Walter Bruno Henning, Ludwig Paul, Ferdinand Hennerbichler, Carlo G. Cereti, John A. Shoup, William Burley Lockwood, Clifford Edmund Bosworth, Kristine Grigorian, Garnik Asatrian, Victoria Arakelova ve diğer birçok akademisyen tarafından desteklenmiştir ve Zazalar ve dillerinin kökeniyle ilgili en çok kabul gören teori olmuştur. Bu teoriye göre Zazalar diğer topluluklarla birlikte Hazar Denizi'nin güney kıyılarındaki Deylem bölgesinden Anadolu'ya göç etmiştir. Deylem teorisi teorisyenlerine göre Zazaların Deylem bölgesinden Anadolu'ya göçü MS 9/10. ila 12. yüzyıllar arasında gerçekleşen Deylem genişlemesi sırasında gerçekleşmiştir. Bu yüzyıllarda komşu bölgelere akınlar düzenleyen Deylemliler Batı Asya içlerine yayılarak topraklarını genişletmiştir. Deylemli gruplar bu yayılma sürecinde Hazar kıyılarının çok ötesine akınlar düzenlemiş; İran sınırlarını aşarak kuzeybatıda Azerbaycan sınırlarını da aşıp Ermenistan, Arran, Vaspuragan, Bagrevand ve Anadolu içlerine ulaşmıştır. Deylemlilerin bu coğrafyalardaki askeri faaliyetleri geniş bir alana yayılmıştır; kuzeyde Gürcistan, Lazika (Karadeniz); batıda Irak, Suriye içleri ve Halep; kuzeybatıda Azerbaycan, Ermenistan ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu içlerinde Van, Kars, Ağrı, Erzurum, Pasinler, Malazgirt, Diyarbakır, Meyyâfârikîn (Silvan) ve Harput'a (Elazığ) kadar yayılıp bu bölgelerdeki askerî harekât ve savaşlarda varlık göstermişlerdir. Bu genişleme sürecinde birçok Deylemli topluluk çevre bölgelere yayılmış ve ulaştıkları bölgelerdeki yerli nüfus içinde asimile olmadan önce izole topluluklar halinde varlığını sürdürmüştür. Bu süreçte batıya doğru ilerleyen diğer Deylemli gruplarla birlikte Zazaların da batıya ilerleyerek şu anda yaşamakta oldukları topraklara yerleştikleri düşünülmektedir. Encyclopædia Iranica'ya göre de Zazaların kendilerini adlandırdıkları Dimlī veya Dīmla endonimleri etimolojik olarak Kuzey İran'daki Deylem bölgesine dayanmaktadır. Orta Çağ Ermeni tarih kayıtlarında Deylemliler delmik, dlmik olarak adlandırılmıştır. Bu adlandırmalar Orta İran dilinde Deylemli anlamına gelen *dēlmīk sözcüğünden türemiştir. Deylem bölgesi ve Deylemliler tarih boyunca delmik, dilmik, dilmuk, delum, dlm, dilm gibi farklı adlarla anılmıştır. Diyakronik olarak (artzamanlı olarak, zaman içinde) bu biçimler (dilm) fonolojik metateze (göçüşme) uğrayarak [/lm/->/ml/] dönüşmüş ve Dlmi -> Dmli gibi türevleri oluşturmuştur. Deylem bölgesinin tarihi adlandırmalarından biri olan "Dilm" biçimi, metateze uğramamış haliyle de bugün halen Zazaların tarafından kendilerini adlandırdıkları adlandırmalardan biri olan Dilmic sözcüğünde yansımaktadır ki sözcük morfolojik olarak Dilm sözcüğü ve Zazacada köken ve aidiyet belirten -ic ekinin, Deylem bölgesindeki dillerde aynı ek aidiyet belirtecek şekilde halen kullanılmaktadır, birleşiminden oluşmaktadır ve etimolojik olarak Dilmic -> Dilmli anlamına gelmektedir. Zazaların Deylem'den göçüyle ilgili dikkat çeken bir diğer ihtimal, bu göç hareketinin öngörülenden çok daha erken bir tarihte gerçekleşmiş olabileceğidir. Bu hususta Büyük Jüstinyen dönemi (MS 6. yüzyıl) Bizans tarihçisi Agathias (MS 536-582) kroniklerinin üçüncü kitabında Zazaların bugün yaşamakta oldukları Dicle nehrinin ötesinde yaşan ve Bizans İmparatorluğu'na karşı Sasani ordusunda savaşan Deylemliler anlamına gelen Dilimnites halkını (Dimli) kaydetmiştir. MS 8-9. yüzyıllara ait Pehlevi kaynağı Bundahişn'de de Zazaların bugün halen yaşamakta oldukları bölge, Bizans-Sasani sınırına hattına denk düşen Fırat-Dicle nehirlerinin doğduğu bölge, Deylem anlamına gelen Dēlamān/Dēlman olarak adlandırılmıştır. Erken Orta Çağ'a tarihlenen her iki belgede de Zazaların günümüzdeki yerleşim yerlerinin "Deylem/Deylemli" olarak kaydedilmesi, Zazaların Deylem bölgesinden tahmin edilenden çok daha erken bir dönemde göç etmiş olabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Deylem teorisi tarihi kayıtların yanı sıra dilbilimsel kanıtlarla da desteklenmiştir. Zazaca ile tarihi Deylem coğrafyasında bugün halen konuşulmakta olan Tatça, Talışça, Gilekçe, Mâzenderanca gibi dil ve lehçeler arasındaki güçlü yapısal benzerlik, Zaza dili üzerine çalışan ilk dil bilimcilerden itibaren tespit edilmiş ve karşılaştırmalı İran çalışmalarında (İranoloji) detaylı bir şekilde belgelenmiştir. Bölgede konuşulan diller, İran dilleri ailesi içinde Zaza diline en yakın dillerdir ve Zazaca bu dillerle diğer İran dillerinde bulunmayan birçok ortak dil özelliği ve karakteristik sözcük paylaşmaktadır. Bu bağlamda, Zazaca ile en çok dilsel akrabalık gösteren dillerin coğrafi olarak yakın bölgelerde konuşulan diller olmayıp Deylem havzasında konuşulan diller olması Zazaların Deylem kökenini ve Deylem bölgesinden göçlerinin ardından dillerini izole bir biçimde koruduklarını desteklemektedir. Deylemlilerin yanı sıra Zazalar ile ilişkilendirilen bir diğer Kuzey İran kökenli tarihi topluluk Partlar'dır. Part İmparatorluğu, Sasaniler'den önce İran'ı yöneten Kuzeydoğu İran orijinli bir halk olup Gernot Ludwig Windfuhr'a göre dilleri Zaza diline çok yakındır. İranlı tarihçi Kaveh Farrokh'a göre de Zazalarla Partlar arasında güçlü etnotarihsel bağlar bulunmakta olup Zazaların konuştuğu Zazaca Part dilinin günümüze ulaşmış yaşayan bir kalıntısıdır. Part bağlantısına dikkat çeken bir diğer isim Alman dil bilimci Jost Gippert'tir. Gippert de Zaza dilinin Part İmparatorluğu'nun resmi dili olan Partçaya gramer ve temel söz varlığı (core vocabulary), fonetik (ses bilgisi), morfoloji (şekil bilgisi), sentaks (sözdizim) ve leksik (kelime hazinesi) bakımdan çok yakın olduğunu saptamıştır. Zazacanın Hazar denizinin güneyindeki tarihi Parthia bölgesinde doğmuş Partçaya ve Parthia'ya görece yakın bölgelerde konuşulan Simnanca ve Sengserce gibi dillerle güçlü dil benzerliği de Hazar bölgesi kökenini desteklemektedir.
Bir diğer teori olan Anadolu teorisine göre, Zazaların kökeni halihazırda yerleşik oldukları Anadolu'nun doğusudur. Bu teoriye göre Zazalar Anadolu'nun doğu bölgelerinde yaşamaktayken Orta Çağ'da, daha güneyden Anadolu'ya doğru göç eden göçebe Kürtler tarafından diğer Doğu Anadolu halklarıyla birlikte daha kuzeye itilmiştir. Kürt göçünden sonra Doğu Anadolu'da yerleşik bazı topluluklar Kürtlerle kaynaşıp yok olmuşken, Zazalar ve Ermeniler asimilasyona direnç göstermiştir. Bu teorinin dayanaklarından biri Zazaların, Kürtlerin aksine, göçebelik geçmişlerinin olmaması ve göçebe hayat tarzına sahip olmamalarıdır. Eski çağlardan bu yana Doğu Anadolu'da yerleşik olan Ermenilerin ve Zazaların sözlü gelenek ürünlerinde birbirlerine yer vermeleri ve dil etkileşimi bu teorinin bir diğer dayanağıdır. Bu hususta Zazaca üzerine çalışan Alman dilbilimci Jost Gippert'e göre Zaza dili ve Ermeni dili arasındaki bu etkileşim "zamansal bir derinlik" gerektirmektedir. Partça ile benzerlik hususunda ise Gippert, alternatif olarak, Zaza dilinin Antik Çağ'da Part İmparatorluğu döneminde imparatorluğun doğu sınırlarından (Orta Asya) batı sınırı boyunca Doğu Anadolu'ya kadar konuşulmakta olan yerleşik birçok İran lehçelerinden biri olabileceğine ve dolayısıyla Zazaların herhangi bir yerden göç etmeyip eski çağlardan bu yana halihazırda yerleşik oldukları bölgede yaşıyor olabilecekleri olasılığına dikkat çekmektedir. Nitekim Zazaların bugün yaşamakta oldukları bölgeler Part İmparatorluğu'nun batı sınırlarıyla örtüşmektedir. Pers kralı Büyük Darius döneminde yazılmış Behistun Yazıtları'nda (MÖ 6. yüzyıl, tahminen 520) Zazaların bugünkü yerleşim alanlarıyla örtüşen yukarı Fırat havzasının "Zāzāna" şeklinde adlandırılması da Anadolu teorisini desteklemektedir. Dil bilimci David Neil MacKenzie, Deylem teorisine alternatif olarak, Zazaların Deylem'den halihazırda yerleşik oldukları bölgeye risksiz geçmiş olma olasılıklarının karmaşık olduğuna işaret etmektedir. MacKenzie'ye göre Zazalar küçük ve izole bir topluluk olarak Doğu Anadolu'nun doğusunda, mevcut yerleşim yerlerinin biraz daha doğusunda varlık sürdürmekte iken daha güneyden Anadolu içlerine ilerleyen Kürtler tarafından yaşamakta oldukları Doğu Anadolu'nun doğusundan bugün yaşamakta oldukları yerlere itilmiştir. Bazı araştırmacılara göre ise Zaza sözcüğü Sasa veya Sasan (Sasani) sözcüğünden türemiştir. Bu noktada Zaza dilinin Sasanilerin diline yakın olduğu, Zazaların Sasani imparatorluğunun, dillerinin ise Sasani Farsçasının ardılı olarak kabul edilmektedir. Sasani görüşüne göre, İran Arap istilasına uğradıktan Sasani soyluları doğu ve batı olmak üzere iki yöne kaçmıştır. Doğu yönüne gidenler ikiye ayrılıp bir kısmı kuzeye diğer kısmı daha güneye (ör. Arap istilası sonucu İran'dan kaçan Parsiler) yönelirken batı yönüne giden Sasani soyluları Zazaların bugünkü yerleşim yerlerine, Doğu Anadolu dağlarına sığınmıştır ve Zazalar Arap İstilası sonucu Anadolu'ya sığınan Sasani soylularının devamıdır.
1514 Çaldıran Savaşı sonrasında Doğu Anadolu'nun Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmesi ile birlikte Zaza nüfusunun yaşadığı alanlar da Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu tarihten itibaren Zazalar Osmanlı toplumunun bir parçası olarak idari ve sosyal sisteme dâhil olmuştur. 1621'de Francesco Rivola tarafından Ermenistan coğrafyası, komşu halklar ve ülkelere dair detaylı tanımlamalar ve sözcükler içeren ve Ermenicenin basılı ilk sözlüğü olan Dictionarium Armeno-Latinum'da Zazalar, Ermenilerin kendilerini adlandırdığı biçimde Demli ("Դմլի") şeklinde "Part uluslarından biri" olarak tanımlanmıştır. 18. yüzyılda yaşamış Ermeni kronikçi Divriğili Hagop, Küçük Kronikler (1737–1783) adlı eserinde, Elâzığ yöresinden gelerek Sivas bölgesindeki eşkıyalarla mücadele eden Zazaları aktarmıştır. Alman seyyah ve haritacı Carsten Niebuhr, 1778 yılında Arabistan gezisini ele aldığı Arabistan ve Civar Ülkelere Gezi Notları adlı eserinde, Anadolu güzergâhı üzerinde Siverek ile Erzurum arasında yerleşik Zazaları kaydetmiştir. Yakın Doğu coğrafyasında incelemelerde bulunan bir diğer Batılı yazar Claudius James Rich de 1836 yılında ölümünden sonra yayımlanan yayımlanan eserinde Anadolu seyahati esnasında Hasan Dağı civarında meskûn Zazaları kaydetmiştir. Osmanlı toprakları dışında 1856 yılında Rus oryantalist Lerch, Kırım Savaşı'nda Ruslara esir düşen Osmanlı askerlerinin tutulduğu Roslow'da Zaza kökenli Osmanlı askerleri arasında Zazaca bazı derlemeler yapmıştır. 1862'de Otto Blau Dersim bölgesinde yerleşik Alevi Zazaların yaşamlarını ve dillerini ele almıştır. Ancak bu eserler Zazalar hakkında kapsamlı bilgiler içermemektedir. Ermeniler'le yüzyıllar boyunca Anadolu'nun aynı bölgelerinde yaşamalarına bağlı olarak Zazalar hakkında kapsamlı ilk eserler Ermeni komşuları tarafından verilmiştir. 1800'lerin sonlarında, Ermeni seyyah Andranik, Dersim bölgesini ziyaret etmiş ve Zazalar ("dǝmǝli" olarak adlandırmaktadır) ve bölgenin coğrafyası, kültürü ve sosyolojisi hakkında kapsamlı bilgiler içeren bir gezi yazısı yayınlamıştır. Andranik eserinde, Zazaların kökenini tartışırken, Zazaların, eski Ermeni kaynaklarında belirtildiği gibi, Orta Çağ'da Anadolu'ya akınlar düzenleyen Deylemlilerin ("delmik" olarak bahsedilmektedir) soyundan geldiğini belirtmiştir. Yine 1800'lerin sonlarında, A. Mkrtčʿean adlı bir Ermeni yazar tarafından Zazalar hakkında ("dlmikner" olarak adlandırmaktadır) bir başka eser yayımlanmıştır. Eser, Zazalar, kültürleri, gelenekleri ve Ermenilere karşı tutumları hakkında genel bilgiler içermektedir. Mkrtčʿean'a ait bu eserde de Zazaların kökeninin Deylemlilere dayandığı ifade edilmiştir. 1878'de, 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından Berlin Kongresi'nde, Ermenilerin barış antlaşması sürecindeki durumu ele alınırken, Zazalar Batı Ermenistan'ın yerli halklarından biri olarak listelenmiştir. Benzer şekilde 20. yüzyılın başlarında, Paris Barış Konferansı'nda (1919) Ermeni temsilciler, Ermeni Sorunu üzerine konferansa sundukları memorandum metninde Zazaları tekrar Batı Ermenistan'ın yerli halklarından biri olarak tanımlamıştır. Zazalar ve Ermenilerin yüzyıllar boyunca Doğu Anadolu'nun aynı bölgelerinde birlikte yaşamaları, Zaza dilinin, özellikle kuzey lehçesinin, fonolojik olarak Ermeniceden etkilenmesine yol açmıştır. Kaçar İran'ı ve Osmanlı İmparatorluğu'na kapsamlı seyahatler düzenleyen Alman İranolog Oskar Mann 1905-1906'da Yukarı Fırat bölgesinde Gerger, Bucak, Kor, Çapakçur, Palu, Kiğı ve Siverek bölgelerindeki Zazaları kaydetmiştir ve Zaza diline dair kapsamlı bir dokümantasyon çalışması yürütmüştür. Mann, Zaza dilini dilbilimsel kriterlere göre detaylı bir biçimde analiz eden ve dilin İran dilleri içindeki bağımsız statüsünü tespit eden çağdaş ilk dilbilimci ve İranolog'dur.
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleri ve cumhuriyetin ilk dönemlerinde ise Zazaların da yoğun olarak yaşadığı Doğu Anadolu, dinî ve siyasî nitelikli çeşitli çatışmaların ve güvenlik politikalarının önemli ölçüde etkilediği alanlar olmuştur. 1980'li yıllarla birlikte, özellikle 12 Eylül Darbesi'nden sonra, birçok Zaza entelektüel Türkiye'den Avrupa, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etmiştir. 1980'lerdeki Avrupa ülkelerine Zaza göçü ve Avrupa'daki görece özgür ortam, Zaza kültürünün Avrupa üzerinde canlanmasını sağlamıştır ve 1980'li yıllar ve takip eden dönemlerde Avrupa'daki Zazalar Zaza dili, tarihi ve kültürü ile ilgili birçok basılı eser yayımlamıştır. 2004'te Almanya'da dilbilimciler tarafından Frankfurt Zaza Dil Enstitüsü; 2011'de ise İstanbul'da Zaza Dil ve Kültür Derneği kurulmuştur. 2010'lu yıllarla birlikte birçok yerel Zaza dil ve kültür derneği kurulmuş ve 2018'de derneklerin birleşimiyle Ankara'da Zaza Dernekleri Federasyonu kurulmuştur.
Zazaların nüfusuna ilişkin net istatistikler bulunmamakla birlikte genel tahminlere göre nüfusları yaklaşık olarak 2-3 ila 4-6 milyon kişi arasında değişmektedir. Zazaca konuşan halkın yerleşim alanı ve Zaza dilinin konuşulduğu bölgeler coğrafi bir bütünlük gösterir. Zazaların yoğun olarak yerleşik olduğu bu bölgeler Doğu Anadolu'nun Yukarı Fırat ve Dicle havzasında yer almaktadır. Zazalar ağırlıklı olarak Anadolu'nun doğusunda Bingöl (bütün ilçeleri), Tunceli (bütün ilçeleri,) Elâzığ (doğu bölgesi, kuzeyi ve güneyi; Maden, Arıcak, Palu, Kovancılar, Sivrice, Karakoçan ve Alacakaya gibi ilçeleri), Malatya (doğu bölgesi), Erzincan (Merkez, Tercan, Çayırlı, ve yer yer diğer ilçeleri), Erzurum (Hınıs, Tekman, Aşkale, Çat ve yer yer diğer ilçeleri), Ardahan (Göle ilçesi), Kars (Selim ilçesi), Muş (Varto ilçesi), Bitlis (Mutki ve Tatvan ilçeleri); güneydoğusunda Adıyaman (Gerger), Diyarbakır (kuzey ve batı bölgelerindeki Çermik, Çüngüş, Ergani, Eğil, Dicle, Lice, Hani, Kulp ilçeleri), Şanlıurfa (Siverek, Hilvan ilçeleri), Batman (Batman, Kozluk ilçesi), Mardin (Derik ilçesi), Bitlis (Mutki, Tatvan ilçesi), iç bölgelerinde Sivas (Zara, Ulaş, Kangal ilçeleri), Kayseri (Sarız ilçesi), Aksaray (Ekecik ilçesi) ve kuzeyinde Tokat (Almus ilçesi) ve Gümüşhane (Kelkit, Şiran) gibi yerlerde yerleşiktirler.
Türkiye'de dışında Batı Avrupa'da yaklaşık 300.000 kişilik bir Zaza diasporasının bulunduğu tahmin edilmektedir. Avrupa'da yaşayan Zazalar özellikle Almanya, Fransa, Avusturya, İsveç, İsviçre ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde yaşamaktadır.

Zazaların dili Zazaca olmakla birlikte Zaza dili dilbilimsel olarak Hint-Avrupa dil ailesinin İran dilleri grubunun kuzeybatı İran dilleri koluna bağlı bir dildir. Dil, uluslararası dilbilim otoriteleri tarafından bir makro dil olarak kabul edilmektedir. SIL International, Zaza dilini Güney Zazacası ve Kuzey Zazacası diyalektlerinden oluşan bir makro dil olarak sınıflandırmaktadır. Diğer uluslararası dilbilim otoriteleri olan Ethnologue ve Glottolog da Zaza dilini Güney Zazacası ve Kuzey Zazacası olmak üzere iki ayrı dilden oluşan bir makro dil olarak sınıflandırmaktadır.
Gramer, morfosentaktik yapı, temel söz varlığı ve diyakronik (tarihsel) gelişim açısından Zaza dili kuzeybatı İran dilleri kolunda Talışça, Tatça (Eski Azeri lehçeleri) ve Hazar Denizi kıyılarında konuşulan Sengserce, Simnanca, Gilekçe, Mâzenderanca gibi kuzeybatı İran dilleri ile yakınlık arz etmektedir ve bu dillerle birlikte kuzeybatı İran dilleri içinde bir dil kuşağı oluşturmaktadır. Dil, diyakronik gelişimi açısından antik İran dillerinin birçok eski (arkaik) özelliğini bugüne kadar korumuştur. Bu bakımdan dil, eski İrani dil özelliklerini günümüze kadar muhafaza edebilmiş en arkaik kuzeybatı İran dillerinden biridir. Dil aynı zamanda yakın ilişkili Tatça, Simnanca, Sengserce gibi diğer kuzeybatı İran dillerine benzer şekilde eril-dişil ayrımına dayalı ikili bir gramatik cinsiyet sistemine sahiptir ve bu gramatik cinsiyet sistemi dilin tüm morfolojisinde görülmektedir. Zaza dilinde Farsça ve İngilizce gibi Hint-Avrupa dillerinde de mevcut olan "perfect tense" yani tamamlanmış zaman olarak tanımlanan zaman da bulunmaktadır. Bunun dışında, Zaza dili, dil yapısı bakımından Sasani İmparatorluğu'nun yazı dili olan Orta Farsça, Kuzey İran'da kurulmuş Part İmparatorluğu'nun resmî dili Partça ve Kuşan ve Eftalit imparatorluklarının resmi dili Baktarça ile önemli ölçüde benzerlik göstermektedir. Bunların yanı sıra Zazalar arasında çift dillilik veya çok dillilik görülebilir. Yaşadıkları veya göç ettikleri coğrafyanın siyasi ve demografik koşullarına göre Türkçe, Kürtçe ve Arapça gibi diller de konuşulur.
Zaza diline ait yazılı ilk eserler Osmanlı döneminde verilmiştir. Dilinin elde bulunan yazılı ilk metni, Arap harfleri ve nesih hattıyla Hicri 1212'de (1798) yazılmıştır ve apokaliptik konuları ve şiirsel metinleri içermektedir. Bir diğer eser, Osmanlı-Zaza yazar Ahmed el-Hasi'nin Arap harfleri ve aruz ölçüsü kullanarak kaleme aldığı 1892 yılında yazılan mevlittir. Osman Esad Efendi tarafından Siverek’te 1901/1903'te kaleme alınmış mevlit dilde yazılmış ilk eserlerinden bir diğeridir. Günümüzde ise Bingöl ve Munzur üniversitelerinde Zaza dili ve edebiyatına yönelik eğitim verilmektedir. 2021'de bu dilde yayın yapan Zaza TV kanalı yayın hayatına başlamıştır. Dil 2010'da UNESCO tarafından "kırılgan" olarak sınıflandırılmıştır.
Zazaların dini ağırlıklı olarak İslâm'dır. Mezhep yoğunluğu ise Sünnilik ve Alevilik'tir. Alevi Zazalar daha homojen bir mezhep dağılımına sahipken Sünni Zazalar Hanefi ve Şafiî mezheplerine ayrılmıştır. Zazaların mezhepsel bölünmeleri Zaza dilinin üç ana lehçesine yansımıştır ve Zaza dilinin lehçelerinin coğrafi dağılımı, Zazaların mezhepsel bölünmeleriyle hemen hemen örtüşmektedir. Daha arkaik (eski) olan Güney Zazacasını konuşan grup ağırlıklı olarak Şafiî olan Kürtlerin aksine bölgede yaşayan Türkler ve Araplar gibi Hanefi mezhebine bağlıdır. Dilin doğu lehçesini konuşan doğu grubu ise genellikle Şafiî mezhebine mensuptur. Kuzey lehçesini konuşan grup ise Alevi inancına bağlıdır. Zaza Aleviliği, birçok yerel ve doğal unsuru bünyesinde barındıran heterodoks ve mistik bir inanç sistemidir. Gerger'de sayıları günümüzde oldukça azalan Zazaca konuşan küçük bir Hristiyan nüfus da bulunmaktadır. Geçmişte yaklaşık yüz elli haneden oluşan Hristiyan nüfus, günümüzde altı haneye kadar gerilemiştir.
Sünni kesim içerisinde kalan Zazalar Elâzığ, Bingöl, Diyarbakır, Adıyaman, Şanlıurfa, Malatya, Bitlis, Batman illerinin belirli bölgeleri ve ilçeleri ile Aksaray bölgesinde yaşamaktadır. Alevi Zazalar ise Sivas, Zara, Kangal, Ulaş, Divriği ilçelerinden Varto-Hınıs, Tunceli, Gümüşhane, Erzincan, Erzurum, Kars ve kısmen Bingöl yöresine uzanan bölgede, ayrıca Kayseri'nin Sarız ilçesinde yaşamaktadır. Özellikle Alevi-Sünni ve Hanefi-Şafii farklılığı Zaza dilinde ve Zazalarda önemli şive ve kültür farklılığını da beraberinde getirmiştir. Zaza dilinin güney ve doğu lehçeleri ve ağızları Sünni Zazalar; kuzey lehçesi ve ağızları ise Alevi Zazalar tarafından konuşulmaktadır.
Zazalar, tarih boyunca feodal ve kırsal bir yapıda yerleşik tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlamıştır. Kültürel mirası ve gelenekleri, göçebe gelenekten ziyade köklü bir yerleşik yaşama sahip olduklarını gösterip güçlü bir tarım geçmişine işaret etmektedir. Tarih boyunca tarım, çiftçilik, hayvancılık ve bahçecilik faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Beldelerde ve köylerde ikamet edenleri ise tarımsal ve ticari faaliyetlerle uğraşmaktadır. Yaşadıkları Doğu Anadolu tarih boyunca pek çok farklı topluluk ve devlete ev sahipliği yaparak kültürel açıdan bir kesişim noktası olmuştur. Bu demografik ve sosyokültürel çeşitliliğin merkezinde yaşamalarına bağlı olarak Zazalar yaşadıkları bölgede komşuları olan Türkler, Türkmenler, Ermeniler, Araplar ve Kürtler gibi diğer halklarla yüzyıllar boyunca derin kültürel etkileşim içinde olmuşlardır. Söz konusu kültürel etkileşim, Zazalarla bölgede yaşayan farklı halklar arasında kültürel yakınlık yaratmakta birlikte Zaza dilinin komşu diller ile birçok sözcük alışverişinde bulunmasını sağlamıştır. Aynı zamanda dilin yazıya geç geçirilmesine bağlı olarak sözlü edebi gelenekleri güçlüdür. Türkü, şarkı, ilahi, fabl, öykü ve atasözleri ve deyim ürünleri oldukça fazladır. Mezhepsel olarak Sünni ve Alevi ayrımı, Zazaların temel olarak inanç ve ibadet pratiklerinde farklılaşmalara yol açmıştır. Bu ayrım aynı zamanda Zazaların yaşam pratiklerine de yansımıştır. Alevi Zazalar kendine özgü mitolojik unsurlar ve doğa inançlarını da barındıran geleneksel Anadolu Aleviliği kültürünü benimserken Sünni Zazalar yaşam tarzlarında ve inançlarında klasik Sünni İslam kültürünü esas alırlar. Atasoylu bir toplum yapısına sahip olmalarıyla birlikte Zazalarda tek eşlilik hakimdir, çok eşlilik yok denecek kadar azdır ve yaygın bir pratik değildir. Diğer İrani halklarla da dil ve kültür bağlamında belirli ortak özellikler paylaşırlar.
Elâzığ, Tunceli taraflarında bazı köylerde kadınlar şalvar, başlarında leçeg veya puşi, bellerine şal veya kuşak giyerler. Erkekler de takım şalvar, başlarına köşeli şapka, puşi veya desmal giyer ve bellerine de kuşak bağlarlar. Bingöl bölgesinde ise erkeklerde külah genelde dini inanç amaçlı olarak kullanılmakta, kadınlar ise çarşaf ve şalvar giymektedir.
Zaza oyunları, Zaza halayı, qaraçor, çaçan, iki ayak, devzer, esmer, fadiki, diz kırma, ters oyun ve Bingöl geneli kartal oyunu gibi düğün oyunlarıdır. Oyunlar sözlü söyleyip oynamalar, kaval ile oynamalar ve davul-zurna ile oynamalar olarak üçe ayrılır. Geleneksel Zaza müziği; aşk, özlem ve insana dair halleri merkezine alan bir yapıya sahiptir. Ağırlıklı olarak memleket özlemi, vatanseverlik, ölüm ve sonsuzluk, hasret, aşk ve kardeşlik, yoksulluk ve refah gibi temaları içermektedir. Davul, saz, tambur, zurna gibi enstrümanlar kullanılmaktadır.
Zaza mutfağı temel karakteristikleri ve bileşenleri itibarıyla Anadolu mutfak geleneği ile önemli ölçüde paralellik göstermekte olup verilen ürünler klasik Anadolu mutfağı ürünlerine benzerdir. Bingöl yöresinde yemek olarak tava, kavurma, içli köfte, kalbur basması, karnıyarık, gudu faslun, keldaş, klorik, kiremti güveç, dolma, lopik, sörina pel, zerbet, parpar, sarma; germ, tutmaç, germa keşk, kıcı, yeluk gibi çorba tüleri; bişi, patile, kılç, kıymalı börek, Zaza böreği, löl, turakin, su böreği gibi hamur işi; pide, tandır ve sac ekmekleri ve kadayıf, baklava, sütlaç, şilki gibi tatılar; Elazığ yöresinde kavurma, keldaş, gömme, patila, hıngel, sırın, lobik, sac böreği, zerbet, maden köftesi; Tunceli yöresinde aş, germiya dew, tutmaç, düğün, düğürcük gibi çorbalar; zerefet, sir, kavurmalı gömme, patila, kül kömbesi, cumur, hıngel, kete, eşkene gibi hamur ürünleri, ayranlı, içli, etli, hazırlop köfteler, aşure, kuymak gibi tatlılar ve babıko, bıcık, zerbet gibi ana yemek türleri; germ, tutmaç, germa keşk, kıcı, yeluk gibi çorba tüleri; bişi, patile, kılç, kıymalı börek, löl, turakin, su böreği gibi hamur işi; pide, tandır ve sac ekmekleri ve keşka, helisa, malez, patila, pêsare, şir, bıcıka qatqatın, çhebelek, dogma, serun, totur aw, mastuva, çırvila gibi ürünlerden oluşmaktadır.
Zazaların, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı gibi komşu halklarla ortak kutlanan bazı bayram ve özel günler dışında, kendilerini komşu halklardan ayıran, kendilerine özgü bayramları, kutlamaları ve özel günleri vardır. Zazaların kendilerine özgü kutlamaları ve özel günlerinin bazıları Gağand, Newe Marti, Kormışkan, Hewtemal, Qereçarseme/Karaçarşamba ve Serra Newe'dir. Gağand ve Serra Newe Zazaların yeni yıl bayramlarıdır. Kormışkan ve Hawtemal ise Zazaların bahar bayramlarıdır. Bu kutlama ve özel günlerden bazıları Zazaların tamamı tarafından kutlanırken bazıları mezhep farklılıklarına bağlı olarak Sünni ya da Alevi Zazalar tarafından kutlanmaktadır. Zazalar tarafından kutlanan bazı bayram ve özel günler şu şekildedir:
Bazı yazar ve araştırmacılar, "Zaza" adının tarihî Zawzan bölgesi ile ilgili olabileceğini belirtmektedir. Kimi kaynaklarda bu isim "Zevezan", "Zuzaniye", "Zevazaniye" veya "Zavzan" biçiminde de yazılmaktadır. İbn al-Athir ve İbnü'l-Esir'e (1160-1234) göre ise 'Zawzan', "Musul'dan, Ahlat yakınlarına kadar uzanıyor, Azerbaycan tarafından da Selmas'a kavuşuyordu." 10. yy. da Van Gölünün, güney kısmına tekabül eden coğrafyaya bir dönem "Zawzan" denmiştir. Bu coğrafi adlara MS 10. ve 13. yüzyıl arasında El Mesudi, İbn Miskawaihi, Yakut ve başkalarında da rastlarız. 13. yüzyılda henüz kullanılan bir addı. Zaza kökü korunursa bu ad Zazavan olarak düşünülmelidir. 13. yüzyıl coğrafyacılarından Yakut, 1225'te yazdığı "Mu'jam-ul-Buldan (ii, 957)" adlı eserinde Zawazan'ı "Ermenistan dağları, Khilat (Ahlat, SC), Azerbaycan, Diyarbekir ve Musul arasında yer alan geniş bir eyalet olarak tarif eder." Behustin yazıtlarında Zazana adında geçen bölge için Bingöl Üniversitesinde 2011 yılında yapılan Uluslararası Zaza Tarihi ve Kültürü Sempozyumun'da Zazana Hakkında: "Taş yazıtının 20. Şiiri'nin hemen başında 'Zazana' diye bir yerin adı geçmektedir. Bu eski Farsça yazıtta, Zazana yukarı Fırat Havzası bölgesi olarak tanımlamak için kullanmaktadır. Bu bölge günümüzde Zaza Halkı'nın yaşadığı yerleşke alanlarıdır." denmiştir. Behistun Yazıtları'nda Zuzu ve Zuzza, tarihî Ermenistan bölgesinde bir şehrin adı olarak yer almaktadır. Zaza ve Dımıli/Dımli'nin dışında bölgelere göre kendilerini Dılmıc, Kırd, Kırmanc, Şarê Ma, Ma, Elewi olarak adlandıran Zazalar da bulunmaktadır. Bu noktada Dımıli ve Zaza'nın dışında Zaza dilinin kuzey lehçesini konuşan Alevi Zazalar tarafından kullanılan Kırmanc, Ma, Şarê Ma, Elewi ve Zaza dilinin doğu (merkez) lehçesinin konuşulduğu bazı bölgelerde Zaza ile birlikte sınırlı şekilde kullanılan Kırd diğer adlandırmalardır. Zazaistan bölgesel konseptini ilk defa ortaya atan isim Ebubekir Pamukçu olmuştur. 1991 yılında İsveç'te Ebubekir Pamukçu tarafından yayımlanan Raya Zazaistani (Zazaistan Yolu) Dergisi ilk kez 'Zazaistan' teriminin kullanılmış olduğu dergidir. Zazaistan, Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerinin bir kısmını oluşturan ve Zaza halkının yaşadığı coğrafi bölgedir. Zazaistan, Erzincan, Elâzığ, Tunceli'nin tamamını, Şanlıurfa, Malatya, Sivas, Bitlis, Bingöl, Erzurum, Diyarbakır, Muş'un bir kısmını kapsar.
...For almost a millennium the Dimlīs had no direct contact with their closest linguistic relatives. Nevertheless, their language has preserved numerous isoglosses with the dialects of the southern Caspian region, and its place in the Caspian dialect group of Northwest Iranian is clear. The Caspian dialects comprise Ṭālešī, Harzan(d)ī,...
The Zaza people are descended from immigrants from Dailam on the southern shore of the Caspian Sea and have in part retained the langauge of their ancestors, which they themselves call Dimli.
The emergence of the Zazas on the present inhabited territories is connected with the waves of migrations from Daylam, the highlands of Gilan, during the 10-12 centuries which is reflected in their ethnonym - Dim(i)Iī. The theory of the Caspian origin of the Zazas is substantiated both linguistically (the Zaza language is a North-West Iranian dialect close to Talishi, Azari, Gilyaki, etc.) and historically (there are authentic historical data about the migration of the Daylamits to Central Anatolia)
The Zaza people are descended from immigrants from Dailam on the southern shore of the Caspian Sea and have in part retained the language of their ancestors, which they themselves call Dimli.
[they call themselves Dimili...this people originated from Daylam and migrated to Armenia during the invasion by Tughril.]
Ẓāẓā (Dimlī), die Sprache deilemitischer Stämme, die ursprünglich in den Tälern westlichen Elburzgebirges Saẞen. [Ẓāẓā (Dimlī), is the language of Daylamite tribes who originally lived in the valleys of the western Alborz Mountains.]
...the Zaza people, who are known to have come originally from Dailam on the southern shore of the Caspian.
the Zaza people, originally from Dēlam, live today, and lived probably as far back as the late Sasanian period in an area near the springs of the Tigris and that even today their language is known as Dimili.
...Zaza, the only true Dailami dialect we have...
....les zones habitées en Turquie par les Zazas, descendants des anciens Daylamites.
In the course of large waves of migrations, approximately in the 10th – 12th centuries, the Dailamites migrated to the west and settled in Central Anatolia. Thus, Dailamites are the direct ancestors of the Zaza (Dimli) people, presently inhabiting the province of Tunceli (historical Dersim) and the adjoining regions in nowadays Turkey.
The city is in the Dersim region of Western Armenia, a stronghold of the Zaza people. These are speakers of the dialect of Dailam in northern Iran and call their speech dilmi.
Zazaki: Its earlier location in the mountainous region of Gilan known as Deylam has long been suggested, reinforced by the endonym Dim(i)li. The Deylamites (Gk. Dolomitai) are first mentioned in Classical sources in the late second century BC.
Zaza is also called Dimili, a name that is thought to reflect its origin in Iran’s Daylam region that goes back to 12th century. This language is related to the Caspian Languages that include Mazandarani and Talysh but it has been geographically isolated from them for centuries.
The Zaza are also called Dimli, which supposedly comes from the ancient name Daylam or Dailam for the region to the south of the Caspian Sea
The Daylamits, direct ancestors of the Zazas, had most probably preserved a considerable pre-Islamic layer in their authentic...
...sollen die Zaza ursprünglich in den Gebieten Daylam, Mazandaran und dem Gebirge Demave an der Südwest-Küste des Kaspischen Meeres beheimatet gewesen sein...
Despite their migration in the 10th-12th centuries and the fact that for almost a millennium the Zāzā people had no direct contact with their closest linguistic relatives, the language of this people has preserved numerous phonetic, morphological, and lexical isoglosses with the South-Caspian Iranian dialects...
The early Zazas, called the Dailamites...
Zâzâ, leurs proches parents, aux abords de la Mer Caspienne. Tandis que les Zâzâ se déplaçaient vers l'ouest, sur le plateau armenién.
The Deylamite expansion also reached northwest to Azarbaijan and beyond.
Manzikert was subsequently garrisoned by a strong contingent of Daylamis from northern Iran...
In the course of large waves of migrations, approximately in the 10th – 12th centuries, the Dailamites migrated to the west and settled in Central Anatolia. According to different medieval historical sources, the Armenian population had close contacts with the delmiks/dlmiks. Various notable data regarding the toponym Dailam and different invasions of the Dailamites into the Armenian highlands were fixed in the works of such Armenian historians as Movses Xorenac‘i (5th century), Sebeos (7th century), Movses Kałankatvac‘i (10th century), T‘ovma Arcruni (10th century), Kirakos Ganjakec‘i (12th century), Samvel Anec‘i (12th century) and other authors of later period. Among particularly interesting facts is the description of a battle between the Armenian-Georgian joint detachments and the Dailamites, described by an Armenian chronicler of the 11th century Asoƚik (Step‘annos Vardapet Taronec‘i)
Isolated colonies of Daylamites survived in many places before they were absorbed by the local populations.
The emergence of the Zazas on the present inhabited territories is connected with the waves of migrations from Daylam...The theory of the Caspian origin of the Zazas is substantiated both linguistically (the Zaza language is a North-West Iranian dialect close to Talishi, Azari, Gilyaki, etc.) and historically (there are authentic historical data about the migration of the Daylamits to Central Anatolia)
...For almost a millennium the Dimlīs had no direct contact with their closest linguistic relatives. Nevertheless, their language has preserved numerous isoglosses with the dialects of the southern Caspian region, and its place in the Caspian dialect group of Northwest Iranian is clear. The Caspian dialects comprise Ṭālešī, Harzan(d)ī,...
The Zaza language belongs to the north-western group of the Iranian languages and is closely related to Tālišī, Harzanī...
The linguistic legacy of the Parthians is very strong in Iran, and all nations and regions termed as "Iran exterior". Parthian Pahlavi is still spoken by pockets of Zaza speakers in eastern Turkey.